İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/551 E. 2024/917 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/551
- Karar No
- 2024/917
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/551 Esas KARAR NO : 2024/917 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 18/09/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ...'nun '' ... Mahallesi ... Sokak ... Sitesi NO: ...- İstanbul' adresinde mevcut ... Hesap No.lu ... Hizmet Nokta no.lu elektrik sayacının fiili kullanıcısı olduğunu, müvekkilinin yukarıda belirtilen adreste ekte mevcut vergi levhası ve kira sözleşmesinden de görüleceği üzere, lokanta (Pide- Lahmacun salonu ) işlettiğini, müvekkiline ait iş yeri yazlık yerleşim bölgesinde olup her yılın Mayıs - Ekim arası işleri yoğunluk göstermekte diğer aylar işleri çok az olduğunu, diğer davacı ... ... ise müvekkilinin eşi olduğunu, müvekkili ... ...'nun tacir olduğunu, Dava konusu faturalarda da abone grubu olarak ticarethane yazdığını, Ancak dava konusu faturalar iş yeri ve faturaların üzerinde yazılı hesap no ve tesisat no.lu elektrik sayacının kullancısı ve buradaki işletmenin sahibi müvekkili ... ... olmasına rağmen eşi ... ... ... aleyhine tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen elektik faturaların düzenli olarak ödendiğini, müvekkillerinden ... ...'nun sahibi ve işleteni bulunduğu iş yerinde mevcut ... Hesap No ve ... Hizmet nokta no.lu elektrik sayacına, müvekkilinin eşi ... ... ... aleyhine tahakkuk ettirilen 22.07.2024 son ödeme tarihli 420.107,13 TL bedelli ve 22.07.2024 son ödeme tarihli tarihli 263.417,70 TL bedelli iki adet kaçak elektrik faturasından dolayı müvekkillerinin borçlu bulunmadığının tespiti talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı- borçlu " ... Sok. ... Sitesi ... Apt.Altı pidecisi ...-İST. " adreste ticari iş yapmakta olduğunu ve sözleşmeli olmasına rağmen dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin kaçak elektrik kullandığını, 11.07.2024 Tarihli,... Seri No'lu Kaçak /Usulsüz Elektrik Kullanım Tespiti Tutanağı tespit edildiğini, ilgili tutanağa bağlı olarak düzenlenen 22.07.2024 son ödeme tarihli 263.417,70 TL.ve 22.07.2024 son ödeme tarihli ve 420.107,13 TL. bedelli faturalar düzenlendiğini, bu kapsamda, borçlu kaçak elektrik kullanımdan kaynaklanan elektrik faturası borcunu ödemediğinden hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, haksız ve mesnetsiz itirazlar neticesinde öncelikle; usul yönünden davanın reddini; mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, borçlu-davacı hakkında tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketim tutanağından kaynaklı olarak ödenmeyen tüketim bedelinin tahsili amacıyla davalı tarafından tahakkuk ettirilmiş olan faturalardan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Somut olayda davalı kurum yetkilileri tarafından davacı ... ... ... aleyhine düzenlenen 11.07.2024 tarihli kaçak tüketim tutanağından kaynaklı olarak 22.07.2024 son ödeme tarihli 420.107,13 TL bedelli ve 22.07.2024 son ödeme tarihli tarihli 263.417,70 TL bedelli iki adet toplam 683.524,83 TL bedelli kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, tutanağın düzenlendiği adreste davacı ... ... ...'nun eşi ... ...'nun sahibi ve işleteni bulunduğu iş yerinin bulunduğunu, söz konusu faturalardan kaynaklı olarak davacıların borçlu bulunmadığının tespiti istemi ile işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. TTK'nun 4. Maddesinde ticaret mahkemelerinin görevli olduğu haller düzenlenmiş olup birinci fıkrasına göre her iki tarafından ticari işletmesi ilgili davaların nispi ticari dava olduğu vurgulanmış olup diğer fıkralarında ise mutlak ticari davalar sayılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı olarak tüketim bedelinin tahsili amacıyla açılmış olan davalarda görevli mahkeme; tüketime konu adresin konut olması ve tüketimi gerçekleştiren kişinin tüketici olması halinde Tüketici Mahkemesi, tüketime konu adresin işyeri olması halinde tüketimi gerçekleştiren kişi tacir ise Ticaret Mahkemesi, esnaf statüsünde ise Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kabul edilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK'nin 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nin 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2019 tarih 2019/3674 Esas 2019/7113 Karar sayılı ilamı). Somut olay bakımından dava dilekçesi içeriğinde davacı vekili tarafından davacı ... ...'nun tacir olduğu beyan edilmiş ise de kaçak tüketim tutanağına konu tarih itibari ile davacıların esnaf mı tacir mi olduğuna ilişkin olarak Vergi Dairesine, ... ne, esnaf odasına yazılan müzekkerelere cevaben davacı ... ...'nun işletme hesabına göre defter tuttuğu, gelir beyanını 0 TL olarak bildirmiş olduğu, tacir kaydının bulunmadığı ancak esnaf kaydının bulunduğu görülmüştür. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2019/... Esas, 2021/... Karar Sayılı, 25/02/2021 Tarihli "... Dava, Kaçak elektrik tüketime nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... TTK 4/2 maddesinde mutlak ticari davalar sayılmış olup, dava sayılan mutlak ticari davalar kapsamında değildir. Ancak, TTK 4/1 maddesine göre ticari dava sayılması için de, davanın her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması gereklidir. ... Eğer taraflardan biri, tacir değil, esnaf niteliğinde ise davayı ticari dava olarak kabul etmek mümkün değildir. Eğer tacir niteliğinde ise Ticaret Mahkemesi olarak devam edilmek, esnaf niteliğinde ise genel mahkemeler görevli olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmek üzere," şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda davacının tacir kaydının bulunmadığı, vergi dairesine bildirmiş olduğu yıllık gelir vergisi beyannamesinin incelenmesinde, gelirinin VUK’nun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının 2. bendinde belirtilen limiti aşmadığı, kazancının esnaf sınırında kaldığı, tacir vasfının olmadığı anlaşılmakla mahkememizin işbu davaya bakma görevinin olmadığı, görevin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi) 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, 6-Davalının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Değişik iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik olarak yapılan itirazın görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.