İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/397 E. 2023/809 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/397
- Karar No
- 2023/809
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/397 KARAR NO:2023/809 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:14/06/2023 KARAR TARİHİ:11/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında tekstil alanında fason işleri yapılmak üzere anlaşmaya varıldığını, davacının davalılara malları teslim ettiğini ve işlem ücretlerini ödediğini, ancak davalıların davacının malları üzerinde yapmış oldukları işlemlerden sonra davacıdan gayri hukuki ve gayri ahlaki olarak fazladan para talep ettiklerini ve bu paranın verilmemesi durumunda malları teslim etmeyeceklerini beyan ettiklerini ve malları teslimden imtina ettiklerini, konu hakkında... C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, malların davacıya ait olduğunun tarafların ortak tanıdıkları tüm esnafların malumu olup davalıların bu eylemleri nedeniyle davacının mallarına kavuşamadığını ve mal değerlerinin ciddi anlamda düşüş yaşadığını, davacının işyerini kapatmak zorunda kaldığını, davalıların uhdesinde bulunan mal miktarlarının toplam 3000 adet farklı desen ve modelde kadın giyim ürünleri olduğunu, bu nedenlerle davalı uhdesinde bulunan malların tedbiren yedi emine çekilmesine, malların değer tespitinin yapılmasına, mümkün olmaması halinde malların iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik mal bedelleri için 500 TL, munzam zararlar için 500 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememiz 23/06/2023 tarihli ara kararı ile davacının malların tedbiren yedi emine çekilmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin talep yargılamayı gerektirdiğinden ve haklılığı yaklaşık olarak ispat edilmediğinden reddine karar verilmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, davalıların tacir olmayıp aralarında ticari ilişkiye dair bir kanıt da sunulmadığını, davalılar ticari bir faaliyet yürütmemekte olup bir an için aralarında bahsedildiği üzere bir iş ilişkisi bulunması halinde dahi, söz konusu iş bir eser sözleşmesi olduğundan eser sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, davalı ... ...'e arabuluculuk görüşmemeleri için usulüne uygun bir çağrı yapılmadığını, eksik araştırma yapılarak hukuka aykırı arabuluculuk tutanağı tanzim edildiğini, taraflar arasında fason işleri konusuna herhangi bir iş ilişkisi olmadığı gibi sözleşme de imzalanmadığını, bahsedildiği miktarda bir iş ilişkisi veya fason üretimi gerçekleştirilmediğini, davacının soyut iddialarla nevi ve cinsi belli olmayan ne olduğu belirsiz 3000 parça kadın giyim eşyasının sahibi olduğunu iddia etmiş ise de, buna ilişkin malları ayır edici delil sunmadığını, iş sözleşmesi, fason üretime ilişkin bir sözleşme veya bahsi geçen 3000 parça mala ilişkin bir teslim tesellüm faturası dahi bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, taraf delilleri dosya içerisine alınmıştır. Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi ve 5/2. maddesi ile özel yasalarda hangi davaların ticari dava olduğu açıkça yazılmıştır. Mutlak ticari davalarda tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari nitelikte olduğunu kabul edilen davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki taraf için ticari sayılan konulardan doğan davalardır. Nispi ticari davadan söz edebilmek için iki koşulun bir arada olması gerekir. Birinci koşul her iki tarafın da tacir olması, ikinci koşul ise dava konusu uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmasıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesi ile ilgili olması halinde dahi davanın ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Davanın TTK'nın 4/1. maddesinin alt bentlerinde sayılan dava türlerinden de olmadığı görülmekle bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli değildir. Davaya konu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi(HMK m.2) görevli olup, mahkemenin görevli olması(HMK m.114/1-c) dava şartları arasında sayıldığından mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden(HMK m. 115/1) değerlendirilmesi gerekmektedir. Belirtilen bu nedenlerle davanın niteliği itibariyle TTK 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan bulunmadığı gibi nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı, davacının tacir olması ise davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, eldeki davada getirtilen vergi dairesi kayıtlarına göre de davalıların tacir olmadığı gibi ticaret sicil kayıtlarının da bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının görev yönünden usulden reddine, görevli mahkemelerin genel görevli mahkeme İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖB. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına , 3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 11/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır