İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/367 E. 2025/65 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/367
- Karar No
- 2025/65
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/367 Esas KARAR NO:2025/65 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:26/06/2024 KARAR TARİHİ:29/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ...A.Ş. ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında .... Noterliğinin düzenleme şeklinde tanzim edilen 12.11.2010 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi; .... Noterliğinin düzenleme şeklinde tanzim edilen 28.12.2010 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi; .... Noterliğinin düzenleme şeklinde tanzim edilen 04.03.2011 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ile .... Noterliğinin 15.03.2011 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sayılı Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi imzalandığını, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından 12.10.2010 tarihli finansal kiralama sözleşmelerinden doğan ve vadesi gelen kira bedelleri ödenmediğini, dava dışı şirket tarafından vadesi gelen kira bedellerin ödenmemesi neticesinde davacı müvekkili banka tarafından dava dışı şirket ile sözleşmelere müteselsil kefil olarak imza atan davalı taraflara, .... Noterliğinin 14.09.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kalan borç tutarının Finansal Kiralama Kanunu uyarınca 60 günlük süre içinde ödenmemesi halinde borcun muaccel olacağının bildirildiğini, dava dışı şirket ve finansal kiralama sözleşmelerine müteselsil kefil olan davalılar tarafından muaccel kira borçlarının ödenmemesi neticesinde; davacı müvekkili banka tarafından dava dışı şirket ile davalılar aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı ... ile davalı ... tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz etmesi ile takibin durduğunu, TTK 5/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşmaya varılamadığını, davalıların .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ve takip talebi şartlarında takibin devamına, davalılar aleyhine itiraz edilen alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkili davalıların ikametlerinin Marmaris olduğundan yetkili yerin Marmaris Mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu, dosyanın yetkisiz kararı verilmesi gerektiğini, dosyanın görevsiz mahkemede açıldığını, tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, davacıya hiçbir borcu olmadıklarını, müvekkillerinin davacıya olan tüm borçlarını ödedikten sonra tüm ipotekler davacı tarafından kaldırıldığını, bakiye borcu bulunmuş olsaydı davacı tarafından ipoteklerin fek edilmesinin mümkün olmadığını, davacı taraf ile kısmi bir alacağın kaldığına dair her hangi bir anlaşma da katiyen yapılmadığını, davacı ile olan kiralama sözleşmesinden kaynaklanan tüm borçların kapatıldığını ve taşınmazlar üzerindeki haciz ve ipoteklerin kaldırıldığını, davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olur ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak iş bu davanın açılması nedeniyle davacının % 20’den az olmamak üzere icra inkar ve kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında akdedilen FKS gereği davalı kefiller tarafından ödenmediği iddia olunan bir kısım alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yanca, arabuluculuk tutanağı ibraz olunmuş; taraflar arsında akdedilen FKS ve dava konusu takip dosyası celbedilmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından dava dışı asıl borçlu ve davalı kefillerden asıl alacak, işlemiş faiz ve yıllık adi kanuni faiz olmak üzere toplam 500,99 USD alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, davalı borçlular tarafından süresi içerisinde 21/12/2021 tarihli dilekçe ile ödeme emrine, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği ve takibin davalı borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde 07/03/2019 tarihinde ... A.Ş'nin davacı banka ile birleşerek infisah olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesi ile uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görev itirazında bulunmuş ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dışı ... şirketi ile akdedilen her iki taraf için de ticari olan FKS'den kaynaklı olduğu, davalıların da iş bu sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladıkları anlaşıldığından mahkememizin davaya bakmakla görevli olduğu anlaşılmıştır. Yine davacının dava dışı ... şirketi ile akdettiği FKS'lerin 26. maddesinde İstanbul Mahkemelerinin taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda yetkili olduğu belirtildiği ile davalıların da iş bu sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladıkları anlaşıldığından davalıların mahkememizin yetkisine yönelik yapmış oldukları itirazın reddine karar verilmiştir. Davalılar tarafından işbu itirazın iptali davasının süresi içerisinde açılmadığından bahisle hak düşürücü süre yönünden itirazda bulunmuş ise de; 2004 sayılı İcra İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ilgili bölümünde;“...Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir...” Maddede gösterilmiş olan bir yıllık süre, hak düşürücü süredir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın, borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur. Süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar. Borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bilgi ve belge bulunmamakla birlikte itiraz ve dava tarihlerine nazaran davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 581-603 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu sözleşme TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Yani kefalet sözleşmesi, teminat alacaklısına borçlunun malvarlığı yanında teminat verenin kişisel malvarlığına başvurmaya yönelik bir alacak hakkı tanıyan kişisel teminatlardan biridir. Bu sözleşmede taraflar, asıl borç ilişkisinden doğan borcun alacaklısı ile kefil arasında meydana gelir. Yani asıl borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir. 6098 sayılı TBK'nın Kefalet Sözleşmesi ana başlıklı 598. maddesinin 3. fıkrası; "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." şeklinde düzenlenmiştir. İlgili hüküm emredici nitelikte bir hükümdür. Yani kefilin sorumluluk süresi sözleşme ile on yıldan daha fazla olarak belirlenememekle birlikte; böyle bir sözleşme, kesin hükümsüz olmayacaktır. Bu tarz sözleşmelerde sadece on seneyi aşan kısım hükümsüz kalacaktır. Bu hükmün uygulama alanı incelendiğinde, ilgili hüküm; hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, sadece gerçek kişi kefil hakkında uygulama alanı bulacaktır. Ayrıca belirlenen azami sürenin dolmasıyla birlikte kefilin sorumluluğunun ortadan kalkması, bütün kefalet türleri bakımından söz konusu olur. On yıllık azami geçerlilik süresinin işlemeye başladığı an ise; kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andır. Yani sözleşmenin hükümlerini doğurmaya başladığı an bu on yıllık süre de işlemeye başlar. Bu durum 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Hakkında Kanun’un “hak düşürücü sürenin TBK’da ilk defa öngörülmüş olmasını” düzenleyen maddelerinden hangisinin uygulanacağı sorunsalı açısından önem taşımaktadır. İlgili yürürlük kanunu ise her iki durumda ya doğrudan yürürlük kanunun 5. maddesinin uygulanması yoluyla ya da 6. maddesi gereği kıyasen 5. maddesinin uygulanması yoluyla aynı sonucu işaret etmektedir. Fakat her halükarda bu süre kanunda düzenlendiği şekliyle on yıllık azami sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkacak bir hak olması sebebiyle bir zamanaşımı süresi değildir ve dolayısıyla bu sürenin kesilmesi ya da durması söz konusu olmayacaktır. Bu hüküm çerçevesinde inceleme yapıldığında davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında borca dayanak .... Noterliğinin düzenleme şeklinde tanzim edilen 12.11.2010 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi; .... Noterliğinin düzenleme şeklinde tanzim edilen 28.12.2010 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi; .... Noterliğinin düzenleme şeklinde tanzim edilen 04.03.2011 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ile .... Noterliğinin 15.03.2011 tarihli, ... yevmiye numaralı ve ... sayılı Finansal Kiralama Tadil Sözleşmesi imzalandığı, anılı sözleşmeleri davalıların aynı tarihte kefil sıfatıyla imzaladıkları bu itibarla eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemiş olduğu anlaşıldığından davacı tarafça açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalılar hakkında açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle HMK'nın 114/2 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 473,49 TL harçtan mahsubu ile eksik yatırılan 141,91 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine YER OLMADIĞINA, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.29/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır