İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/693 E. 2025/578 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/693
Karar No
2025/578
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/693 Esas KARAR NO : 2025/578 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/11/2024 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "... tarihinde müvekkil şirkete ... sayılı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalanmış, ... Şirketi'ne ait ... plakalı aracın sürücüsü ..., dava dışı ... plakalı araç ile ... plakalı araçlar ...'nun ... ili ... İlçesi ... Mahallesi (O-7 3) 004+400 km geldiğinde sağdan 2. şerit üzerinde bulunan sahibi belli olmayan kaplama lastik parçasına çarpmıştır. Akabinde ...'ın sürücülüğünü yapmış olduğu ... plakalı aracın da kaplama lastik parçası üzerinden geçmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Konu kazada hasara uğrayan ... plakalı araç müvekkil sigorta şirketi nezdinde ... tarihlerini kapsar şekilde ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalıdır. Kaza Tespit Tutanağı incelendiğinde kazada kasko sigortalı ...plakalı araç sürücüsünün hiçbir kusurunun olmadığının ve kazanın, sahibi belirlenemeyen kaplama lastik parçasından kaynaklandığının, kazanın meydana geldiği otoyolun sorumluluğunda bulunan ilgili kurum ve kuruluşun kazaya sebebiyet verdiği, kazanın meydana geldiği yerin ...'nün sınırlarında ve davalı... A.Ş. nin yetki ve sorumluluk alanı içerisinde bulunduğu, sigortalı araçta oluşan hasar zararı nedeniyle davalıların meydana gelen kazada kusurlu olduğu da tespit edilmiştir. Otoyollar, devlet yolları ve il yolları ... yetki ve sorumluluk alanı içinde olup kazanın meydana geldiği ... da ...'nün yetki ve sorumluluk alanı içindedir. Hasarın ardından Müvekkil sigorta şirketi tarafından tayin olunan bağımsız Sigorta Eksperi vuku bulan olayın sonucunda müvekkil şirket sigortalısı ... plakalı araçta meydana gelen hasarı değerlendirmiş ve müvekkil şirket tarafından sigortalısına 26/06/2024 tarihinde 17.418,33 TL ve onarım yapan ...'e 09.07.2024 tarihinde 15.238,55 TL hasar bedeli ödemesi yapılmıştır. Hasar ödemesi yapılmasının akabinde davalı ...'ne ... üzerinden yazılı başvuru yapılmış ancak talebimize olumsuz yanıt verilmiştir. Olayın maddi yanını açıklarken vurguladığımız gibi otoyolda bulunan lastik parçası sebebiyle meydana gelen kazada müvekkil sigorta şirketi sigortalısı ... plakalı araçta hasar oluştuğu dikkate alındığında olayın maddi yanını açıklarken vurguladığımız gibi meydana gelen zarardan davalılar sorumludur. Yukarıda belirtilen kanun maddeleri kapsamında müvekkil şirket tarafından KASKO sigortalısı ve ...'e ödenen toplam 32.656,88 TL hasar bedelinin tazmininden davalıların sorumlu olması nedeniyle davalılardan tahsili gerekmektedir. Sonuç olarak, davalı taraflarca yerine getirilen hizmetlerin kurallara aykırı şekilde getirilmesi neticesinde müvekkil şirket sigortalısının aracında meydana gelen hasara ilişkin ödemelerin ödeme tarihinden itibaren davalılardan tazminini istemek amacıyla yaptığımız idari başvurudan ve arabuluculuk başvurusundan netice alınamadığından işbu davayı açma gereği hasıl olmuştur. Öncelikle huzurdaki davanın kabülü ile, 32.656,88 TL'nin (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 17.418,33 TL'sinin ödeme tarihi olan 26.06.2024 tarihinden itibaren, 15.238,55 TL'sinin ödeme tarihi olan 09.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında faizi ile birlikte davalılardan tahsilini... " talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı ... vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Her ne kadar işbu davanın müvekkil idare yönünden reddi gerekeceği aşağıda açıklanacak ise de ve bu nedenle kesinlikle davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla bir an için davaya devam edileceği düşünüldüğünde dava konusu kazanın oluşumunda idarenin hizmetindeki kusuru olduğu iddia edildiğinden 2577 sayılı İdari yargılama usulü hakkındaki kanun 2. maddesi gereğince İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarında idare mahkemeleri görevlidir. İşe ait sözleşme gereğince ...’nun finansmanın temini, projelendirilmesi, yapımı, işletilmesi, işletme süresi boyunca her türlü bakımı, onarımı ve sözleşme süresi sununda her türlü borç ve taahhütlerden ari, bakımlı, çalışır, kullanılabilir durumda ve bedelsiz olarak İdare’ye devri görevi Görevli Şirket sıfatıyla yukarıda adı geçen Görevli Şirkete verilmiştir. Yukarıdaki açıklananlar doğrultusunda, bahsi geçen kazanın meydana geldiği kesimin bakım ve işletme sorumluluğu yukarıda bahsi geçen iş kapsamında Görevli Şirket’e ait olup buna binaen tazminat talebinin muhatabı ... A.Ş. olduğundan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ederiz. Davacı taraf dava dilekçesinde, müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın 10.05.2024 tarihinde ... üzerinde ... İli ... İlçesi ... Mahallesi 004+400 km üzerinde seyir halinde iken yol üzerinde bulunan ve hangi araçtan düşmüş olduğu bilinmeyen lastik parçasına çarparak kaza yaptığını beyan etmektedir. Bahsi geçen kazanın olduğu gün yol güzergâhında standart olarak rutin temizlik çalışmaları yapılmıştır. Otoyol üzerine düşen veya dökülen malzemelerin kaldırılması, yol kontrolleri veya gelen ihbarların hemen değerlendirilmesi 24 saat esasına göre görev yapan görevli şirket elemanlarıyla intikal süresi içerisinde acilen yapılmaktadır. yola düşen veya dökülen malzemenin yola düştüğü gibi kaldırılması fiziken mümkün olmayan olayda, “intikal süresi” kaçınılmaz olmaktadır. Görevli şirkete bağlı bakım ve temizlik ekipleri, “intikal süresi” içinde bu ve benzeri olaylara en kısa süre içerisinde müdahale ederek olumsuzlukları gidermektedir. Trafik yoğunluğu olan bir otoyolda veya otoyol kavşak kolunda bir araçtan dökülen, saçılan veya atılan trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek yabancı cisimlerin, maddelerin döküldüğü anda yoldan kaldırılması veya yolun o anda temizlenmesi teknik olarak mümkün değildir. Olayın meydana geldiği yol kesiminde yol üzerinde bulunan lastik parçası ile oluşan normal dışı hâle ilgili birimlerin o anda müdahale etmesi ancak bu durumdan haberdar edilmesi ile mümkün olacaktır. Olayın meydana geldiği andan itibaren en kısa sürede ekiplerin olay mahalline intikal etmesi olaya bir an önce müdahale etmesi esastır. Bu kapsamda müvekkil kurumca gerekli periyodik kontrol anı dışında meydana gelen kazada lastik parçasının yola düştüğü anda güvenlik önlemleri alma imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca otoyollarda giriş çıkışlar belli noktalardan yapılabildiğinden yol kontrolü yapan ekiplerin kontrolü yapılan noktaya tekrar ulaşması en yakın çıkışın olduğu yerden dönülmesi vasıtasıyla mümkündür.Bu nedenle müvekkil idarenin zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Zira 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde de kusur sorumluluğundan bahsedilmektedir. Madde 88'e göre "...işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar." ifadesine yer verilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Zararın ve kusurun ispatı" başlıklı 50. maddesi uyarınca davacı taraf; müvekkil idarenin kusurlu olduğunu ispat edememiştir. Davaya konu kazanın oluşumunda araç sürücüsünün kusuru bulunduğundan TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı uyarınca davacı meydana gelen zarara katlanmakla yükümlüdür. TBK madde 52’de yer alan düzenleme doğrultusunda, sürücünün, araç hızını yol ve hava durumuna uygun ayarlayarak ve gerekli özeni göstererek ortaya çıkmasını engelleyebileceği açıktır. Bu nedenle zararın tazminini istemesi dürüstlük kuralına ve çelişkili davranma yasağına aykırılık teşkil etmektedir. olarak; davacı tarafın dava konusu alacağın avans faizi ile tahsili talebi haksız ve hukuka aykırıdır. Müvekkil ... tacir sıfatını haiz olmadığı gibi, ticari işletmesi de mevcut değildir. Binaenaleyh davacı tarafın ticari avans faizinin müvekkil idare aleyhine işletilebilmesi için yasal dayanak bulunmamaktadır. Asla davanın kabulu anlamına gelmemekle beraber; davacı taraf lehine en fazla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilebilir. Davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini..." talep etmiştir. CEVAP; Davalı ... Şirketi vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Meydana gelen kaza, müvekkil şirketin sorumlu olduğu otoyol dışında gerçekleşmiş olup davanın husumet yokluğundan reddi gerekmektedir. usule ilişkin itirazlarımız baki kalmak kaydıyla, meydana gelen kazada kopan lastiğin ne zaman koptuğu, kazanın lastik koptuktan ne kadar süre sonra meydana geldiği gibi hususlar bilinmediğinden, müvekkile hizmet kusuru yükletilmesi mümkün olmayıp, benzer olaylarda alınan ekte sunulan gerek "adli tıp" gerekse "özel heyet" bilirkişi raporları (21 dosya) ve verilen kesin mahkeme kararları da haklılığımızı ispatlamaktadır. trafik kazası neticesinde uğranılan zarardan müvekkil şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı tarafından işbu dava ikame edilmiş olup, varsayımsal olarak yüklenen kusurun özellikle müvekkil açısından "illiyet bağının" da kesildiği dikkate alınarak kabulü mümkün değildir.Davacının sigortalısına ait ... Plakalı araç, müvekkil şirket tarafından işletilen otoyol bünyesinde kopan lastik kaynaklı meydana geldiği iddia edilen trafik kazasında zarar görmüş olup, işbu zararın tazmini müvekkil şirketten talep edilmektedir. Müvekkil şirket tarafından işletilen otoyolda meydana gelen her kazada müvekkilin sorumlu tutulamayacağı, böyle bir varsayımın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu izahtan varestedir. Nitekim somut olay gibi tüm durumlarda öncelikle sürücülerin sürüş kurallarına uygun davranıp davranmadığı denetlenmelidir. Keza hayatın olağan akışı içerisinde, normal hızda seyreden ve yoldan başka herhangi bir unsur ile ilgilenmeyen sürücünün yola düşmüş olan lastiği veya kazaya karışmış olan diğer araçları fark ederek gerekli manevralar yaparak yahut hız azaltarak kazanın gerçekleşmesini önleyebileceği izahtan varestedir. Bu sebeple, müvekkil şirketin A Bölümünde açıklanan nedenler dahilinde herhangi bir kusuru olmadığı gibi zararın oluşmaması adına alınması gereken ve fakat alınmayan herhangi bir önlem de bulunmamaktadır. Dolayısıyla da Sayın Mahkemeniz tarafından sorumluluk hususu belirlenirken illiyet bağının kesildiğinin de dikkate alınması ve zarar gören davacının aracını kullanan sürücünün kendi kusurunun bulunduğu hususunun da dikkate alınması gerekmektedir. Kaza sonrası tutulan 10.05.2024 Tarihli kaza tespit tutanağında müvekkil şirkete kusur atfedilmesi kabul edilemez nitelikte olup, kusur yönünden inceleme yapmaya yetkin olmayan kişilerce yapılan kusur tespitine itibar edilmesi de mümkün değildir. davacı tarafından sunulan talep edilen tazminat miktarı kabul edilebilir nitelikte olmayıp, uzman bilirkişilerce yeniden hesaplanması gerekmektedir. Dolayısıyla tüm bu açıklanan nedenler neticesinde, lastik parçası neticesinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazasınnın, müvekkil şirketin sorumluluk alanı dışında gerçekleştiğinden ve parçanın ne zaman koptuğu, ne kadar süre yolda kaldığı, kazaya karışan sürücülerin gerekli önlemleri alıp almadığı hususları belirli olmadığından ve ek olarak sunmuş olduğumuz bilirkişi raporları da göz önüne alınarak müvekkilin söz konusu olayda kusursuz olduğunun tespiti ile davanın öncelikle usulden sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise esastan reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini..." talep etmiştir. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; ... plakalı aracın sahiplik bilgisinin uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmasına karar verilmiştir. Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak davaya konu...plakalı aracın kaza tarihi olan 10/05/2024 tarihi itibariyle (hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, kazaya dair fotoğraflar vb.) kayıtlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Davalı olarak gösterilen ... "..." olarak değiştirilmesine, davalı Karayolları vekilinin yargı yoluna dair itirazının güncel Uyuşmazlık Mahkemesi kararları uyarınca reddine, davalı Karayolları vekilinin husumet itirazının esas hükümle birlikte değerlendirilmesine karar verilmiştir. Dosyanın trafik kazalarında kusur tespitinde uzman bir trafik bilirkişisi ve bir otomotiv konusunda uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek dosya kapsamı itibariyle kazada kusur durumunun oransal olarak tespiti ile kaza nedeniyle davacı yan lehine alacak koşullarının oluşup oluşmadığı, dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin kazada meydana gelen hasara göre kadri maruf olup olmadığı hususunda rapor tanziminin istenilmesine, bilirkişilerin emek ve mesaisine karşılık ayrı ayrı 4.500,00'er TL ücret takdirine, masrafın davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir. Davalı Karayolları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak olayın yaşandığı ...'nun ... ili ... İlçesi ... Mahallesi (O-7 3) 004+400 km yerin işletmesinin hangi kuruma ait olduğunun araştırılarak mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine, davalı ...’nın husumet itirazının 8 nolu ara karara ikmalen cevap verildiğinde değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiden alınan 11/06/2025 tarihli raporunda özetle; "Davalı ... şirketi 'nin vekili cevap dilekçesinde dava konusu trafik kazasının, müvekkilin yetki alanı dışında gerçekleştiğinin belirtildiği, ... vekili tarafından Mahkemeye verilen cevap dilekçesinde; "..." işi. 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap- İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun uyarınca yap-işlet devret modeliyle ihale edilmiş olup ... (...) ve görevli şirket ...A.Ş. arasında Ol Temmuz 2016 tarihinde sözleşme akdedildiği, sözleşmenin "29.2 Sorumluluk" maddesinin bendinde, "Görevli Şirket'in yapım ve işletme süresinde üçüncü kişilere vereceği her türlü zararlar ve sözleşme süresince meydana gelebilecek kazalar sonucu ortaya çıkan zararlardan İdare hiçbir şekilde sorumlu olmayıp, Görevli Şirketin bu zararları İdare 'ye rücu etmeyecektir” denildiği, açıklananlar doğrultusunda, bahsi geçen kazanın meydana geldiği kesimin bakım ve işletme sorumluluğu yukarıda bahsi geçen iş kapsamında Görevli Şirket'e ait olup, buna binaen tazminat talebinin muhatabı ... a.ş. olduğunun belirtildiği, Bu durumda, dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, ... İli, ... İlçesi, ... üzeri, ... ametindeki, yolun ...'nin, bakım, onarımı ve işletmesinden sorumlu olan kuruluşun; Karayolları Trafik Kanununun; 13.maddesi ile 14.mad. sorumlu olduğu, üzerindeki trafikte bulunan araçlar için hız li yüksek olduğu ve yaya, hayvan ve motorsuz taşıtların girmesinin yasak olduğu ve üzerindeki trafiğin özel kontrole tabi tutulduğu otoyolda ayrıca... ait, http:/.... resmi internet adresinde yer alan yerlere göre, Yap-İşlet Devret modeliyle işletilen otoyollarda, İçişleri Bakanlığının 02.06.2022 tarihli ... sayılı yazısına istinaden, kazaya karışan araç olan otomobil cinsi araçlar için hız sınırı üst limitinin 140 Km/s. şeklinde artırıldığının anlaşıldığı karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, karayolu yapısı ve trafik işaretleri ile ilgili olarak; bozukluk ve eksiklikleri gidermek zorunda olduğu halde; ihlal ederek; Yapım ve bakımdan Dosya kapsamı ve dosyada mevcut Jandarma Görevlilerince tanzim edilen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre; sürücü ... 'nin, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı kamyonet aracı ve sürücü ...” ın, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile 10.05.2024 günü saat:00.01 sıralarında, ... İli, ... İlçesi, 007-03 ...üzerinde, Ankara İli istikametine seyir halindeyken, Nakkaş mevki KM 0044-400'e geldiklerinde, yol üzerinde sağdan 2.şeritte bulunan lastik parçasına çarpmaları sonucu 3 araçlı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, bu durumda bakımından sorumlu olduğu otoyol kazaya sebebiyet veren Lastik parçasını kaldırılmadığı ve otoyolda seyir haline bulunan araç sürücüleri yasal limitler içinde meskun mahal ve normal şehirler arası karayoluna göre, yüksek hızda seyretme hakkına sahip olup, bu araçların duruş mesafeleri hız limitlerine göre uzadığı için, bakım ve işletilmesinden sorumlu olan kuruluş tarafından, otoyolların sürekli bakımlı tutulması ve olası oluşan engellerin anında kaldırılması ya da mümkünse engellere yaklaşım istikametlerinde tedbir alınması zorunlu olduğu halde, otoyolun trafik açısından güvenli ve bakımlı halde tutulmadığı anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında, yolun bakım ve onarımından sorumlu olan kuruluşun, *100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın; Meydana gelen trafik kazasında Trafik kuralı olarak uymak zorunda iken ihlal ettiği Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinin bulunmadığı anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında KUSURUNUN OLMADIĞI Bu durumda; Trafik kazası Jandarma göre tanzim edilen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında, bu kazanın oluşumunda ... işletmelerinin: 2918 sayılı K.T.K nin Madde 13 (Karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdürler) kuralını ihlal ettiğinde kusurlu olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'nin, ... plakalı aracın si ...'ın ... plakalı aracın sürücüsü ...” ın kazada kusurlarının bulunmadığı, kanaat, belirtilmiş olup, belirtilen kanaatine uyulmuştur. hasar yönünden : Dava konusu aracın 32.656,88 TL tutarındaki hasar bedelinin kazanın oluş şekli, aracın marka ve modeli ile tipi ve kazanın oluş tarihindeki rayiç değerler açısından uygun ve yerinde olduğu..." rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı sigorta şirketinin kasko sigortalısına ait ...plaka sayılı aracın 10/05/2024 tarihinde kazaya karıştığı, kazanın sahibi belirlenemeyen kaplama lastik parçasından kaynaklandığı, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeden davalıların sorumluluğu iddiası ile 32.656,88 TL'nin 17.418,33 TL'sinin 26.06.2024 tarihinden itibaren, 15.238,55 TL'sinin 09.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davalı ... ŞİRKETİ yönünden; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.2007 tarih ve ...Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine sahiptirler. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. Uygulamada sıfat yerine genel olarak "husumet", davacı bakımından "aktif husumet ehliyeti", davalı bakımından "pasif husumet ehliyeti" tabirleri kullanılmaktadır. Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur...". İşbu davalı tarafından meydana gelen kazanın, davalı şirketin sorumlu olduğu otoyol dışında gerçekleşmiş olup davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğinin savunulduğu; işbu savunma kapsamında mahkememizin 10/04/2025 tarihli celsesi 8 nolu ara kararı ile davalı ... müzekkere yazılarak olayın yaşandığı ...'nun ... ili ... İlçesi ... Mahallesi (O-7 3) 004+400 km yerin işletmesinin hangi kuruma ait olduğunun araştırılarak mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine karar verildiği, 16/04/2025 tarihli müzekkere cevabı ile ...kesiminin bakım ve işletme sorumluluğunun Görevli Şirket sıfatıyla ... A.Ş.'ye ait olduğunun bildirildiği gözetildiğinde; davalı...'ın husumetinin bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... yönünden; davalı tarafça her ne kadar 3465 sayılı ... Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi İle Görevlendirilmesi Hakkında Kanunun "Mülkiyet" başlıklı 9. maddesinde "Kamulaştırılmış arsa veya arazi ile üzerinde yapılacak tesislerin mülkiyeti Genel Müdürlüğe aittir ve Devlet malı hükmündedir. Ancak, otoyol ve tesislerin yapımı sırasında ve işletme süresinde her türlü hukuki, cezai ve mali sorumluluk, görevli şirkete aittir." hükmü uyarınca husumet itirazında bulunulmuş ise de; ilgili düzenlemenin iç ilişkiyi ilgilendirdiği kanaati ile davalının husumetinin bulunduğu kabul edilmiştir. İstanbul BAM 57. Hukuk Dairesinin ..Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının kazanın meydana geldiği yolun işletmesi, idaresi, bakım ve onarımı sırasında özen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davacının zararı nedeniyle kusurlu olup olmadığı ve kusur durumu ile davacının zarar miktarı hususunda toplanmaktadır... Bu kapsamda, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve mahkemenin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak dairemizce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak, dosya içeriğine uygun bilirkişi heyeti raporu nazara alınarak verilmiş olduğu, olayda, davalının sorumluluğunun, 6502 Sayılı Yasanın 13 ve devamı maddeleri kapsamında, ayıplı hizmete ilişkin yasal düzenlemelerden kaynaklandığı, ancak, yapılan yargılama ve toplanan delliller ışığında, davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, ayıplı hizmet verdiği hususunun tespit edilmediği, kaldı ki, davalının, TBK'nda düzenlenen kusursuz sorumluluk durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmakla, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek istinaf talepleri yerinde görülmemiştir...". Somut olay bakımından da, her ne kadar alınan 11/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda bakımından sorumlu olduğu otoyolda kazaya sebebiyet veren lastik parçasını kaldırılmadığı ve otoyolda seyir haline bulunan araç sürücüleri yasal limitler içinde meskun mahal ve normal şehirler arası karayoluna göre, yüksek hızda seyretme hakkına sahip olup, bu araçların duruş mesafeleri hız limitlerine göre uzadığı için, bakım ve işletilmesinden sorumlu olan kuruluş tarafından, otoyolların sürekli bakımlı tutulması ve olası oluşan engellerin anında kaldırılması ya da mümkünse engellere yaklaşım istikametlerinde tedbir alınması zorunlu olduğu halde, otoyolun trafik açısından güvenli ve bakımlı halde tutulmadığı anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında, yolun bakım ve onarımından sorumlu olan kuruluşun, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu yönünde tespit yapılmış ise de; yukarıda atıf yapılan İstanbul BAM 57. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda, yüksek mahkeme yerleşik içtihadı uyarınca davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, ayıplı hizmet verdiği hususunun tespit edilmediği, mahkememizce davalının bakımından sorumlu olduğu yolun her noktasında her an ekip bulundurma imkanı olmadığı, dosyada yol üzerindeki kaplamaya ait herhangi bir ihbarın yapıldığına dair bir bilgi veya belge bulunmadığı, dolayısıyla hizmet kusuru işlediklerinin sabit olmadığı hususları göz önüne alındığında, hangi araçtan ve ne zaman çıktığı belli olmayan lastik kaplaması nedeniyle meydana gelen kazada davalının kusurunun bulunmayacağı yönünde kanaat oluştuğu, ayrıca davalının, TBK'nda düzenlenen kusursuz sorumluluk durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE, 2-Davalı ...ŞİRKETİ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 557,50TL harcın mahsubu ile eksik 57,90TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinden bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı ... vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 32.656,88TL üzerinden hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 7-Davalı ...ŞİRKETİ vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m. 7/2 gereğince Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden; dava değeri olan 32.656,88TL üzerinden hesaplanan 5.225,10 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... ŞİRKETİNE verilmesine, 8-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı karar verildi. 01/07/2025 Katip E-imzalıdır Hakim E-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/693, K. 2025/578, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-693-e-2025-578-k-37a4228695d4