İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/477 E. 2024/850 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/477
Karar No
2024/850
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/477 KARAR NO:2024/850 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ:06/08/2024 KARAR TARİHİ:24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili gerçek kişi tacir olup inşaat sektöründe iştigal etmekte, üreticilerden inşaat malzemesi alarak müteahhitlere satmakta olduğu, Müvekkili davalı ile belli bedel karşılığında kapı teslimine dair sözleşme imzaladığı, Taraflar arasında evvelce davalının 200 adet daire iç oda kapısı teslim edileceğine dair sözleşme akdedilmişse de davalının teslim süresine uymaması sebebiyle taraflar arasında eski sözleşme tedavülden kaldırılarak 09.05.2022 tarihli yeni bir sözleşme akdedilmiştir. 09.05.2022 tarihli sözleşmenin 5.maddesinde teslim tarihinin borçlunun temerrüdü sebebiyle yeni sözleşmede tekrar düzenlendiği Sözleşmeye göre davalı tarafından 90 x 205 x14 ölçülerinde camsız 140 adet , 90 x 205 x14 ölçülerinde camlı 30 adet, 80 x 200 x14 ölçülerinde camsız 30 adet olmak üzere toplam 200 adet daire iç oda kapısı davacıya teslim edileceği kapıların bedeli sözleşmede belirtildiği üzere davacı müvekkil tarafından 175.000- TL olarak ödenmiştir. Nitekim sözleşmenin 3. Maddesinde ödemenin yapılmış olduğu düzenlendiği, Sözleşme konusu kapıların teslim süresi sözleşme tarihinden (09/05/2022) itibaren 4 hafta(20 iş günü) olarak kararlaştırıldığı, Davalı yeni sözleşme ile fiilen tekrar süre kazanmış olmasına rağmen ifayı gerçekleştirmediği, Neticede müvekkili sözleşme bedelini ödemiş, ifa zamanı sözleşmede kararlaştırılmış olmasına rağmen davalı tarafından ifası yerine getirilmediği, Davalı borçlunun edimini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili sözleşme konusu kapılar için dava dışı müteahhit ile yaptığı sözleşme müteahhit tarafından feshedildiği, Keza davalı borçlunun ikinci defa edimini yerine getirmemesiyle takındığı tutumdan ötürü süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşıldığı, açıklanan ve re'sen nazara alınacak sebeplerle fazlaya dair hakları saklı tutarak ikame ettiği Belirsiz alacak davası kapsamında, bedeli sonradan artırılmak üzere şimdilik 175.000-TL ; sözleşme gereği 90 x 205 x14 ölçülerinde camsız 140 adet , 90 x 205 x14 ölçülerinde camlı 30 adet, 80 x 200 x14 ölçülerinde camsız 30 adet olmak üzere toplam 200 adet daire iç oda kapısının para olarak bedelinin tespit edilerek tazminat kapsamında avans faizi ile birlikte davalı tarafından müvekkilimize tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini, bu talebimizin kabul görmemesi halinde terditli olarak aynen ifaya ve gecikme tazminatına, kabul görmemesi halinde müvekkili sözleşmede ödediği 175.000-TL nin bedelin ödeme tarihi baz alınarak denkleştirici adalet ilkesi gereği takdir edilecek miktarın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini, 100.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK m.128'e göre dava konusu maddi vakıaları inkâr etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Taraflar arasındaki 09/05/2022 tarihli sözleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış ve ön inceleme duruşmasının 24/12/2024 günü yapılmasına karar verilmiştir. Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nun 4.maddesi kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Anılan maddenin 1.bendinde '' Nispi ticari dava için her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları '' olarak tanımlanmıştır. Bu maddede nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olduğundan, öncelikle ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususu değerlendirilmelidir. TTK'nun 11.maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürüttüğü işletmedir. Yine ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır Bakanlar Kurlunca çıkarılacak kararnamede gösterilir şeklinde tanımlanmış ve açıklanmıştır.Bu durumda ticari işletmeden bahsedilebilmesi için şu 3 unsurun bulunması gerekir: * Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet * Bu faaliyetin devamlı olması * Ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi. Esnaf sınırının ne olduğu ise TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Bu kriterin neyi ifade ettiği hususu TTK'nın 15.maddesinde yer alan esnaf kavramı ile açıklanıp anlaşılabilir. Buna göre; İster gezici olsun ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararname de gösterilen sınırı aşmayan sanat ve ticaretle uğraşan kişi '' esnaf '' olarak adlandırılmıştır. 21/07/2007 tarihli resmi gazetede yayınlanan 2007/... sayılı Bakanlar Kurulu kararında esnaf ve sanaatkarla ile tacir ve sanayicilerin ayrımına ilişkin 1.maddesinde eski TTK'nın 12.ve 17.maddeleri ile ilgili uygulama bakımından tanım yapılmıştır ki kararname de ticaret kanunu ile verilen madde hükümleri yürürlükte bulunan TTK'nın 11.ve 15.maddelerinin karşılığıdır. Kararnamenin 1/a maddesinde Esnaf ve Sanaatkarlar ile tacir ve sanayici aykırımını belirlemek koordinasyon kurulunun tespit edeceği resmi gazetede yayınlanacak esnaf ve sanaatkarlar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte beden çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir ve sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan basit usulde vergilendirilen ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3.numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerinin yarısını 2 nolu bendinde yazılı nakdi limitini tamamını aşmayanların esnaf ve sanaatkarlar sayılmaları gerektiği, esnaf ve sicil odasına kaydedileceği belirtilmiştir. Konu ile ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177.maddesinde öngörülen hadler dava tarihi itibariyle bakıldığında 177/1 bendine göre satın aldıkları malları olduğu gibi veya işleyerek satanlar yönünden yıllık alımlarının tutarı 150.000,00-TL'yi veya satışlarının tutarı 200.000,00-TL'yi aşanlar ( ticari kazanç hesabına göre vergiye tabi olanlar ) 2.bendine göre 1.bent dışında işlerler uğraşıp da gayrisafi hasıla miktarlarının 80.000,00-TL'yi aşanlar ( Hizmet sektöründe) 3.bentte göre de 1.ve 2.bentte yazılı işleri yapanlar için satış tutarlarının toplamı 200.000,00-TL'yi aşanlar ve gayrisafi hasıla miktarlarının 400.000,00-TL(80.000,00-TLx5)'yi aşılması ( Karma sektörde ) hadlerin belirlenmesinde esas alınacaktır. Vergi Usul Kanunun 177.maddesi ile TTK'nın 11 ve 15.maddesindeki atıflar gereğince yukarıda özetlenen Bakanlar Kurulu kararının 1/ a maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, 2014 yılı için ticaret sektöründe vergilendirilenler yönünden hadlerin yarısı esas alınacağından, alışların 150.000,00/2=75.000,00-TL'yi veya satışlarının 200.000,00/2=100.000,00-TL'yi aşanlar ile 2.bentteki hizmet sektöründe faaliyet gösterenlerin gayrisafi hasıla miktarı olan 80.000,00-TL'yi aşanlarının ve karma sektörde faaliyet gösterenlerin ise gayrisafi hasıla miktarını ticari kazançtaki satışlardan hareketle 200.00,00-TL'nin yarısı olan 100.000,00-TL ve gayrisafi hasıla miktarı olan 400.000,00-TL/2=200.000,00-TL'yi aşanların TTK anlamında 2014 yılı itibariyle ticari işletme sahibi olarak nitelendirilecekleri anlaşılmaktadır. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında ilgilinin ticari işletme sahibi sayılıp sayılmadığı hususunda sonuca varılması gerektiğine ilişkin örnek içtihat; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 27/05/2014 tarihli 2014/4426 Esas 2014/6852 Karar sayılı içtihadı. (... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 07/03/2017 tarih, 2017/220 esas ve 2017/167 karar sayılı ilamı). Tüm bu açıklamalar kapsamında somut uyuşmazlık tarafların tacir sıfatı olup olmadığı hususunda gerekli araştırmalar yapılmış olup; tarafların tacir sıfatı olmadığı bu nedenle TTK 4.maddesi anlamında nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği aksine uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde de yer alan ve Anayasal ilke olan tabii hakim ilkesine aykırılık teşkil edeceği birlikte değerlendirildiğinde; davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepde bulunulmaması ve süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK 331 md gereğince harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2024 Katip ... Hakim ...

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/477, K. 2024/850, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-477-e-2024-850-k-42f60e2ae93b