İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/340 E. 2024/246 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/340
- Karar No
- 2024/246
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/340 Esas KARAR NO : 2024/246 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/06/2022 KARAR TARİHİ : 26/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında birim fiyatı 17,50 USD (Amerikan Doları) + KDV olmak üzere 3.360 adet 400x600 mm ölçüsünde düz yanaklı 1 mm aısı 304 kalite paslanmaz tepsi satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, işbu anlaşma çerçevesinde müvekkili tarafından düzenlenen 28.07.2021 tarihli proforma faturanın davalı şirkete gönderildiğini ve davalı şirket tarafından da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, bahse konu proforma faturada "Ödeme Şekli: Sipariş ile beraber %50 nakit DOLAR, kalan %50 90 gün vadeli DOLAR ÇEK olarak gerçekleşecektir." şeklinde hüküm bulunduğunu, taraflar arasında ödemenin DOLAR olarak yapılacağı konusunda tam bir mutabakata varıldığını, davalı borçlu şirket tarafından belli tarihlerde belli ödemelerin yapıldığını, bu ödemelerde ödemelerin ya USD karşılığı olarak yapıldığını ya da açıklama kısmına TL bedelin USD karşılığının açıklama kısmında belirtildiğini, ancak beirtilen USD karşılıklarının davalı-borçlu şirketçe eksik hesaplandığını, bunun üzerine 31.01.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 18.02.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 28.02.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 05.03.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 15.03.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli, 25.03.2022 keşide tarihli 65.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 390.000,00-TL bedelli 6 çekin gönderildiğini, söz konusu çeklerin müvekkiline verilmesi üzerine müvekkili tarafından davalı borçlu şirkete Bakırköy ...... Noterliği'nin 07/12/2021 tarih ve ....... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı borçlu şirkete "Müvekkil şirket ile şirketiniz arasında birim fiyatı 17,50 USD (Amerikan Doları) + KDV tutar ile düz yanaklı paslanmaz tepsi alım satımı konusunda anlaşmaya varılmış ve bu çerçevede müvekkil şirket tarafından söz konusu ürünler şirketinize teslim edilmiştir. İşbu alım satıma ilişkin teklif metninde de belirtildiği üzere siparişle beraber malın bedelinin %50’sinin nakit dolar olarak ve kalan %50’sinin de 90 gün vadeli dolar çeki olarak gerçekleştirildiği belirtilmiş ve tarafınızca kabul edilmiştir. Ne var ki muhatap tarafından 29.897,07 USD ödeme yapılmış olup; bugün itibariyle bakiye 40.953,08 USD’dir. Yine muhatap tarafından her ne kadar müvekkil şirkete toplam 390.000,00 TL bedelli 6 adet çek verilmiş ise de; söz konusu çeklerin yukarıda da zikredilen teklif kapsamında kabul edilebileceğini ve tahsil edildiği günde TCMB döviz satış kuru karşılığı USD’ye çevrilerek USD c/h borcunuzdan düşüleceğini, çeklerin tahsilatı sonrası USD cinsinden bakiye borcunuzu ödemeniz gerekeceğini, bugün itibariyle bakiye borcunuz olan 40.953,08 USD’yi müvekkil şirkete ödemeniz halinde çeklerin tarafınıza iade edilebileceğini, müvekkil şirketin tüm yasal hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla vekaleten ihtaren bildiririm." içerikli ihtaratta bulunduklarını, bahse konu çeklerin gününde tahsil edilmeleri halinde tahsil edildiği gündeki TCMB döviz satış kuru karşılığı USD'ye çevrilerek USD c/h borcundan düşüleceğini tahsilat sonrası bakiye USD borcun ödenmesi gerektiğini ihtarname tarihi itibariyle 40.953,08 USD ödenmesi halinde çeklerin iade edileceğini açıkça bildirildiklerini, ihtarnamenin davalı-borçlu şirkete 30.12.2021 tarihinde tebliğ edildiğini fakat davalı-borçlu şirket tarafından söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediği gibi USD bazında bakiye 40.953,08 USD borç ödenerek söz konusu çeklerin de geri istenmediğini, söz konusu çeklerin gününde banka kanalıyla tahsil edildiğini ve ihtarnamede de belirtildiği üzere tahsil edildikleri günde TCMB döviz satış kuru karşılığı USD'ye çevrilerek davalı-borçlu şirketin USD c/h borcundan düşüldüğünü, bu düşüm sonrası davalı borçlu şirketin 13.444,49-USD borcunun kaldığını, davalı-borçlu şirketin söz konusu bakiye borcu ödememesi üzerine Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı bor.lu şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı borçlu şirketin itirazının borçla birlikte yetkiye yönelik de olması sebebiyle TBK 89/1 VE 6100 Sayılı HMK md. 10 hükmünce yetki bakımından takibin Bakırköy İcra Dairelerinde başlatılmasında sorun olmadığını ve yetkiye itirazın hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunun görülebileceğini, dava şartı olan arabuluculuk sürecine de başvurulduğunu ancak anlaşmaya varılamadığını ve son tutanağın düzenlendiğini beyan ederek; davalının Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptalini ve takibin devamını, itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleir ile dava ve arabuluculuk vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tebligat gönderilen adreslerden de görülebileceği üzere adresi itibariyle İstanbul Anadolu Adliyesi'nin yargı çevresi içinde olduğunu, davacının yetkili icra dairesinden icra takibi başlatmadan işbu davayı açması sebebiyle yetki uyuşmazlığı çözülmeden işbu davanın görülmesinin mümkün olmadığını, mahkememizin de yine aynı sebeple yetkisiz olduğunu ve yargı çevresi bakımından İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmek suretiyle öncelikli olarak yetki itirazına . Esasa ilişkin itirazlarında ise; taraflar arasında ödemenin ne şekilde yapılacağı konusunda hiçbir sözleşme ya da mutabakatın bulunmadığını, müvekkilinin davacı taraftan fatura karşılığı mal aldığını ve delini vadesinden önce ödediğini, bu iş için tarafların ödemenin ne şekilde yapılacağı konusunda herhangi bir sözleşme imzalamadığını, dolayısıyla taraflar arasında kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı bir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafın fatura bedellerini vadesinden önce tahsil ederken kur farkı alacağı olduğunu ileri sürmediğini, davacı tarafın sözünü ettiği ve sunduğu proforma faturanın bir sözleşme olmayıp asla kabul anlamına gelmemekle birlikte proforma üzerinde de açıkça yazıldığı üzere "tarafımızca onay verilmedikçe üretime geçmemeniz rica olunur" şeklinde bir şerh yazılarak kabul edilmediğini, gerçek faturaların açıkça TL ödemeli olup 90-150 gün arası vadeli gecikme olması halinde müeyyidesinin %10 TL vade farkı olup kur farkının söz konusu olmadığını, müvekkil tarafından yapılan ve hiçbir ihtirazi kaydın ileri sürülmediği davacı tarafça kabul edilen ödemelerin her iki tarafın da ticari defterlerine bu şekilde işlendiğini yine vergi dairelerine sunulan BA ve BS formlarına da bu şekilde birbiri ile uyumlu ve tam bir mutabakat içinde yer aldığını, "Borçlar Kanunun 99. Maddesi bu konuda; "konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir" dedikten sonra, olayımızda sözleşme olmamakla birlikte ve asla kabul etmemekle birlikte, "ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırıldığında sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir" demiştir. Bu konuda seçimlik hak kullanma yetkisi zaten ödeme mükellefi müvekkilde olup, ancak sözleşmede aksi kararlaştırılmış olduğunda ve borç vadesinde ödenmeyip borçlu temerrüde düşürüldüğünde alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Yani borcun vadesinde ödenmeyip borçlu temerrüde düşürüldüğünde seçim yetkisi yer değiştirir ve alacaklı alacağını vade tarihi yada fiili ödeme tarihini esas alarak talepte bulunabilir.Taraflar arasındaki ticari alışverişte temerrüt sözkonusu olmadığı gibi fatura üzerindeki vade tarihlerinden açıkça görüleceği üzere ödeme işlemi müvekkil tarafından gününden önce yerine getirilmiştir. Bakiye bir borçta kalmamıştır. " ifadesiyle USD türünden kalan borç bakiyesi iddiasının aslının olmadığını, kur farkı isteminin niteliği itibarı ile munzam zarar hükümlerine tabi olduğunu, davacı tarafın fatura konusu malları döviz kuru çok daha düşükken müvekkiline satıp teslim ettiğini ödemesini ise vadelerinden çok önce çek ile tahsil ettiğini, çeklerin tümünün de gününde ödendiğini hal böyleyken kur farkı talebinde bulunmasının hukuki yada ticari bir gerekçesinin de olmadığını beyan ederek; yetki itirazının kabulüne karar verilmekle dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davanın reddini, kötüniyetli olduğu iddiasıyla davacı aleyhine %40'dan az olmamak üzere kötüniyet ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile dava ve arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : Bakırköy ....... İcra Dairesi ’nün ...... esas sayılı dosyası, 06.07.2021 tarihli ilk teklif, İrsaliyeler, Çekle ödemenin kararlaştırıldığı 08.07.2022 tarihli ikinci teklif, 11.11.2021 tarihli Tahsilat Makbuzu, Bakırköy ..... Noterliği'nin 07.12.2021 tarih ve ..... yevmiye sayılı ihtarnamesi, Çek Fotokopileri, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu faturalardan kaynaklı alacağın tahsiline yönelik başlatılan Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerinin subut ve miktarına ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Bakırköy ...... İcra Dairesi’nün ...... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 13.444,49 USD = 197.439,06 TL [1 USD=14,6855 TL(01.04.2022) TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 3678 sayılı yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının o yabancı para (USD) ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek (yıllık %2,25 (TBB - mevduat USD (kamu banka)) değişen oranlarda) faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi ..... 06.11.2023 tarihli raporunda; "Tarafların e-defter mükellefi olduğu, taraflarca incelemeye ibraz edilen 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter beratlarının kanuni sürelerinde Maliye İdaresine beyan edildiği,, envanter defterlerinin ise noter tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, tarafların cari hesap ekstreleri karşılaştırıldığında fatura bedelleri yönünden yasal defterlerde fark bulunmadığı, söz konusu faturalara karşı davalı tarafça davacıya verilen ileri tarihli TL çekler nedeniyle, tarafların farklı kurları esas alması nedeniyle kur farkından kaynaklı cari hesapların örtüşmediği, Taraflar arasında düzenlenen proforma faturanın sayın mahkemece sözleşme olarak kabul edilmesi ve proforma faturada yer alan bilgilerden taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulu olduğu kanaatine varılması durumunda davacının davalıdan fatura tarihi ile çeklerin keşide tarihleri arasındaki sürede oluşan kur farkı tutarını talep edebileceği sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Sayın mahkeme taraflar arasındaki ticari ilişkinin dövizli olduğu kanaatinde ise davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacak tutarının; takip tutarı 07/04/2022-takip miktarı 13.444,49-döviz kuru 14,7662-TL karşılığı 197.439,06-TL olarak hesaplandığı, Eğer sayın mahkeme taraflar arasındaki ticari işlemlerin döviz cinsinden kurulu olmadığı kanaatinde ise davacının hesapladığı kur farklarının hesaplama dışında bırakılması durumunda huzurdaki davada davacının talep edebileceği herhangi bir alacak tutarının hesaplanamadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 99. Maddesinde konusu para olan borçların ödeme şekli düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrası "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir." düzenlemesini içermektedir. Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye veya bu yönde oluşmuş bir teammül bulunması yada akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olması gerekmektedir.( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 'nin 2008/6163 Esas - 2008/7544 Karar ,2016/17240 E-2018/1950 K. sayılı ilamı) . Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark, kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, kur farkı alacağına istinaden, davalı aleyhinde dayanak 13.444,49 USD asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 3678 sayılı yasa ile değişik 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının o yabancı para (USD) ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek (yıllık %2,25 (TBB - mevduat USD (kamu banka)) değişen oranlarda) faizi ile birlikte tahsili talebiyle icra takibine başlatıldığı, kur farkı alacağının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebileceğinden, davanın reddine dair ve davacının kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal İstanbul BAM 43.H.D'nin E: 2020/1398, K: 2023/753 sayılı ilam) HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafça yatırılan 2.384,57 TL harçtan mahsubuyla bakiye 1.956,97 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/02/2024 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır