İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/342 E. 2025/295 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/342
- Karar No
- 2025/295
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/342 Esas KARAR NO:2025/295 DAVA:Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/06/2020 KARAR TARİHİ:10/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... Şirketi arasında 16.07.2012 tarihinde Faktoring Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme borcuna istinaden ... Şirketi, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına düzenlediği 11.07.2016 tarihli, ... numaralı ve 375.000,00TL bedelli fatura alacağını, 17.06.2016 tarihli, ... numaralı ve 150.000,00TL bedelli fatura alacağını, 26.04.2016 tarihli, ... numaralı ve 125.000,00TL bedelli fatura alacağını, 25.07.2016 tarihli, ... numaralı ve 375.000,00TL bedelli fatura alacağını, 18.07.2016 tarihli, ... numaralı ve 200.000,00 TL bedelli fatura alacağını, 08.06.2016 tarihli, ... numaralı ve 125.000,00 TL bedelli fatura alacağını, 04.07.2016 tarihli, ... numaralı ve 150.000,00TL bedelli fatura alacağını müvekkili şirkete tarihinde temlik ederek devrettiğini, yine işbu faktoring sözleşmesine istinaden ... Şirketi tarafından keşidecisi ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi olan .. Şubesine ait ... seri no'lu 125.000,00 TL'lık 25.07.2016 keşide tarihli çek, ... ... Şubesine ait ... seri no'lu 150.000,00TL'lik 04.08.2016 keşide tarihli çek, ... Şubesine ait ... seri no'lu 375.000,00TL'lik 04.08.2016 keşide tarihli çek, ... ... Şubesine ait ... seri no'lu 125.000,00TL'lik 05.08.2016 keşide tarihli çek, .. ... Şubesine ait ... seri no'lu 375.000,00TL'lik 15.08.2016 keşide tarihli çek, ... ... Şubesine ait ... seri no'lu 150.000,00TL'lik 16.08.2016 keşide tarihli çek, ... Şubesine ait ... seri no'lu 200.000,00TL'lik 17.08.2016 keşide tarihli çekleri müvekkili şirkete verildiğini,müvekkiline verilen işbu çekler yasal süresi içerisinde yetkili banka şubesine ibraz edildiğini, karşılığının olmadığının öğrenilmesi üzerine karşılıksız şerhi alınarak .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine geçildiğini, ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına ilişkin olarak, borçlular ... Şirketi, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve Başar Arslan tarafından ileri sürülen zamanaşımı iddiası kabul edilerek, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararında icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, borçlu davalı aleyhine açılan takibe konu borcun dayanağı yukarıda bilgileri yazılı faturalar ile tevsik edilen ve faktoring sözleşmesine konu olan müvekkiline tevdi edilen çeklerin keşidecisi ve aynı zamanda fatura borçlusu olan ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile ... Şirketi arasındaki alım satım ilişkisi borcundan kaynaklandığını, müvekkilinin alacağı Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu, alacaklı müvekkili şirketin alacağından mahrum kalmaması ve borçlunun haksız olarak zenginleşmesinin önlemesi için, ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı çeklere ilişkin takip dosyasındaki alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti önem arz ettiğini, açıklanan nedenlerle müvekkili şirketin alacağının zamanaşımına uğramadığının tespiti ile alacaklarının hüküm altına alınmasını, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı müvekkilleri aleyhine, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile toplam değeri 1.500.000-TL olan 2016 yılında keşide edilen 7 adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, icra takibinden haberdar olduklarında, takip konusu çeklerin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğramış olan çeklere istinaden kambiyo takibi yapılamayacağını belirterek İcra Hukuk Mahkemesine zamanaşımı itirazında bulunduklarını, .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/131 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda, zamanaşımı itirazımızın kabulüne, İİK 169/a maddesi uyarınca icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, zamanaşımı itirazının İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edilmesi üzerine, davacı şirketin arabuluculuk başvurusu yaptığını, arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığından Mahkememizde görülen işbu dava açıldığını, takip dayanağı olan çeklerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, kambiyo hukukuna göre incelenmesi gerektiğini, .... İcra Hukuk Mahkemesi kambiyo hukukuna göre yaptığı incelemede takip konusu çeklerin zamanaşımına uğradığını tespit ettiğini,icra takibine konu çeklerin zamanaşımına uğradığı mahkeme kararı ile sabit olduğunu, işbu nedenlerle yapılacak yargılamada toplanacak delillerle sabit olacak savunmaları doğrultusunda haksız olan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, kambiyo senedine dayalı yapılan takipte kambiyo senedine dayalı alacağın, asıl alacağın tabil olduğu 10 yıllık zamanaşımı nedeniyle kambiyo senedine dayalı yapılan takipte kambiyo senedine dayalı alacağın zamanaşmına uğrayıp uğramadığı ilişkindir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2021/605 Esas, 2024/728 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde; "Dosya kapsamına sunulan belgelerden, davacı şirket ile ... ... Ticaret Anonim Şirketi arasında 16.07.2012 tarihinde Faktoring Sözleşmesi akdedildiği, sözleşme borcuna istinaden ... ... Ticaret Anonim Şirketi, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına düzenlediği fatura alacaklarının davacı şirkete temlik edildiği, alacağın Faktoring Sözleşmesi ve eklerinden (faturalardan) yani asıl alacaktan kaynaklanan alacak davası olduğu anlaşılıyor ve buna göre de davanın temel ilişkiye dayalı olarak açıldığının kabulü gerekiyorsa da; davacı vekiline dava dilekçesinin açıklattırılmasına rağmen, davacı tarafça açıkça alacağın tahsili talep edilip edilmediğinin anlaşılamadığı, mahkemece HMK 31. maddesinde düzenlenen "Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi" kapsamında, davacı tarafa dava dilekçesinin tekrar açıklattırılarak, alacağın hüküm altına alınması talebinin tahsil talebini içerip içermediğinin açıklattırılması, yapılan açıklamaya göre davanın eda davası mı, tespit davası mı olduğunun değerlendirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği" şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizin 24/05/2024 tarihli kaldırma sonrası tensip tutanağı, 2 nolu ara kararı gereğince, davacı vekili 11/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ile iş bu davanın eda davası olduğunu ve iş bu dava ile faktoring sözleşmesine konu alacaklarının hüküm altına alınmasını ve davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GİRİŞ Dava, -BAM kararı gereği yapılan açıklamaya göre- davacı ... A.Ş.'nin davalılar aleyhine faktoring sözleşmesine dayalı alacağının tahsili için açtığı eda davasıdır. Davacı, ... Şirketi ile aralarında akdedilen 16.07.2012 tarihli faktoring sözleşmesi gereğince kendisine temlik edilen fatura alacakları ile bu alacakları temin eden çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle toplam 1.500.000,00 TL tutarındaki alacağının davalılardan tahsil edilmesini talep etmektedir. Davalılar ise, söz konusu çeklerin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle .... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından icra takibinin durdurulduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir. Faktoring sözleşmesi kapsamında, ... Şirketi'nin ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne düzenlemiş olduğu 2016 tarihli 7 adet fatura (toplam 1.500.000,00 TL) alacakları davacıya temlik edilmiş, ayrıca bu alacakları temin etmek üzere ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından keşide edilen 7 adet çek davacıya teslim edilmiştir. Söz konusu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle icra takibi başlatılmış, ancak davalıların zamanaşımı itirazı İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edilmesi üzerine işbu dava açılmıştır. Mahkememizin ilk derece kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2021/605 Esas, 2024/728 Karar sayılı kararı ile kaldırılması üzerine, kaldırma gerekçesinde işaret edilen hususlar doğrultusunda davacı vekilinden davanın niteliği hakkında açıklama talep edilmiş, davacı vekili 11/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ile işbu davanın eda davası olduğunu ve faktoring sözleşmesine konu alacakların hüküm altına alınarak davalılardan tahsil edilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. Mahkememizce, eda davası olarak nitelendirilen davanın esasının incelenmesi amacıyla temel alacak ilişkisinin varlığı, kapsamı ve miktarının tespiti için HMK 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. **ANALİZ (İÇSEL):** *Bu bölümde HMK 324. madde gereği verilen kesin sürenin davacı tarafından ihlal edildiğini, bunun hukuki sonucunun "delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılma" olduğunu net bir şekilde ortaya koymam gerekiyor. Davacının kendi talep ettiği ve mahkemenin kabul ettiği delil aracından vazgeçmesinin ispat yükü açısından sonuçlarını vurgulamalıyım.* A. Bilirkişi Süreci Mahkememizin 24/05/2024 tarihli ara kararı ile faktoring sözleşmesine konu alacakların varlığı, kapsamı ve miktarının tespiti amacıyla bir SMM ile bir konu uzmanından oluşan iki kişilik bilirkişi kurulu oluşturulması kararlaştırılmış, bilirkişi ücreti olarak her bir bilirkişiye 15.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL ücret takdir edilmiştir. HMK'nın 324. maddesi gereğince davacı tarafa bilirkişi ücreti ile rapor tebliğ giderleri ve diğer giderlerin davacı delil avansından karşılanması için iki haftalık kesin süre verilmiş, eksiklik bulunması halinde tamamlanması için aynı madde uyarınca iki haftalık ek kesin süre tanınmış, aksi durumda bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği açıkça ihtarı yapılmıştır. Ancak davacı taraf, mahkemece verilen kesin sürelere rağmen bilirkişi ücretini yatırmamış, bu nedenle bilirkişi kurulu oluşturulamamış ve bilirkişi raporu alınamamıştır. HMK'nın 324. maddesi açık hükmü gereğince, davacının verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerekir. B. Ticari Defter İncelemesi Mahkememizin aynı ara kararı ile HMK'nın 222. maddesi gereğince taraf vekillerine, 2016-günümüz ilişki dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını inceleme gününde ve saatinde sunmaları için kesin süre verilmiştir. Kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde HMK 222. madde gereğince karşı tarafın HMK 222/2'de belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının karşı taraf lehine delil olarak kabul edilebileceği ihtarı yapılmıştır. Defter incelemesinin mahkeme kaleminde yapılması kararlaştırılmış, bu husus hazır bulunan taraflara tefhim, hazır bulunmayan taraflara tebliğ ile ihtar edilmiştir. İnceleme gününde defterlerin ibrazı için verilen kesin süreye rağmen defterlerin sunulmaması halinde mevcut delil durumuna göre karar verileceği açıkça ihtarı yapılmıştır. Ancak belirlenen defter inceleme gününde ne davacı ne de davalı tarafların vekilleri mahkeme kaleminde hazır bulunmuş, herhangi bir ticari defter veya kayıt ibraz edilmemiştir. Bu durum karşısında faktoring sözleşmesine konu temel alacak ilişkisinin kapsamı, alacağın varlığı ve miktarının tespiti için gerekli olan ticari defter incelemesi gerçekleştirilememiştir. A. İspat Yükü Kuralı HMK'nın 190. maddesi "Taraflar kendi iddialarını ispat etmekle yükümlüdür" hükmünü içermekte olup, bu hüküm medeni yargılamanın temel ilkelerinden olan ispat yükü kuralını düzenlemektedir. Bu kurala göre, bir hakkın varlığını ileri süren kişi o hakkın varlığını ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacı, faktoring sözleşmesine dayalı alacağının tahsili için eda davası açmıştır. Eda davası, davacının belirli bir edimin yerine getirilmesini talep ettiği dava türü olup, bu tür davalarda davacının öncelikle alacağının varlığını, hukuki dayanağını ve miktarını ispat etmesi gerekmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2021/605 Esas, 2024/728 Karar sayılı kaldırma kararında açıkça tespit edildiği üzere, "alacağın Faktoring Sözleşmesi ve eklerinden (faturalardan) yani asıl alacaktan kaynaklanan alacak davası olduğu" ve "davanın temel ilişkiye dayalı olarak açıldığının kabulü gerektiği" belirtilmiştir. Bu tespit çerçevesinde, faktoring sözleşmesine dayalı alacak davalarında davacının ispat etmesi gereken temel unsurlar şunlardır: Faktoring sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği Temel alacak ilişkisinin (alım-satım sözleşmesi) varlığı ve kapsamı Fatura alacaklarının gerçekliği ve miktarı Alacakların faktoring şirketine hukuken geçerli şekilde temlik edildiği Temlik edilen alacakların vadelerinin geldiği Davacının bu unsurları ispat edebilmesi için somut delillere ihtiyacı bulunmaktadır. Faktoring işlemlerinin karmaşık yapısı, temel alacak ilişkisi ile faktoring sözleşmesi arasındaki bağlantı ve muhasebe kayıtlarıyla olan sıkı ilişkisi nedeniyle, bu tür davalarda bilirkişi incelemesi ve ticari defter incelemesi zorunlu hale gelmektedir. Nitekim mahkememizce de bu gereklilik dikkate alınarak, davacının iddiasını ispat edebilmesi için bilirkişi incelemesi ve ticari defter incelemesi imkanı tanınmıştır. B. Delil Durumunun Değerlendirilmesi Dosya kapsamında mevcut deliller incelendiğinde, davacının iddiasını desteklemek üzere dosyaya sunduğu belgeler şunlardır: 16.07.2012 tarihli faktoring sözleşmesi 2016 tarihli çeşitli faturalar Karşılıksız çıkan çekler ve protesto tutanakları İcra takip dosyası belgeleri Ancak bu belgeler tek başına, faktoring sözleşmesine konu alacağın varlığını, kapsamını ve miktarını ispat etmek için yeterli değildir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında da vurgulandığı üzere, davanın "temel ilişkiye dayalı" olarak açıldığının kabulü gerektiğinden, faktoring işlemlerinin ayrıntılı incelenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle mahkememizce, aşağıdaki konuların incelenmesi için bilirkişi kurulu oluşturulmasına karar verilmiştir: A. Temel İlişkinin Niteliği ve Kapsamının Tespiti: Faktoring sözleşmesinin temlik edilen alacakların kapsam ve niteliğinin belirlenmesi Temel borç ilişkisinin (... şirketleri arasındaki alım-satım ilişkisi) varlığı ve kapsamının tespiti Fatura ve teslimat belgelerinin değerlendirilmesi B. Alacağın Varlığı ve Miktarının Tespiti: Temlik edilen alacakların muhasebeleştirilmesinin incelenmesi Ödemelerin ve mahsupların tespiti Bakiye alacak miktarının hesaplanması Bu kapsamda, davacı ... A.Ş.'nin, ... Dergi şirketlerinin ticari defterleri ile BA/BS formlarının celbi ve incelenmesi kararlaştırılmıştır. Mahkemece verilen bu karar, davacının ispat yükünü yerine getirebilmesi için kendisine tanınan kapsamlı bir delil imkanıdır. Bilirkişi incelemesi olmaksızın, faktoring sözleşmesine dayalı bu karmaşık alacak ilişkisinin gerçek durumunun tespit edilmesi mümkün değildir. Ancak davacının bu delil imkanını kullanmaması sonucunda: Faktoring sözleşmesine konu temel alacak ilişkisinin gerçek kapsamı tespit edilememiştir Temlik edilen fatura alacaklarının varlığı ve doğruluğu araştırılamamıştır Muhasebe kayıtları üzerinden alacağın miktarı ve ödeme durumu incelenememiştr Ödemeler ve mahsuplar tespit edilememiştir Davacının muhasebe kayıtları ile davalıların kayıtları arasındaki uyum kontrol edilememiştir Davalı tarafın zamanaşımı savunması nedeniyle, bu savunmaların değerlendirilebilmesi için alacakların muaccel oldukları tarih tespit edilememiştir. Bu durumda, davacının faktoring alacağının varlığı kesin olarak ispat edilemediğinden, davacının ispat yükünü yerine getirdiğinden söz edilemez. 4. SONUÇ Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan hususlar değerlendirildiğinde; Davacı, faktoring sözleşmesine dayalı alacağının tahsili için açtığı eda davasında, HMK'nın 190. maddesi gereğince alacağının varlığını, hukuki dayanağını ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında açıkça tespit edildiği üzere, davanın "temel ilişkiye dayalı" olarak açıldığının kabulü gerektiğinden, faktoring sözleşmesi ile birlikte temel alacak ilişkisinin de kapsamlı şekilde ispat edilmesi zorunludur. Mahkememizce, davacının ispat yükünü yerine getirebilmesi için HMK 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yapılmasına ve HMK 222. maddesi gereğince ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, bu suretle davacıya kapsamlı delil toplama imkanı tanınmıştır. Ancak davacı, mahkemece tanınan bu delil imkanlarını kullanmamış, HMK 324. maddesi gereğince verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmamış ve ticari defter inceleme gününe katılmamıştır. Bu durumda davacının bilirkişi delilinden HMK 324. maddesi gereğince vazgeçmiş sayılması gerekir. Sonuç olarak davacı, faktoring sözleşmesine dayalı alacağının varlığını, kapsamını ve miktarını kesin olarak ispat edememiştir. Dosyada mevcut belgeler tek başına, karmaşık yapıdaki faktoring işleminin gerçek durumunu ortaya koymaya yeterli değildir. Alacağın varlığı şüpheli kaldığından, davacının eda talebinin kabulü mümkün olmayıp, davanın reddi gerekir. Davanın reddi nedeniyle, HMK 326. maddesi gereğince yargılama giderleri ve vekalet ücreti davacı tarafından karşılanacak, davalılar lehine hükmedilecektir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken maktu 615,40-TL harcın, peşin alınan 25.616,25-TL harçtan mahsubu ile bakiye 25.000,85-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalılar, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 222.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.360,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.10/04/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır