İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/290 E. 2024/32 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/290
Karar No
2024/32
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/290 Esas KARAR NO:2024/32 DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:22/04/2022 KARAR TARİHİ:23/01/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Şirketin, 50 yıldan daha uzun bir geçmişe sahip ve enerji sektörüne odaklanmış ... Holding'in Türkiye pazarında bir iştiraki olup hem internet ortamında hem de Türkiye’de yaklaşık 60 farklı noktada bulunan ekspertiz merkezleri ile oldukça iyi tanınan ve tüketiciler tarafından tercih edilen bir firma olduğunu, müvekkili Şirketin, İstanbul'da kurulduğu Ocak 2019 tarihinden bugüne otomotiv sektöründe ve özellikle ikinci el araba satışı yaptığını, davalının imzalamış olduğu 11.03.2019 tarihli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, işten ayrıldığı tarihte en son Fiyatlandırma Müdürü olarak görev yaptığını, davalının ayrıca işe başlama tarihinde Müvekkili Şirket'in "Gizlilik ve Mahremiyet" adlı politikası dahil tüm politikalarını da okuyup, onayladığını, davalının 5 Kasım 2021 tarihi itibariyle el yazısıyla yazdığı istifa dilekçesi ile kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını, davalının 05.11.2021 tarihi tarihinden itibaren Müvekkili Şirket'in doğrudan rakibi olan ve e-ticaret alanında faaliyet gösterip ikinci el araç alım satımı yapan ... Mobil İnternet Servisleri ve Ticaret Anonim Şirketi'nde ("Rakip Şirket") Araba Operasyonları bölümünde "Fiyatlama Müdürü" olarak müvekkil şirkette görev yaptığı en son pozisyonda ve aynı görevde çalışmaya başladığını, davalı'nın iş sözleşmesi uyarınca iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 3 (üç) ay boyunca İstanbul, Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa, Samsun, Adana, Antalya ve Gaziantep illerinde yer alan ve müvekkili şirketi'nin işleri ile doğrudan rekabet halinde olan herhangi bir faaliyette bulunan şirketlerde çalışmama yükümlülüğü altında olduğunu, davalı'nın işbu rekabet etmeme maddesine aykırı davrandığını, davalının, ticari sır niteliği haiz olan müşteri bilgilerini haksız olarak elde ettiğini, müvekkili şirket'in büyük bir birikim gerektiren en değerli malvarlığını elde ederek müvekkili şirket'in zarara uğramasına yol açtığını, davalının, Müvekkili Sirket’in üst düzey yöneticilerinden biri olarak iş akdinin sona ermesinden sonraki 3 ay süresince rekabet etmeme yükümlülüğü üstlendiğini, rekabet etmeme yükümlülüğü üstlenmesinin sebebi önemli boyutta ticari sır ve gizli bilgiye erişim sağlayacak olması olduğunu, dolayısıyla Müvekkili Şirket’in rekabet etmeme taahhüdü talep etmesinde açık bir şekilde haklı bir menfaati bulunduğunu, ancak, davalının bu açık yükümlülüğü ihlal ederek, rakip şirket için çalıştığını, yukarıda açıklanan doğrultusunda, davalı'nın rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeniyle 50.000,00 TL maddi zararın tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir maddi zararı olduğunu kabul etmediklerini bir an için zarara uğradığı kabul edilirse dahi bu zararı belirsiz alacak davası olarak talep etmesi usul gereği mümkün olmadığını, müvekkili, davacı yanında 13.03.2019 -05.11.2021 tarihleri arasında çalıştığını, davacı işveren, taraflar arasında imzalanmış olan İş Sözleşmesi madde 14'de yazılı rekabet yasağı ve ayartmama hükümlerini davasına dayanak olarak gösterdiğini, bu sözleşmenin eşit veya birbirine yakın iki konumda olan taraflarca imzalanmamış olduğunu, tek taraflı olarak önceden işveren tarafından hazırlanmış olan bu sözleşme, düzenleyen tarafça müzakereye, pazarlığa ve tartışmaya açılmadan, konuşulmadan işçi tarafa imzalatılmış olduğunu, TBK Md.20/1'de zikredilen genel işlem koşulu niteliğinde olan bir sözleşme olduğunu, davacının dayanağı olan hüküm de davacı tarafından müzakereye ve tartışmaya açık olarak sunulmuş bir hüküm olmadığını, sadece söz konusu hükme değil iş sözleşmesinin tamamına bakıldığında dahi sadece müvekkili işçi aleyhine yükümlülükler ve sorumluluklara yer verildiğini, davacı işveren aleyhine ekstra bir yükümlülük veya hiçbir cezai şarta yer verilmediğini, sözleşmenin ilgili hükmünün genel işlem koşuluğu niteliğinde geçersiz bir hüküm olması bir yana bilindiği üzere rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin yaptığı iş ve konumu gereği işverenin üretim sırlarına ve müşteri çevresini tanımasını sağlıyorsa ve işçi bu bilgileri kullandığı takdirde işveren önemli ölçüde zarara uğrama ihtimali varsa, geçerli olduğunu, müvekkili, davacı şirketten önce de otomotiv sektöründe alım - satım - kiralama - değerleme işlerinde çalıştığını, davacı yanından önce 6 ay ... Otomotiv (... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.) adlı şirkette, 2 yıl ... Otomotiv (... A.Ş.) adlı şirkette, 4 yıl ... Otomotiv (... Otomotiv ve Servis ve Servis Hizmetleri A.Ş.) adlı şirkette, 1 yıl ... Sigorta ( ... Sigorta Ekspertiz Hiz. Ltd. Şti) adlı şirkette ve 3 yıl ... Otomotiv ( ... Otomotiv Tic. Ve San. A.Ş) adlı şirkette davacı yanında çalıştığı görevlerin aynısı veya benzer görevlerde çalıştığını, ayrıca 2 yıl ... adıyla kendisi Bağkur'lu olarak ikinci oto alım-satım işi yaptığını, bu hususlar müvekkilinin SGK kayıtlarında ve davacı tarafında da ibraz edilen müvekkile ait özgeçmiş belgesinden görüleceğini, davacı şirket bilindiği üzere ikinci el araç alım satımı yaptığını, ikinci el araç alım satım işi özel uzmanlık ve ihtisas gerektirmeyen, yeterli sermayesi olan herkesçe yapılabilecek nitelikte bir iş olduğunu, ikinci el araç alım satımı sürekli aynı veya belirli bir müşteri çevresiyle yapılan bir iş niteliğinde olmadığını, aracı olup satmak isteyen herhangi bir kişi veya araç almak isteyen herhangi bir kişi potansiyel müşterisi olduğunu, aynı kişilerin bir daha müşteri olma ihtimali az olduğunu, müşteri sirkülasyonun çok yoğun olduğu bir iş kol olduğunu, davacı yanında çalışmanın müvekkile katmış olduğu teknik bir bilgi, strateji, know-how, yöntem, müşteri portföy bilgisi vb şeyler söz konusu olmadığını, haklı nedenle iş akdini sonladırmış olan müvekkile genel işlem koşulu niteliğinde olan sözleşme ve rekabet yasağı hükmü gösterilerek tazminat talep edilmesi hakkaniyetli olmadığını, bu nedenle davacının davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, iş sözleşmesindeki haksız rekabet yasağının ihlalinden kaynaklı maddi tazminat davasıdır. Dosyada mevcut 8.02.2019 tarihli iş sözleşmesi incelendiğinde; rekabet yasağına ilişişkin "14.1. Rekabet Etmeme Yükümlülüğü: Çalışan işbu maddenin 14.2 bendinde belirtilen rekabet yasağı süresi boyunca doğrudan veya dolaylı olarak, kendi veya başkası namına işveren'in ve/veya grup şirketlerinin işleri ile doğrudan rekabet halinde olan herhangi bir faaliyette bulunmayacak, işveren'i şirket veya diğer bir kuruluşa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmayacak, bu kuruluşlarda çalışmayacak, veya bu kuruluşlara başka bir şekilde hizmet vermeyecektir. 14.2. Rekabet Yasağı Süresi: Rekabet etmeme yükümlülüğü, işbu Sözleşme süresince ve sözleşme'nin herhangi bir nedenle feshinden veya sona ermesinden itibaren üç ay süreyle yürürlükte kalacaktır.14.3. Rekabet Yasağı Bölgesi: Rekabet Yasağı yükümlülükleri, Sözleşme'nin sonlanması ertesinde İstanbul, Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa, Samsun, Adana, Antalya ve Gaziantep şehirleri sınırları içinde geçerli olacaktır. Ancak, Sözleşme süresince işbu düzenleme coğrafi bir alanla sınırlı değildir." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür. Dosyaya sunulan istifa dilekçesine göre davalının 01.11.2021 tarihinde şahsi gerekçelerle işten yarıldığı analşılmıştır. Mahkememizce yazılan müzekkereye ... firması tarafından verilen cevapta davalının 15.11.2021 tarihinde “Fiyatlandırma Müdürü” olarak göreve başladığı, davalının davacıda çalışırken hemde yeni iş yerinde araç değerlemesi/fiyatlandırması işi ile görevli yönetici müdür pozisyonunda olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında ''platform üzerinden araç alım satımları Türkiye de henüz yeni başlamıştı, davalıda bu sayede çalışmakta olduğum şirketin tüm bilgilerine vakıf olduğu, fiyatlandırma alım satış stratijileri, şirketin kuruluşundan itibaren tüm knowhow bilgilerine ulaştı, rekabet gücü elde edebilecek tüm materyallere ulaştı, bunlar çok ciddi analizler gerektiren bilgi birikimleridir, davalı da bu bilgilere şirketteki pozisyonu nedeniyle sahipti, davalı taraf öğrenmek için bile davacı şirketin çok büyük zararlar ettiği bilgileri rekabet halinde olduğu bir şirkete çalışmaya başlayarak kullanmıştır... davalı bizim şirketin iş ortaklarına ilişkin bilgilere de vakıf olduğundan bu şirketler ile daha sonra görüşmüş ve rakip şirket ile iş ortakları arasında sözleşmeler yapmışlar, bizde bu nedenle iş ortakları ile işlerimizi kaybettik,.... davacı şirkete ait tüm dataların toplandığı, tüm verilerin yer aldığı admin portal isimli platform vardır, davalı taraf bunlara ulaştı, ulaşma yetkisi vardı, bu bilgileri kullanarak yeni görev aldığı şirkette tüm müşteriler ve araçlara ilişkin bilgilerini kullanma olanağı doğdu, fakat kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, bu portala sadece yönetici pozisyonunda olanlar erişebilir.... davalı benim bildiğim kadarıyla daha önceden de ikinci el araç satışları yapan firmalarda satış uzmanı olarak çalışmıştır ancak davacı şirkettte görevi fiyatlandırma idi, bu işi yapan davacı şirket dışında yaklaşık 3 adet şirket daha vardır diye biliyorum, iş ortakları olan şirketler ile davalının doğrudan bir görüşmesi olup olmadığını bilmiyorum'' şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce dinlenen Davacı tanığı ...'ın da benzer beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce alının bilirkişi raporunda sonuç olarak; Rekabet yasağına ilişkin hükme getirilen sınırlamaların zaman ve konu bakımından geçerli nitelikte olduğu; Yer bakımından yapılan sınırlamanın ise geniş nitelikte olduğu; ancak geniş nitelikteki sınırlamanın rekabet yasağı hükmüne etkisi bakımından iki görüşün bulunduğu; rekabet yasağı hükmünü tümüyle batıl hale geleceği ya da kısmi geçersizlik yaptırımının uygulanarak yalnızca hükmün İstanbul için geçerli tutulacağı şeklindeki görüşlerden hangisinin tercih edildiğine göre sonucun değişeceği; Davalı işçinin iş sözleşmesini sona erdirdiği anlaşılmakla birlikte feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunda dosya münderecatında yeterli düzeyde bilgi ve belgeye ulaşılamadığı; şayet Sayın Mahkemenizce feshin haklı nedene dayanıldığı yönünde bir tespitte bulunulursa davalının rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında sorumlu olmadığı; Zarar bakımından yapılan değerlendirmede önemli bir zarar verme tehlikesinin bulunduğu, Davacı tarafça talep edilen sair zarar taleplerine yönelik olarak bu zararların ne olduğu ve ne şekilde zarara uğranıldığına yönelik olarak açıklayıcı bir bilgi veya zarar iddiasına dayanak bilgi ve belgeler dosyada bulunmadığı, bu nedenle davacı taleplerine yönelik olarak bu yönde herhangi bir inceleme ve tespit yapılamadığı, mütaala edildiği anlaşıldı. 6098 sayılı yasanın 444. Maddesi ''Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.'' hükmünü içermektedir. 6098 sayılı yasanın 445. Maddesi ''Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.'' hükmünü içermektedir. 6098 sayılı yasanın 446. Maddesi ''Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.'' hükmünü içermektedir. Dosya kapsamına göre davalının araç değerleme konusunda yönetici sıfatıyla çalıştığı, davacıya ait müşteri çevresi ve ticari bilgiler hakkında bilgi sahibi olma olanağına sahip olduğu, sözleşmede rekabet yasağının 3 ay ile sınırlandığı, yasak işlerin ise işveren ve grup şirketlerin işleri ile sınırlandırıldığı, konu ve süre yönünden getirilen sınırlamaların makul olduğu, davacının konumun itibariyle zarar tehlikesinin de bulunduğu, coğrafi olarak “İstanbul, Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa, Samsun, Adana, Antalya ve Gaziantep şehirleri” şeklinde bir sınırlamanın işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak güçleştireceği, rekabet yasağının coğrafi alan bakımından sözleşmenin ifa yeri olan İstanbul için geçerli olabileceği düşünülse bile davalının 3 ay süreyle çok geniş bir cağrafi alanı ve sektörde büyük iş hacmi olan/olacak neredeyse tüm büyük şehirleri kapsadığı buna karşılık davacı işverenin bir yükümlülük üstlenmediği görülmüştür. Benzer bir davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi14. Hukuk Dairesinin 04.03.2021 tarihli ... sayılı ilamı; '' İş sözleşmesinin sona ermesinden sonra, işveren, işçinin rakip firmalarda çalışmamasını, yani çalışma hak ve özgürlüğünün sınırlandırılmasını istiyorsa, bunun karşılığında işçiye karşı bir edim üstlenmelidir. Kanun, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirilmesini sosyal amaçlarla, yani işçiyi korumak amacıyla getirmiştir. İşçi aleyhine konulan ceza koşuluna karşılık, işverene de bir ceza koşulu öngörülebileceği gibi karşılıklılık başka şekillerde de sağlanabilir. Örneğin, rekabet yasağı karşılığında işveren, işçiye belirli bir miktar ödeme yapmayı veya yoksun kalacağı çalışma hakkı karşılığında aylık ücretinin belli bir kısmını yasak süresi boyunca ödemeyi üstlenebilir. Kanun, karşılığın mutlaka bir ceza koşuluyla düzenlenmesini aramamıştır. Diğer taraftan, ceza koşulu içeren düzenlemenin ayrı bir kağıda yazılmasının da sonuca etkisi olamaz. Hizmet ilişkisini düzenleyen bir metin, ayrı kağıtlara yazılsa da hizmet sözleşmesine ek niteliği taşır. Bir ceza koşulunun, salt ayrı bir metin halinde düzenlenmiş olması, ayrı bir kağıda yazılmış olması, hizmet sözleşmesine yazılsaydı geçersiz olacak koşula geçerlilik kazandıramaz. Aksinin kabulü halinde, işçi aleyhine tek taraflı ceza koşulu içeren hükümlerin hizmet sözleşmesine değil, ayrı bir belgeye yazılarak, kanunun emredici şekilde düzenlediği tek taraflı ceza koşulu yasağı uygulanamaz hale getirilebilecektir. Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya gelinirse; işçinin rekabet yasağını ve buna bağlı olarak ceza koşulunu düzenleyen sözleşmede, sadece işçi aleyhine ceza koşulu getirildiği, bunun karşılığında işverene bir yükümlülük getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle sözleşmedeki ceza koşulu geçersizdir. TBK'nın 420/1. maddesindeki düzenleme emredici bir hüküm olup kamu düzenini ilgilendirdiğinden, HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen dikkate alınması gerekir. Ceza koşulu geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.'' Dosya kapsamına göre davacı ile davalı işçi arasında akdedilen rekabet etmeme yasağının tek taraflı yükümlülük içerdiği, davalı işçi bakımından bir menfaat öngörülmediği, sözleşmede öngörülen rekabet yasağının geçerli olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile fazla alınan bakiye 427,60 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 680 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/01/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/290, K. 2024/32, T. 23.01.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-290-e-2024-32-k-579713fdab7f