İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/691 E. 2025/243 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/691
Karar No
2025/243
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/691 Esas KARAR NO : 2025/243 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 21/11/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı/Borçlu aleyhine, ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış olup işbu takibe davalı/borçlu tarafından itiraz edildiği, İtiraz üzerine takip durduğu, Davalı borçlunun itirazı haksız olup itirazında kötü niyetli olduğu, Davalı/borçlunun yetkiye, esasa ve fer’ilerine ilişkin yapmış olduğu itirazlarını kabul etmediğimizi belirttiklerini, Müvekkil, tarafı olduğu satış işlemi kapsamında 01.04.2024 tarihinde davalıya 14 adet gelinlik satmış ve gelinliklerin teslimini gerçekleştirdiğini, Ancak davalı/borçlu, taraflar arasında yapılan anlaşmaya uymamış olup satış işlemi tamamlanmasına rağmen, satış bedelini müvekkile ödemediğini, Taraflar arasında yapılan anlaşma gereği olarak, gelinliklerin ödemeleri 3 parça şeklinde yapılacak olup sırasıyla 05.05.2024 tarihinde 40.000 TL, 05.06.2024 tarihinde 50.000 TL ve 06.06.2024 tarihinde 50.000 TL olmak üzere toplam 140.000 TL üzerinden anlaşma sağlanmıştır. Taraflar arasında gelinliklerin fiyatına dair mutabık kalınan anlaşma, WhatsApp kayıtlarına da yansımış olup işbu yazışma kayıtları ekte sayın mahkemeye sunulduğu, Müvekkil ile davalı/borçlu arasında yapılan WhatsApp yazışmalarında, davalının borcu kabul ettiği açıkça görülecektir. Davalı, müvekkile borcunu ödeyeceğini beyan etmiş; ancak, ödemeyi sürekli ertelemiş ve bugüne kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, Borç, davalı tarafından açıkça kabul edilmesine rağmen ödenmemiş olup müvekkil mağdur edildiğini, Davalı/borçlu, müvekkilin satışa sunduğu gelinliklerden beğendiği ürünü seçmiş ve aynı ürün, daha sonra davalının vitrininde sergilendiğini, Yaklaşık bir ay sonra bu gelinlik satılmış olmasına rağmen davalı, müvekkile satış bedelini ödemediğini, Görüldüğü üzere gelinen noktada davalı tarafından müvekkil, maddi anlamda zarara uğratılmıştır. Davalı/borçlu, müvekkil tarafından başlatılan icra takibine haksız ve kötüniyetle itiraz etmiş olup takip durduğunu, Davalı tarafından yapılan işbu itirazın hukuki anlamda herhangi bir geçerliliği olmadığını, Dilekçe ekinde sunulan belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere davalı, işbu davaya konu gelinlik bedellerinden dolayı müvekkile borçludur ve söz konusu borcunu bu zamana kadar ödemediğini, Kesin delil niteliğindeki WhatsApp yazışmaları müvekkilin alacağını yaklaşık ispat ölçüsünün de üzerinde ortaya koyduğu göz önünde bulundurularak vadesi gelmiş bir borç için ihtiyati haciz talebinin kabulü talep etme zarureti hasıl olduğunu, Davalı borçlu, ilgili gelinliklerin son ödeme tarihi geçmiş olmasına rağmen borcunu ödemediğini, Mahkemeniz dosyası kapsamında davalının borcuna dair açık deliller sunulmuş olup ihtiyati haciz yönünden yaklaşık olarak ispat edildiğini, Müvekkilin alacağı muaccel olup rehin ile de temin edildiğini, Huzurda açılan davanın kesinleşmesi beklenildiği takdirde, davaya konu bedelin tahsili tehlikeye girme riski taşımakta dolayısıyla müvekkilin haklarına halel getirdiğini, Yukarıda izah edildiği üzere; borçlu itirazında haksız olup kötü niyetli olduğunu, Borçlunun itirazının iptaline (asıl alacak, fer'i, yetki ve faiz itirazının iptaline), takibin devamı ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep zorunluluğu hasıl olduğunu, Öncelikli olarak Borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına, Haksız ve mesnetsiz kötü niyetle takibe itiraz ederek takibi durduran borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesini, Mahkeme masrafı ile ücreti vekaletin, davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı taraftan herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı tarafın 6100 S. HMK m. 128 kapsamında süresinde cevap vermemenin sonucu olarak iddia olunan vakıaları tamamen inkar etmiş sayılmıştır. DELİLLER Davacı tarafın sunmuş olduğu, anlaşılan miktarlar ve ilgili anlaşmayı gösterir ekran görüntüleri, Satın alınan gelinlik ve satıldığını gösterir ekran görüntüleri, ... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyası, WhatsApp yazışmaları ekran görüntüleri, Kargo teslim tutanağı ve teslim alındı belgesi, delil olarak değerlendirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava; davacının davalıya 14 adet gelinlik sattığı ve sattığı ürünlerin bedelini alamadığı iddiasıyla davalı aleyhinde giriştiği icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce öncelikle irdelenmesi gereken husus görevdir. ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda, davacı davalıya gelinlik satması sebebiyle alacağını almadığı iddiası üzerine davalı aleyhinde giriştiği icra takibine davalının itirazı üzerine mahkememizde açtığı itirazın iptali istemine yöneliktir. Davacının alacak talebi TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasındaki veya özel kanunlarda ticari dava olarak sayılan mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Nisbi ticari dava sayılabilmesi için de yukarıda açıklandığı üzere her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlık konusu her iki tarafın ticari işletmesinden doğması gerekmektedir. Davacının iddiası üzerine davalının davacıdan aldığı gelinlikleri ,kendi işletmesinde sergilediği ve sattığı buna göre her iki tarafın ticari işletmesine ilişkin olduğu değerlendirilmekte ise de ... Vergi Dairesinden gelen 05.12.2024 tarihli müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davalı ...'in 05.12.20216 ile 31.01.2018 tarihleri arasında Kuaför hizmetini yaptığı ve esnaf işletmesi olduğunun belirtildiği, 01.04.2024 tarihinden itibaren de Belirli ...Ticareti ile uğraştığının belirtildiği, müzekkere cevabında davalının gelinlikleri aldığı ve 01.04.2024 tarihi itibariyle bilanço esasına uyarınca defter tuttuğunun belirtilmediğinden davalının tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmış ve mahkememizin görevli olmadığı değerlendirilmiş, davalının tüketici olmaması, Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda Gelinlik Perakende Ticareti ile uğraştığından davalının esnaf olduğu buna göre görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu değerlendirilmekle karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olmakla resen dikkate alınırlar. İzah edilen nedenlerle, Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nun 21/1-(c). maddesi gereğince iş bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için HMK'nun 22/2. Maddesi uyarınca dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 3-HMK'nun 20/1. maddesi gereğince ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci tayini kararı verilmesi halinde, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istemesi halinde dosyanın görevli ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi durumunda HMK'nun 331/2. maddesi gereğince talep halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda İİK'nın 265/5. ve HMK'nın 341/1. fıkraları uyarınca gerekçeli ek kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/691, K. 2025/243, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-691-e-2025-243-k-9f6b981dd7cc