İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/826 E. 2025/112 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/826
- Karar No
- 2025/112
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/826 Esas KARAR NO : 2025/112 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/11/2023 KARAR TARİHİ : 19/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı taraf arasında 03.03.2023 tarihinde showroomda görüşmeler yapıldığını ve davalı tarafın üretim nakliyesini sağladığı ürünler için müvekkilinin maliki olduğu ... adına sipariş listesi oluşturulduğunu, sipariş listesindeki ürünlerin yazlık kıyafet parçaları olduğunu, en geç sezon başlangıcına kadar teslim edilmesi ve her bir ürün bedeli için %10 oranında iskonto uygulanması hususlarında mutabık kalındığını ve bu kapsamda satın alınan ürünlerin karşılığı olarak Keşidecisi ...Tic. Ltd. Şti. firması, lehtarı ... Şti firması olan ve cirantası ... Şti firması olan 31.05.2023 Keşide tarihli 200.334,00 TL bedelli çek 06.03.2023 tarihinde davalı tarafa gönderildiğini ve davalı tarafça 08.03.2023 tarihinde teslim alındığını, çekin davalıya teslimi ile müvekkilinin sözleşme kapsamında edimini yerine getirdiğini ve siparişi doğrultusunda ödemeyi gerçekleştirdiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, kambiyo hukuku ve uygulama dikkate alındığında çekin teslim alınması ve bir başkasına ciro edilmesi ile çek bedelinin tahsil edilmekte olduğunu, ilgili çek bedelinin davacı tarafça vade tarihinde tahsil edildiğini ancak sipariş tarihinden itibaren 4 ayı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen sipariş edilen ürünlerin yarısı bile müvekkiline teslim edilmediğinden, showroomda sergilenen ürünler ile gönderilen ürünler arasında kalite ve renk farkı bulunduğundan, sipariş listesinde yer alan ürünlerden farklı ürünler gönderildiğinden, yazlık kıyafetlerin yaz sezonu biterken tesliminde müvekkilin ticari faaliyetini sürdürmesi imkansız hale geldiğinden ilgili sözleşmeden dönme kararı alındığını, bu doğrultuda ... 15. Noterliğinden tanzim ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafa sözleşmeden dönme iradesinin açıkça iletildiğini, davalı taraf vermiş olduğu cevabi ihtarnamesinde taraflar arası sözleşmeyi ve ödemeyi kabul ettiğini, ürünlerin geç teslimine ilişkin olarak tekstil piyasasının böyle olduğunu, yazlık kıyafetleri kendileri dilediği zaman sezon sonuna kadar teslim edebileceğini, müvekkilinin kabul edilen ürünleri gönderdiğini, iade edilen ürünler hakkında iade işlemi yapmayacağını ve sözleşmeden dönme ihtarını kabul etmediğini beyan ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. Maddesinde düzenlenen Borçlunun Temerrüdü Nedeniyle Seçimlik Hakları ve 227. Maddesinde düzenlenen Taşınır Satışlarında Ayıplı İfa Nedeniyle Alıcının Hakları kapsamında ürünlerin ifasında geciken ve ayıplı, yanlış ürün ifası ile de müvekkilin mağduriyetine sebep olan, davalı hakkında müvekkil seçimlik haklarını kullandığını, iadenin kabul edilmemesi, ya da kullanılan seçimlik hakkın karşı tarafın kabulüne bağlı olması gibi hukuki dayanaktan yoksun beyanların kabulü mümkün olmadığını, ilgili sözleşme kapsamında davalı tarafça ihtarname tarihine kadar yalnızca 09.03.2023 tarih ve ... Numaralı E-Arşiv Fatura ile 66.046,32-TL tutarında ürün ve mal tesliminin olduğunu, teslimden sonra ürünlerin 11.04.2023 tarih ve ... Numaralı E-Arşiv Fatura ile 14.115,60-TL tutarındaki kısmı yukarıda belirtilen nedenlerle iade edildiğini ve iade faturası düzenlendiğini, bu ürün teslimi dışında davalı tarafın müvekkile gönderdiği başkaca bir ürün, ürüne ilişkin sevk irsaliyesi ve müvekkil adına kestiği herhangi bir fatura bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde de bu hususun açıkça tespit edileceğini, sözleşmeden dönme ihtarının davalıya tebliğinden itibaren ürünler art arda yola çıktığını ve müvekkilce sözleşmeden dönme iradesi kapsamında hepsinin iade edildiğini ancak davalı tarafın siparişlerin tesliminde geciktiğini, müvekkilini mağdur ettiğini, bu husustaki kusurunu bildiğinden ilgili ihtarname hiç gönderilmemiş gibi iade edilen ürünleri tekrar tekrar müvekkile göndermeye devam ettiğini, yapılan şifahi görüşmelerde bir uzlaşmaya varılamaması nedeniyle sadece 51.390,72-TL tutarında ürün teslimi ve faturalandırması yapılmış olduğundan bakiye 148.403,28-TL'nin ve ihtarname tarihinden itibaren işlemiş TTK m. 1530 uyarınca işlemiş faizin tahsili için ... 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, söz konusu icra takibine davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ve itirazın iptali ile davalı tarafın takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi için mahkemeye başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, tüm bu nedenler ve mahkemece re'sen nazara alınacak hususlar muvacehesinde, haklı davanın kabulünü, ... 8. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı tarafın takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile karşı taraf vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE: Dava, davacının davalı aleyhine ... 8 İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu icra takibine davalının itiraz etmesi ile açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Davacı davalıya karşı taraflar arasında mal ve hizmet alımından kaynaklı fatura olduğu gerekçesi ile ... 25.İcra Dairesinin ... esas dosya ile icra takibi başlatmıştır. Davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine davacı taraf mahkememizde işbu itirazın iptali için dava açmıştır. Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı). 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih,...Esas ve ... Karar sayılı kararı). Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda dosyada davacının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmış gelen yazı cevabında gelir idaresinden gelen yazı cevabında davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş vergi dairesinden gelen beyannamelerin incelenmesinde davacının VUK 177 kapsamında davacının tacir sayılmasını gerektirecek miktarda olmadığı anlaşılmış davalının tacir olmaması dikkate alındığında görevli mahkemenin genel mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. G.D. / Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/02/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır