İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/264 E. 2025/31 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/264
- Karar No
- 2025/31
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/264 Esas KARAR NO : 2025/31 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 30/04/2024 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca Peru'ya gönderilen bir kısım malın Peru tarafından kabul edilmemesi üzerine iade işlemlerinin başlatıldığını, 6 kap gönderinin iadesinin müvekkili şirket tarafından kabul edilmemesi üzerine ürünlerin iade işlemlerinin durdurularak Peru gümrüğüne terk edildiğini, iade işlemlerinin durdurulmasına kadar geçen süreye ilişkin olarak Peru gümrüğünde yapılan masraflara ilişkin olarak 10.03.2022 tarihli 5.381,89.-USD. tutarlı fatura kesilerek müvekkili şirkete gönderildiğini, 2 faturanın ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin yetkiye ve takibe itiraz etmesi üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının ikame edildiğini belirterek müvekkili tarafından yapılan itirazı iptali ile takibin devamına ve müvekkilin %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Peru'ya gönderdiği bir kısım mal Peru gümrüğünde kalmış ve bunun üzerine bu malların iadesinin sağlanabileceği belirtildiğini, davacı ..., müvekkili şirketin Peru gümrüğünde kalan mallarının iadesi için iletişime geçmiş ve bu malların iadesi için taraflar arasında görüşmeler öncelikle şifahi olarak başlandığını, daha sonra yazılı olarak devam ettiğini, ancak süreç içinde görüşmelerin çoğu şifahi olarak gerçekleştiğini, ürünlerin tümünün iadesi için onay veren müvekkili şirket yetkilisi, ürünleri aldığında eksik olduğunu gördüğünü, ürünlerin değerinin düşük olması nedeniyle, eksik olmasını önemsemeyen şirket yetkilisi, yapılan taşımaya ilişkin fatura edilen 3.026,67-USD'lik bedel çok fahiş olsa da davacı şirkete müvekkili şirket tarafından 15.11.2021 tarihinde ödeme yapıldığını, davacı şirket bir süre sonra, eksik kalan diğer parti malın da Peru Gümrüğü'nden getirilmesi konusunda müvekkili şirket ile iletişime geçtiğini, müvekkili şirket yetkilisi de ilk parti malın eksik geldiğini ve çok fahiş fiyatlandırıldığını; ürünlerin değerinin çok düşük olduğunu, iki ayrı defa fahiş taşıma bedelini ödeyemeyeceğini, dolayısıyla malların kalmasını istediğini söylemiş ve açıkça yeniden taşıma hizmeti almak istemediğini belirttiğini, buna rağmen davacı şirket müvekkili şirkete ikinci kez fatura kesmiş ve ikinci fahiş bedeli haksız olarak talep ettiğini, davacı şirket, malların ayrı ayrı taşınması konusunda onay aldığını ileri sürse de taraflar arasında yazışmaların niteliği böyle olmadığını, müvekkili Peru Gümrüğü'nde kalan malların eksiksiz şekilde kendisine teslimine onay vermiş ve verilen taşıma hizmetinin karşılığını en pahalı şekilde ödediğini, diğer taşımaya herhangi bir onay verilmediğinden müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, yapılan icra takibine bu nedenle itiraz edildiğini, davacı şirket müvekkili şirket yetkilisini aydınlatmadığını, malların iadesini ayrı ayrı yapacağını ve bunu ayrı ayrı ücretlendireceği bilgisini verdiğini, üstelik malları eksik iade etmiş, tek seferde taşıma yapmayı önermemiş, fiyat konusunda bilgi vermemiş ve diğer parti mal için yeniden fahiş bir ücret talep ettiğini, müvekkilinin iade alacağı malın değerinden daha fazla taşıma ücreti talep edildiğini, yazışmalarda açıkça müvekkili şirket yetkilisinin ikinci parti malın taşınmasını kabul etmediğini ve buna rağmen müvekkil şirketten haksız bir talepte bulunulduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, antrepo masrafı ve bunun vade farkından kaynaklı düzenlenen fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 30.09.2021 tarihinde "Taşıma Ve Cari Hesap Sözleşmesi" akdedilmiş olup bu sözleşme kapsamında davalı borçlu şirkete ait 10 kap gönderinin davacı şirket tarafından Türkiye'den Peru'ya taşındığı, yalnızca (1) kap gönderinin Peru gümrüğü tarafından ülkeye girişine izin verilmiş olması sebebiyle kalan 9 gönderinin iadesinin, Türkiye'ye geri taşınmasının talep edilip edilmediği kapsamında yapılan görüşme üzerine iade onayı verilmesi sebebiyle iade işlemlerine başlanılmış ise de davalı şirketin Türkiye'ye iadesini talep ettiği gönderilerden ... numaralı (6) kap gönderiye ait iade işleminin durdurularak (6) kap gönderinin Peru Gümrüğü'ne terk edilmesini talep ettiği 26.01.2022 tarihine kadar Peru Gümrüğü'nde yapılan masrafların davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalması sebebiyle bu tutarların 10.03.2022 tarihli ... numaralı 5.381,89.-USD. tutarlı fatura ile davalı borçlu şirkete fatura edildiğini, bedelin ödenmemesi üzerine sözleşme kapsamında vade farkı faturalarının kesildiğini, tüm fatura bedellerinin tahsili için davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durması sebebiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Dava dilekçesi üzerinden yapılan kontrol akabinde yabancı para cinsinden başlatılmış olan icra takibine dayalı itirazın iptali davasında dava değerinin, USD'nin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanması gerekmekte olup bu kapsamda 5.866,27USD x 32,4159-TL(dava açılış tarihindeki USD'nin TCMB efektif satış kuru) = 190.160,42-TL üzerinden harç yatırılması gerektiği halde davacı vekili tarafından icra takip tarihi itibari ile geçerli olan kur üzerinden yapılan hesaplama uyarınca eksik harç yatırılmış olduğu anlaşılmakla mahkememizce tensip zaptı ile birlikte eksik kalan 1.360,04-TL(İcra dosya peşin harcı: 553,79-TL+ işbu dava açılırken yatırılan 1.333,63-TL'nin mahsubu ile eksik kalan) harcı yatırmak üzere davacı vekiline ön inceleme duruşmasına kadar kesin süre verilmiş olup bu süre içerisinde eksik harcın ikmal edildiği görülmekle yargılamaya devam olunmuştur. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu görülmekle davacının davasının süresinde açıldığı kabul edilerek yargılama yapılmıştır. Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/... karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir. HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Somut olayda taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri incelendiğinde; sözleşmenin 6. Maddesinde yetkili mahkeme olarak "T.C. Mahkemeleri ve icra daireleri" şeklinde belirleme yapılmış olduğu bu hali ile usulüne uygun bir yetki şartının bulunmadığı; ancak davacının TBK m89 hükmü uyarınca yerleşim yerinin yargı çevremiz içerisinde bulunması sebebiyle İstanbul İcra daireleri yetkili olduğundan davalının icra dairesinin yetkisine yönelik yapmış olduğu itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama esnasında tarafların ticari defter ve belgeleri, dosya kapsamı itibari ile 1 mali müşavir ve 1 uluslararası hava taşımacılığı alanında uzman bilirkişiden alınan raporda özetle; Davacı defterlerini elektronik ortamda tutulmaktadır. 2022-2023 dönemi, şirketin elektronik ortamda tutulan defterlerin kapanış dönemi işlemlerinin ve kebir defterlerine kin e-defter beratlarının yasal sürede GİB Bilgi Sistemine yüklendiği görülmüştür. Defterlerin GİB Bilgi Sistemine Yüklendiği Yevmiye Ettın No/Tekil No/Tarih bilgileri incelenmiştir. Davalı Tarafın Defter Tasdik Bilgileri: Dosya içeriğine ibraz edilen 2019-2020-2021-2022-2023 yılı elektronik defterlerden sadece yevmiye defterinin pdf formatında kayıtlarının olduğu, berat bilgileri olmadığı için defterlerinin yasal sürede gelirler idaresi bilgi sistemine yüklenip yüklenmediğinin tespiti yapılamamıştır. Davacının defterlerinde toplamı: 6.108,46 USD olan 10 adet faturaların hesaba borç kaydedildiği tespit edilmiştir. İş bu faturalardan 5.381,89 USD tutarındaki faturanın ardiye faturası olduğu, diğerlerinin ise ardiye fatura bedeli ödenmediği için vade farkı faturası düzenlendiği tespit edilmiştir. Davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları ve ödemeleri Muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak 2022-2023 yılı defter kayıtlarına işlediği, davacının eklerde yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm faturalardan ve ödemelerden, vade farkı fatura kayıtlarından sonra oluşan 18.10.2023 icra takip tarihi ibariyle 114.230,11 TL (6.108,86 USD) defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, Davalı şirketin yevmiye defterinde dava konusu alacağı oluşturan faturaların kayıtlı olmadığı, 18.10.2023 icra takip tarihi itibariyle davacının alacağının gözükmediği, Davacı ... Nakliyat firması tarafından antrepoya boşaltılan emtiaya ilişkin ardiye masrafı ile diğer masraflara karşılık 5.381,89 USD bedelli bir faturayı davalı ... ... firmasına karşı alacak olarak ileri sürdüğü görülmektedir. Davalıya karşı öne sürülen bu talebin TTK Madde 869 Fıkra (4) hükmü kapsamında uygun olduğu kanaati bilirkişi nezdinde açıktır. Davacı ... Nakliyat firmasının davalı ... ... firmasına karşı alacak olarak ileri sürdüğü bir diğer husus ise her biri 80,73 USD bedelli vade farkı alacak faturalarıdır. Davacı ... Nakliyat firması davalı ... ... firmasına karşı bu talebi aralarında imza edilen Taşıma Ve Cari Hesap Sözleşmesinin hükümlerine dayandırmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddesi incelendiğinde vade farkı uygulamasının davacı ... Nakliyat firmasınca gerçekleştirilen taşıma hizmet bedellerinin ödenmesinde yaşanacak gecikmeleri kapsadığı görülmektedir. Vade farkı uygulamasını ardiye ücret bedeline de yansıtacak biçimde bir değerlendirme yapmak taraflar arasında imzalanan Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi kapsamında oldukça geniş ve sözleşme hukuku çerçevesince bir değerlendirme olacağından, taraflar arasında imza edilen sözleşme hükümlerine göre ardiye ücret vade farkı uygulamasının mümkün olup olamayacağının nihai takdiri Yüce Mahkemededir. Huzurdaki dava toplam; 5.381,89 USD Ardiye alacağı + 484,38 USD Vade Farkı Alacağı = toplam 5.866,27 USD alacağını 15.02.2023 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Sayılı Dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı görülmüş olup, takip tarihinden sonra talep edilen işlemiş faiz talebinin hukuki değerlemesi ve nihai takdiri Sayın Başkanlığınıza bırakıldığı, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan işbu rapor akabinde her ne kadar davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiş ve davacının düzenlendiği faturanın içeriğine, taşıma işleminin miktarının fahiş olup olmadığının denetlenmediğine yönelik itiraz edilmiş ise de eldeki davanın konusu Peru tarafından kabul edilmeyen ürünlerin geri iadesi kapsamında düzenlenen taşıma faturası olmayıp davacı tarafından davalı nam ve hesabına dava dışı Peru Gümrüğüne ödenmek zorunda kalınan Antrepo ücretinin rücuen tahsili istemine ilişkin olması, davacının ödediği bedele ilişkin belgeleri dosyaya ibraz etmesi, yapılan hesaplamada davalıya yansıtmış olduğu 5.381,89 USD ardiye masrafını ödemiş olması sebebiyle yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiş ve davacının dava dışı 3. Tarafa ödemiş olduğu bedeli davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Davacının icra takibine konu etmiş olduğu 484,38 USD Vade Farkı / Kur farkı talebi bakımından yapılan incelemede; Düzenlenmiş faturaların tutarlarının tahsil günü geldiğinde, fatura tarihi ile tahsilat tarihi arasında bir kur farkı oluşması durumunda; iki taraftan hangisinin lehine bir kur farkı oluşmuşsa, bu farktan kaynaklanan tutar fatura edilir. Bu faturaya da kur farkı faturası denir. Kural olarak bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Somut olayda davacı ödemiş olduğu ardiye bedelini davalıdan TL olarak değil USD olarak talep etmekte bu şekilde dolar üzerinden takibe girişmiş olması sebebiyle kur farkından bahsedilemeyecek olup nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2135 Esas, 2019/4709 Karar Sayılı, 10/10/2019 Tarihli ilamında da bahsedildiği üzere kur farkı alacağı, Türk Lirası olarak talep edilebilir. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir. Bu sebeple de davacının kur farkı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve davasının 5.381,89 USD üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu kapsamda ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar Sayılı, 15/12/2021 Tarihli güncel ilamında aşağıdaki şekilde atıf yapılan "Konuya ilişkin Yargıtay 12.HDnin 2012/3722 E2021/5399 K.sayılı i ilamında belirtildiği gibi, "İcra mahkemesince, icra inkar tazminatına yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekmektedir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup resen gözetilmesi gerekir. Somut olayda; icra mahkemesince alacaklının tazminatla sorumlu tutulması doğru ise de, tazminata, yabancı para alacağının takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekirken yabancı para (Euro) esas alınmak suretiyle tazminata karar verilmesi isabetsiz olup; hükmün bu nedenle bozulması gerekmekle beraber, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir." hususları belirtilmiştir." şeklindeki Yargıtay ilamı da göz önünde bulundurulduğunda icra takip tarihi itibariyle 1 USD = 18,84 TL olması sebebiyle mahkememizce kabulüne karar verilen 5.381,89 USD x 18,84 TL = 101.394,81 TL'nin %20'si oranında olan 20.278,96 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ KISMEN İPTALİ ile; takibin 5.381,89 USD üzerinden kaldığı yerden devamına, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle 20.278,96 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 11.917,28-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.333,63-TL, tamamlama harcı olarak alınan 1.360,04-TL, icra dosyasına yatırılan peşin harç 553,79-TL olmak üzere toplam alınan 3.247,46-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 8.669,82-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 2.693,67-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 488,40-TL (başvuru ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 222,00-TL, bilirkişi ücreti: 9.000,00-TL olmak üzere toplam: 9.710,40-TL yargılama giderinin davanın %92 kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 8.933,57-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 15.701,61-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00TL'nin %92 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 2.870,40-TL'sinin davalıdan alınmasına, 249,60TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.