İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/912 E. 2024/728 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/912
Karar No
2024/728
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/912 Esas KARAR NO : 2024/728 DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/01/2018 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalı şirket ile dava dışı ... Tic. A.Ş. Arasında 06/03/2000 tarihinde madeni yağ bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, ... Tic. A.Ş. İle müvekkili şirketin 11/10/2001 tarihinde birleşmeleri nedeniyle anılan tarihten itibaren söz konusu sözleşmenin tarafının müvekkili şirket olduğunu, davalı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine karşılık yıllık asgari ürün satın alma taahhüdünü yerine getirmediğini gibi müteaddit defalar uyarılasına rağmen müvekkili şirket markası dışında başka marka madeni yağları servisinde bulundurmak, kullanmak ve satmak sureti ile sözleşme kapsamındaki taahhütlerini ve münhasırlık şartını ihlal ettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi haksız sebeple feshettiğini, müvekkili şirket tarafından bayilik sözleşmesinin haksız feshi kapsamında sözleşmenin 10/1 maddesi uyarınca 175.000,00-USD tutarındaki cezai şartın ihtarnamenin tebliğini müteakip 3 gün içerisinde müvekkili şirkete ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen borçlarını ödemeye ilişkin bir girişimde bulunulmaması üzerine ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile 175.000,00-USD cezai şart alacağının şimdilik 5.000,00-USD'sinin tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davalının sözleşmeyi haksız feshettiğinin anılan dosyada verilen karar ile kesinleştiğini, mahkeme kararına dayanarak ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine 07/10/2017 tarihinde haksız olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili, şirketin adresinin Bakırköy Adli Yargı çevresi içerisinde yer aldığını, davacı şirketin daha önce dava konusu etmediği sözleşme ve sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını, talep edilen cezai şartın kanuna aykırı olduğunun rekabet kurulu kararları ile sabit olduğunu, cezai şartın sözleşmenin akdedildiği ve feshedildiği tarihte yürürlükte olan eski BK md. 19-20 uyarınca iptali gerektiğini, fahiş cezai şartlarda hakim indiriminin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, cezai şart bedelinin tahsiline ilişkin takibe itirazın iptaline iilişkindir. Taraflar arasında 06/03/2000 tarihinde akdedilen "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi"nin 12.6. maddesinde ihtilaf halinde İstanbul, Sultanahmet Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığı görülmüştür. Davalı genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir. HMK 50/1 md. uyarınca 6100 sayılı HMK'daki yetki hükümleri (HMK md. 6-18) ilamsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır. HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifâ edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca 6098 sayılı TBK'nun 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. HMK ile yürürlükten kalkan 1086 sayılı HUMK'un 22. maddesinde tarafların yetki sözleşmesi yapmak sureti ile yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri öngörülmüştür. Tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları genel ve özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısı ile dava, davacının seçimine göre genel veya özel yetkili mahkemede de açılabileceğinden davalı tarafın yetki itirazı kabul edilmemiştir. Davaya konu alacak taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine dayandığından akit tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımına tabîdir. Somut olayda anılan sözleşmenin davalı tarafından feshine ilişkin 18/12/2007 tarihli ihtarnamenin davacıya 25/12/2007 tarihinde tebliğ edildiği, feshe bağlı hüküm ve sonuçların ihtarnamenin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren geçerli olduğu, bu durumda sözleşmenin sona erme tarihi olan 25/12/2007 tarihinden icra takip tarihi olan 05/10/2017 tarihine kadar olan süre içerisinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan davalı tarafın zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir. Mahkememizce ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ...Tic. A.Ş. aleyhine ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2013 tarih ve ...sayılı ilâmına dayanarak 170.000,00-USD asıl alacak, 65.853,81-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 235.853,81-USD'nin 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek %4,5 oranında USD mevzuata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi ile tahsili talebi ile 05/10/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlular vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK 67. Maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E.K. Sayılı dosyası getirtilmiş olup, incelenmesinde; davacı ...A.Ş. Tarafından davalı ... Tic. A.Ş. aleyhine taraflar arasında akdedilen Madeni Yağ Bayiilik Sözleşmesi'nin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak 520.850,00-USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 5.000,00-USD'sinin 175.000,00-USd cezai şart alacağının şimdilik 5.000,00-USD'sinin, demirbaşları iade etmekte geciktiği gün karşılığı sözleşme gereği hesaplanan 12.500,00-USD cezai şart alacağının şimdilik 5.000,00-UİSD'sinin, davalıya ariyet olarak bırakılan demirbaşların davacıya iadesine, ,iadesinin mümkün olmaması halinde ariyetli demirbaşların bedeli olan 26.984,00-USD'nin ihtar tarihi olan 28/02/2007 tarihinden itibaren yabancı paraya işletilecek, en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Petrol Ofisi Derince Analiz Laboratuvarına davacı şirket tarafından ödenen 6.991,50-TL analiz ücretinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebi ile alacak davası açılmış olduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda davacının davalıdan dava tarihi itibari ile toplamda talep edebileceği alacak tutarının kâr mahrumiyeti + ceza-i şart bedeli + ariyet bedeli olarak verilen eşya bedeli + analiz ücretinin 84.630,00-USD + 175.000,00-USD (cezai şart) + 18.889,00-USD + 6.991,50-TL olarak hesaplanmış olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve ek rapor ile birlikte taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve davacı vekilinin yaptırmış olduğu kesinleşen tespit raporu birlikte değerlendirilmek sureti ile 5.000,00-USD cezai şart, 5.000,00-USD kâr kaybı ve 18.889,00-USD ariyet mal bedeli (45 adet demirbaş) için toplam 28.889,00-USD'nin temerrüt tarihi olan 07/03/2008 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD'ye ödenen en yüksek mevduat faizi uygulanmak sureti ile USD'nin ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden BK 83 md. Uyarınca ve TBK 99 maddesi gereğince ödeme tarihindeki TL karşılığı davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... E.K. sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilerek 21/05/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizce verilen ... E.K. sayılı 06/02/2020 tarihli karar ile "...1-Davanın kabulü ile; davalının ... 29. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, Hüküm altına alınan alacak (170.000,00-$ asıl alacak, + 65.853,81-$ işlemiş faiz) 235.853,81-$'nin takip tarihi itibari ile -₺ karşılığı olan 830.205,41-₺'nin %20'si üzerinden hesaplanan 166.041,08-₺ icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine..." karar verilmiş, anılan kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... E.K. sayılı 01/12/2022 tarihli ilamı ile "...Mahkemece verilen karar gerekçesinde, Davalı vekili müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılmasını talep etmiş ise de bilanço, gelir tablosunun davalı şirketin ticari defterlerinin sonucu olarak ortaya çıkması ve Yüksek Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin de cezai şart talebine ilişkin davalar yönünden anılan kayıtlar üzerinde incelemeyi yeterli görmesi hali nazara alınarak usul ekonomisi yönünden davalı vekilinin müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması yönündeki talebinin kabul edilmediği belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan ek raporda devlet bankalarının merkez bankasına bildirdiği oranlara göre temerrüt faizi hesabı yapılmış, davalı vekili kamu bankalarınca fiili uygulanan faiz oranlarının farklı olabileceğini, bu kapsamda kamu bankalarından fiili uygulanan faiz oranlarının sorulması gerektiğini belirtip itiraz edildiği halde mahkemece itiraz konusunda olumlu/olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas - ... Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mahkemece, cezai şart hususunda bir karar verilmeden önce tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti, sözleşmenin feshindeki kusur durumu göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtları ile getirtilen vergi kayıtlarının incelenmesi sonucu denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı ticari defter ve kayıtları inceletilmeden dosyaya getirtilen vergi kayıtlarının inceletilmesi sonucu düzenlenen rapor doğrultusunda eksik inceleme sonucu karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece, davalı vekilinin itirazının dayanağını teşkil eden uzman görüşüne ilişkin raporun HMK’nın 293. maddesi çerçevesinde incelemeye tabi tutularak ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları da incetilmek suretiyle yukarıda tesbit edilen hususlarda ve davalı vekilinin uzman görüşüyle de desteklenen bilirkişi kök ve ek raporlarına vaki itirazlarının da karşılanmak suretiyle yeni rapor alınıp oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2020 tarih ve ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA..." karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... E.K. sayılı 09/11/2022 tarihli ilamı doğrultusunda davalı tarafın ticari defterleri ve davalı tarafça sunulan uzman görüşü de değerlendirilerek bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 21.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Dava konusunun, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalı yanın sözleşme ile kararlaştırılan hükümleri ihlal ettiği gerekçesi ile buna bağlı olarak alacaklarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar sayılı ilamı gözetilerek davalı yandan tahsili talebinden ibaret olduğu, Davalının 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı şirketin son mali dönem 2018 yılına ilişkin bilançosu, mizanı ve gelir tablosunun incelendiğinde, şirketin 24.601.952,88 TL dönen, 19.090.184,68 TL duran olmak üzere toplam 43.692.137,56 TL tutarında varlığı bulunduğu, şirketin 26.149.230,99 TL kısa vadeli ve 10.585.595,08 TL uzun vadeli olmak üzere toplamda 36.734.826,07 TL borcunun bulunduğu, şirketin özkaynakları 6.957.311,49 TL olup ödenmiş sermayesi 3.000.000,00 TL olduğu görülmekle sermayenin özkaynaklar bünyesinde fazlasıyla korunduğu, davalı şirketin cari oranı (dönen varlık toplamının, kısa vadeli borçlar toplamına bölünmesiyle bulunur.) 31.12.2018 tarihi itibariyle 0,94 olduğu görülmekle şirketin cari oranı 1'in altında olduğunda, bu durum genellikle şirketin kısa vadeli borçlarını karşılama konusunda zorluklar yaşadığını veya risk altında olduğunu gösterdiği, düşük bir cari oranın potansiyel sonuçları arasında ödeme zorlukları, kredi riskinin artması, piyasa algısında olumsuz bir etki ve faaliyetlerin kısıtlanması bulunduğu, Davacı yanın talep ettiği tutar olan 175.000,00 USD cezai şart alacağının dava tarihi (05.01.2018) itibariyle TL karşılığının (x 3,7593 TL) 657.877,50 TL olduğu, davalı tarafça bu tutar ödenmesi halinde iş bu tutar kadar davalı şirketin özvarlığında azalmanın meydana geleceği, şirketin doğrudan mahvına neden olunması için şirket borçlarının şirket aktiflerinden fazla olması gerektiği, bu durum ise şirketin öz varlığının eksiye düşmesiyle ortaya çıktığı, davalı şirketin en son mali bilançosuna göre ödenmeiş sermayesi 3.000.000,00 TL olup öz kaynaklarının 6.957.311,49 TL olduğu, bu durumda davalı şirketin yıkımına, mahvına sebep olunabilmesi için özkaynakları tutarında zarar meydana gelmesi gerekeceği, davalının hesaplanan 657.877,50 TL bedeli ödemesi halinde bu bedel muhasebesel anlamda gider olarak kayıtlara alınacağından davalı şirketin bu tutar kadar öz varlığı düşeceği, bu bağlamda ödenecek tutar davalı şirketin mahvına neden olmayacağı, Teknik Yönden İncelemelerde; Sözleşmenin erken feshedilmesi nedeniyle, davacı dağıtım şirketinin kar mahrumiyeti ve cezai şart talep etme hakkı olduğu, davalı şirket, davacı şirketin sözleşmeyi uzatmak istediği gerekçesiyle sözleşmeyi 2007 yılında haksız şekilde hitam tarihinden 3 yıl önce feshedildiği, sözleşmenin uzatılması söz konusu olursa, bu işlem için her iki tarafın da ortak mutabakatı gerektiği, davacı ve davalı arasında böyle bir mutabakat metnine dosya kapsamında rastlanmadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi heyeti kök raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmıştır. 10/09/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...Dava konusunun, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalı yanın sözleşme ile kararlaştırılan hükümleri ihlal ettiği gerekçesi ile buna bağlı olarak alacaklarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ...Karar sayılı ilamı gözetilerek davalı yandan tahsili talebinden ibaret olduğu, Davalının 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı şirketin son mali dönem 2018 yılına ilişkin bilançosu, mizanı ve gelir tablosunun incelendiğinde, şirketin 24.601.952,88 TL dönen, 19.090.184,68 TL duran olmak üzere toplam 43.692.137,56 TL tutarında varlığı bulunduğu, şirketin 26.149.230,99 TL kısa vadeli ve 10.585.595,08 TL uzun vadeli olmak üzere toplamda 36.734.826,07 TL borcunun bulunduğu, şirketin özkaynakları 6.957.311,49 TL olup ödenmiş sermayesi 3.000.000,00 TL olduğu görülmekle sermayenin özkaynaklar bünyesinde fazlasıyla korunduğu, davalı şirketin şirketin cari oranı (dönen varlık toplamının, kısa vadeli borçlar toplamına bölünmesiyle bulunur.) 31.12.2018 tarihi itibariyle 0,94 olduğu görülmekle şirketin cari oranı 1'in altında olduğunda, bu durum genellikle şirketin kısa vadeli borçlarını karşılama konusunda zorluklar yaşadığını veya risk altında olduğunu gösterdiği, düşük bir cari oranın potansiyel sonuçları arasında ödeme zorlukları, kredi riskinin artması, piyasa algısında olumsuz bir etki ve faaliyetlerin kısıtlanması bulunduğu, Davacı yanın talep ettiği tutar olan 175.000,00 USD cezai şart alacağının dava tarihi (05.01.2018) itibariyle TL karşılığının (x 3,7593 TL) 657.877,50 TL olduğu, davalı tarafça bu tutar ödenmesi halinde iş bu tutar kadar davalı şirketin özvarlığında azalmanın meydana geleceği, şirketin doğrudan mahvına neden olunması için şirket borçlarının şirket aktiflerinden fazla olması gerektiği, bu durum ise şirketin öz varlığının eksiye düşmesiyle ortaya çıktığı, davalı şirketin en son mali bilançosuna göre ödenmeiş sermayesi 3.000.000,00 TL olup öz kaynaklarının 6.957.311,49 TL olduğu, bu durumda davalı şirketin yıkımına, mahvına sebep olunabilmesi için özkaynakları tutarında zarar meydana gelmesi gerekeceği, davalının hesaplanan 657.877,50 TL bedeli ödemesi halinde bu bedel muhasebesel anlamda gider olarak kayıtlara alınacağından davalı şirketin bu tutar kadar öz varlığı düşeceği, bu bağlamda ödenecek tutar davalı şirketin mahvına neden olmayacağı, Diğer yandan dava dosyasına sunulu davalı şirketin 01.01.201- 31.12.2018 Hesap Dönemine Ait Finansal Tablolar ve Bağımsıuz Denetçi Raporuna göre; Finansal tablolar işletmenin ilkesne göre hazırlandığı, 31 Aralık 2018 tarihi itibariyle sona eren hesap döneminde şirket'in dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını karşılama oranı %78 olup ayrıca sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisininden fazlası (%77) zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı, şirket'in sürekliliğinin devamına ilişkin şüphe oluşturabilecek önemli bir belirsizliğin bulunduğuna işaret eden bu duruma yönelik olarak şirket yönetimi .. tarih ve... sayılı yönetim kurulu kararı'nda sermaye artırılması hususunun 2018 yılında yapılacak genel kurulda gündeme alınması gerekli işlemlerinin yapılması, başlanılması ve tamamlanması konusunda karar aldığı, alman karar doğrultusunda 2019 ylı içerisinde sermayeye artırımında kulanılmak üzere ortaklardan tarafından yapılan nakit ödemeler bulunmakta olduğu, belirtilmiş ve rapor içeriisndeki ilgili mali tablolara rapor içeriğinde yer verildiği, Netice itibariyle, Dava dosyasına sunulu Bağımsız denetçi raporunda müvekkilleri şirketin durumu, kur artışı gibi hususlar değerlendirilmiş ve davalı şirketin Mali tablolarnda düzeltmeye gidildiği, düzeltme sonrası davalı şirketin 31 Aralık 2018 tarihi itibariyle sona eren hesap döneminde şirket'in dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını karşılama oranı %78 olup ayrıca sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisininden fazlası (%77) zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığından Bağımsız Denetim Raporu çerçvesinde dava konusu cezai şartın ödenmesi durumunda, davalı şirketin ekonomik mahvına yol açacağı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti ek raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi kapsamında, cezai şart istemine ilişkin ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasında, davacının 175.000 USD tutarında cezai şart isteminde bulunabileceğine hükmediliği, ancak taleple bağlılık ilesi gereği 5.000 USD'lik kısmına hükmedildiği ve davanın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Huzurdaki davada ise bakiye cezai şart isteminin icra takibine konu edildiği, davalının takibe itiraz etmesi üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir. Her ne kadar mahkememizce daha önce davanın kabulüne karar verilmiş ise de, istinaf mahkemesi tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun...Esas - ... Karar sayılı ilamına atıfla, cezai şart hususunda bir karar verilmeden önce tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti, sözleşmenin feshindeki kusur durumu göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtları ile getirtilen vergi kayıtlarının incelenmesi sonucu denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar kaldırılmıştır. Dolayısıyla, somut olayda uyuşmazlığın konusu, 170.000 USD tutarındaki cezai şartın davalının yıkımına sebebiyet verip vermeyeceği husus ile sınırlıdır. Bu çerçevede, mahkememizce bilirkişi heyetinden yukarıda detaylarına yer verildiği üzere iki ayrı rapor alınmış ve istinaf mahkemesinin kaldırma kararı kapsamında ek değerlendirmede bulunulmuştur. Buna göre, davalının haricen hazırlatmış olduğu özel uzman raporunun hükme esas alınması halinde göre cezai şart bedelinin yıkımına sebebiyet vereceği, bilirkişi heyetinin kendi tespitlerine göre ise cezai şartın davacının yıkımına sebep olmayacağı öngörülmüştür. İstinaf ilamında belirlenen çerçeve kapsamında, mevcut dosya kapsamına göre mahkememizce artık nihai bir değerlendirme yapılması mümkün görüldüğünden, dosyanın geldiği aşama ve makul sürede yargılamanın bitirilmesi ilkesi de gözetilerek tarafların yeniden rapor alınması talepleri kabul edilmemiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde, davalının dönen varlıkları, kârlılık oranı ve ciro miktarı dikkate alındığında 170.000 USD'nin davalının yıkımına sebebiyet vermeyeceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, cezai şart miktarının döviz olarak belirlenmiş olması, dövizin fiili ödeme tarihindeki karşılığının tam olarak öngörülebilmesinin mümkün olmaması, takip tarihi ile karar tarihi arasında döviz kurunda meydana gelen değişim, davacının cezai şarttan sağlayacağı yarar ile davalının uğrayacağı zarar arasındaki farkın açılmış olması hususları dikkate alınarak dava konusu cezai şart bedel üzerinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3. maddesi uyarınca 1/5 tutarında hakkaniyet indirimi yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalının ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 136.000,00-USD asıl alacak ve 52.683,05-USD işlemiş faiz miktarı üzerinden takip talebindeki şartlarda devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Hüküm altına alınan toplam alacağın takip tarihi itibari ile -₺ karşılığı olan 676.051,36-₺'nin %20'si üzerinden hesaplanan 135.210,27-₺ icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 46.181,07-₺ nispi harçtan peşin alınan 10.968,67-₺ harcın mahsubu ile bakiye 35.212,40-₺ nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 22.000,00-₺ bilirkişi ücreti, 348,85-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 22.348,85-₺ ile 11.009,77-₺ harç gideri olmak üzere toplam 33.358,62‬-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 105.407,70-₺ nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/912, K. 2024/728, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-912-e-2024-728-k-578e60b0d038