İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/103 E. 2023/803 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/103
Karar No
2023/803
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/103 Esas KARAR NO : 2023/803 DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/01/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 81.450,88 TL tutarında Fuar Katılım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyle kararlaştırılan fuar tarihinin, 21-25 Nisan 2020 tarihinde pandemi döneminde sokağa çıkma yasağı sebebiyle yapılamayarak 20-24 Eylül 2021 tarihine ertelendiğini, bu tarihin de pandeminin beraberinde getirdiği sonuçlar nedeniyle sektör temsilcilerinin talepleriyle Mayıs 2022 tarihine ertelendiğini, bu hususta müvekkili şirketin hiçbir keyfi bir kararı olmadığı gibi herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin 2. Maddesine göre müvekkili şirketin gelişen koşullara göre ve hatta hiçbir sebep göstermeksizin fuar tarihini erteleme hakkı bulunduğunu belirterek ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötüniyetli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle müvekkilin borçlu olmadığının tespiti, Cebri icra tehdidi altında ödenen 50.000,00 TL tutarın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile İstirdadına, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen fuar katılım sözleşmesinin gereklerini kötü niyetle yerine getirmeyerek edimini ifada temerrüde düştüğünü ve müvekkili şirketi zarara uğrattığını, akabinde müvekkili şirketçe kanuni hakkına istinaden sözleşmeden dönülerek ifa edilen edimin iadesinin talep edildiğini ve davacı tarafça ödemenin gerçekleşmemesi üzerine haklı alacağa istinaden icra takibi başlatıldığını, dolayısıyla davacı tarafın müvekkili şirkete borçlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirkete haricen ödenen bedelin müvekkilin haklı alacağına istinaden ödendiğinden bahisle borç ikrarı içerdiğini, dolayısıyla huzurdaki haksız ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacı tarafın açmış olduğu işbu haksız davanın reddine, davacı tarafın aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan fuar katılım sözleşmesi uyarınca yapılması gereken fuarın pandemi nedeni ile ertelenmesi nedeni ile davalının davacı aleyhine icra takibi sonucu tahsil ettiği paranın istirdatı ve ve menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine ... 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 84.872,88.- TL asıl alacak, 2.171,92.-TL değişen oranlarda avans faizi olmak üzere toplam 87.044,80.-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, eavacı vekilinin yetkiye itirazından dolayı davalı tarafından, davacı aleyhine ... 1 İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyası ile yine 84.872,88.- TL asıl alacak, 2.171,92.-TL değişen oranlarda avans faizi olmak üzere toplam 87.044,80.-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, uygun tebliğ edilmesinde rağmen davacı tarafından takibe itiraz edilmediği ve takibin kesinleştiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı şirket tarafından önce 21-25 Nisan 2020 tarihleri aralığında yapılması planlanan fuar etkinliğinin, pandemi sebebi ile 20-24 Eylül 2021 tarihlerine ertelenip ertelenemeyeceği noktasında oluştuğu anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda tüm dünyada yaşanan pandemi sebebiyle fuar etkinliğinin ertelenmesi sektörel uygulamalar açısından da makul gözükmektedir. Zaten taraflar arasında 20-24 Eylül 2021 tarihindeki ertelemeye kadar ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucunda, Bilirkişi olarak görevlendirilen Mali Müşavir..., Nitelikli Hesaplar konusunda uzman ... ve Fuarcılık konusunda uzman bilirkişi ... tarafından sunulan 13/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2019-2020-2021 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde davacının davalıya 81.583,91.-TL, borcunun olduğu, davacı tarafından 20.01.2022 Tarihinde takip dosyasına 50.000,00.-TL ödeme yapıldığı, dava tarihinde davacı şirketin davalı şirkete 31.583,91.-TL borcunun olduğu, davalı şirketin 2019 takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK'nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde davacının davalıya 81.583,91.-TL borcunun olduğu, davalının ödeme emrindeki talebinin 81.450,88.-TL olduğu), davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirket tarafından - fuar için Standart Teknik hizmetlere 02.03.2021 tarihinde 3.422,00.-TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ... Tarih ... numaralı 81,450,88.-TL bedelli e-faturanın kabul edilmeyerek ... 40. Noterliği ... tarih ... yevmiye numaralı, ihtarname eşliğinde davacıya geri gönderildiği, Mahkememiz tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirket tarafından haklı olarak feshedildiğinin kabulü durumunda; davacı tarafından ödeme emrine edilen itirazın 84.872,88.-TL asıl alacak ve 1.869,53.- TL avans faizi üzerinden iptal edilmesi gerektiği, aksi durumda; davacı tarafından ödeme emrine edilen itirazın kabulü ile davacı tarafından 20.01.2022 tarihinde takip dosyasına ödenen 50.000,00.-TL sının ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile istirdadı ve icra inkar tazminatı hükmünün Mahkememiz takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Taraflar arasında 06.05.2019 Tarihinde 21-25 Nisan 2021 Tarihleri arasında gerçekleştirilmesi kararlaştırılan ... sözleşmesi akdedildiği görülmüş, sözleşme şartları incelenmiştir. Uygulamada çoğunlukla sözleşme ile borç altına girilmesi halinde, yani borcun kaynağı sözleşme olduğu hallerin büyük bir çoğunluğunda, tarafların ifanın zamanını belirledikleri görülür. Nitekim tarafların ifa zamanını, süreye bağlı olarak belirledikleri durumlarda karşımıza “vade” kavramı çıkar. Sözleşme akdedilirken tarafların ifanın ne zaman yapılacağını süre esasına dayalı olarak belirledikleri durumlardan biri de “kesin vade”'dir. Kesin vadede, ifanın yapılacağı zaman dilimi, daha net sınırlarla belirlenmektedir. Bu kesin sınırlar, bazen edimin niteliğinden (objektif kesin veya mutlak vade) kaynaklanmakta, bazen de tarafların iradesi sonucu (sübjektif kesin vade) ortaya çıkmaktadır. Gerçekten de objektif kesin vadede tarafların aksini öngörmeleri işin niteliği gereği mümkün değildir. Buradaki vade, esasen sözleşmenin konusu olan edimin gerektirdiği bir vadedir. Sübjektif kesin vadede ise, işin niteliğinden kaynaklanmamakta, tarafların kişisel arzusu çerçevesinde iradelerine dayalı olarak, kesinlik gündeme gelmektedir. İfa zamanının objektif kesin vade olarak belirlenmesi halinde, muacceliyetin ve buna bağlı olarak ifada gecikmenin sonuçları çeşitlidir. Objektif kesin vadede kural olarak temerrüt, ihtarsız oluşur. Bu aşamada temerrüdün ilk koşulunun, ifanın hâlâ mümkün olması gerektiği unutulmamalıdır. İfası mümkün olan bir borç muaccel olduktan sonra, kural olarak borçluya yapılacak ihtarla temerrüde düşülmesine yol açar. İfası imkansızlaşan bir borçta ise temerrüde düşülmesi söz konusu olamaz. Zira temerrüt, ifanın zamansal açıdan kötü olması, yani gecikmenin ve sonrasında gecikmeli de olsa yapılabilmesini ifade eden bir borca aykırılık halidir. Objektif kesin vadeden farklı olarak, tarafların sübjektif bir belirlemesi ile yani taraflar açısından önem arz eden bir duruma dayalı olarak vadenin kesin bir biçimde belirlenmesinin sonucunda oluşan sübjektif kesin vadede ise kural olarak ifa imkansızlığı oluşmaz. Belirlenen ifa zamanında borç ifa edilmediğinde, borçlunun borcu devam eder ve temerrüde düşer. Ancak ifa imkansızlığı oluşmasa da borçlu, zaman açısından borca aykırı davranmış olacağından, zamansal anlamda kötü ifanın sonuçlarından sorumlu olur. Zira sübjektif kesin vadede belirlenen ifa zamanı diliminde, ifanın yapılmasına bağlı menfaat azalması gündeme gelebilir, alacaklı zarara uğrayabilir. Ancak bu husus tamamen menfaati ortadan kaldırıcı nitelikte olmaz. Somut olaya dönüldüğünde, taraflar arasında 06.05.2019 Tarihinde 21-25 Nisan 2021 Tarihleri arasında gerçekleştirilmesi kararlaştırılan ... fuarı sözleşmesi akdedildiği ancak bu fuarın belirlenen tarihte yapılamadığı anlaşılmaktadır. Davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesi'ne istinaden davalının sözleşmeyle üstlendiği bedeli ödediği, bu kapsamda davalının, bahse konu bedeli davalıya iade etmesi gerektiği, davacı tarafından gerçekleştirilen herhangi bir ifa söz konusu olmadığından davalının iade ile yükümlü olduğu bir edimin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. Sözleşmeyle üstlenilen edimin ifa olarak kabulü için yer, zaman, kalite, miktar ve tür bakımından borca uygun olmalıdır. Anılan bu hâllerde, alacaklı kendisine önerilen ifa teklifini kabul etmeyerek, borçludan ifa fillerini borca uygun bir şekilde tekrarlamasını talep edebilir. (Yarg. 3. HD, 08.07.1998, E. 6986, K. 7576, YKD, C. 25, S. 1, Ocak 1999, s. 15.): “İfanın borcu söndürüp düşürülebilmesi (ifaitfa-sukut) için, yerine getirilen edimin borca uygun olması, yani (borçlanılmış) edimle örtüşmesi gerekir. Öyle ki konu, tutar, yer, zaman ve kişi öğeleri yönünden borca (söze ve yasaya) uymayan edimler geri çevrilebilir ve edimin borca uygun biçimde tekrarlanması istenebilir. Zira alacaklı kendisine borçlu bulunulan şeyden başka bir şeyi kabule zorlanamaz.” Somut olayda, davalının ifa zamanını davacının izin ve onayı olmaksızın değiştirdiğini, gerçekten de, fuarın 21-25 Nisan 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi kararlaştırılan ... fuarının yapılamadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının sözleşmeden haklı olarak döndüğü kanaatine ulaşılmıştır. Genel İşlem Koşulları Yönünden Yapılan Değerlendirme Sözleşme serbestisi ilkesi gereğince taraflar, kural olarak istedikleri sözleşmeyi istedikleri şekilde yapabilir ve sözleşmenin içeriğini serbestçe görüşüp tartışabilirler. Buna karşın bazı müteşebbisler, her müşteriyle tek tek sözleşme yapmak yerine, önceden hazırlanan sözleşme modellerine uygun olarak o mal ya da hizmeti almaya gelen kişilerle doğrudan ve tartışmaya mahal vermeyecek şekilde aynı türdeki sözleşmede kullanacakları şartları tipleştirerek bir örnek haline getirme yoluna gitmektedirler. “Genel işlem şartları” adı verilen bu tip akitler, bireysel sözleşmelerdeki icap-kabul, irade beyanları arasındaki uygunluğu sağlamak amaçlı karşılıklı görüşme usulü yerini tamamen veya kısmen genel işlem koşullarıyla önceden hazırlanıp içeriği karşı tarafça karşılıklı görüşme ve pazarlık sonucu yapılmadan kabul edilen standart sözleşmelerin akdedilmesine sebebiyet vermiştir. Genel işlem koşullarını kullanılmasının sözleşme özgürlüğü açısından yarattığı bu problemler, zayıf durumdaki karşı tarafın adil olmayan sözleşme şartlarına karşı korunmasını zorunlu kılmıştır. Gerçekten de TBK m. 20 hükmü ile “genel işlem koşulları” başlığı altında bu konuya ilişkin birtakım düzenlemeler getirilmiştir. İlgili kanun hükmüne göre: Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme memmıle veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Genel işlem koşulları kullanan tarafın, uyarma yükümlülüğüne aykırı davranması veya bu koşullar içine işin özelliğine yabancı bir kayıt koyması halinde ise kanun koyucu bunun sonucunun “yazılmamış sayılacağını” kabul etmektedir. Gerçekten de sözleşmenin karşı tarafının menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip; bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. (TBK m.21). Somut olaya mesnet sözleşme hükümlerinin muhtevası dikkate alındığında katılımcının ağır yükümlülükler altına girdiği ve tüm riskleri üstlendiği, zira katılımcının henüz borçlar ifa edilmeden ve hatta sözleşme görüşmeleri aşamasında dahi birçok hakkından feragat ettiği, öte yandan dosyaya mübrez sözleşme suretinin de önceden hazırlanıp; içeriği hakkında karşı tarafa karşılıklı görüşme ve pazarlık imkânı sunulmadan kabul ettirilen sözleşme niteliğini haiz olduğu ve taraflar açısından bağlayıcı olmayacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, denetime elverişli, hükme esas alınan 12/06/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu bir arada değerlendirildiğinde sübut bulmayan davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu karar harcının peşin yatırılan 1.486,51 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.216,66 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/12/2023 Katip e-imza Hakim e-imza

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/103, K. 2023/803, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-103-e-2023-803-k-58ee3997fd5f