İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/290 E. 2025/505 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/290
Karar No
2025/505
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/290 Esas KARAR NO : 2025/505 DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 04/01/2023 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın, Müflis ... A.Ş. iflas idaresi tarafından müvekkili şirkete temlik edilmiş olup, ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe konulan alacağın, davalı/borçlunun Müflis Marmara Bank ile imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden kullandığı ve geri ödenmeyen krediye ilişkin olduğunu, söz konusu genel kredi sözleşmelerinde asıl borçlunun ...Tic. A.Ş. olup ... A.Ş.'nin ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabının kat edilmiş olduğunu, ... 15. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi borcunun, faiz ve fer’i haklarının ödenmesinin ihtar edilmiş olduğunu ve borçluların temerrüde düşmüş olduklarını, borçlulara tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesi ile taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tamamının muaccel hale gelmiş olduğunu, borçlu hakkında ... 23. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatılmış olduğunu, borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup haksız itirazı ile takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun’un 20. Maddesi ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca borçluların itirazı üzerine müvekkili şirket tarafından ... Arabuluculuk Bürosu’nun... arabuluculuk numaralı dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlanmış olduğunu, borçlu vekilinin imza itirazına ilişkin olarak davaya konu genel kredi sözleşmesinden de anlaşıldığı üzere ...A.Ş.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza ve kaşesi bulunmakta olduğunu, borçluların zamanaşımı itirazının da dayanağının bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin 29/08/1989 tarihinde akdedilmiş olduğunu, kat ihtarının Net Holding'e tebliğ tarihinin 13/10/1994 olduğunu, sonrasında asıl borçlu ... A.Ş. aleyhine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E... K. (Eski esas : ... E. ve ... K.) sayılı dosyası ile Müflis ... A.Ş. iflas idaresi tarafından alacak davası açılmış olduğunu, 12/03/2015 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, 02/12/2015 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, TBK m. 155 hükmü uyarınca genel zamanaşımı süresinin dolmamış olduğunun sabit olduğunu, ayrıca, davalının haksız yere yapmış olduğu itiraz nedeniyle aleyhe %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; ... 23. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde HMK 319. maddesine uygun bir biçimde tanıklarının isim ve adreslerinin bildirilmediğini, bu nedenle, davacı tarafın dava dilekçesine ekli olmayan ve yasal süresi içinde Mahkemeye sunulmamış herhangi bir delil ve tanık ismi bildirmesine muvafakat etmediklerini, basit yargılama usulünde, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap vermelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafından davanın açılması aşamasından sonra yapılmış ve ileride yapılabilecek olan talep sonucunu genişletme ve değiştirme ile dava sebebini değiştirme veya genişletmeye yönelik her türlü sözlü ve yazılı beyan ve ifadelere muvafakat etmediklerini dava şartlarının, davacı lehine oluşmamış olduğunu, işbu davada, davacı lehine, müvekkiline karşı dava açılabilmesi ve taleplerde bulunulması için dava şartlarının oluşmadığını, davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle esasa girilmeden usul hükümleri çerçevesinde reddedilmesini talep ettiklerini, Mahkemece esasa girilmesi yönünde karar verilmesi halinde aleyhe olan hiçbir hususu kabul etmediklerini, her türlü beyanda bulunma hakları saklı tutma kaydıyla esasa ilişkin olarak dikkate alınması gereken tüm hususları Mahkemenin takdirine sunduklarını ve netice itibariyle davanın külli olarak reddini talep ettiklerini, hiçbir şekilde davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere, huzurdaki davada öncelikle (davanın dayanağı olan takibe itiraz dilekçelerinde de belirtildiği üzere) "zamanaşımı defi" itirazında bulunduklarını, davacı tarafından, bir takım evrakın Mahkememize sunulduğu; ancak ... 15. Noterliği'nin ... sayılı hesap kat ihtarnamesinin tebliğ şerhinin dava dosyasına süresinde sunulmadığının görüldüğünü, davacı tarafından emsal gösterilen Mahkeme kararında müvekkili şirketin taraf sıfatı bulunmadığı gibi ve emsal karar dahil dava dosyasına sunulan evrak kapsamında, hesap kat ihtarnamesinin müvekkili şirkete tebliğ edildiğini gösteren hiçbir kayıtın da dava dosyasında yer almadığını ve süresinde sunulmamış olduğunu, somut uyuşmazlıkta mahkemece, öncelikle, zamanaşımı defi itirazımız dikkate alınarak, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, hiçbir şekilde, huzurdaki davada, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, huzurdaki davada, davacının müvekkili şirketin kefil olduğu ve kefaletinin geçerli olduğuna yönelik iddiasının dinlenemez olup bu iddialarının reddi gerektiğini, davacı tarafın, icra ve inkar tazminatı talep edemeyeceğini, itirazın iptaline karar verilmesi halinde; alacaklı taraf yararına icra ve inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve muayyen, bir başka deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesinin zorunlu olduğunu, somut uyuşmazlıkta söz konusu şartların gerçekleşmediğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle "zamanaşımı defi" itirazları ile diğer tüm itirazlarının kabulünü, haksız ve yersiz açılmış davanın, öncelikle usule ilişkin itirazları çerçevesinde reddini, davanın esasına girilmesi halinde ise savunmaları dahilinde, istisnasız davacının tüm taleplerinin / davanın (her türlü alacak, faiz, icra & inkar tazminat vs. taleplerinin tümü) reddini, alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek üzere; davacı tarafından, uzun zaman önce zamanaşımına uğradığı bilinen bir alacak için, çok uzun süre sonra kötü niyetli olarak takip başlatıldığından, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, her türlü yeni ve karşı delil sunma hakları saklı kalmak kaydı ile işbu dilekçe ekinde ibraz edilen delil listesi ile eklerinin kabulünü, tanık isim ve adreslerini bildirmek üzere taraflarına ek mehil verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın,davacının ... 23. İcra Müd. ... E. sayılı dosyasından taraflar arasında imzalanan GKS'den kaynaklı yapmış olduğu takipte davalının itirazının iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davanın ... 9. ATM ... Esas sayılı dosyası üzerinden görülmeye başlandığı; mahkemenin 18/04/2023 tarihli celsede davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 142. Maddesinden kaynaklanması nedeniyle dosyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır. Davaya konu alacağa ilişkin yapılan incelemede temlik eden müflis ... A.Ş. (Eski ... A.Ş.) ile dava dışı asıl borçlu ...Tic. A.Ş. arasında 29.08.1989 tarihinde davacının kefil; davadışı ... A.Ş'nin borçlu olduğu 130,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında m.17 uyarınca sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır. Davalıya ... 15. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmesinin ihtar edildiği; davalının 18.10.1994 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile ihtarnameyle dokuz farklı BCH kredisinin 3.200,00 TL asıl alacak ve 3.543,44 TL birikmiş faiz ve fer'i olmak üzere toplam 6.743,44 TL tutarla kat edildiği; ayrıca tüm bu BCH kredilerinin her birinin akdi faiz oranının yıllık %150,00 olduğu, yine kredi hesap ekstrelerinden tespit edildiği; asıl kredi ilişkisinde dava konusu borcun da tahsil edilip edilmediği tespit edilemediği anlşaılmıştır. ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yapılan incelemede 130,00 TL asıl alacak; 4.105,81 TL işlemiş faiz olmak üzere 4.235,81 TL toplam alacak üzerinden takip başlatıldığı; davalının sözleşmedeki imzaya, borca ve faize itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 11.10.2023 tarihli celse ara kararı uyarınca davalının takibe itiraz dilekçesinde imza inkarı bulunduğundan sözleşmenin imzalandığı tarihte davalı şirket temsilcisi olan kişinin bilgilerini sunması için davalı tarafa kesin süre verildiği ancak davalı vekiline verilen kesin süre içerisinde şirkete ait yetkilileri bildirmemesi nedeniyle bu aşamada imza ve yazı incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davaya konu alacağa ilişkin davalıya 18.10.1994 tarihinde ihtarname tebliğ edildikten sonra başkaca bir işlem yapılmadığı; davaya konu sözleşmeye ilişkin asıl borçlu yönünden farklı dosyada yargılamanın devam etmesinin davalı açısından kefil sıfatını devam ettirecek hususlardan olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay 11. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamı ve İstanbul BAM 14. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında " ... 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünün düzenlendiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin ... E- ... K sayılı, 31/05/2022 tarihli emsal karar içeriğinde de belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Kefaletteki on yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu kredi sözleşme ve kefaletnamenin 1999 tarihli olduğu ihtilafsızdır. Dosya içindeki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 06/12/2001 tarihinde ... 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından davalılar hakkında genel haciz yolu ile esas takibe başlanıldığı, icra takip dosyasının 18.07.2011 tarihinde kaydının kapatıldığı, 28.10.2015 tarihinde icra dosyasının yenilenmesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce talebin kabul edilerek takip dosyasının ... E numarası ile yenilendiği ve borçlulara yenileme emri tebliğe çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, kredi kefalet tarihinin 1999 yılı olduğu dikkate alındığında ve takibin yenilenme tarihinin 28.10.2015 tarihi olduğu gözetildiğinde, yukarıda yer verilen kanundaki sürelerin hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin kesilmesi ve durması söz konusu olmayacağından davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuş, bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir." dikkate alındığında, davaya konu sözleşmenin 1989 tarihli olduğu; ihtarnamenin 1994 tarihli olduğu 6098 sayılı kanun yürürlüğe girmesinden önce yapıldığı anlaşılmakla 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin ... E- ... K sayılı, 31/05/2022 tarihli emsal karar içeriğinde de belirtildiği üzere; Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamayacağından davalı yönünden 30.11.2022 tarihinde hak düşürücü süre geçtikten sonra takip başlatılması sonucu iş bu davanın açılması nedeniyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış nedeniyle reddine, 2-Davacı harçtan muaf olmakla harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 4.235,81 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen miktar itibarıyla KESİN nitelikteki karar açıkça okunup anlatıldı. 25/06/2025 KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/290, K. 2025/505, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-290-e-2025-505-k-9a777e6fe0c9