İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/75 E. 2024/831 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/75
- Karar No
- 2024/831
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/75 Esas KARAR NO:2024/831 DAVA:İstirdat- Zarar Tazmini- Menfi Tespit DAVA TARİHİ:26/09/2016 KARAR TARİHİ:19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirkete iç mimarlık hizmeti için teklif istediğini, müvekkili ile yaptığı inceleme sonucunda istediği işlerin maliyete ilişkin ön keşif bedelinin 78.051,27 TL olduğunu tespit ederek: bu bedelin üzerine %30 oranında mimarlık ücreti ile toplam rakamın üzerindeyse %18 oranında KDV eklenince yeni bir şeklinde hazırladığı teklifi davalıya sunduğunu, bu teklifin 08/10/2015 tarihinde imzalandığını, aynı teklifte bedelin kapsam içindeki işlerin dışında yapılacak işler olursa bunların bedelleri ayrıca fiyatlandırılacağını, söz konusu anlaşılan işlere ise 58.157 TL ve 24.525,20 TL olduğunu, böylelikle yapılan işlerin toplamı 150.551,40 TL olduğu, bu bedele uygulanması gereken %30 oranında mimarlık ücretleri yuvarlanıldığı ve 45.000,00 TL olarak eklendiğini, böylelikle bununla 195.551,40 TL'den davalının talebi ile 15.000,00 TL iskonto düşüldüğü, kalan 180.551,40 TL %18 oranında 32.499,18 TL KDV eklenmesiyle 213.050,58 TL'den 1.150,58 TL daha iskonto düşülmek suretiyle toplam alacağının 211.900 TL olduğu konusunda taraflar mutabık kaldığı, söz konusu KDV dahil 211.900 TL için davalı adına 23/12/2015 tarihli ve ... sayılı 117.500 TL'lik ve 15/03/2016 tarihli ve 007105 sayılı 47.500 TL, 30/10/2015 tarihinde 20.000 TL, 31/12/2015 tarihinde 50.000 TL ve 04/03/2016 tarihinde 20.000 TL olmak üzere toplamda 137.500 TL ödendiğini, böylelikle davalının bakiyesi 74.400 TL olarak şifai tüm taleplere rağmen söz konusu bedelin ödenmemesi üzerine .... Noterliği'nden 20/04/2016 'da ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, davalı taraf müvekkilin bakiye alacağını ödeyeceğine .... Noterli'nden keşide ettiği 28/04/2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile 20.000 TL fazlası olduğunu iddia ederek faturanın da gönderilmesini istediğini, 74.400 TL alacağın temerrüt tarihi olan 30/04/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 madde hükmü gereğince Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranını davalıdan tahsiline masrafların davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... ve Tic. Ltd. Şti ile müvekkili Davalı .... arasında, müvekkiline ait “ ...” isimli işyerinin dekorasyon ve tadilat işlerinin, 8.9.2015 tarihli 1. Keşif tutanağında belirtilen bedelle yapılması hususunda taraflar 08.10.2015 tarihinde anlaştıklarını, Müvekkilinin çizilen proje doğrultusunda hazırlanan 1. Keşif tutanağında yer alan kalemlere karşılık gelen bedelleri, kalemlere ait işin yapılması karşılığında, tutanağın altında yer alan 8.10.2015 tarihli imza ile de sabit olduğu üzere, kabul etttiğini, davalı tarafa gönderilen birinci keşif olarak tekliflendirilen işlerin kesin hakedişi, 2. Keşif olarak tekliflendirilen işlerin kesin hakedişi ile şantiye sürecinde yapılan imalatlar ve satın almalar isimli sözde hakedişlerde yer alan kalemleri ve bedeli; davalı müvekkilinin tamamen kabul ettiğine dair herhangi bir ifade, ibare veya imza olmadığını, bununla birlikte taraflarının davalı taraf olarak borçlu olmadığımızı ispatlamalarının fuzuli olduğunu, öncelikle davacı taraf alacağının varlığını ispat etmesi gerektiğini, bu nedenle bu sözde hakedişlere dayanılarak oluşturulan toplam borcun 211.900-TL olduğu hususu ispat edilmemiş bir iddiadan öteye geçmediğini, Her ne kadar, 8.10.2015 imza tarihli 1. Keşif tutanağında “diğer… işler olur ise belirlendikten sonra” ifadesine yer verilmiş ise de; bu ibare, daha sonra ortaya çıkacak ana kalemler veya ondan bağımsız işler için yapılmasında zorunluluk olan veya olmayan tüm işin ve de bunla bağlı olarak iş bedelinin, davalı müvekkil tarafından kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, Bu husus, sözde hakedişlerin, davalının işi, kalemleri ve ilgili bedelleri kesin kabul ettiğine dair açık kabul tutanağı niteliğinde olmadığını ortaya koyduğunu, ilgili sözde hakedişlerde yer alan fiyatların nasıl belirlendiği hususu da netleştirilmediğini, Hakedişlerde yer alan fiyatlar neye ve hangi standartlara göre belirlenmiştir ve bu belirlemeden davalı müvekkile ne ölçüde bilgi verildiğini, İfa edilen iş ile uygunluğu şüpheli olan ve kabul niteliği taşımayan sözde hakedişlerde yer alan tüm kalemlerin ifa edildiğine dair davalı müvekkiline herhangi bir bilgi verilmediği gibi, bu hakedişlerde yer alan fiyat bilgilerinin hangi standartlara göre belirlendiği net olmadığından ve davalıya bu hususta bilgi verilmediğinden davacı yüklenicinin, davalının rızası dışında, davalıdan, mümkün mertebe daha fazla kar elde etme amacı güttüğünün, bu hususta taraflar arasında ek işlere ve hakedişte belirtilen işlerin karşılığı olan bedelin ne olacağı hususunda herhangi bir anlaşma da olmadığını, Bu nedenle davacının, bu hususlarda kesinlik arz etmeyen sözde hakedişe dayanarak bedelin ifasını istemesi kesinlikle kabul edilebilirliği olmadığını, taraflar arasındaki hukuki ilişki bir eser sözleşmesidir. Taraflar arasındaki ilişki göz önüne alındığında yapılmasında zorunluluk olmayan bir kısım işlerin tespit edildiğini, bunlardan biri, 1. Keşif olarak tekliflendirilen işlerin kesin hakedişi isimli belgede mobilya işleri başlığı altında yer alan “tezgâh altı mdflam Dolap (Radüslü 9. Mtl*h.80 cm)(Kapak fiyatları düşüldü)” isimli işi olduğunu, sözde hakedişte bu işin karşılığı bedel 4.050 TL gösterilmiş ve davalı müvekkile yansıtılmaya çalışıldığını, arıca aynı sözde hakedişte yer alan seramik ve corian işleri başlığı altında yer alan “Mutfak Duvar Seramik İşleri” isimli iş de, diğerlerini kabul anlamına gelememek üzere, bu hususta kendilerinin istenmeden, zorunluluk söz konusu olmaksızın yapılan işler arasında yer aldığı tespit edildiği, bu işin bedeli olarak 3.100,50 TL bedel sözde hakedişte gösterildiği, davacının aslında sözde hakediş ile müvekkilden daha fazla kar elde etmek amacıyla daha fazla göstermek için gereği olmadan bir kısım işler yaptığını ortaya koyduğunu, fiyat konusunda anlaşma olmaması ve hakedişlerde belirtilen fiyatların işin karşılığı olan bedel olarak esas alınamayacağı hususunun yanında hakedişlerde yer aldığı ve ifa edildiği iddia edilen bir kısım işlerin yapılmadığının da olduğunu, atanacak bilirkişilerce de tespit edilebileceği üzere, sözde hakedişte yer alan ancak yapılmayan bir kısım işler mevcut olduğunu, Birinci keşif olarak tekliflendirilen işlerin kesin hakedişinde, alçıpan ve boya işleri başlığının altında yer alan “mutfak içi sahte kiriş uygulaması” işi, aynı sözde hakedişde yer alan mobilya işleri başlığı altında “cnc kesim masif menü tabelası” işi, yine aynı sözde hakedişte yer alan "Seramik ve Corian işleri" başlığı altındaki 30x60 Neptune 1. Kalite Duvar Seramiği ve buna ilişkin uygulama işleri yapılmadığını, Bu işlerin yapılmamasına rağmen bedelinin sözde hakedişte gösterilmek suretiyle davalı müvekkilinden işin karşılığı olduğu iddia edilen bedelin talep edilmesi açıkça davacının, müvekkilden, fazla kar elde etmek istediğinin açık göstergesi olduğunu, mobilya işleri arasında yer alan “cnc kesim masif menü tabelası” işi açıkça 08.10.2015 imza tarihli keşif tutanağında kararlaştırılan ve eser sözleşmesi kapsamında yapılması gereken iş olmakla birlikte, bu işin dahi yapılmadığının tespit edildiği, Bu durumun yüklenicinin anlaşmanın dışına çıkarak, işi eksik yaptığını ve bu noktada da işin teslim tarihi olan 21.11.2015 itibariyle temerrüde düştüğünü gösterdiğini, Müvekkilinin işletmesinin, ... AVM yönetimi altında yer alan iş yerinde bulunduğundan, bu iş yerinde yapılacak tadilat ve dekorasyon işlerine ait projenin AVM yönetimi tarafından uygun bulunması, uygun bulunduktan sonra işin yapılabilmesi için izin verilmesi ve izin verildikten sonra ise yapılacak işin AVM yönetimine ait şartnameye uygun olması gerekmektedir. AVM yönetimi davacıya gönderdiği maillerde, davacının bu hususa özellikle dikkat etmesi gerektiğini defalarca açıklıkla belirttiğini, Ancak davacı, bir takım işleri AVM şartnamesini göz önüne almayarak yapmış, daha sonra AVM yönetiminin itirazları nedeniyle bunları sökmek, kırmak suretiyle ortadan kaldırmak ve yeniden yapmak zorunda kalmıştır. Bu nevi yeniden yapılan işler nedeniyle de “...” 21.11.2015 tarihinde açılıp faaliyetine başlaması gerekirken, açılış tarihine yetiştirilemeyen işyeri, toplamda 21 günlük bir gecikme yaşamış ve 11.12.2015 tarihinde faaliyete geçebildiğini, Gecikme, “lazer kesim ışıklı tabela ve taşıyıcı demir konstrüksiyon” işleri, “doğalgaz tesisatı”yla ilgili işler, “zemin şap uygulaması” işi ile “davlumbaz ekzost sistemi”ne ilişkin işlerin sökülüp, yeniden yapılması nedeniyle diğer işlerin aksamasından doğduğunu. bu gecikmeler bütün işin tesliminin gecikmesine neden olduğunu ve bu nedenle yüklenici davacının 21.11.2015 tarihli vade nedeniyle ihtarsız ihbarsız temerrüde düştüğünü, Müvekkili davalı ise, geç açılış nedeniyle bir kısım kar kaybına uğradığını, bu kar kaybını temerrüt nedeniyle kendilerine tanınan gecikme tazminatı çerçevesince talep ettiklerini, bu hususa kendilerinin 27.04.2016 tarihli .... Noterliği tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede de işaret edildiğini, müvekkilinin, tüm bu eksiklik ve aksaklıklara, borca aykırılığa ve davacının daha fazla kar elde etmek için fahiş fiyat içeren sözde hakedişlerle karşılaşmasına rağmen, 11.9.2015 tarihinde 47.500 TL, 30.10.2015 tarihinde 20.000 TL’lik ödeme yaptığını, daha sonra müvekkilimize 23.12.2015 tarihli 117.500 TL’lik fatura kesildiğini, Müvekkilinin eksik yapılan ve tamamlanmayan işlere rağmen bu fatura bedeli olan 117.500 TL’yi 31.12.2015 tarihinde 50.000 TL’lik ödemeyi yaparak tamamladığını, Davalı karşı davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davacının, eksik kalan işlerine rağmen, davalı müvekkilinin 04.03.2016'da işin karşılığı olan bedeli aşacak şekilde, 20.000-TL fazla ödeme yaptığını, böylece müvekkilinin toplam 137.500-TL ödeme yaptığını, ancak bu ödemeden sonra yapılmayan eksik işe rağmen, bedel ödemeye devam eden, işin bir an önce bitirilmesini ve işletmesini faaliyete bir an önce başlatmayı amaçlayan müvekkiline, davacı tarafından 94.400 TL’lik fatura ibraz edildiğini, tamamen ne alacağın varlığını ispat etmeye yeterli ne de ifanın yapıldığı hususunda esas alınabilir nitelikte olan sözde hakedişe dayanılarak düzenlenen faturalarla karşılaşan davalı müvekkilinin, haklı olarak 94.000-TL bedelli faturayı ödememiş ve de ilgili faturayı teslim almadığını, ..., işin eksik yapılması ve tamamlanmamasının yanında geç ifa edileceğinin anlaşılmasına rağmen davacının bir de 94.400-TL’lik fatura göndermesi, davacının kararlaştırılmayan, üzerinde anlaşma sağlanmayan bedellerle müvekkilinden daha fazla kar elde etme amacı güttüğünü açıkça ortaya koyduğunu, davacının bu amacı göz önüne alındığında ve işin karşılığı olan 117.500-TL bedeli aşan fazla ödemeden kaynaklı 20.000 TL‘nin kendilerine ödenmesi gerektiğini, bu nedenlerle müvekkilinin, 27.4.2016 tarihli .... Noterliği tarafından davacıya gönderdiği ihtarname ile işin geç ve eksik ifa edilmesi, davalı müvekkil tarafından 20.000-TL‘lik fazla ödemenin yapıldığının tespit edilmesi ve davacıya ihtar edilmesi sonucunda davacıyı temerrüde düşürdüğünü, İhtarnamede, davacının eksik ve gecikilen işlere ilişkin temerrüde düşmesi nedeniyle, davalı müvekkili nezdinde doğacak gecikme tazminatı talep edebilme hakkının saklı tutulduğu, tüm hukuki hakların saklı tutulduğu ifade edilerek belirtildiği, ayrıca gecikme tazminatının yanında eksik işlerin tamamlanmaması nedeniyle oluşan zararlarımızın tazmini gerektiğini, Davacı - Karşı Davalının, müvekkili davalı ile yapmış olduğu eser sözleşmesinden kaynaklanan işi gereği gibi tamamlamaması ve geç teslim etmesi nedeniyle doğan zararın, yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemelerinin ardından tespit olunacak değer nispetinde 21.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davacı-karşı davalı tarafından tazmin edilmesine, davalı müvekkilinin 20.000-TL fazla yaptığı ödemenin 27.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davacı taraftan alınarak davalıya iadesine, davacının iddia ettiği 94.000-TL’lik alacağının olmadığın tespiti ile davacının talebinin reddine, davacının haksız, mesnetsiz ve isabetsiz talebinin reddedilerek yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin ticari faiziyle birlikte davacı tarafça ödenmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Asıl dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, karşı dava ise sözleşmeden kaynaklı istirdat, tazminat ve menfi tespit istemlerine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ticari defter kayıtları, ... ... giriş çıkış kayıtları, faturalar, İhtarname ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Mahkememizin 17/10/2019 tarih ... sayılı kararı ile davanın asıl dava yönünden davanın kabulüne, karşı dava yönünden davanın reddine karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2022 tarih 2020/165 esas 2022/2090 karar sayılı ilamı ile "... Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı- karşı davalı yüklenici, davalı- karşı davacı ise iş sahibidir. Mahkemece davalı- karşı davacıya defter ve belgelerini sunması için usulüne uygun süre verilerek defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, ayrıca mahallinde keşif yapılması suretiyle asıl ve karşı dava yönünden tarafların talepleri değerlendirilerek ayrıntılı gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu düzenlettirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahallinde keşif yapılmaksızın ve davalı-karşı davacıya ait ticari defter ve belgeler incelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." şeklinde mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın ticari işletme ve şirketler muhasebesi konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; davalı/karşı davacı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini olup olmadığı ve usulüne uygun tutulup tutulmadığı, davacı/karşı davalı taraf ile alakalı kayıt bulunup bulunmadığı, 23/12/2015 ve 15/03/2016 tarihli iki ayrı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise bu faturalar nedeniyle davalının ödemesi olup olmadığının, davalının kendi defterleri itibariyle davacıya karşı alacak-borç durumunun tespiti, ve alacak-borcun neyden kaynaklandığı, daha önce incelenen davacı/karşı davalı defterleri ile farklılık bulunup bulunmadığı var ise neyden kaynaklandığı hususlarında hazırlanan 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusunun, davacının, davalı ile arasında akdedilen yapım sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davalı-karşı Davacı ....’nin 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı-karşı Davacı ....’nin ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davacı-karşı davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin davalı-karşı davacı ....’den borç alacağının bulunmadığı, neticeten, davalı-karşı davacı ....’nin ticari defterlerine göre; davacı- karşı davalının davalı-karşı davacı ....’ya düzenlemiş olduğu 23.12.2015 tarihli ... no.lu 117.500,00 TL tutarlı faturanın davalı- karşı davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, mezkur faturaya karşılık olarak 10.09.2015 tarihinde 47.500,00 TL, 30.10.2015 tarihinde 20.000 TL ve 28.12.2015 tarihinde 50.000,00 TL olmak üzere toplam 117.500,00 TL olarak ilk faturanın ödemesinin yapılmış olduğu, davacı- karşı davalının Davalı-karşı Davacı ....’ya düzenlemiş olduğu 15.03.2016 tarihli ... no.lu 94.400,00 TL tutarlı faturanın davalı- karşı davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 04.03.2016 tarihli 20.000,00 TL tutarlı ödemenin de davalı-karşı davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna ilişkin herhangi bir muhasebe verisine rastlanılmadığı, bu itibarla davalı-karşı davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibari ile davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya borç/alacağının bulunmadığı, bildirilmiştir. Davalı Tasfiye Halinde .... 13/08/2018 tarihinde ticaret sicilden terkin edilmesi ve tüzel kişiliğinin tasfiye ile sona ermesi nedeniyle davacı vekiline iş bu dava ile ilgili taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davalı Tasfiye Halinde ....'nin ihyası amacıyla ihya davası dava açması ve bu konuda açılan dava dosyasına ilişkin bildirimde bulunması için HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca 1 aylık kesin süre verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2022 tarih, 2020/165 Esas ve 2022/2090 Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin 14/09/2023 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararının icrasının davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde taraf teşkiline dair işlemlerin yapılmaması sebebiyle tamamlanamadığından keşif ve bilirkişi incelemesine dair kaldırma ilamının gereği gibi ifa edilme imkanı bulunmadığının tespitine karar verilmiştir. A)Asıl Dava Yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesinde: "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar" düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazı cevapları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 18/07/2024 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile "Davalı Tasfiye Halinde .... 13/08/2018 tarihinde ticaret sicilden terkin edilmesi ve tüzel kişiliğinin tasfiye ile sona ermesi nedeniyle davacı vekiline iş bu dava ile ilgili taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davalı Tasfiye Halinde ....'nin ihyası amacıyla ihya davası dava açması ve bu konuda açılan dava dosyasına ilişkin bildirimde bulunması için HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ihya davası açılmaması ve açıldığına dair bildirimde bulunulmaması halinde HMK'nın 114/1-d. ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına," karar verildiği, duruşma salonunda hazır bulunmayan davacı vekilinin duruşma zaptının tebliğ suretiyle usulüne uygun ihtar edildiği, davacı vekilince verilen kesin süre içerisinde ihya davası açılmadığı(Uyap ortamından yapılan incelemede tespit edilmiştir.) ve beyanda bulunulmadığı, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla asıl davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. B)Karşı Dava Yönünden; Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların bildirdiği belgeler, ticari defter ve kayıtlar, hesap hareketleri, banka kayıtları, ihtarnameler, ... Plaza giriş çıkış kayıtları, faturalar, 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, dosya kapsamına alınan müzekkere cevapları, taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; Dönüşüm İç Mimarı Tasarım Uygulama firmasının, eksik kalan işlerine rağmen, ... Gıda firmasının 04.03.2016'da işin karşılığı olan bedeli aşacak şekilde, 20.000-TL fazla ödeme yaptığı, böylece ... Gıda firmasının toplam 137.500-TL ödeme yaptığı, ancak bu ödemeden sonra yapılmayan eksik işe rağmen, bedel ödemeye devam eden, işin bir an önce bitirilmesini ve işletmesini faaliyete bir an önce başlatmayı amaçlayan ... Gıda firmasına, Dönüşüm İç Mimarı Tasarım Uygulama firması tarafından 94.400 TL’lik fatura ibraz edildiği, tamamen ne alacağın varlığını ispat etmeye yeterli ne de ifanın yapıldığı hususunda esas alınabilir nitelikte olan sözde hakedişe dayanılarak düzenlenen faturalarla karşılaşan ... Gıda firmasının, haklı olarak 94.000-TL bedelli faturayı ödemediği ve de ilgili faturayı teslim almadığı, işin eksik yapılması ve tamamlanmamasının yanında geç ifa edileceğinin anlaşılmasına rağmen Dönüşüm İç Mimarı Tasarım Uygulama firmasının bir de 94.400-TL’lik fatura göndermesinin, ... Gıda firmasından daha fazla kar elde etme amacını güttüğünü açıkça ortaya koyduğu, işin karşılığı olan 117.500-TL bedeli aşan fazla ödemeden kaynaklı 20.000 TL‘nin kendilerine ödenmesi gerektiği vakıalarına dayanıldığı, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktalarının 23/12/2015 ve 15/03/2016 tarihli iki ayrı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise bu faturalar nedeniyle davalının ödemesi olup olmadığının, davalının kendi defterleri itibariyle davacıya karşı alacak-borç durumunun tespiti, ve alacak-borcun neyden kaynaklandığı, daha önce incelenen davacı/karşı davalı defterleri ile farklılık bulunup bulunmadığı var ise farklılığın sebebi hususlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dosyada mübrez belgelerden; dava konusunun, davacının, davalı ile arasında akdedilen yapım sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davalı-karşı Davacı ....’nin 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı-karşı Davacı ....’nin ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davacı-karşı davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin davalı-karşı davacı ....’den borç alacağının bulunmadığı, neticeten, davalı-karşı davacı ....’nin ticari defterlerine göre; davacı- karşı davalının davalı-karşı davacı ....’ya düzenlemiş olduğu 23.12.2015 tarihli ... no.lu 117.500,00 TL tutarlı faturanın davalı- karşı davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, mezkur faturaya karşılık olarak 10.09.2015 tarihinde 47.500,00 TL, 30.10.2015 tarihinde 20.000 TL ve 28.12.2015 tarihinde 50.000,00 TL olmak üzere toplam 117.500,00 TL olarak ilk faturanın ödemesinin yapılmış olduğu, davacı- karşı davalının Davalı-karşı Davacı ....’ya düzenlemiş olduğu 15.03.2016 tarihli ... no.lu 94.400,00 TL tutarlı faturanın davalı- karşı davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 04.03.2016 tarihli 20.000,00 TL tutarlı ödemenin de davalı-karşı davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna ilişkin herhangi bir muhasebe verisine rastlanılmadığı, bu itibarla davalı-karşı davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibari ile davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya borç veya alacağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce aldırılan 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporuna taraf vekillerinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak taraf vekillerinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. TMK'nın 6. maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü havi olduğu ve yine HMK'nın 190. maddesinin "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmünü havi olduğu, TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca huzurdaki davada ispat yükünün davalı-karşı davacı taraf üzerinde bulunduğu, davalı-karşı davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getiremediği, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan alacağı bulunduğu vakıasını ispat edemediği kanaatine varılmakla; dosya kapsamında toplanan tüm deliller dikkate alınarak, davalı-karşı davacı tarafça ileri sürülen vakıaların sübuta etkili delillerle ispat edilemediği değerlendirilerek karşı davanın reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; Asıl Dava yönünden; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.270,57-TL peşin harcın mahsubu ile artan 842,97-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı-karşı davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine, 5-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Karşı Dava yönünden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 341,55-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 86,05-TL harcın karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı- karşı davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine, 5-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır