İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1064 E. 2024/991 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1064
Karar No
2024/991
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1064 Esas KARAR NO : 2024/991 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2023 KARAR TARİHİ : 04/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;davalı tarafın müvekkili şirkette 08/04/2014 - 30/04/2022 tarihleri arasında son olarak "Yurt içi Satış Pazarlama Temsilcisi" pozisyonunda çalıştığını, yurt içindeki müşterilerle doğrudan iletişim kuran ve şirket adına sık sık yaptığı seyahat ve ziyaretlerle şirketin dış dünyadaki yüzü ve temsilcisi olan davalı, görevi ve pozisyonu gereği şirket adına pek çok kritik görüşme gerçekleştirmekle beraber şirketle alakalı pek çok ticari sır ve bilgiye sahip olduğunu, davalının kendi isteği ve özgür iradesi ile taraflar arasındaki iş akdini sonlandırdığını, ihbar süresinde görev yaptığı sürede tanışmış olduğu bazı müşterilere, kendisinin yakın zamanda müvekkil şirketin yurtiçi pazardaki en büyük rakibi konumundaki "...." adlı firmaya gideceğini, bundan sonra kendileriyle bu şirket üzerinden çalışmaya devam edeceğini belirttiğini, davacı tarafın rakip firmada çalışmaya başladıktan sonra müvekkili şirket personellerinden başta ..... olmak üzere kritik konumda olan ve şirketin ticari sırlarına ilişkin kritik bilgi ve belgelere erişim imkanı olan personelleri rakip şirket ....'ya geçişi hususunda çalışmalar yaptığını, personellerle kurduğu iletişimlerde öncelikle müvekkili şirkete ve iç işleyişine dair bilgiler edindiğini ve yöneticileriyle paylaştığını, daha sonra ise bu personellerin rakip şirkete geçişleri için aracılık faaliyetlerinde bulunduğunu, tüm bu hususların ayrıca müvekkili şirket eski personeli olan ve halihazırda aynı konulu dava ikame edilen ....'nın ... numaralı şirket hattı üzerinden gerçekleştirdiği görüşmelerde tespit edildiğini, .... numaralı hat ... tarafından kullanıldığını, davalı ile aralarındaki iş sözleşmesi gereğince davalının müvekkili şirketle rekabet etmemeyi, ve müvekkil şirketin rakip olduğu başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiğini, sözleşme koşulları incelendiğinde, yasayla belirlenen süre, yer ve faaliyet konusu açısından geçerli ve taahhüt edilen cezai şart niteliğindeki yükümlülük açısından hakkaniyete uygun olduğunu, davalının müvekkil şirketten ayrıldığını ve daha sonra ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ünvanlı, müvekkil şirketle aynı faaliyet konusunda iştigal eden ve müvekkili şirketin rakibi olan başka bir firmada çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin faaliyet konusu, emprime baskı boyası ve baskı atölyesi makineleri üretimi olup davalının çalıştığı firma olup ticari faaliyet konusu aynı olan iki şirket pazarda birbirinin ticari rakibi konumunda olduğunu, bu durumda müvekkili şirketin korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğunun açık olduğunu, zira müvekkilin işlerini ve işle ilgili sırlarını, müvekkilinin çevresini bildiğini, davalının müvekkili şirkete olarak rekabet yasağı taahhüdünü açıkça ihlal etmiş olduğunu ve bu nedenle cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, davalı .....'ün hukuken geçerli olan rekabet yasağı düzenlemesini ihlal etmesi sebebiyle öngörülen cezai şart tutarının, hakkı ihlal edilen ve haksız rekabete uğramakta olan müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, fazlaya ilişkin her türlü talep, hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulünü, iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağının hükmünün ihlali sebebiyle, şimdilik cezai şart olarak kararlaştırılan 10 aylık brüt ücreti tutarında olan 67.561,00 TL'nin hakkın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemelerinin görevli olduğunu, herhangi bir hak kaybı doğmaması bakımından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, somut olayda dava dışı ....'nın cep telefonuna el konulmuş, telefonunda müvekkilin arkadaşıyla yaptığı whatsap yazışmalarının tamamı, özel hayatına ilişkin bilgiler içeren tüm yazışmalar gerek müvekkilin ve gerekse ....'nın izni ve muvafakati olmaksızın -aslında zorla ve şiddet uygulanarak- kopyalanmış olduğunu ve rekabet ihlali olarak değerlendirilerek huzurdaki davada delil olarak sunulduğunu, davalı işverenin aslında suç oluşturan bu eylemi ile elde ettiği ve delil olarak sunduğu iddialar HMK. 189. Madde gereğince de delil olarak kabul edilemeyeceğini, sözleşmedeki cezai şart koşulunun TBK. 420/1. Maddesindeki emredici hüküm gereğince geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacı şirketten istifa ederek ayrılmasından sonra eğitimi ve bilgi birikimini kullanabileceği bir işyerinde çalışmaya devam etmesinden doğal bir durum olduğunu, davaya konu iş sözleşmesinde "2 yıl müddetle İstanbul Bölgesi sınırları içinde İşveren şirketle aynı iş kolunda bir firmada, aynı faaliyet konularında, çalışamaz, ortak olamaz, danışmanlık yapamaz, kendisi ya da 1. Derece akrabaları adına işletme kuramaz" denilerek sözleşme dışı kişilerin dahi çalışma özgürlüğüne müdahale edilecek şekilde hüküm koyulmuş olduğunu ve buna uyulmaması hukuka aykırılık olarak öne sürüldüğünü, bu son derece geniş çizilen ve makul olamayacak kadar uzun süre ile sınırlanan sürede müvekkili bildiği bir işte çalışamaması, bir anlamda açlığa mahkum edilmesi anlamına geleceğini, bu düşünceyi hukukun korumayacağını, müvekkilin çalışmaya başladığı firmanın ürün yelpazesi, davacı şirketle karşılaştırıldığında son derece geniş olduğunu, davacı yanın faaliyet alanıyla sınırlı olmadığını, aksine son derece farklı sektör ve ürünlerle faaliyetini sürdürdüğünü, bu durumun davacı şirketin de bilgisinde olduğunu, bu anlamda davacı ile rakip olduklarının ileri sürülemeyeceği gibi, müvekkilin yaptığı işin davacı şirketteki göreviyle aynı olduğunun kabul edilemez olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen müşteri bilgilerinin kopyalandığı, müşteri portföyünün rakip firmaya taşındığı, kendisine tahsis edilen bilgisayarda veri, bilgi ve ticari sırları usb ile yedeklemeye çalıştığı iddiaları külliyen ve kesinlikle gerçek dışı olduğunu, davacının varsayımsal zararının soyut şekilde ileri sürdüğünü, müvekkilinin davacıya ait sırları paylaştığının ve bu paylaşımların davacıyı zarara uğratacak nitelikte olduğunun ispata muhtaç olduğunu, belirtilen bu nedenlerle huzurdaki haksız ve suiniyetli davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, taraflar arasında mevcut iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlali nedeniyle cezai şart alacağının davalıdan tahsiline ilişkindir. -Mahkememizin 14/04/2023 tarih .... esas - .. Kkarar sayılı ilamı ile iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkememizce bu doğrultuda yargılamaya devam olunmuştur. -Mahkememizce SGK kayıtları, hizmet döküm cetveli, işyeri kayıtları ve davacı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış,tanıklar dinlenmiştir. -Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. - İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. -Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926). -Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. - İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. -Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). -Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır. -Öte yandan, TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır. -Nitekim bu hususlara Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarih 2021/11-477 esas 2023/179 karar sayılı ilamında da yer verilmiştir. -Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda dosyada mevcut sözleşme, banka hesap dökümleri, SGK kayıtları ve işe giriş döküm cetvelleri doğrultusunda cezai şart bedelinin hesaplanması amacıyla hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 17/09/2024 tarihli raporda özetle; yürürlükte bulunan Bilirkişilik Kanunu ve bağlı mevzuat gereğince bilirkişinin hukuksal konularda görüş bildirmesi yasal olarak mümkün olmadığından; tarafların hak kazanma koşullarının belirlenmesi vb hususlar hukuksal değerlendirmeyi gerektirdiğinden delillerin takdiri ve hukuksal niteleme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının iddia konusu taleplerine hak kazandığının Mahkemece kabul edilmesi olasılığı kapsamında; Cezai şart bedeli 67.561,10-TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Somut olayda davacı ile davalı arasında bir iş sözleşmesinin imzalandığı, 08.04.2014 tanzim tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin Sır Saklama ve Rekabet Yasağı başlıklı 4.maddesinin e bendinde; "Sözleşmenin 4-a, 4-b, 4-c ve 4-d maddelerinden herhangi birine aykırı hareketi tespit edilen personel, işverenin bu sebeple uğrayacağı tüm zarar ve ziyanların tazminini 10 aylık brüt ücreti toplamı tutarında nakdi cezai şart olarak ödemeyi şimdiden gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt eder. İşverenin nakdi cezayı, personelin alacaklarından mahsup etme hakkı bulunmaktadır." düzenlemesine yer verildiği, yine ilgili sözleşmenin "Sır Saklama ve Rekabet Yasağı" başlıklı 4.maddesinin e bendinde cezai şart bedelinin 10 aylık brüt ücreti toplamı olarak belirlendiği" görülmektedir. -Dosya mevcut SGK kayıtlarının incelenmesinde; davalının 08.04.2014-30.04.2021 tarihleri arasında "pazarlamacı" olarak davacıya ait iş yerinde çalıştığı, işten çıkış kodunun/nedeninin 03(istifa) olduğu, davacının imzasına havi son dönem(2021/nisan dönemi) ücret bordrosunda net ücret 4.830,00-TL çıplak brüt ücreti 6.756,10-TL olarak tahakkuk ettirildiği, davacının imzasına havi ibranamede son brüt ücretinin 6.756,10-TL olarak tahakkuk ettirildiği görülmektedir. -Dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş tarafından davalıya ait işe giriş ve işten ayrılış bildirgesinin sunulduğu, davalının 01.05.2021-22.07.2022 tarihleri arasında "pazarlama uzmanı" olarak dava dışı .... Sanayi ve Ticaret A.Ş.' de çalıştığı görülmektedir. -Her ne kadar davalı tarafça iş bu rekabet sözleşmesine ilişkin hükmün hukuka aykırı ve geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği sabit olduğundan, sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin maddenin geçersiz olduğuna ilişkin iddialar yerinde görülmemiştir. -Davacı tarafça davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı iddia edilerek sözleşme kapsamında tazminat talebinde bulunmuş ise de iş rekabet yasağının davalının çalışma özgürlüğünü etkileyecek nitelikte uygulanması mümkün değildir. -Yine yukarıda yer verildiği üzere davalı yanın dışı şirkette "Pazarlama Uzmanı" olarak görev yaptığı görülmektedir. Davalı tarafın davacı şirket nezdinde "Pazarlamacı" görevi de davalının dava dışı şirket nezdindeki görev ve sorumluluğu nazara alındığında tek başına rekabet yasağından kaynaklı tazminatı gerektirmeyecektir. -Buna göre davalı tarafça müvekkilinin iş tanımı ve görev alanı sınırlı olduğundan davacıya zarar verme ihtimalinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında cezai şart alacağının şartlarının oluşmadığı, iş talebin kabulü halinde davalı tarafın çalışmaz özgürlüğünün kullanılarak istihdamının mümkün olamayacağı, bu haliyle davacı tarafın talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.153,78-TL harçtan mahsubu ile bakiye 726,18-TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/10/2024 Katip .... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1064, K. 2024/991, T. 04.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1064-e-2024-991-k-ce761d28aee3