İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/14 E. 2024/473 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/14
Karar No
2024/473
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/14 Esas KARAR NO : 2024/473 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 08/01/2024 KARAR TARİHİ : 14/08/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yurt dışında ... ve ... AŞ’de (YKY) çalışmış olan müvekkili ile davalının %50 hisse oranıyla ortak iş yapma kararı aldıkları ve uzmanlık alanları “Donanım, yazılım, teknolojik hizmet ve danışmanlık” faaliyeti için “ ... ” ünvanıyla bir şirketin, önce müvekkili tarafından kurulmasında ve daha sonra paylaşılmasında anlaştıklarını, bunun üzerine müvekkilinin 200.000TL sermaye ile ... nde ... sayıda kayıtlı ... AŞ’yi kurduğunu, şirketin 27.03.2020 tarihinde tescil, 30.03.2020 tarihinde ilan edildiğini, şirket kuruluşu için banka hesabından “... AŞ kuruluş sermayesi, masraflar, hesaben” açıklamasıyla; 25.03.2020-30.000TL, 22.04.2020-69.820TL (10.000$) 15.06.2020-6.500TL, 22.06.2020-102.570TL, 04.08.2020-69.640 TL ödeyen davalının hisse devri ve ortaklık sözleşmesi için 08.06.2020 tarihinde müvekkili ile bir araya geldiğini, ... AŞ ortaklar sözleşmesini, pay devri sözleşmesini imzaladıklarını, işbu %50 ortaklık şirket pay defterine işlendiğini, olağanüstü genel kurul yapıldığını, tescil ve ilana verildiğini, bu suretle kayıt altına alınan hisse devri için 10.06.2021 tarihinde 100.000TL ki toplamda 378.530TL ödeyen davalının, şirkette çalışmaya başladığını, öte yandan şirketin 2020 yılı olağan genel kurul toplantısı da yapıldığını, davalının imzaladığı aynı tarihli, görev dağılım ve temsil kararı, davalı imza beyannamesi, 30.07.2021 tarihli dilekçeyle tescile verildiğini, ne var ki Sicil, Ortaklar Sözleşmesiyle düzenlenen “Hisse ön alım hakkının” genel kurul kararıyla sicile tescili talebini, TTK’da ön alım hakkına dair bir düzenleme bulunmadığından reddettiğini ve kararı tescil etmeyerek geri çevirdiğini, dolayısıyla 30.07.2021 tarihli olağan genel kurul kararı da olağanüstü genel kurul kararının tescilini beklemek üzere bir süre akim kaldığını, bu süreçte ABD’de iş bulan davalının tescilde yaşanan hukuki durumu bahisle “şirket ortaklığım tescil edilmedi” diyerek 20.08.2021 şirketteki görevinden istifa ettiğini, işi, işyerini terk ile yasaları ve olan biteni yok sayarak kendince ortaklığı bitirdiğini, ortak olmak için yaptığı 378.530TL ödemeyi ise geri almak için 08.10.2021 tarihinde ... Noterliğinden ... yevmiye sayılı ihtarname keşide ettiğini, bu ödemenin, ... AŞ’ye ortak olmak için yapıldığını ve davalının şirket ortağı olduğunu, 10.06.2021 tarihinde yaptığı en son 100.000TL ödeme ile ... AŞ ortaklığı ile ilgili borç alacak ilişkisini taraf mutabakatıyla bizzatihi kendisinin kapattığını, dolayısıyla bu konunun dava dışı olduğunu, öte yandan davalının Türk şirketi olan ve fakat kendisinin yurt dışı şirketi olarak varsaydığı ... ortaklığı için ayrıca müvekkiline 23.09.2020 tarihinde 68.000$ (o tarih itibariyle TL karşılığı 521.282-TL’dir) 18.12.2020 tarihinde 10.300$ (ki o tarih itibariyle tl karşılığı 79.375tl’dir) elden ödeme yaptığını iddia ederek var olmayan böyle bir ödemeyi geri istediğini, oysa davalının iddia ettiği gibi ne yurt dışında ... A.Ş. adında bir şirket olduğunu ne de böyle bir ödemenin söz konusu olduğunu, dolayısıyla böyle bir borç alacak ilişkisinin asla kurulmadığını ve böyle bir borç olmadığını, bu nedenle ihtarnameye konu yapılan ancak hiçbir dayanağı olmayan gerçek dışı bu iddia, talep ve varsayımın külliyen reddi üzerine alacak davası açamayan davalının, kolay yolu seçerek suç duyurusunda bulunduğunu ve ülkeyi terk ettiğini, davalının alacak iddiası, belgeyle tevsik ilkesine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davalıya 600,657TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... Ticaret Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi, ... Vergi Dairesinin cevabı yazıları delil olarak değerlendirilmiştir. HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalının %50 hisse oranıyla ortak iş yapma kararı aldıkları ve uzmanlık alanları olan “Donanım, yazılım, teknolojik hizmet ve danışmanlık” faaliyeti için “...” ünvanıyla bir şirketin, önce davacı tarafından kurulmasında ve daha sonra paylaşılmasında anlaştıkları, davalının kurulan bu şirkette çalışmaya başladığı, daha sonra davalının yaşanan hukuki sorunlar sebebiyle ortaklığının tescil edilmediğinden bahisle ABD'de iş bularak davacı ve davalı tarafça birlikte kurulan ... AŞ'deki görevinden istifa ettiği ve mezkur şirketin kuruluşu için yaptığı ödemenin iadesi için ihtarname keşide ettiği ancak borç alacak ilişkisinin taraf mutabakatıyla bizzat davalı tarafça kapatıldığından bu hususun dava konusu olmadığı, davalının Türk şirketi olan ve fakat davalı tarafça yurt dışı şirketi olarak varsayılan ... ortaklığı için ayrıca davacıya 23.09.2020 tarihinde 68.000,00 $ elden ödeme yaptığına dair ihtarname keşide etmek suretiyle bu ödemeyi davacıdan geri istediği, davalının iddia ettiği gibi yurt dışında ... A.Ş. adında bir şirket olmadığı ve davalı tarafça davacıya anılan şirket sebebiyle herhangi bir ödeme yapılmadığı ve taraflar arasında alacak-borç ilişkisinin bulunmadığı vakıalarına dayalı, davacının davalıya toplam 600.657,00 TL tutarında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK'nın 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu belirtilmekle; huzurdaki uyuşmalıkta ilgili vergi dairesi müdürlüklerinin cevabi yazılarında belirtildiği üzere tarafların tacir olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın ise tarafların şahsi alacak-borç ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, davanın mahiyeti itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı bu bağlamda HMK 2. Maddesinin (2). bendine göre "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmü uyarınca huzurdaki dava dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu sonucuna ulaşılmakla iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı tespit edilmiştir. HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/08/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/14, K. 2024/473, T. 14.08.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-14-e-2024-473-k-d7f4fa59a5b5