İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/684 E. 2025/8 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/684
- Karar No
- 2025/8
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/684 Esas KARAR NO:2025/8 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:11/10/2022 KARAR TARİHİ:08/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın diğer müvekkili olan ...Limited Şirketi'nin ortaklarından olduğunu bilahare müvekkilinin bu şirketin yetkilisi olduğunu müvekkilinin önceden bu şirketin %25 hissesini satın aldığını bu şirketin hissedarlarının ...'nın şirketin ekonomik durumunun müvekkilinden gizleyerek onu şirkette bir takım giderleri için müvekkilinden para aldıklarını .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak müvekkillerinin davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini karış tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bononun düzenlendiği tarih itibari ile nakit olarak alacaklarına ilişkin davacıdan söz konusu bonoyu teslim aldığını nitekim senedin keşide tarihi öncesi vermiş olduğu nakit paralara ilişkin olarak bonodan da görüleceği üzere nakden verilen paralara ilişkin olduğunu keşide günü hesap yapıldığını ve o güne kadarki müvekkilinin vermiş olduğu paraların hesap edilerek davacı kendi rızası ile müvekkiline senet keşide ettiğini taraflar arasındaki ilişkiyi senet keşide tarihi öncesi ve sonrası olarak iki döneme ayırmak gerektiğini davacının beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu banka dekontlarının müvekkilinin muhasebeci olarak çalışması nedeni ile ödenen maaş ve şirketin genel giderlerinin karşılanmasına yönelik yapılan ödemeler olduğunu davanın reddini, davacının kötü niyetli olduğunu kötü niyet tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; Davalı ...'nun alacaklısı olduğu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak bononun keşideci olan davacılar tarafından lehtar davalı ...'e davacı şirketin maaş ve SSK ödemlerinin yapılması için teminat maksatlı verildiğinden ve davalının bu senedi kendi adına kullanıp diğer davalıya ciro ettiği iddiasıyla açılmış menfi tespit davası olduğu görüldü. DELİLLER; .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. .... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na müzekkere yazılarak 2023/... Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna müzekkere yazılarak 2023/... Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosuna müzekkere yazılarak ...Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davalı ...'nun alacaklısı olduğu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak bononun keşideci olan davacılar tarafından lehtar davalı ...'e davacı şirketin maaş ve SSK ödemlerinin yapılması için teminat maksatlı verildiğinden ve davalının bu senedi kendi adına kullanıp diğer davalıya ciro ettiği iddiasıyla açılmış menfi tespit davasıdır. Davacı dava dilekçesinde, dava konusu bononun davalı ...'e dava dışı ...'dan devraldığı ...Limited Şirketi'nin çalışanlarının maaş ve SGK ödemelerinin yapılması için teminat amacıyla verildiğini, bu kişi tarafından senedin diğer davalı yakın arkadaşı belki de akrabası olan ...'na cirolandığını beyan ederek .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde, dava konusu bonoyu davacı ...Limited Şirketi'ni devralan davacı ... ve yetkilisi olduğu şirket tarafından kendisine geçmişten kalan maaş alacaklarına ve personellerin maaşları için kendisinin verdiği nakit paralara karşılık verildiğini beyan etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde, dava konusu bonoyu ...'den olan alacaklarına karşılık aldığını beyan etmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı ... tarafından, davacılar ve dava dışı ... ile diğer davalı ... aleyhine 19/06/2019 düzenleme ve 24/09/2019 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak, 200.000,00 TL asıl alacak, 32.183,56 TL işlemiş faiz, 600,00 TL komisyon, 151,73 TL ihtiyati haciz masrafı, 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 233.690,26 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Bonoda davacıların keşideci olarak yer aldığı, davalı Emin Kılıkbiçenin lehtar ve ilk ciranta olduğu, davalı ...'nun ise hamil olduğu görülmüştür. Takibin dayanağı olan bononun TTK'nın 776. maddesinde yazılı unsurlarının tam olduğu ve tüm unsurları bulunan bononun takibe konu edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 778/2-f maddesi uyarınca bonolar hakkında uygulanacak olan açık poliçeye ilişkin TTK'nın 680. maddesinde " Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun" düzenlemesi bulunmaktadır. Dava konusu bononun unsurlarının tam olarak düzenlendiği ve borçlu olan davacılar tarafından davalı ...'e verildiği, ... tarafından diğer davalı ...'na cirolandığı anlaşılmaktadır. Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (eTTK m.557, TTK m.645 ve Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). Bonolar kural olarak, birer kredi vasıtasıdır. Aksine sözleşme veya âdet bulunmadıkça edimlerin aynı anda ve karşılıklı olarak ifa edilmesine ilişkin genel ilkenin (TBK m.96) bir istisnası olarak, alt hukuki ilişkinin karşı edimini alan borçlu, para borcunu derhal ödemek yerine bir bono düzenleyerek karşı âkide verebilir. Hatta bu ödemeleri taksitler hâlinde ve ardışık vadelerde düzenlediği bonolara bağlayabilir. Böylelikle bono, keşidecisine ödeme konusunda zaman kazandırırken, lehdarına da ciro suretiyle ticari ilişkisini sürdürmek olanağı sağlar. Uygulamada bonoların teminat amacıyla da düzenlendiği görülmektedir. Gerçekten de taraflar arasındaki alt ilişkiden bir borç doğup doğmayacağı ve doğacaksa bunun tutarının ne olduğunun belli olmadığı hâllerde dahi taraflar bono düzenleyebilir ya da mevcut bir bonoyu bu amaçla ciro edebilirler (TTK m.689). Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim bono metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehdarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir; lehdar dışındaki kambiyo alacaklılarına karşı teminat iddiası ise bunlar bonoyu kötü niyetle veya ağır kusur ile iktisap etmiş olmadıkça, ileri sürülememektedir (kıyasen TTK m.680). TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s.451). Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve 2017/19-819 E., 2018/771 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, 6762 sayılı TTK'nın 688. maddesinde belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez. Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Türk, A.: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330). Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. kararlarında da benimsendiği üzere, bonoda teminat kaydı olsa bile, neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 tarihli ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. kararlarında da vurgulandığı üzere, bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, TTK’nın 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK’nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Yukarıdaki tüm açıklamalarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava konusu bononun teminat senedi olduğunu, buna karşın davalı lehtar ... tarafından cirolanarak yakın arkadaşı hamil ...'na verildiğini iddia etmiş olup, bononun teminat olarak verildiği iddiası kişisel defi mahiyetinde olduğundan bu iddiayı davalı hamil ...'na ancak hamilin kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunu ispat etmekle ileri sürülebilir. Davalı lehtar ...'e karşı ileri sürülen teminat bonosu olduğu iddiası ise ancak yazılı delille ispatlanabilecek mahiyette olup ispat yükü davacı borçlu keşidecilerdedir. Nitekim davalı ... bononun geçmişe dayalı alacaklarına karşılık alındığını ileri sürmüş olup bu beyanı senet metninde senedin nakden verildiğinin yazılması karşısında talil mahiyetinde olmayıp, bir an için aksi düşünülse dahi bu durumda çift taraflı talilin söz konusu olup, çift taraflı talilde dahi ispat yükü borçlu olmadığını ileri süren davacılardadır. Davacı vekili 02/02/2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde bononun teminat bonosu olduğunu ispat vasıtası olarak "Tutanaklı Protokol" başlıklı 19/06/2019 tarihli fotokopi belgeyi sunmuştur. İlgili fotokopide "personel ödemeleri için 30/06/2019 tarihi itibariyle oluşan bakiyelerin kapatılması ve ödemelerin yapılması için ... adına 200.000,00 TL teminat senedi alındığı, bu ödemelerin yapılmasına istinaden mutabakatlar yapılarak gerekli yasal evraklar belgelendirilerek hesapların kapatılacağı...." yazılmış ve ..., ..., ... ve diğer kişilerce imzalanmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin 05/07/2023 tarihli celsesinde davacı vekiline protokol aslını sunması için süre verilmiş, davacı vekili protokol aslının ...'da olduğunu beyan etmiş, ... 29/11/2023 tarihli celsede alınan beyanında, şirketi davacı ...'a devrederken tüm evrak ve belgeleri bir tutanak ile teslim ettiğini, protokol aslının kendisinde olmadığını, protokol altındaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Bunun üzerine mahkememizin aynı celsesinde davalı ...'e ihtaratlı isticvap davetiye çıkarılmış, davalı ... 13/03/2024 tarihli celsede alınan beyanında, protokol başlıklı fotokopi metin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiştir. Aynı celsede davacı vekiline, yemin deliline dayanılıyorsa yemin metnini hazırlayıp mahkememize ibraz etmek için 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince yemin metni sunulmadığı gibi 08/01/2025 tarihli celsede davacı vekilinin vefatı sebebiyle sürenin kaçırıldığını ancak ayrıca bir yemin metni sunulmayacağını beyan etmiştir. Davacı, senedin 19/06/2019 tarihli "Tutanaklı Protokol" başlıklı fotokopi belgeye dayalı olarak şirketin personel ödemelerinin teminatı olarak verildiğini ileri sürmüş, fotokopi belgenin aslını dosyaya sunamamış, davalı ... fotokopi metin altındaki imzayı inkar etmiş, davacı yemin metni sunmayacağını beyan etmiş ve bononun maaş alacaklarına karşılık verildiğini beyan etmiştir. Bu durumda davacı senedin teminat senedi olduğunu ve davalıya borçlu olmadığını ispat edememiştir. Senedin teminat senedi olduğu davalı ... yönünden ispat edilemediğinden ve davalı ...'nun senedi kötüniyetli ya da ağır kusurlu olarak devraldığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş, davacının talebi üzerine mahkememizce 17/01/2023 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının icrası nedeniyle alacağına geç kavuşan davalı lehine, alacağın %20'si oranında 46.738,05 TL tazminatın davacılardan tahsili ile davalı ...'na verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir kararının icrası nedeniyle alacağına geç kavuşan davalı lehine, alacağın %20'si oranındaki 46.738,05 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 3.990,85 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 3.375,45 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 37.390,40TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALILARA VERİLMESİNE, 5-Davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 22,00 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacılardan alınarak diğer davalıya verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 22,00 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı diğer davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır