İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/700 E. 2025/299 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/700
- Karar No
- 2025/299
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/700 Esas KARAR NO : 2025/299 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/09/2024 KARAR TARİHİ : 24/03/2025 İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'nin 09/10/2024 Tarih 2024/606 Esas 2024/606 Esas 2024/771 Karar sayılı GÖREVSİZLİK kararı ile mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı şirket nezdinde ... numaralı Kara Taşıtları Kasko Poliçesi bulunan ve müvekkili adına tescilli ... plakalı aracın detayı kaza tespit tutanağında belirtildiği gibi 22/04/2024 günü tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası geçirdiğini, Bu kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketi nezdinde Kara Taşıtları Kasko Poliçesi bulunan... plakalı aracın sürücüsü % 100 kusurlu bulunduğunu, sigorta şirketinin eksperinde 270.959,69 TL hasar meydana geldiğini ancak müvekkiline hiç bir ödeme yapmadığını, gerçek hasarı yansıtmadığını eksperin yanlış, eksik ve hatalı bir rapor düzenlendiğini, kazaya ilişkin hasar dosyasının mesnetsiz ve hukuka aykırı bir şekilde ret edilmesi müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, arabuluculuk dava şartında anlaşma sağlanamadığını bu nedenle kazaya konu araçta meydana gelen HMK 107 maddesi gereği belirsiz alacak davalarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ileride yapılacak bilirkişi tespiti sonucu ortaya çıkacak zarardan kaynaklı tazminat taleplerini artırmak üzere; şimdilik 105.000,00-TL alacağın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkile ödenmesini, müvekkilinin aracında meydana gelen gerçek hasarın tespiti için ekspere ödenen 1.250,00-TL ücretin yargılama giderinden sayılarak davalı sigorta şirketi üzerine bırakılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Uyuşmazlık konusu 22/04/2024 tarihinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazası nedeni ile davacı tarafın hasar bedeli talebidir. İlgili kazaya karışan ... plakalı araç davalı ... A.Ş. tarafından 20/12/2023 - 20/12/2024 tarihlerini kapsayan ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı aracın kusuru oranında poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacı dava ikame etmeden önce davalı şirkete başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacının belirsiz veya kısmi alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, Kaza Tespit Tutanağı, Kasko Sözleşmesi, Olay Yeri Resimleri ve araca ait hasar resimleri, Araca Ait Ruhsat Örneği, İhtarname, Davalı Sigorta Şirketine Başvuru Yapıldığına Dair Ön Başvuru, Davalı Sigorta Şirketine Başvuru Yapıldığına dair mail ekran kaydı, Sürücü Belgesi Örneği, Davalı Sigorta Şirketi Tarafından Açılan Hasar Dosyası (Celbini Talep ederiz), Atanan Eksper Tarafından Hazırlanan Eksper Raporu Ve Ödeme Makbuzu, Eksper Raporu, Zorunlu Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağı, Proforma, Alkol Raporu, tüm deliller dosya arasına alınmıştır. Dava, kasko sigorta poliçesi kapsamında hasar bedeli ve ekspertiz ücretinin tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Davacıya ait ve davalı nezdinde ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı... plakalı ...; 22.04.2024 günü saat: 19:40 sıralarında ... İli ... İlçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde ... tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kasko poliçesi kapsamında araç değerinin ödenmesi amacıyla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi tarafından olayın şüpheli bulunması nedeniyle ödeme yapılmadığı ve davacı tarafından eldeki sigorta sözleşmesi kapsamında tazminat istemli davanın açıldığı, anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir. Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalı sigorta şirketi nezdinde ... Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ve kullanım amacı traktör olan (sigorta poliçesinde kullanım amacı: traktör olarak kayıtlı olup tescil belgesinde zirai araç-hususi kayıtlıdır) ... plakalı traktörün sahibi sigortalı davacı gerçek kişi olup tacir değildir. Hal böyle olunca da dava; TTK kapsamında mutlak yada nispi ticari dava olmadığı gibi az yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davacı 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici de değildir. Bu durumda uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup, davanın; genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (-bkz..Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ve 24/05/2017 tarihli kararı- İst. BAM 8 HD'nin ... E ... ) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına , 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Sair hususların gerekçeli kararda hüküm altına alınması, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 24/03/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır