İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/829 E. 2025/455 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/829
- Karar No
- 2025/455
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI-KISITLI : VASİ : VEKİLİ : DAVALILAR :1- VEKİLİ : : 2- VEKİLİ : : 3- VEKİLİ : DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili 10/03/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; 09/02/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkili ...'ün bisiklet ile seyir halindeyken, davalı ...'nın sürücüsü olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ve diğer davalı belediyeye ait olan belediye otobüsünün aynı istikamette seyir halindeyken müvekkile çarpması sonucu müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında otobüs sürücüsü davalının kusursuz, müvekkilinin kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığını ancak savcılık soruşturma dosyasına yapmış oldukları itiraz ile alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin kusursuz olduğunun tespit edildiğini, oluşan kaza nedeniyle müvekkilinin %100 oranında malul kaldığını, kendi işlerini kendi başına yapamaz hale geldiğini, sürekli bakıma muhtaç hale geldiğini, müvekkilinin Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile kısıtlanarak...'ün vasi olarak atanmasına karar verildiğini, müvekkilinin hem geçici hem de sürekli maluliyet zararları olduğunu, tedavi süresince de bir çok tedavi masrafı yapıldığını, müvekkilinin bilincinin kaybetmesi, eşini ve çocuğunu tanıyamaz hale gelmesi ile manevi olarak oldukça zor durumda kaldığını, kaza sonrası davalı sigorta şirketi yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, sigorta şirketince bir ödeme yapılmadığını beyanla 400.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ... Belediye Başkanlığından tahsiline, mahkememizce alınacak hesap raporu ile tespit edilecek miktarlar üzerinden artırılmak üzere fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00TL geçici iş göremezlik, 1.000,00TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00TL tedavi gideri ve 2.000,00TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan tahsiline, Selçuk Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından aldırılmış olan adli rapor için ödenen 2.228,06TL rapor ücretinin yargılama giderine dahil edilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22/08/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan aktüerya raporu ile de tespit edildiği üzere dava dilekçeleri ile 1.000,00TL olarak talep ettikleri geçici iş göremezlik taleplerini 23.018,31TL'ye; 1.000,00TL olarak talep ettikleri sürekli iş göremezlik taleplerini 1.536.852,12TL'ye; 1.000,00TL olarak talep ettikleri tedavi gideri taleplerini 20.000,00TL'ye; 2.000,00TL olarak talep ettikleri bakıcı gideri taleplerini 2.042.121,92TL'ye yükselttiklerini, toplamda maddi tazminat taleplerinin 3.621.992,35TL olduğunu ve bu talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf kaldırma kararı sonrası 07/05/2025 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan aktüerya raporu ile de tespit edildiği üzere, geçici iş göremezlik taleplerini 23.018,31TL'ye; sürekli iş göremezlik taleplerini 2.770.232,61TL'ye; tedavi gideri taleplerini 20.000,00TL'ye; bakıcı gideri taleplerini 3.654.383,99TL'ye yükselttiklerini, toplamda maddi tazminat taleplerinin 6.467.634,91TL olduğunu ve bu talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. CEVAPLAR: Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili 30/03/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağı ile müvekkili belediyeye ait kazaya karışan otobüs sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edildiğini, dilekçe ekinde sunulan kaza görüntülerini gösterir CD'nin incelenmesi ile de ortaya çıkacağı üzere davacı bisiklet sürücüsünün hakimiyetini kaybetmesi sonucu davaya konu kazanın meydana geldiğini, oluşan kazaya davacının kendi kusurunun sebebiyet verdiğini beyanla müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili 19/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan otobüsün müvekkili şirket tarafından sigortalı olduğunu, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyasında alınan raporlar ile oluşan kazada otobüs sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edildiğini, savcılık dosyası ve ceza dava dosyasının celp edilerek incelenmesini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kusur durumuna göre sınırlı olduğunu, kusur durumunun mahkememizce usulünce alınacak raporlar ile tespit edilmesini, kazaya ilişkin müterafik kusur durumunun ve hatır taşıması durumunun da mahkememizce dikkate alınması gerektiğini, kazada yaralana davacının usulünce adli tıp kurumundan alınacak raporlar ile maluliyet durumunun da mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tedavi gideri ve bakıcı giderine yönelik talepler yönünden sorumluluklarının bulunmadığını, davacı tarafın SGK'dan ödeme alıp almadığının tespit edilmesini, mahkememizce aktüerya hesap rapor aldırılmasını, müvekkilinin talep edildiği gibi kaza tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulamayacağını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından süresi içinde dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmış olup davalı vekilince mahkememize sunulan 28/08/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, kabul etmediklerini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında kusurlu tarafın davacı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kamu görevlisi olduğunu bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, açılacak davaların kamu adına açılması gerektiğini bu nedenle müvekkili yönünden öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza nedeniyle Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açılan kamu davasının halen derdest olduğunu ve bu davanın neticesinin beklenmesi gerektiğini, asliye ceza mahkemesinde alının kusur raporunda da müvekkilinin kusursuz olduğunun ortaya çıktığını, davacının kast, dizlik gibi koruyucu ekipmanlar kullanmamış olması ve yaşı dikkate alınarak müterafik kusuru durumunun mahkememizce dikkate alınmasını, davacının maluliyet durumunun adli tıp kurumundan alınacak raporla tespit edilmesini, davacıya SGK tarafından yapılan ödemelerin tespit edilmesini, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş miktarlar olup haksız zenginleşmeye neden olacağını ve kabul etmediklerini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce, kazaya karışan aracın trafik kayıtları, Konya C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı ve ... soruşturma sayılı dosyaları, Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Selçuk Üniversitesi Hastanesinden davacının muayenelerine ilişkin hastane evrakları celp edilmiş, davacı ve davalı sürücünün sosyal ve ekonomik durumu tespit edilmiş, davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, poliçe ve bu poliçe kapsamında müracaat ve ödeme olup olmadığı araştırılmış, SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış, Selçuk Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından maluliyet raporu, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla Karayolları Fen Heyetinden ve Ankara Adlı Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinden kusur raporları alınmış, Aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alınmıştır. Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/06/2021 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile; ...'ü TMK'nun 405.maddesine göre kısıtlanmasına, Ramazan Lök'ün vasi olarak atanmasına karar verildiği, kararın 27/07/2021 tarihinde kesinleştiği, yine aynı mahkemenin 01/03/2022 tarihli ara kararı ile, kısıtlı adına mahkememiz dava dosyasına konu tazminat davası açılabilmesi için vasi...'e husumete izin kararı verildiği anlaşılmıştır. DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE : Dava, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememiz 17/04/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Somut uyuşmazlıkta, Ankara Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 31/01/2024 tarihli raporunun dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun düştüğü, davacı sürücüsü ...'ün sevk ve idaresindeki bisiklet ile yolun sağındaki bankete doğru yönelip yolun sağında seyir halinde iken sol gerisinden aynı yöne seyreden araçları etkin biçimde kontrol etmeksizin, sağ şeridi takiben gelen otobüsün yanından geçiş yapmasına rağmen dikkatsiz ve tehlikeli biçimde otobüse doğru sola manevra yaptığı sırada, bu otobüsün sağ arka yan kesimiyle çarpışmasına sebebiyet verdiği olayda tam kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığı netice ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu ve davacının zararının bundan kaynaklandığı ispatlanamadığından davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiş olup Konya BAM . Hukuk Dairesinin 10/10/2024 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi cihetine gidilmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Mahkemece daha önce rapor tanzim etmemiş bir kurumdan rapor aldırmak gerekirken daha öce aynı konuda ceza mahkemesinde rapor tanzim etmiş ankara akt dan rapor alınması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, ilgili ceza mahkemesi ile birlikte dosyanın İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİNDEN seçilecek 5 kişilik kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluş şekli, çarpma noktaları,olayın görgü tanıklarının anlatımları da gözönünde bulundurularak sürücülerin olaydaki kusur durumlarının tespiti hususunda, önceki bilirkişi raporlarının da irdelendiği ayrıntılı, gerekçeye ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru olmayıp davacı vekillerinin istinafı yerindedir. Nitekim Yargıtay HD'nin ... esas ... karar, ... esas ... , ... esas ... karar sayılı ilamları. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İstinafa kaldırma kararı gereği dosya 18/10/2024 tarihinde mahkememize gönderilmiş olup mahkememiz yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir. İSTİNAF MAHKEMESİ KALDIRMA KARARI SONRASINDA MAHKEMEMİZCE; İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyası aracılığıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyelerinden oluşan 5 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmış, aktüerya hesap bilirkişisinden hesap raporu alınmıştır. Maluliyet oranının tespiti için kaldırma kararı öncesinde rapor aldırıldığından bu yönde yeniden rapor aldırılmamıştır. Eldeki dava, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği şekliyle belirsiz alacak davası olarak açıldığından ıslah yolu ile davacının ikinci kez dava değerini arttıramayacağına ve ıslah tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğuna yönelik davalı savunmaları yerinde görülmemiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 08/01/2025 tarihli kusur raporunda özetle; "...A-)Davalı idare adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketine Trafik sigortalı, ... plaka numaralı otobüsün sürücüsü davalı, iki trafik şeritli taşıt yolunda, sağ şeridin sağını takiben seyretmekte olan, davacı sürücü yönetimindeki bisikleti, sollama manevrası ile geçmek için sol şeride geçmesi gerekirken, bu hususa riayet etmemiş, sağ şeritteki seyrini sürdürerek bisikleti geçmek istemiş, bu suretle, bisikletin, otobüsün rüzgarının etkisinde kalmasına sebebolmuştur. Davalı sürücü ...'nın, tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüklerine, araçları sollama manevrası ile geçme kurallarına aykırı şekilde hareket ettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/j maddesindeki "Araç sürücüleri, trafik kazalarında, manevraları düzenleyen genel şartlara uymama halinde asli kusurlu sayılırlar." hükmü de uyarınca, olayda, birinci (asli) derecede ve tam, % 100 (yüzde yüz) oranında etkili bulunduğu mütalaa olunmakta ve 09/02/2021 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda, Adli Tıp Kurumu, Ankara Trafik İhtisas Dairesi uzmanlarınca düzenlenmiş, 07/07/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda, YTÜ ve İTÜ öğretim üyelerinden oluşmuş bilirkişi heyetince hazırlanmış, 06/02/2023 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda ve Adli Tıp Kurumu, Ankara Trafik İhtisas Dairesi "Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu" nun, 31/01/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda, davalı sürücünün sollama ile geçme manevrasının temel kuralına uymadığının, sol şeride geçmeden, sağ şerit içinde seyrini sürdürerek, sağ şeritte, önünde gitmekte olan, davacı sürücü yönetimindeki bisikleti geçmek istediğinin, bu suretle, davacı sürücü için tehlikeli bir durum yarattığının dikkate alınmamasının ve olayda, kusursuz sayılmasının isabetsiz olduğu, mevcut tespitlere uymadığı sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, otobüs sürücüsü davalının, "bisikletliyi seyir şeridinde görünce, uyarmak için kornaya bastığını, bisikletlinin şeridinden çıktığını ve yol kenarına doğru gittiğini, kendisini aynadan kontrol ederek geçtiği esnada, otobüsün son kısmı da geçeceği sırada, bisikletlinin sağa doğru yalpaladığı" yönündeki savunmasının, bisikletlinin sağ şeritte seyrettiğini, bankete çıkmadığını gösteren kamera kayıtlarına uymadığı değerlendirilmektedir. B-)Bisiklet sürücüsü davacı ...'ün, kamera kayıtlarından da saptandığı gibi, iki trafik şeritli taşıt yolunun sağ şeridini takiben seyrettiği sırada, sollama ile geçme manevrasını kurallara aykırı şekilde yapan davalı sürücünün, bisiklete, tehlike yaratacak şekilde yaklaşması sebebiyle kazaya karışmak durumunda kaldığı, olayda, etkili herhangi bir kural ihlalinin, tedbirsizliğinin ve dikkatsizliğinin bulunmadığı, kusursuz olduğu kanaatine varılmaktadır. İki tekerlekli, küçük ve dengesi kolay bozulan bir araç olan bisikletin, seyir sırasında sağa sola hafifçe yalpalar vaziyette seyretmesinin doğal olduğu, bilirkişi raporlarında ve davalı sürücünün savunmasında bu durumunun sevk ve idare hatası olarak değerlendirilmesinin uygun olmadığı, bisikletin yapısına bağlı doğal seyir şeklinin gözardı edildiği düşünülmektedir. C-) 03/08/2021 tarihli Trafik Kazası Bilirkişi Raporunda belirtilen kusur durumunun ve Karayolları Genel Müdürlüğü'ne mensup, 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından, huzurdaki tazminat davası için tanzim olunmuş, 23/10/2022 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporundaki kusur gerekçelerinin ve kusur durumunun heyetimizin görüşü ile örtüştüğü mütalaa olunmaktadır..." kanaatleri bildirilmiştir. 08/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunun dosya içerisindeki tüm raporları irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette olması ve aynı zamanda istinaf mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen hususları karşılaması sebepleriyle mahkememizce de benimsenerek, dava konusu kazada davalı sürücü ...'nın %100 oranında tam kusurlu olduğu, kazada davacı bisiklet sürücüsünün bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Selçuk Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 28/12/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle: "...Erişkinler lçin Engellilik Değerlendirmesi Hakklnda Yönetmelik hükümlerine göre, davacının oluşan kazada yaralanmasının kalıcı sakatlık/sürekli iş göremezlik niteliğinde olup arızanın %90 oranında olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin 20.000,00TL olarak değerlendirildiği, sürekli bakıcıya ihtiyaç duyacağı..." bildirilmiştir. Aktüerya hesap bilirkişisince mahkememize sunulan 24/02/2025tarihli hesap raporunda özetle; "... 09.02.2021 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 9 ayda iyileşen, tüm vücut fonksiyonundan kaybederek 9690 oranında engelli kalan ve meslekte kazanma gücünden kaybederek 96100 oranında malul kalan, kaza tarihinden itibaren ömür boyu sürekli bakıcıya ihtiyaç duyan davacı ...'ün; 1-)09.02.2021-09.11.2021 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının;23.018.31TL 2-)Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının; a-)0.11.2021-23.02.2035 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %90 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 2.770.232,61TL, b-)10.11.2021-13.11.2032 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %100 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 2.473.694,55TL, 3-)Ömür Boyu Bakıcı rinden Doğan Maddi Zararının : a-)10.11.2021-23.02.2035 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı TRH - 2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre: 3.654.383,99TL, b-)10.11.2021-13.11.2032 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre ; 2.943.393,62TL 4-)Fatura Edilemeyen ve Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının; 20.000,00TL olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir. Sürekli işgöremezlik ve ömür boyu bakıcı zararının hesaplanmasında hükme esas alınması gereken yaşam formülünün TRH 2010 ya da PMF 1931 yaşam formüllerinden hangisinin olması gerektiği ve ayrıca kaza sonucu oluşan sürekli maluliyet oranın belirlenmesinde hangi yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesi 30/05/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu kararında; "... KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir. TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.) Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir. Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir. KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Ayrıca trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Dava konusu trafik kazası 20.02.2019 tarihinden sonra meydana geldiğinden sürekli maluliyet oranın belirlenmesinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerekmiştir. Ayrıca tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacının zararının belirlenmesi gerekmiştir. Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise; Davacı vekili manevi tazminat talebini davalı araç maliki ve sürücüsüne yöneltmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... ) Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, davacının yaralanma bölgesi, sonrasında ortaya çıkan zararlar sebebiyle duyduğu manevi acı dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, kaza tarihi itibariyle bisiklet sürücüleri için kask veya koruyucu diğer ekipmanların takılması yasal zorunluluk olmadığından ve bu yöndeki zorunluluk 16/08/2022 tarihinden itibaren başladığından müterafik kusur indirimine gidilmemiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE, 2.770.232,61TL sürekli iş göremezlik zararı, 23.018,31 TL geçici iş göremezlik zararı, 3.654.383,99 TL bakıcı gideri zararı, 20.000,00 TL tedavi gideri zararı olmak üzere, TOPLAM 6.467.634,91 TL MADDİ TAZMİNATIN, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu (kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat limiti olan [sürekli iş göremezlik zararı için] 430.000 TL ile ve ayrıca sağlık/tedavi teminat limiti olan [geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı zararları toplamı için] 430.000 TL) poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 31/12/2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 09/02/2021 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE; 400.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN, kaza tarihi olan 09/02/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Belediye Başkanlığı'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Hazine tarafından karşılanan 1.600,00TL arabuluculuk giderinin davalı ... Sigorta Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 441.804,14TL karar ilam harcı ve manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 27.324,00TL karar ilam harcı olmak üzere toplam alınması gereken 469.128,14TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 1.383,28TL harç ile yargılama sırasında alınan 22.074,00TL ıslah harçları toplamı olan 23.457,28TL'nin mahsubu ile bakiye 445.670,86TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, (Davalı ... Sigorta Şirketi'nin poliçe limiti dahilinde hesaplanan (860.000,00/6.867.634,91) 55.809,16TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalıların tamamından sorumlu olmak kaydıyla), 5-Davacılar tarafından yapılan 80,7TL başvuru harcı, 11,50TL vekalet suret harcı, 1.383,28TL peşin harç, 22.074,00TL ıslah harçları, 1.169,40TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 2.500,00TL S.Ü. Maluliyet raporu fatura bedeli, 1.393,00TL posta-tebligat gideri, 27.900,00TL bilirkişi ücretleri ve 5.095,00TL Adli Tıp Kurumu kusur raporu fatura bedeli olmak üzere toplam 61.606,88TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (Davalı ... Sigorta Şirketi'nin poliçe limiti dahilinde hesaplanan (860.000,00/6.867.634,91) 7.714,72TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalıların tamamından sorumlu olmak kaydıyla), 6-AAÜT'ye göre maddi tazminat davası yönünden hesaplanan 598.029,05TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ... Sigorta Şirketi'nin poliçe limiti dahilinde hesaplanan (860.000,00/6.467.634,91) 79.519,79TL'den diğer davalılar ile birlikte sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalıların tamamından sorumlu olmak kaydıyla), 7-AAÜT'ye göre manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 64.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Belediye Başkanlığı'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair; davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025 Başkan Üye Üye Katip