İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/152 E. 2024/637 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/152
- Karar No
- 2024/637
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/152 Esas KARAR NO : 2024/637 DAVA : Sebepsiz Zenginleşme DAVA TARİHİ : 04/03/2024 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Sebepsiz Zenginleşme davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket vekili tarafından müvekkiline ait adreste müvekkili ile alakası bulunmadığı halde ... 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat Sayılı dosyasında hukuka aykırı haciz ve muhafaza işlemi yapılmaya tevessül edilmiş haciz mahallindeki alacaklı (davalı) şirket vekili tarafından; “bu parayı icra müdürlüğüne yatırırsanız bu miktarı kabul etmiyorum, borcun tamamını yatıracaksınız, eğer ihtirazi kayıt ile bu tutar ödenir ise, bu malların tamamını kaldırırım, her gün işyerine gelip haciz yaparım, bu nedenle dosya borcuna mahsuben alacaklı vekilinin banka hesabına ödeyeceksiniz” şeklinde ağır tehdit, şantaj ve psikolojik baskılara maruz bırakıldığını, davalı vekilinin önce 170.000 TL’nin ödenmesini talep ettiğini, bu paranın yatırılmasına müteakip, fikrini değiştirip, “bu parayı geri çekin, dosya borcuna mahsuben yazmamışsınız, ancak 302.000 TL’nin ödenmesi halinde muhafaza işlemlerini durdururum, söz konusu tutarın mutlak surette dosya borcuna mahsuben ödenmesi gerekiyor, aksi takdirde buradaki tüm malları kaldırırım” şeklinde ağır haciz ve muhafaza tehditi ve baskısı yaptığını ve davacı müvekkili şirketin de, 05.09.2019tarihinde 302.000,00-TL’yi, kendi iradesinin dışında baskı ve tehditle davalı vekilinin talebi doğrultusunda, muhafaza işlemini durdurabilmek için ödemek zorunda kaldığını, ödeme yapıldıktan sonra muhafaza işleminin durdurulduğunu ve araca yüklenen malların tekrar yerlerine bırakıldığını, gerek menkul mallar ve gerekse haksız tahsil edilen paranın iadesi amacıyla ... 12.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılan davada kabul kararı verildiği, ... 12.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı kararı hakkında taraflarca yapılan istinaf başvurusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesinin... Esas - ... Karar sayılı kararı ile ortadan kaldırıldığını, taraflarınca yapılan temyiz başvurusu hakkında Yargıtay 12.Hukuk Dairesi tarafından ... Esas - ...Karar nolu onama kararı ile temyiz başvurusunun reddedildiğini, Yargıtay onama ilamının tebliğinden itibaren ... Arabuluculuk Bürosunun ... talepli arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığını, davalıların müvekkilinden haksız tahsilat yaptığını, banka dekontu ile ispatlı olduğu gibi müvekkili aleyhine tevessül edilen icra işlemlerinin tümüyle hukuka aykırı olduğunu, ... 22. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası kapsamında, ... İcra Müdürlüğünün... talimat sayılı dosyası, ... 12.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin ...Esas - ...Karar sayılı 04/11/2022 tarihli kararı ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin hukuka aykırı işlemler ile taraf olmadığı icra dosyasına ödeme yapılmaya zorlandığını, nihayetinde müvekkilinden haksız ve hukuksuz tahsilat yapıldığını, davalıların haksız ve hukuka aykırı olarak zenginleştiklerini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile ... 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile ... İcra Müdürlüğünün ...ayılı dosyasında hukuka aykırı haciz işlemi ile borcu olmadığı halde haciz ve muhafaza tehdidi neticesinde davalı vekili ...'ün banka hesaplarına ödenmek zorunda kalınan 302.000,00-TL alacaklarının ödeme tarihi olan 05/09/2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve istirdadı ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Dava dilekçesi ve ekleri davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı ... Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Alacaklı ...A.Ş. tarafından borçlular ... A.Ş., ...A.Ş. ve ... hakkında ... 22.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ilamsız icra yolu ile icra takibi başlatıldığını, daha sonra müvekkili varlık yönetim şirketinin, Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca alacağı temlik alarak alacaklı sıfatını kazandığını, ... 22.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından verilen karar 06/08/2019 ve 05/09/2019 tarihlerinde borçlunun menkul malları hakkında haciz işlemi uygulandığını, bu haciz işlemine istinaden haczedilen menkuller üzerindeki istihkak iddiası sebebiyle ve haciz işlemlerinden bağımsız şekilde haricen davacı tarafından müvekkiline ödenen 302.000,00-TL'nin iadesi için davacı tarafça ... 12. İcra Hukuk Mahkemesi...Esas sayılı dosyası ile istihkak davası ikame edildiğini, İşbu dava sonucunda verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu ve Bölge Adliye Mahkemesince reddedildiğini, davacının davayı görevsiz mahkemede açtığına karar verildiğini, davacı tarafça işbu davanın ikame edildiğini, ... 22.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında borçlular hakkında yapılan icra takibinde davacının taraf olmadığını, takip borçlularının ...A.Ş., ...A.Ş. ve ... olduğunu, davacı hakkında müvekkilinin ve takip dosyasının temlik alındığı banka tarafından herhangi bir icra takibi yapılmadığını, istirdat davasında davacının icra takibinin borçlusu olduğunu, aleyhine icra takibi başlatılan takip borçlusunun istirdat davasının davacısı olduğunu, icra tehdidi altında borcu ödeyen borçlunun istirdat davasını açabileceğini, icra takibine konu yapılan borcu, borçlu yerine (adına) üçüncü bir kişi ödemişse, üçüncü kişinin istirdat davasını açamayacağını, üçüncü kişinin takip konusu borcu ödemesi, davacının sıfatının değişmesine sebep olmayacağını, üçüncü kişi takip konusu borcunu ödese bile, istirdat davasının borçlu tarafından açılması gerekeceğini, davacı 3.kişinin takipte taraf sıfatı olmadığından aktif husumet ehliyetinin de bu davada bulunmadığını, bu nedenlerle dava şartlarından olan aktif husumet ehliyeti yani davacı olabilme şartı olmadığından mahkemece HMK'nin 114/1-e ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ödemenin 05/09/2019 tarihinde yapılmış olduğunu işbu davanın ise 04/03/2024 tarihinde ikame edildiğini, İİK madde 72/7'nin açık olduğunu, söz konusu maddede açıkça belirtildiği üzere paranın geri alınmasını isteyen tarafın paranın ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık içerisinde istirdat davasını ikame etmesi gerektiğini, somut olayda aradan dört yılı aşkın süre geçtikten sonra işbu davanın ikame edildiğini, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, ortada davacı bakımından bir cebri icra tehdidi bulunduğundan söz edilemeyeceğini, haciz mahalinde faaliyette bulunan ... A.Ş. ile dosya borçluları arasında organik bağ bulunduğunu, yine dosya borçlularıyla organik bağı olan ... A.Ş.'nin de davacılardan .... A.Ş. ile organik bağ bulunduğunu, diğer şirketlerin yetkililerinin de aynı soyadına sahip kişiler olması ve tüm bu şirketlerin aynı adreste faaliyette bulunmaları nedeniyle aralarında organik bağ bulunduğunun açık olduğunu, davacıların tümüyle deniz taşımacılığı alanında faaliyette bulunduğunu, haciz mahalinde faaliyette bulunan ...A.Ş.'nin de dosya borçluları ... Şirketi, ...ve ...A.Ş. ile aynı alanda (alkollü içeceklerin toptan ticareti) faaliyette bulunduğu ve tüm bu şirketlerin yetkililerinin akraba veya aynı kişiler olması dikkate alındığında; davacıların alacaklılardan mal kaçırabilmek için dosya borçluları ile birlikte hareket ettiklerinin açık olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davanın haksız ve kötü niyetle açılmış olması sebebiyle davacı aleyhine dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesindeki hiçbir iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, işbu davanın öncelikle ''hak düşürücü süre'' içerisinde açılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin işbu dava ile herhangi bir bağlantısı olmadığından ve müvekkilince herhangi bir sebepsiz zenginleşme durumu gerçekleşmediğinden işbu davada müvekkili yönünden husumet yokluğunun mevcut olduğunu, yapılan harici ödeme icra dosyasına bildirilmediğinden ve müvekkiline de başkaca bir bildirim yapılmadığından işbu paraya ilişkin talebin hiç bir şeyden haberi olmayan müvekkiline yöneltilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilince davacı yana yönelik olarak dosya temlik alındıktan sonra dahi herhangi bir icra işlemi yapılmadığını, bu hususta diğer davalıya ödenen paranın müvekkiline geçmediğini, müvekkilinin bu hususta herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi haricen ödemiş olduğu parayı diğer davalı vekili hesabına haricen 2019 yılında ödemiş olduğu ve bu ödeme ile ilgili müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesine ilişkin olarak işbu davada herhangi bir sıfatının bulunmadığını, davalı vekiline ödenen paraya ilişkin olarak haricen yapılan ödeme icra dosyasına bildirilmemiş olmakla birlikte, müvekkiline de herhangi bir para aktarımı yapılmadığını, bu hususta müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesine sebep bir durum olmadığını, icra dosyasına temlikname sunulmasından sonra da davacı yana ilişkin herhangi bir tahsilat işlemi ve hatta icra dosyasında herhangi bir icrai işlem dahi yapılmamış olduğundan işbu davanın özellikle müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davaya konu paranın muhatabı davacı yan ile parayı haricen ödemiş olduğu diğer davalı olduğunu, müvekkilinin bu davaya muhatap edilmesinin özellikle kötü niyetli bir davranış olduğunu, hangisinden tahsil edebilirsek şeklindeki bir görüşün yansıdığını, müvekkilinin açıkça iyi niyetli olduğunu ve bu ödemeyi bilemeyecek durumda olduğunun açık olduğunu, ne temlik sözleşmesinde ne de icra dosyasında bu ödemeden bahsedilmediğini, müvekkilinin diğer dava süreçlerinden de haberdar edilmemiş olması neticesinde işbu davaya konu tutarı dava ile öğrenmiş olduğunu, istirdat davası niteliği gereği ödeme yapılan alacaklıya açılacak bir dava olmakla birlikte, müvekkiline hesaben veyahutta elden herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin süregelen işbu dava dosyalarından haberdar edilmediğini, yapılan ödemenin zaten icraya bildirilmemiş olması neticesinde bu ödemeden hiçbir haberinin olmadığını, bu sebeple müvekkilinin açıkça işbu dava konusu istemden diğer davalı yan tarafınca mağdur edildiğinin açık olduğunu, işbu davaya konu istemin müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin açıkça müvekkilinin elde etmediği bir alacağı ödemesi anlamına geleceğini, müvekkilinin zaten işbu temlik sözleşmesi sonrasında icra dosyasında herhangi bir işlem yapmadığını, davacı aleyhine herhangi bir süreç yürütmediğinin aşikar olduğunu, yalnızca 2023 yılında işbu alacağı temlik aldığı için hiçbir şekilde zenginleşmeyen ve hiç bir şekilde para elde etmeyen müvekkiline bir tek sözleşmeyi imzaladığı için, haricen bildirim yapılmadığı göz önüne bulundurulmayarak sorumlu tutulmasının hayatın olağan akışına ve hakkaniyet hükümlerine uygun düşmediğini, işbu davada 2019 yılında alacaklı taraf olan ve ödeme yapıldığı hem dekontlardan hem davacı beyanından hemde diğer davalı tarafından kabul gördüğü üzere varlık şirketi olduğundan müvekkilinin işbu davada herhangi bir ilgisi ve bağlantısının bulunmadığını, iddia eden ispat etmekle yükümlü olduğunu, bu hususta diğer davalı yancada müvekkiline herhangi bir bildirim yapılamadığını, ödeme ile ilgili olarak herhangi bir not düşülmediğini, icra dosyasına da bu ödeme bildirilmediğini, müvekkilinin bu ödemeden haberdar olduğunun düşünülemez olduğunu, işbu davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, açılanan nedenlerle, işbu davaya ilişkin ödemelerden müvekkilinin hiçbir haberinin olmadığı ve ödemenin diğer davalıya direkt olarak yapıldığı bu sebeple müvekkilinden herhangi bir istemde bulunulamayacağından işbu davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili yönünden esastan reddedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; .. 22.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyası, ... İcra Müdürlüğünün ...Talimat sayılı dosyası, davalı vekilinin banka hesaplarına yapılan ödeme dekontu, ... Bankası A.Ş. nezdindeki ... IBAN nolu hesabına 05/09/2019 tarihli ödeme kayıtları, ... 12.İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... K. sayılı dosyası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı 04/11/2022 tarihli kararı, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi tarafından ... Esas -... Karar sayılı onama kararı celp edilmiş, incelenmiştir. Dava, icra dosyasının tarafı olmadığı halde cebri icra, haciz ve muhafaza baskısı altında ödenilen paranın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak iadesi istemine ilişkindir. ... 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, takip alacaklısının ...Bankası A.Ş., takip borçlularının ... Tic. A.Ş., ... ve...A.Ş. olduğu, takip alacaklısının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacaklarının tahsili için borçlular hakkında ilamsız icra takibinde bulunduğu, takip sürecinde alacağın ... A.Ş. ye temlik edildiği, 6098 s. TBK 183.maddesi ve yazılı temlik sözleşmesi uyarınca takip alacaklısının davalı ...A.Ş. olduğu anlaşılmış, icra dosyasından sabit olduğu üzere davacı ...A.Ş. nin icra takibinin tarafı olmadığı tespit edilmiştir. Takip alacaklısı olan davalı ... A.Ş. (öncesinde alacağı devreden ...Bankası A.Ş.) takip borçluları olan dava dışı şirketler ve şahıslar hakkında icra takibi kesinleştiği halde haciz işlemlerinden sonuç alamamış, hasılı takip borçlularından alacağını tahsil edememiş, bu durum üzerine icra dosyasının tarafı olmadığı halde davacı şirket hakkında takip borçluları ile arasında organik bağ bulunduğu iddiasını ileri sürerek haciz isteminde bulunmuştur. ... İcra Müdürlüğü ... Tal. sayılı dosyasında davalı takip alacaklısı ... A.Ş. vekilinin talebi doğrultusunda 05/09/2019 tarihinde davacı şirket hakkında haciz işlemleri yapılmış, haciz tutanağında bir sayfa liste halinde belirtilen mallar haczedilmiş ve muhafaza altına alınmış, nakliye işlemleri yapılacağı sırada davacı vekili yapılan haczin hukuka aykırı olduğunu, haciz işlemini kabul etmediklerini, icra dosyasının borçluları ile aralarında organik ya da fiil bağ iddialarını reddettiklerini beyan etmiş, haciz tutanağına derc etmiştir. Mevcut beyanlara rağmen davalı vekili muhafaza yapılması ve malların kaldırılmasını istemiş, davacı vekili yapılan haciz ve muhafaza işleminin baskı / tehdit altında yapıldığına yine haciz tutanağına şerh düştükten sonra cebri icra baskısı altında ve davalı vekilinin yönlendirmesi sonucunda davalı ...A.Ş. vekili ...hesabına hacizle aynı gün yani 05/09/2019 tarihinde banka havalesi yoluyla haricen 302.000 TL ödeme yapmıştır. Vaki ödeme sebebiyle, davalı tarafından muhafaza işleminden vazgeçilmiştir. Davacı hacizlerin kaldırılması, menkullerin ve haksız tahsil edilen 302.000 TL paranın iadesi istemiyle İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davası açmıştır. ... 12. İcra Hukuk Mahkemesi ... E. ... K. sayılı kararı ile davacı ile dava dışı takip borçluları arasında organik veya fiili bağ bulunmadığı, davalı takip alacaklısının organik bağ ve muvazaa savunmasını ispatlayamadığını gerekçe göstererek davanın kabulüne karar vermiştir. İşbu karar takip alacaklısı davalı tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi ...E. ... K. sayılı istinaf kararı ile aynen "...davalı-borçlulara ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmediği, borçlu şirket yetkililerinin yada ortaklarının haciz sırasında haciz mahallinde hazır bulunmadıkları, haciz mahallinde borçluya yada borçlu şirketlere ait herhangi bir evrak bulunmadığı, davacı şirketlerin borcun doğumundan çok önceki bir tarihte kuruldukları, davacı şirketlerle borçlu şirketlerin faaliyet konularının farklı olduğu, haciz adresindeki iş yeri mülkiyetinin dava dışı .... A.Ş'ne ait olup, bu adreste faaliyet gösteren davacı şirketler ile dava dışı .... A.Ş ve ... A.Ş unvanlı şirketlerin dava dışı grup şirketin kiracısı konumunda oldukları, davalı-alacaklı tarafından bu adresle kurulan bağlantının, borçlu davacı ...'nin adreste kiracı olan... A.Ş'nin ortağı olduğu ve tüm iş ve işlemlerini adreste bu şirket üzerinden yürüttüğüne ilişkin olduğu, ancak bu hususun dosya kapsamıyla sabit olmadığı, hal böyle olunca İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin davacı üçüncü şahıs şirketler yararına olduğu, yasal karinenin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği, ispat yükü altında olan davalı alacaklının bu yönde herhangi bir delil sunmadığı, davacılar vekili tarafından sunulan faturaların hacizli mallara ait olup olmadığı ve söz konusu faturaların davacı şirketlerin defterlerinde kayıtlı olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 07.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; haczedilen mahcuzların istihkak iddia eden şirketlerin ticari defter kayıtlarında bulunduğu, İSTİHKAK İDDİA EDEN ŞİRKETLER İLE BORÇLULAR ARASINDA TİCARİ İLİŞKİ BULUNMADIĞI VE BORÇLU ŞİRKETLER İLE İSTİHKAK İDDİA EDEN ŞİRKETLER ARASINDA ORGANİK BAĞ BULUNMADIĞI TESPİT EDİLDİĞİ, dosyada raporla saptanan hususlar aksine delil bulunmadığı, dolayısıyla ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan davalı-alacaklının yasal karinenin aksini ispatlayamadığı anlaşılmakla..." "denilerek davacı ile dava dışı takip borçluları arasında organik bağ bulunmadığının tespit edildiği, bununla birlikte ilk derece mahkemesince 302.000 TL paranın iadesine ilişkin karar verilmiş ise de, para 05/09/2019 tarihinde davalı vekiline ödendiğinden istihkak davasının ise paranın alacaklıya ödenmesinden sonra 09/09/2019 tarihinde açıldığından menkul mallar üzerindeki hacizler kaldırılmış, ancak 302.000 TL paranın iadesi istemi hakkında davacıya genel mahkemelerde dava açması gerektiği hatırlatılarak bu talebi reddedilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, bahsi geçen istinaf ilamı taraf vekillerince temyiz edilmiş, YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ ...E. ... K. sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle tüm istinaf sebepleri reddedilmiş, 06/12/2023 tarihli karar ile BAM istinaf ilamını onamıştır. Bu suretle, bahse konu istihkak davası temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. İcra Mahkemesinde görülen istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen İSTİHKAK DAVASINA ilişkin karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmektedir. Başka bir anlatımla, icra mahkemesinin istihkak davasına ilişkin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğinden, mahkeme kararında kabul edilen ve altı çizilerek vurgulanan davacı ile takip borçluları olan şahıslar arasında organik bağ bulunmadığı tespiti artık mahkememiz için de kesin hükme bağlanmış vakıa olarak kesin ve güçlü delil mahiyetinde bağlayıcı niteliktedir. (bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 .HD. ...E. ... K.) Davacı, icra dosyasının tarafı olmadığı halde cebri icra, haciz ve muhafaza baskısı altında ödemiş olduğu parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalılardan iadesini talep etmektedir. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ...E. ...K. sayılı ilamında; (Davanın hukuki niteliği ve husumet noktasında ayrıntılı bilginin yanı sıra eldeki uyuşmazlık için de emsal teşkil etmektedir. Mutlaka nazara alınmalıdır. ) "... Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davalının, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için davacıya yönelttiği haciz tehdidi altında, davacının dosya borcunu yatırması nedeniyle zenginleşenin alacaklı olan davalı mı yoksa dava dışı borçlu mu olduğu, buradan varılacak sonuca göre sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanılarak açılan davanın davalıya mı yoksa davanın İİK’nın 72. maddesinden kaynaklanan istirdat davası olduğu değerlendirilerek dava dışı borçluya karşı mı açılması gerektiği noktalarında toplanmaktadır..." Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin alacaklı sıfatıyla dava dışı borçlu ...Ltd. Şti. aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, anılan borçlu şirketin adresine ödeme emrinin tebliğ olduğu ancak alınan ihtiyatî haciz kararı üzerine haciz işlemi için borçluya ait olduğu iddiasıyla davacı şirketin adresine gelindiği, haciz tutanağında “mahalde borçlu firmaya ait emareye rastlanmadığı” kaydının yazıldığı, davacı vekilinin borçlu firma ile organik bağlarının bulunmadığını beyan etmesine rağmen alacaklı davalı vekilinin tüm cezai ve hukukî tazmin sorumluluğunun kendisine ait olmak üzere haciz işleminin yapılmasını talep etmesi üzerine davacı şirket vekilinin borç miktarını haciz tehdidi altında ve ihtirazî kayıtla yatırması üzerine alacaklı davalının hacizden vazgeçtiği anlaşılmaktadır. 30. Davacı şirket ...Tic. Ltd. Şti. ile icra dosyasında borçlu şirket olan .... Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunmadığına ilişkin kesinleşen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.02.2015 tarihli ve ... E, ... K. sayılı kararı bulunmaktadır ve bu karar kuvvetli delil mahiyetindedir. Bu durumun aksi ispat olunmadığından davacı şirketin icra dosyasına, kendisiyle ilgisi bulunmayan asıl borçlu şirketin borcunu ödemiş olduğu açıktır. 31. Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamı itibariyle, hacze gelinen adresin dahi asıl borçlu şirkete ait olmadığı, davacı şirkete ait olduğu, ödeme emri tebligatının dahi bu adrese yapılmadığı görülmektedir. Tüm bunlara rağmen, asıl borçluyla ilgisi bulunmayan davacının adresine gelinerek malları haczedilmeye çalışılmış, bunun üzerine davacı vekili haczi engellemek adına dosya borcunu ihtirazî kayıtla ödemek durumunda kalmıştır. 32. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmelidir. 33. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü açısından sebepsiz zenginleşenin kim olduğunun tespiti önem kazanmaktadır. 34. Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir...." şeklinde durum açıklanmıştır. Bu çerçevede, ... 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının takip borçlusu olmadığı, davalının (takip alacaklısının) takip borçlusu olmadığı halde davacının adresinde haciz işlemleri yaptığı, davacının haciz işlemi ve muhafaza tedbirleri sebebiyle cebri icra baskısı altında borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığı ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmekle, eldeki sebepsiz zenginleşme davasında davacının, davalıya yaptığı bu ödemeyi geri istediğinden hukuki yararının ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan (Yargıtay 19. HD. ... E.... K.) davalı ...A.Ş. vekilinin hukuki yarar ve aktif husumet dava şartı itirazlarının, yukarıda değinilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E. ... K. sayılı kararında açıklandığı üzere davanın hukuksal niteliğinin (davacı icra dosyasının tarafı olmadığı için) istirdat davası değil, aksine sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olması, sebepsiz zenginleşme davasının hak düşürücü süreye tabi olmaması nedeniyle, davalıların hak düşürücü süre itirazlarının, yine davalılardan Ejder Seçkin Bingöl vekili her ne kadar zaman aşımı savunmasında bulunmuş ise de; 6098 s. TBK 82. maddesi uyarınca eldeki davaya konu alacak bakımından hem hak sahibinin parayı geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, hem de sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin işbu davanın açıldığı tarih itibariyle dolmadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.HD. ... E. ...K.) açık olduğundan davalının zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiş, bu bağlamda açıklanan gerekçe ve nedenler karşısında tüm usuli itirazlar ve defiler reddedilmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili savunmalarının temelini, davacı ile takip borçluları olan şahıslar arasında organik bağ bulunduğu, bu suretle davacı ile takip borçlularının birlikte hareket ettikleri vakıasına dayandırmıştır. Ne var ki, yukarıda kapsamlı olarak ifade edildiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden istihkak davası neticesinde, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davacı ile takip borçluları olan şahıslar arasında organik veya fiili herhangi bir bağ bulunmadığı sübuta ermiştir. Hasılı, davalı bu yöne ilişkin - organik bağ savunmasını - ispatlayamamıştır. Nihayetinde, davacının, icra dosyasının tarafı olmadığı halde cebri icra, haciz ve muhafaza baskısı altında ödemiş olduğu parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı ...A.Ş. den iadesini talep edebileceği kanaatine ve sonucuna varılmıştır. Bu aşamada belirtmek gerekir ki, davalı ..., ... 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu alacağı davalı ...A.Ş. den 6098 s. TBK 183. maddesi uyarınca ve yazılı temlik sözleşmesi ile 23/01/2023 tarihinde temlik almıştır. Bu tarihten itibaren icra dosyasının alacaklısı sıfatına sahip olmuştur. Davacı, cebri icra baskısı altında diğer davalı ... A.Ş. Vekili ...'e 05/09/2019 tarihinde ödeme yaptığı halde, salt icra dosyasının takip alacaklısı olduğu için davalı ...'e de husumet yöneltmiştir. Ne var ki, davacı tarafından ödemenin 23/01/2023 temlik tarihinden önce 05/09/2019 tarihinde davalı ... A.Ş. ye yapıldığı, bu hususta esasen ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen dekonttan da görüleceği üzere iadesi istenilen 302.000 TL paranın davalı vekilinin hesabına ödendiği, başka bir anlatımla icra dosyasına yapılan bir ödeme bulunmadığı, haricen ödeme gerçekleştirildiği, bunun yanı sıra davalı ... A.Ş. tarafından haricen tahsil edilen tutarın icra dosyasına bildirilmediği, bununla birlikte bu paranın davalı ...'e verildiğine yönelik dosyada delil (hatta iddia) bulunmadığı, davalı ...'ün davacıdan tahsil ettiği ve mal varlığına dahil olan bir miktar bulunmadığı, yine icra dosyasında bu davalının herhangi bir tahsilatın bulunmadığı, hatta herhangi bir icra işleminin olmadığı, diğer taraftan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...E. ... K. sayılı kararında husumetin kime yöneltileceği noktasında "... Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. ... Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur...." şeklindeki kararı da nazara alınarak somut olayda sebepsiz zenginleşen cebri icra baskısı altında haciz ve muhafaza tehdidi ile icra dosyası dışında alacağı haricen tahsil eden davalı ...A.Ş. olduğundan davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmiştir. Yapılan açıklamalar karşısında; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca borçlu olmadığı halde haciz işlemleri ve muhafaza tedbirleri (cebri icra baskısı) sebebiyle ödemek zorunda kaldığı 302.000,00 TL ' nin ödeme tarihi olan 05/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine, davacının, davalı ... yönünden davasının husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere ); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca borçlu olmadığı halde haciz işlemleri ve muhafaza tedbirleri (cebri icra baskısı) sebebiyle ödemek zorunda kaldığı 302.000,00 TL ' nin ödeme tarihi olan 05/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının, davalı ... yönünden davasının husumet yokluğundan REDDİNE, 3-Kabul edilen dava değeri (302.000,00 TL) üzerinden alınması gereken 20.629,62 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 5.157,41 TL'nin mahsubu ile eksik kalan bakiye 15.472,21 TL harcın davalı ... A.Ş.den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 5.157,41 TL peşin harç, 200,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.357,41 TL yargılama giderinin davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (302.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 47.300,00 TL vekâlet ücretinin davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı ... yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (302.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. ve 13/1. maddeleri uyarınca husumet nedeniyle davanın reddine karar verildiğinden Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e VERİLMESİNE, 7-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalı ... A.Ş.'den tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.02/10/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır