İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/20 E. 2023/105 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/20
Karar No
2023/105
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO : 2019/20 Esas KARAR NO : 2023/105 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 28/01/2019 KARAR TARİHİ : 08/03/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ...'de yerleşik ... şirketi arasında iplik alım satımı hususunda 90 gün akreditif ödemeli ... satış anlaşmasına varıldığını, davalı ... firmasının ...'den temin edeceğini bildirdiği anlaşmaya konu malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, parsiyel teslimi konu ipliğin bir bölümünün taşınması için 1 ve 2 nolu davalılarla anlaşıldığını, davalıların anlaşmaya konu 304.819.20 USD tutarında 95.256 kg ipliği ... limanından yükleyip ...Limanında davacıya teslim ettiğini, dava konusu 365.783,04 USD tutarındaki 114.307,20 kg ipliği teslim etmediğini, 3 no.lu davalı... firmasının davacıya düzenlediği bir adet faturaya ilişkin olarak 1 nolu davalının bir adet konşimentosunu düzenlediğini, akreditif bedellerinin ödeneceği ... Bankasına sunulmasını birlikte temin ederek toplam 365.783,04 USD akreditif bedelinin vadesinde banka tarafından satıcı bankasına ödenmesini temin ettiklerini, mallar hakkında bilgi talebinde bulunulduğunu, davalılar tarafından yükleme bilgisinin verilmediğini, davalılara ihtarname keşide edildiğini, malları teslim etmelerinin talep edildiğini, bir sonuç alınamadığını, davacı tarafından satın alınan konşimentoya konu edilerek davalılarda bedelinin serbest bırakılması sağlanan malların esasında hiçbir şekilde taşımaya konu edilmediğinin açık ve net bir şekilde ortaya çıktığını, davalıların ticarete konu edilen malların teslim edilmemesi hususunda davacıya karşı sorumluluğunun haksız fiil kapsamında olduğunu, 6102 sayılı TTK m. 1228/1. maddesine göre konşimentonun bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senet olduğunu, davalıların yasal düzenlemeye aykırı olarak malları teslim almadan konşimento düzenlediğini ve düzenlenmesini temin ederek davacı bankası olan ... bankasına ibrazla satıcı ... A.Ş.'nin bankasına toplam 365.783,04 USD akreditif bedelinin ödenmesine sebebiyet verdiklerini, davalıların birlikte hareket etmek suretiyle hileli davranışları ile müvekkilinin zararına ve kendi yararlarına hareket ederek gerçeğe aykırı konşimento düzenleyerek bankayı da aracı kılarak müvekkilini alenen büyük bir zarara uğrattıklarını belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın kabulüne, haksız ve hukuka aykırı eylemlerinden ötürü oluşan 365.783,04 USD müvekkilinin zararının fiili ödeme tarihi olan 11.09.2018'deki TL karşılığı 2.364.933,67 TL'nin 11.09.2018'den itibaren uygulanacak en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsilini, müvekkilinin teslim edilmediği için yeniden satın almak zorunda kaldığı ipliklerden ötürü uğradığı maddi kaybının tespiti ile bu zarara karşılık HMK m. 107 madde uyarınca fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsilini, vekalet ve yargılama giderlerinin davalılardan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AS 'ye izafeten ve kendi asaleten Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafının ... firması olduğunu, davalı ... ise diğer davalı ... firmasının ... temsilcisi olduğunu, husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, ... Tic. A.Ş.'nin davanın muhatabı olmadığını, ... arasında 18.01.2000 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile ...'in acente olarak hizmet verdiğini, bu kapsamda husumet konusu alım-satıma ilişkin ...'in acentelik hizmeti verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz olarak ifa ettiğini, dava dilekçesinde ...'in hiçbir yerinde adınındahi geçmediğini, hangi gerekçeyle ...'in davaya dahil edildiğinin anlaşılamadığını, davacı ile diğer davalı ... arasında akdedilen sözleşmede ortaya çıkan uyuşmazlıklarda ... Kanunlarının uygulanacağını ve ... Mahkemelerinin yetkili olduğunun düzenlendiğini, davaya konu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklar ... Mahkemelerinde İsviçre kanunlarına göre çözüme kavuşturulacağını, huzurdaki davanın usulden reddinin gerektiğini, davalı ...'nın üzerine düşen edimi eksiksiz yerine getirdiğini, ...'nın davacı ile husumet konusu malların alım-satımı hususunda anlaştığını, malların ise CIF taşıma şekliyle partiler halinde taşınacağının yine taraflarca kabul edildiğini, bu nedenle husumet konusu mallara ilişkin yüklemelerin yapıldığını, malların ilgili limanlara müvekkilleri aracılığıyla getirildiğini, dava dilekçesinde davacının malların limana gelmesine rağmen davalı tarafından haksız olarak hapis hakkı uygulandığı için malları teslim alamadıklarını ifade ederek davalı ...'nın sözleşmeye uygun olarak malları getirdiğinin ispatlandığını, ... 'ya sorumluluk ifa edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın ...Tic. A.Ş. açısından husumet nedeniyle usulden reddine, aksi halde davanın ... Tic. A.Ş. açısından esastan reddine, davanın ... açısından ulusal yetki nedeniyle usulden reddini, aksi halde davanın ... açısından esastan reddini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davayı acentesi olmadıkları bir yabancı firmaya izafeten gerekse de doğrudan müvekkiline yönelttiğini, davalı müvekkili ile diğer davalı yabancı şirket arasında herhangi bir acentelik ilişkisinin olmadığını, davacının sunduğu konşimentonun düzenleyicisinin işbu yabancı şirket olduğu, bu konşimentonun davacı tarafından sunulan İngilizce/Türkçe suretlerinde bu firmanın logosunun ticari unvanının ve kaşesinin bulunduğunun görüldüğünü, davacının delil olarak sunduğu konşimentonun bu yabancı şirket tarafından düzenlendiğini, davanın müvekkiline yöneltilmesinin hukuken aykırı olduğunu, konşimentonun ön yüzünde bu şirketin bizzat kendisinin taşıyan olarak konşimento düzenlediğinin yazdığını, davacının dava dilekçesinde davalı ... firması arasında iplik alım satımı konusunda 90 gün vadeli akreditif ödemeli CIF satış anlaşması yaptığını, davalı ..'nın parsiyel halde malları teslim etmeyi taahhüt ettiğini ve parsiyel teslime konu ipliğin bir bölümünün taşıması için müvekkili ile anlaştığını beyan ettiğini, müvekkili ... Ltd. Şti.'nin taşıma şirketi, nakliyeci ya da taşıyan olmadığını, müvekkilinin TTK 917 vd. maddelerinde tanımlandığı şekliyle taşıma işleri komisyonculuğu yaptığını, müvekkilinin eşyanın taşıtılmasını üstlendiğini, eşyanın taşınmasının müvekkilinin faaliyet alanı olmadığını, müvekkilinin fiili taşıyıcı sıfatının bulunmadığını, söz konusu konşimentonun müvekkili ...Şti. tarafından tanzim edilmediğini, bu nedenle davada müvekkilinin esasen taraf sıfatı olmadığını, husumet ehliyetinin bulunmadığını,... şirketinin kaşesinde adresinin ABD olarak belirtildiğini, konşimento üzerinde bulunması gereken kayıtların neredeyse hiçbirinin bulunmadığını, yükün yükleneceği geminin amaçlanan gemi /... olarak belirtildiğini, konşimentonun taşıyan tarafından yükün teslim alınmasını mukabil düzenlenmediğini, konşimentonun müvekkili tarafından düzenlenmediğini, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin huzurdaki dava ile izafeten denilmek suretiyle bir başka yurtdışına yerleşik şirketin yasal temsilcisi veya vekili sayılarak davalı gösterildiğini, müvekkilinin anılan şirket ile herhangi bir acentelik ilişkisinin bulunmadığını, davacının söz konusu yükleme nedeniyle herhangi bir talebi var ise bunu ticari ilişki içerisinde bulunduğu ilgili tarafa malı tarafına satan, bedelini tahsil eden, diğer davalılar olan ...ve ... AŞ'ye yöneltmesinin gerektiğini, davacının taleplerinin dayanağı olan konşimentonun 25. maddesinde ihtilaf halinde ABD hukukunun uygulanacağı ve uyuşmazlığı çözme yetkisinin bu ülke mahkemelerinden olan ... mahkemelerinde olduğunun yazılı olduğunu, müvekkilinin davada davacı tarafından mesnet gösterilen konşimentoda uygulanacak hukuk ve yargı yeri açıkça belirlendiğini, konşimento hükümlerinin davacıyı bağladığını, uygulanacak hukukun ABD hukuku olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu,... no.lu ve 15.03.2018 tarihli konşimentonun diğer davalı yabancı şirket tarafından as ... sıfatı ile düzenlendiğini, bu konşimentoda TTK 1228 ve 1229 maddeleri uyarınca bulunması gereken zorunlu unsurların neredeyse hiçbirinin bulunmadığının görüldüğünü, söz konusu konşimento incelendiğinde ...Şube, ...de davacı ... olduğunu, bu konşimentoda müvekkili ... Ltd.Şti.'nin herhangi bir şekilde adının dahi geçmediğini, yüke ait olduğu iddia edilen konşimentonun TTK 1228 ve 1229. maddesi uyarınca ihtiva etmesi gereken kayıtları içermediğini, davacının sunduğu konşimentonun TTK hükümlerince ihtiva etmesini gereken hususları içermediğini, konşimentoda ileride yüklenmesinin niyet edildiği geminin isminin yazıldığını, bu haliyle düzenlenen belgelerin konşimento niteliği taşımayacağını, davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin her türlü hukuki ve cezai talep dava ve alacak haklarını saklı tuttuklarını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 27/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu yükün kesinleşmiş belirli bir gemiye yüklenmediğini, taşıma işinin kaydını içerir resmi geçerliliği olan bir konşimento ve teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin de sunulmamış olması karşısında, işbu yükün deniz yoluyla taşınmasının gerçekleştirilmediğini dolayısıyla davacıya teslim edilmediğini, üçüncü davalı ile davacı arasında dava konusu iplik emtiasına ilişkin bir satım sözleşmesi akdedildiğini, buna göre üçüncü davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu, dava konusu satım sözleşmesinin ...'a tâbi olduğunu, satıcının sorumluluğunun bu çerçevede değerlendirilmesinin gerektiğini, uluslararası satım hukukunun uzmanlık alanlarının dışında kaldığından, satıcının ... çerçevesinde sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağını, Üçüncü ve dördüncü davalılar arasındaki acentelik sözleşmesinde dördüncü davalının “Türkiye'de ve dünyada tek temsilci olarak” atanmasının acentelik yetkisi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine dair, ...ve ... şirketleri arasındaki acentelik anlaşmasına atfen, iki şirketin kuvvetli kanaatle organik bağları bulunarak, satış anlaşması neticesinde ürün sevkiyatının raporun teknik değerlendirme kısmında detaylı değinilen, resmi geçerliliği ve işlevi olmayan konşimento ve taşıma işinin operasyonu, bilgi, veri akışı vb. kusurlarla ilgili uluslararası yasal mevzuatın, sorumluluğun sınırlandırılması kapsamına girmeyerek, acentelik yetkisi olarak değerlendirilmesi gereği ile (acentenin TTK 102-123 kapsamında tanımı ve unsurları dahilinde) sorumluluğun paylaşıldığını, dosyaya sunulan kombine taşıma konşimentosundan, dava konusu eşyanın ...'dan karayoluyla ...'a, ...'dan deniz yoluyla ...'ye taşınmasının birinci davalı ... tarafından üstlenildiğini, ...'nin taşıyıcı sıfatını ve bu sıfatla pasif husumet ehliyetini haiz olduğunu, “gemiye yüklendi - ...” kaydını havi başka bir konşimento sunulmadığından, yükün ...'na hiç ulaşmadığını, TBK m. 50/1 uyarınca davacının, birinci ve ikinci davalının kusurunu ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen “davalıların birlikte hareket ederek hileli davranışları ile zarara uğramasına sebebiyet verdikleri” iddiasını ispatlayacak bir belge ya da bilgi sunulmadığını, ... tarafından davacıya hitaben düzenlenmiş olan 21.3.2018 tarihli yazıdan, işlemlerin davacının bilgisi ve onayı dışında değil; bilgisi dahilinde ve onayı üzerine gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, bu çerçevede üçüncü ve dördüncü davalının kusurlu ve hukuka aykırı fiilleriyle davacının zarara uğramasına sebebiyet verdikleri hususunun ortaya konamadığını, Mali müşavir bilirkişinin incelemesine göre; dava dışı ... Bankası A.Ş.'nin, davacı tarafından huzurda davaya konu edilen 365.783,04 USD mal bedelinin davacıya ait ... nolu hesabından banka havalesi yoluyla, üçüncü davalı ... hesabına ödenmiş olduğunu, davacının 114.307,20 kg (net) malın üçüncü davalı ...'dan teslim alınmaması nedeniyle mal tedarikinin yurtiçinden sağlandığını iddia etmiş olmasına rağmen, tedarik edilen ürünlere ait fatura ve ödeme belgelerini ibraz etmediğini bu nedenle anılan iddiasını kanıtlayamadığını beyan etmişlerdir. 03/02/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Açılan davada 2 nolu davalı ... ve 4 nolu davalı Kendal asaleten, 3 nolu davalı ... izafeten temsil edildikleri halde 1 nolu davalı ...'ın temsil edilmediğini, bu husus dışında husumet başlığı altında yapılan diğer itirazların esasa ilişkin olduğunu, dava konusu malın 3 nolu davalı ... tarafından 15/03/2018 tarih ve ... nolu fatura ile CIF olarak akreditif ödemeli satıldığını, teslim yerinin ... Limanı olduğunu, CIF satışa uygun olarak 3 nolu davalı ...'in taşıma bağlantısını kurduğunu, 1 nolu davalı ...'ın malı ... tarih ve ... nolu konişmento ile ...'den teslim aldığını, bunun bir yükleme konişmentosu (...) değil tesellüm konişmentosunun (...) olduğunu, aynı zamanda kombine taşıma taahhüdü içerdiğini, buna göre malın ... tarafından ... arasında kamyonla ve ... arasında gemiyle taşınması veya taşıtılması gerektiğini, ... satışta alıcıya teslim mal gemiye yüklenmekle gerçekleştiğini, davacının bankası... tarihlerinde malın gemiye yüklenmediğini, ... nolu konşimentoda “...” olarak geçtiğine dikkat çektiği halde davacının akreditif onayı vermesiyle ödemenin yapıldığını, fakat bunun davacı için müterafık kusur sayılmayacağını, dava konusu malın davalı/satıcı ...'den kaynaklanan nedenlerle ...'nda önceki siparişle (...) birlikte beklediğini, sonra 09/04/2018 tarihinde gemiye yüklenip 13/05/2018 tarihinde ...'ye varacağı bilgisinin verildiğini, ...'de yine ...'den kaynaklanan nedenlerle 06/06/2018 tarihine kadar gümrük işlemlerinin yapılamadığını, bu tarihte ise “...” olarak bildirildiği halde yüklemenin dava konusu malı (...) içermediğinin anlaşıldığını, bu kez de ... tarafından “...'den aldıkları bilgiye göre malın hala ...'da olduğu ve iki hafta içinde yükleneceği” bilgisinin verildiğini, bundan sonra mala ne olduğunun ise bilinmediğini, İspat yükü kurallarına göre davalı/satıcı ...'in malı gemiye yüklediğini ispat etmediği sürece zarardan sorumlu olacağını, bunu ispat ettiği takdirde bu kez davalı/taşıyıcı ...'ın zarardan sorumlu olacağını, ...'in gerek dava öncesinde ve gerekse dava sırasında 09/10/2019 tarihli duruşmada verilen kesin mehile rağmen malın akıbetini açıklamaktan imtina ettiğini, buna göre de zarardan sorumlu olduğunu, davacının sözleşmeye aykırılık yerine haksız fiile dayanmasının buraya kadar varılan sonuçları değiştirmediğini, diğer üç davalı Kendal, ... ve ... açısından, bunların hangi davranışlarının neden ve nasıl zarara yol açtığını (hukuka aykırılık, kusur, nedensellik) ispat yükü altında olduğu halde bunu yapmadığını, dört şirketi birden gerçeğe aykırı konşimento düzenleyerek yüklenmemiş yükü yüklenmiş gibi gösterip bankayı da buna aracı edip kendisini zarara sokmakla suçladığı halde ... nolu konişmentoyu yanlış nitelediği ve bankanın uyarısına rağmen akreditif onayı verdiğini, dört davalının hep birlikte haksız fiil ika ettikleri ispat edilemediği için dördünün birden aynı zarardan müteselsilen sorumlu tutulamayacağını, Satıcı İnter ile acente Kendal arasında organik bağ bulunduğu iddia edilmiş ise de davacının bu husustaki ispat yükünü de yerine getiremediğini, şirketlerin ortaklık ve yönetim yapılarını ortaya koyarak belgelemek yerine oldukça zayıf yan argümanlardan hareket ettiğini, buna karşılık ...'ın ise bu husustaki ihtaratlı kesin mehile rağmen bilgi vermekten imtina ettiklerini, bu durum karşısında iddianın ispat edilemediği veya ispat edilmiş sayıldığını kabul etmenin yahut ilave ispat imkanı vermenin Mahkemenin takdirinde olduğunu, ... ile ...arasında organik bağ bulunduğu iddia edilmiş ise de buna dair herhangi bir açıklama yapılmadığını ve delil de sunulmadığını, dosya kapsamına göre de böyle bir bağ bulunmadığını, zarar içinse 365.783,04- USD'nin karşılığı 2.364.933,67- TL tazminatın 11/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber ödenmesi talebinin doğru olduğunu beyan etmişlerdir. 03/02/2022 havale tarihli ayrık bilirkişi raporunda özetle; Huzurdaki davada davacının haksız fiil hükümlerine dayandığından, acentenin müvekkilinin mahkemede temsil etme yetkisinin bulunmadığını, bu sebeple 3 nolu davalı ...'ya izafeten Acenteye/...'e karşı dava açılamayacağını, işbu davanın doğrudan doğruya ...'ya/müvekkiline karşı açılması gerektiğini, bu sebeple acente/... bakımından işbu davanın husumet eksikliğinden reddine karar verilmesini beyan etmiştir. 23/11/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı ... A.Ş. ile ... arasında organik bağın meydana geldiğini, davalı ... A.Ş. ile ... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğunu, uyuşmazlık konusu alacaklardan .. A.Ş, ile ...'nın birlikte sorumlu tutulabileceğini, davalı ... A.Ş. ile ....'in satış sözleşmesinden kaynaklanan malı teslim etme borcunun ifa edilmemesinden dolayı davacının uğradığı zararın tazmini ile yükümlü olduklarını, ...'nin karma taşıma taahhüdü gereği taşıyıcı/taşıyan sıfatına sahip olduğunu, bu şirket ile ... Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunduğu kanaatine varıldığını, davalı ... Tic. Ltd'nin taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket etmiş olabileceğinin değerlendirildiğini ve bu durumda navlun tahsil ederek taşıyanın/taşıyıcının hak ve yükümlülüklerine tabi tutulabileceğini, 1 ve 2 nolu davalıların sorumtuluğu bakımından iki olasılığın Mahkemenin takdirine sunulmasının yerinde olduğunu, zira davanın hukuki sebebinin Mahkemenin takdirinde bulunduğunu, Mahkemece haksız fiil hukuki sebebine dayalı sorumluluk tesisi uygun görülürse, davalıların navlun sözleşmesinin hiç ifa edilmemesi sebebiyle haksız fiil hükümleri gereğince sorumlu tutulabilmeleri için kusurlu olduklarının ortaya konulmasının gerektiğini, dosya kapsamından söz konusu kusurun ortaya konulamadığını, bu sebeple sorumlu tutulmalarının mümkün görülmemesi gerektiğini, Mahkemece sözleşmesel sorumluluk hükümlerinin uygulanması yerinde görülürse, davalıların kara ve deniz taşıma taahhüdünde bulunan taşıyıcı/taşıyan sıfatıyla teslim aldıkları eşyayı teslim etmekle yükümlü olduğunu, eşyanın akıbeti dosyadan anlaşılamadığından TTK m. 902 gereğince TTK'nın taşıma işlerine ilişkin hükümleri uyarınca taşıyıcının kusurlu sayılması gerektiği ve kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe sorumlu tutulabileceğini beyan etmişlerdir. Dava;davacının alıcısı olduğu malların teslim edilmemesi nedeni ile söz konusu mallar için ödenen satış bedeli ve ikame ürün bedelinden dolayı ortaya çıkan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, satıcı ...'in malların taşınması konusunda ... ile anlaştığını, bu şirketin malları teslim almadığı halde konişmanto düzenlediğini ileri sürerek Davalı ...ve ...ile birlikte ...ve ... Ltd. Şti'ye karşı dava açmış olmakla birlikte, bu davalılar bakımından taraf teşkili ve tahkikat tamamlanmadığından bunlar hakkındaki davanın tefrikine karar verilmiştir. İkame mal alımından kaynaklanan tazminat davası taraflarca takip edilmediğinden 22. 09. 2021 tarihli duruşmada HMK'nın 150.maddesi gereğice işlemden kaldırılmış olup bu tarihten itibaren 3 ay içerinde yenilenmemiştir. Davalı ... yönünden milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş ise de, yetki itirazının dayanağı olan sipariş teyidi belgesinde yetkili mahkeme belirtilmediğinden yetki şartının HMK nun 18/2.maddesine göre geçersizliği nedeniyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11.HD'nin 28/10/2015 tarihli, ... esas, ... karar sayılı kararı) Davacı vekili iddialarında, müvekkili ile davalı ... A.S. arasında iplik alım satımı hususunda 90 gün vadeli akreditif ödemeli, CİF satış ile anlaşmaya varıldığını, ...'in malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, anlaşmaya konu 304.819,20 USD tutarında 95.256 kg ipliğin ... limanından yükleyip ... Limanında davacıya teslim ettiğini, dava konusu 365.783,04 USD tutarındaki 114.307,20 kg ipliği teslim etmediğini, davalı... firmasının davacıya düzenlediği bir adet faturaya ilişkin olarak 1 nolu davalının bir adet konşimentosunu düzenlediğini, akreditif bedellerinin ödeneceği ... Bankasına sunulmasını birlikte temin ederek toplam 365.783,04 USD akreditif bedelinin vadesinde banka tarafından satıcı bankasına ödenmesini temin ettiklerini, karşılıksız kalan mal bedeli ile ikame mal alımı için fazladan ödenen tutardan davalıların birlikte sorumlu olduklarını ileri sürmektedir. Davacı tarafın delil olarak sunduğu ...Bankasına ait 2018 yılı hesap eksresi, ...'ya yapılan ödemeye ilişkin mahsup fişi (...),... tarafından tanzim edilen ...seri nolu 365.783,04 USD'lik faturanın kaydına ilişkin mahsup fişi(...) incelendiğinde, davacının davalı ... tarafından tanzim edilen 15.03.2018 tarin ... nolu 365.783, 04 USD bedelli fatura karşılığında ...Bankası ...Şubesinde yer alan ... nolu hesabından 11.09.2018 tarihinde "... ithalat bedeli" açıklamasıyla 365.783,04 USD ödemenin yapıldığı görülmüş olup ödemeye ilişkin dekont örneği de 30.04.2019 tarihli dilekçe ekinde dosyaya ibraz edilmiştir. Davalı ... vekili, malın alıcısının yurt dışında mukim ... olduğunu, ...'ın ise bu şirketin acenteliğini yaptığını ileri sürerek ... ve ortakları olan diğer davalılar bakımından husumet itirazında bulunmuştur. Buna karşılık davacı taraf ise, bu şirketler arasında gerçek bir acentelik ilişkisinin olmadığını,...'nın esasen ... ve ortaklarını üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmak maksadıyla kurulduğunu iddia ettiğinden, davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından öncelikle ileri sürülen organik bağ ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 124. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bir şirketin, başka bir şirket ya da gerçek kişinin borcundan sorumlu olmamasını sağlayan yegâne husus, tüzel kişiliğe sahip olmasıdır.Bu bakımdan şirketlerin ayrı birer tüzel kişiliği ve hak ve borçları bulunmaktadır. Bir şirketin borcundan kural olarak başka bir şirket sorumlu olmadığı gibi şirketin pay sahipleri de sorumlu değildir. Dolayısıyla şirketler hukukunda hâkim olan ilkeler, malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlıktır. Bununla birlikte, bu kuralların istisnaları da mevcut olabilmekteder. "Şirket" kurumunun kötüye kullanıldığı, bir hile aracı olarak işlev gördüğü durumlarda, şirketi bağımsız kılan "tüzel kişiliğin" göz ardı edildiği ortaya çıkmaktadır. Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır. Şirketler arasında bu şekilde organik bağın bulunması halinde, birden fazla şirket tek bir şirketmiş gibi kabul edilmektedir. Bu şekilde özellikle iki farklı şirket kurularak birinden yapılan borçlanmaların diğerine aktarılması veya bazı şirketlerin paravan olarak kullanılması şeklindeki kötü niyetli girişimlerden dolayı şirketlerin dâhil oldukları ilişkiler bakımından sorumlu tutulmaları sağlanmaktadır. Organik bağın varlığı için iki ayrı tüzel kişilik arasında bir şekilde oluşmuş bir ilişkinin mevcudiyeti aranmaktadır. Bu ilişki bazen iktisadî/ekonomik, bazen ticarî bir bağımlılık veya birliktelik , bazen de birlikte hareket olgusu şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirketler arasındaki iktisadi bütünlük, tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıklann birbirine karışması şeklinde olabilmektedir. Davanın izafeten ...’e yöneltildiği şirket olan ...’e ait Şirket Tüzüğü’den Şirketin İsviçre’de kurulu olduğu görülmektedir. “Tüzük” olarak ifade edilen belgenin şirket ana sözleşmesine eş değer olduğu anlaşılmaktadır.) “Ayni Katkı” başlıklı 5. maddesinde ...’ün şirketin sermayesine olan katkısına, merkezi ...’de bulunan ...Tic. A.Ş.’nin % 49 pay sahipliğine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler dikkate alındığında, öncelikle davalı taraflar ve ... arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesi için adı geçen üç şirkete ait bilgilerin aktarılmasının ve değerlendirilmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan İTO kayıtlarından ...’in iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu ve ... A.Ş.’nin iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu tespit edilmiştir. Davalı ...’e ait ticaret sicili bilgilerinde şirketin 16.04.1998 tarihinde ... Ticaret Odası’na kayıt edildiği görülmektedir.... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının da ... olduğu belirlenmektedir. ...’in ve ... A.Ş.’nin adreslerinin aynı ve “...” olduğu da görülmektedir.... ile ... A.Ş.’nin faaliyet konuları, şirket merkezleri (adresleri), yönetim kurulu üyeleri aynıdır. ...’e ait Şirket Tüzüğü’nden ... A.Ş.’nin ...’nin %49’luk hisselerinin sahibi olduğu görülmektedir. %49’luk hisselere karşılık, 1.400 hisse senedi tek hissedar olan ...’e verilmiştir. Anonim şirket olarak kurulmuş olan ...’in faaliyet konusu “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlenmiştir(...’e ait Tüzük’ün 2. ve 3 maddeleri). Dolayısıyla, ... ile ...K'nın faaliyet konuları, şirket adresleri, pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri aynı olduğu görülmektedir. ... ile ...'nin arasındaki bağlantı, ...'nin ...'deki paylarının %49'unun sahibi olmasıdır. Dolayısıyla ... A.Ş. ile ... arasında bir ticari ilişki mevcut olup, ... AŞ tarafından ... adına faturalar düzenlenmiştir. Bu bakımdan ... AŞ ve ...'nin birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu iki şirket dışardan görünüşleri itibariyle ayrı ayrı tüzel kişilikler olsada ortaklık yapıları itibariyle aralarında sıkı organik bağın olduğu açıktır. Tüzel kişi, kendini oluşturan kişilerden ve organlarının üyelerinden bağımsız bir kişiliğe sahip olduğu gibi ayrı bir malvarlığına da sahiptir. Tüm tüzel kişiler bakımından kabul gören bu ilkeye "ayrılık ilkesi" denilmektedir. Bununla birlikte bu ana kural, çok istisnaî olarak bertaraf edilebilmekte, mahkemeler tarafından geliştirilmiş tüzel kişilik perdesinin aralanması yöntemine başvurularak bir tüzel kişinin borcundan diğer şirketler sorumlu tutulabilmektedir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesine göre sorumluluğun doğabilmesi için her şeyden önce her iki şirket arasında iktisadi özdeşliğin bulunması gerekir. İktisadi özdeşlik, birbirinden farklı şirketlerin oluşturduğu topluluğun, ekonomik anlamda tek işletme kişiliğini oluşturmasıdır. İşte tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması hallerinde, birden fazla şirketin oluşturduğu iktisadi bütünlük, hukuki açıdan tek bir işletme kabul edilerek, söz konusu şirketlerin aynı sorumluluk rejimine tâbi tutulması olanaklıdır. Ancak perdenin kaldırılması ilkesince sorumluluk için sadece iktisadi özdeşliğin varlığı yeterli olmayıp, bundan başka sorumluluk hallerinden birinin de varit olması gerekir. Bunlar temel olarak üç tane olup; özkaynak (sermaye) yetersizliği, malvarlıklarının (tüzel kişilik alanlarının) birleşmesi ve yabancı yönetim hallerinden ibarettir. Belirtilen üç halin hepsinin birden gerçekleşmesi şart olmayıp, en azından birinin mevcut olması yeterlidir. Ancak her halükârda iktisadi özdeşliğin varlığı aranmalıdır. Somut olay bakımından gündeme gelebilecek ihtimaller; üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahibinin özdeş olarak gösterilmesi veya çapraz olarak perdenin kaldırılmasıdır. Davalı ... AŞ ile ...arasında bir ticari ilişi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ayrıca ...'nin pay sahiplerinin tamamı ve ...'nin kendisi ... AŞ'nin pay sahipleri olduğu ve ... AŞ'nin ...'nın %49'luk hisselerinin sahip olduğu tespit edilmiştir. ... AŞ yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Buna istinaden davacı faturaları ... adına düzenlenmiştir. Yine,... AŞ'nin talebi doğrultusunda konşimentolarda gönderici olarak... gösterildiği belirlidir. Tüm bu tespitlerden, ... ile ... arasında ortaklık yapıları itibariyle sıkı organik bağ ilişkisinin bulunduğu, dış görünüşleri itibariyle de tek bir şirket görünümü verdikleri anlaşılmaktadır. Şirketler arasındaki ilişkinin değerlendirildiği 24.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda da; bu davalılar bakımından tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu, davacının zararından birlikte sorumlu tutulabilecekleri yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davalı ... vekili müvekkili ile ... arasında acentelik ilişkisinin olduğunu beyan ederek acentelik sözleşmesi fotokopisini delil olarak dosyaya ibraz etmiş ise de; aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin, üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü yaratmak amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmenin Kendal ile ... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı kanaatine varılmış olduğundan, davacının karşılıksız kalan mal bedelinden dolayı ... ve ...'nın diğer davalı ile birlikte davacıya karşı sorumlu olmaları gerektiği kanaatine varılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller ile bilirkişi raporlarına göre; davacı- alıcıya teslim edilmeyen ürünler nedeniyle satıcı ...'in sözleşme gereği davacının bankasından tahsil ettiği mal bedelini iade etmesi gerektiği, satıcı ... ile sıkı organik bağ ilişkisi içerisinde bulunan davalı Kendal'ında, mal bedelinden dolayı TBK m. 112 ve devamı hükümlerine göre davacıya karşı ... ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının teslim alamadığı mal için yaptığı ödeme 365.783,04 USD olup dava dilekçesinde bu tutarın ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsili talep edilmektedir. Ödemenin 11.09.2018 tarihinde yapıldığı dosya kapsamına göre sabittir. 365.783,04 USD nin 11.09.2018 tarihindeki kur üzerinden karşılığı (365.783,04 USD X6.4751= 2.368.481,76TL)2.368.481,76TL olmakla birlikte, dava dilekçesinde 2.364.933,67 TL talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak,2.364.933,67 TL'nin 11.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davalı ... ile Davalı ... 'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, bu davalılar hakkında ikame mal alımından dolayı açılan tazminat davasının HMK'nın 150.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, diğer davalılar ... ve ...Tic. Ltd. Şti hakkındaki davanın (bu davalılar bakımından taraf teşkili ve tahkikat tamamlanmadığından) bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydının yapılması yönünde yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı ...ve ... şirket şirketinin bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir dosyaya kaydının yapılmasına 2-Davalı ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında ikame mal alımından dolayı açılan tazminat davasının HMK'nın 150.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, 3-Davalı ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında mal bedelinin tahsili için açılan davanın KABULÜ ile 2.364.933,67 TL'nin 11.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek DAVACIYA ÖDENMESİNE, 4-Karar harcı olan 161.548,61 TL'den peşin alınan 40.557,93 TL'nin mahsubu ile bakiye 120.990,68 TL harcın davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş'den tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan ( 44,40 TL başvurma harcı, 410,00 TL posta ücreti ve 23.886,90 TL TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 24.340,90 TL'den kabul ve red oranı nazara alınarak 24.238,40.-TL sinin davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş'den alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı vekili için takdir edilen 217.246,68 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş'den alınıp davacıya verilmesine, 7-Davalılar vekili için takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL Arabuluculuk ücretinin 1.314,44.-TL'sinin Davalılar ... ...n'den 5.565.-TL'sinin Davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/03/2023 Başkan ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Katip ... ✍e-imzalıdır.

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/20, K. 2023/105, T. 08.03.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-20-e-2023-105-k-fd3dd3f83783