İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/863 E. 2024/567 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/863
- Karar No
- 2024/567
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/863 Esas KARAR NO : 2024/567 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 01/12/2022 KARAR TARİHİ : 09/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Dava dilekçesi özetle şöyledir: "... 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile alacaklı kurum tarafından kaçak elektrik borcundan bahisle müvekkil hakkında icra takibi açılmıştır. İcra takibi usulsüz tebliğ olmuş müvekkilin haberinin olması ile birlikte tarafımıza vekaletname verilmiş ve 24.10.2022 tarihinde icra dairesinden tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile kapak hesabı istenmiş olup söz konusu itiraz edilen borç 25.10.2022 tarihinde ... 4 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yatırılmıştır. Abonelik faturası gönderilen işyeri müvekkil tarafından 20.08.2021 tarihinde kapatılmış ve davalı kurum müvekkile depozitosunu dahi iade etmiştir. Müvekkilin söz konusu işyerini kapattıktan bir sene sonra söz konusu yerde kaçak elektrik kullanıldığına dair tespit yapılıp müvekkile fatura gönderilmiştir. Müvekkil tarafından 15.8.2022 tarihli faturaya süresi içinde kurum nezdinde itiraz edilmişsede alacaklı görülen kurumca red edilmiştir. Söz konusu yer müvekkilden sonra mal sahibi tarafından kiraya verilip verilmediği yada mal sahibi tarafından kullanılıp- kullanılmadığı müvekkilce bilinmemekte olup söz konusu kullanımın müvekkille ilgisi bulunmamaktadır. Müvekkil kapanış tarihinden sonra ev hanımı olarak yaşantısına devam etmiştir. Yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamamış olup son tutanak ekte sunulmuştur. Müvekkil evine haciz gelmemesi için tüm yasal haklarını saklı tutarak İtirazla ödeme yapılan icra dosyasına yatan yersiz ödemenin iadesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP: Cevap dilekçesi özetle şöyledir: "Müvekkil şirket görevlilerimizce yapılan incelemeler sonucu davacının kaçak elektrik kullanımı yaptığının tespiti üzerine tahakkuk ettirilen borçlarla ilgili herhangi bir hata bulunmamaktadır. Müvekkil şirket ekipleri tarafından kaçak elektrik tüketimi tahakkuklandırmasında hesaplanan süre yine EPTHY hükümlerine göre hesaplanmıştır. Ayrıca müvekkil şirket görevlilerince yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan tutanaklar yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olup kaçak elektriğe ilişkin tespit ve tahakkukta hata bulunduğunu iddia eden davacının bu hususu ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafından haksız ve kötüniyetle icra takibi başlatıldığı iddia edildiği iddiasıyla alacağın yüzde yirmisi oranında tazminata hükmedilmesi talep edilmişse de davacı, mevzuattan doğan yükümlülükleri yerine getirmeyerek hakkında icra takibi başlatılmasına bizzat kendisi sebebiyet vermiştir. Davacı taraf istirdat davası ile ödediği bedellerin iadesini talep etmiş ise de bu taleplerinin kabulü mümkün değildir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı ödemelerini yaparken ihtirazi kayıt öne sürmeden ödemiştir. Serbest irade ile ve ihtirazi kayıt konulmadan ödenen bedel geri istenemez.Son olarak yukarıdaki itirazlarımız saklı kalmak ve asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla; müvekkil şirketçe asıl alacağa uygulanan faiz ve faizin KDV si tamamen hukuk kuralları çerçevesinde olmaktadır... " talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davacı laeyhine tanzim edilen kaçak elektrik bedeli nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2023/1559 E 2024/216 K sayılı ilamında özetle; " ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...Davacının tacir olduğunda şüphe yok ise de cevabi yazılardan çekişmeli dönemde davalının vergi mükellefi olmadığının (ticareti terk ettiğinin) ve Ticaret Odasına kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, kaldı ki davalının mükellefi olduğu dönemde dahi işletme esasını göre defter tutup 2. Sınıf tüccar olduğu, ticari şirkete ortaklığın ise tek başına kişiye tacir sıfatı kazandırmayacağı, bu nedenle davalının tacir olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığı çözme görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Dava, kaçak elektrik kullanımından yani haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup dava 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Davalının ticaret sicil kaydı veyahut esnaflık sınırını aşar şekilde vergi mükellefiyet kaydı bulunmamaktadır. Elektrik hizmeti alan yer ticarethane grubuna dahil ise de, abonelik kaydının esnaf işletmesi mi yoksa tacir sıfatının varlığının kabulünü gerektirir nitelikte ticari işletmeye mi olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaçak elektrik kullanılan yerin salt iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli değildir. Davalının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler HMK 2/2. maddesi uyarınca davanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmsı gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizce Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye davacının 2. Sınıf işletme hesabı esasına göre mükellef olduğu bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabına göre ise davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan olmadığı, uyuşmazlık tarihi itibariyle davacının TTK 11/2'de belirlenen sınırları aşar mahiyette vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, 2. Sınıf işletme hesabı esasına göre mükellefiyetinin bulunduğu ve gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı ve tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını değerlendirme görev ve yetkisinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaati hâsıl olmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı ve davacı vekilinin yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/07/2024 Katip E-imzalıdır Hakim E-imzalıdır