İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/323 E. 2025/658 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/323
- Karar No
- 2025/658
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/323 Esas KARAR NO : 2025/658 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/05/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı ...Şirketi'nin 2008 yılından beri üğün sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, işbu reklam ve tanıtım hizmetinin ... internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen firma için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirildiğini, ... ünvanlı işletmenin reklam ve ilanının portalda yayınlanması amacıyla davalı müvekkil ... ile davacı şirket arasında ... tarihinde ...sayılı sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı müvekkilden 25.04.2024 tarihlerinde toplam 1,00 TL ödeme sağlandığını, sözleşme imzalandıktan sonra davalı müvekkilin işletmesi olan "..."e reklam ve tanıtım hizmeti verilmeye başlandığını, bakiye ödemelerin davalı müvekkil tarafından yerine getirilmemesi üzerine fatura kesildiğini ve ... 12. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı müvekkil tarafından icra takibine haksız şekilde itiraz edilip icra takibinin durdurulduğunu ileri sürerek, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı müvekkil aleyhine alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili ... ile davacı şirket arasında 25/04/2024 tarihinde Arge ve Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde, söz konusu ... Sözleşmesi'nin 12 aylık taahhütlü üyelik sözleşmesi olduğunu belirtse de, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesi ekinde görülen faturanın davalı müvekkili ...'ya tebliğ edilmediğinden, fatura ve içeriğinin kabulü hukuken de mümkün olmadığını, davacı taraf fatura içeriğini, miktarını ve hizmet sunumunu da ispat etmesi gerektiğini, bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edebilmesi gerektiğini, davacı taraf ticari defterlerini delil olarak göstermiş ise de, davalı müvekkilinin ticari defter tutma zorunluluğu bulunmadığından, ticari defterin delil olarak kabulü hukuken mümkün olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan reddine, davacı taraf aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava; reklam ve tanıtım hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 06/03/2018 Tarih ve... Esas ... Karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi, 6100 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2019 Tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. " şeklinde karar verilmiştir. Davaya konu somut olayda; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davalının esnaf sınırı hadlerini aşmadığından işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Davalı, şahıs işletmesi bulunsa da faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar, İstanbul Bölge adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle açılan davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, 2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce 6100 sayılı HMK'nın 20.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine, 4-Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır