İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/881 E. 2024/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/881
Karar No
2024/633
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/881 Esas KARAR NO :2024/633 DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ:04/02/2015 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ:10/02/2017 KARAR TARİHİ:18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile ... Enerji San ve Tic.AŞ'nin hissedarı olduğu, "... Enerji ... ve Tic.Ltd.Şti"nin hisselerinin davalılara 10/06/2009 tarihinde satıldığını, ilgili sözleşme uyarınca bedellerinin davalılardan tahsil edildiğini, tarafların 10/06/2009 tarihinde yeni bir anlaşma daha yaparak " Alıcılar, şirketinin 23/05/2008 tarih ve ... numara ile ... lisansına sahip olduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlay arak ve lisans müddetince devam etmek üzere her yıl tesiste üretilen elektirik kwh başına 0.003 USD tutarında bir bedeli, satıcıların her yılın başında şirket ile şirket danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, satıcıların "Danışmanlık Şirketi"tarafından şirkete kesecekleri fatura karşılığında yıllık olarak her yıl cari üretim yılının son gününde lisans sahibi şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedir. Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilir." hükmünün kararlaştırıldığını, bu ek sözleşmeye paralel olarak davalıların toplanarak ... ... AŞ'ne ortakları sıfatı ile 2009/03 numaralı ve 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararını aldıklarını, ilgili karar da "şirketin sahibi bulunduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince (Lisans Süresi Uzarsa, uzayan sürede herhangi bir ödeme yapılmamak kaydı ile) devam etmek üzere her yıl tesiste (... Elektrik Santralinde) üretilecek elektriğin kwh başına 0,003 USD tutarında bedeli ... ve/veya kendisinin belirleyeceği bir şirketinin şirketimize keseceği fatura karşılığında cari üretim yılını takip eden ocak ayı sonuna kadar ödemesine"şeklinde karar alındığını, bu sözleşmeler ve ortaklar kurulu kararı uyarınca davacılara ödeme yapılması gerektiğini davacı şirketin danışman şirket olarak atandığını, davalılardan ...'in ne zaman üretime geçtiği, üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğu, yapılmış olan ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararında davacı şirkete ilgili bedelin ödenmesi hususunda ihtarnameler gönderildiğini, ancak davalılar tarafından geri dönüş olmadığı, ödemelerin yapılmadığını, anılan nedenlerle davacı şirketin ilgili sözleşmeler uyarınca "Danışman Şirket" olarak tespitine, davalı ... ... AŞ'nin ...'i ne zaman üretime geçirdiği ve üretime geçmiş olduğu tarihten itibaren kaç kwh elektrik üretmiş olduğunu gösterir tüm bilgi ve belgelerin istenmesi için ... ... Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, ilgili kurumlardan gelecek olan bilgi ve belgeler ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davalı ... ... AŞ'nin üretmiş olduğu kwh elektrik üzerinden ek sözleşme ve ortaklar kurulu kararı doğrultusunda hesaplanacak olan alacağından şimdilik 1.000,00 TL'sinin ilgili sözleşmede belirtilen vadesinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH: Davacılar vekili sunmuş olduğu 10/02/2017 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçesinde talep ettikleri 1.000,00 TL'yi ıslah ederek dava değerlerini 1.000,00 TL'den 305.000,00 TL arttırarak 306.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini, yine fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile davacıların ... ... AŞ'nin 2013 yılı Enerji Üretimi karşılığı "... Enerji ... ve Tic.Ltd.Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım-satım) sözleşmesine ek sözleşmesi" gereği hesaplanacak olan alacaklarının şimdilik 306.000,00 TL miktarındaki kısmının vade tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların "danışman şirket" olarak tespitine dair talepleri yönünden Antaç ... ve Tic.AŞ'nin aktif husumet ehliyetinin olmadığı, yine müvekkillerinden ... ... AŞ'nin dava konusu edilen belgelerde taraf olmadığını, bu nedenle pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya dayanak yapılan 10/06/2009 tarihli belgenin karşılıklı taahhütleri içeren borç doğurucu bir belge olmadığını, iyi ilişkilere dayanılarak yapılan bir tercih beyanı olduğunu, bir danışmana ihtiyaç duyulduğunda kendilerinin önereceği bir danışman firma ile çalışılacağının beyan edildiğini, ancak bu beyanın çelişkili olup hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, paylarını satan satıcıların önereceği danışman ile sözleşme yapılmış olsaydı danışmanın keseceği faturaların bedellerinin satıcılara ödeneceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle bir bağlayıcılığı olmadığını, davalı ... ... AŞ'nin bir danışmana ihtiyacı olmadığını, hiçbir firmadan danışmanlık hizmeti almadığını, 05/08/2009 tarih ve ... sayılı ortaklar kurulu kararının uygulanmadan iptal edildiğini, yine davalı ... ... AŞ'nin sahip olduğu lisans sözleşmesinin 49 yıllık olduğunu, tarafları lisans sözleşmesi süresince bağlı saymanın davalıların ekonomik özgürlüklerini engelleyeceğini, anılan nedenlerle davanın öncelikle husumet yönünden, her şekilde davanın esas yönünden de reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. BİRLEŞEN ..ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/... ESAS-2017/... KARAR SAYILI DOSYASINDA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/06/2009 tarihli ... ... Ltd. Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım-satım) sözleşmesi ile aynı tarihli "... ... Ltd. Şti'ne ilişkin hisse devir ve temlik (alım ve satım) sözleşmesine ek sözleşmesi" gereği yine bu kapsamda taraflar arasında gerçekleştirilmiş olan ikrarlar içeren e-mailler ve davalıların oy birliği ile almış oldukları 2009/03 numaralı 05/08/2009 tarihli Ortaklar Kurulu kararları da göz önüne alınarak davalıların ...'de 2013 yılında üretmiş oldukları enerji karşılığı doğmuş davacı alacaklarının tespiti ile şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 71.346,52 USD'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca açmış oldukları bu davanın ek dava olduğunu ileri sürerek işbu davanın mahkememizin 2015/... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/... Esas 2017/... Karar ve 23/02/2017 tarihli karar ile; davanın, taraflarının ve dava konusunun mahkemelerine yöneltilen davanın tarafları ve konusu ile aynı olduğu, mahkememizdeki davadan önce açıldığı anlaşılmış, HMK 166. Maddesi gereğince aralarında bağlantı bulunan mahkemelerinin dosyası ile mahkememizin 2015/156 E sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 2022/210 Esas, 2022/483 Karar sayılı dosyası üzerinden hem Asıl davanın hemde birleşen davanın reddine karar verilmiş davacılar vekili tarafından kararın istinafı üzerine BAM 45.Hukuk dairesi tarafından kaldırma kararı verilmiştir. TANIK BEYANLAR : Mahkememizin 24/05/2023 tarihli celsede dinlenen tanık ...;" ben davalılardan ... ve ... Yat. Holdingin Avukatlığını ve danışmanlığını yapmaktayım, elektrik lisansı Türkiye'deki kanun ve yönetmeliklere göre tek başına satılamaz, lisans devirleri ancak lisans hakkına sahip olan şirketlerin paylarının devri suretiyle olur davacıları ile davalı ... Yatırım Holding ve ... Holding'in sahipleri ... ... A.Ş'nin ki o tarihte limited şirketidir, hisselerinin satımı konusunda anlaşmışlar, o tarihte ... ... Ltd. Şti 'nin herhangi bir yatırımı yoktu, 7.500.000 USD'ye satışı hususunda anlaşılmış bana bu konudaki sözleşmeyi hazırlamam istendi ben sözleşmeyi hazırladım, pazarlık aşamasında biz yanlarında yoktuk, ben 7.500.000 USD üzerinden sözleşme hazırladım, ayrıca aynı tarihte ileride bir danışmanlık hizmeti alınacak olur ise buna yönelik de ek sözleşme yapıldı ve bu doğrultuda çerçeve danışmanlık sözleşmesi akdedildi, yine çerçeve danışmanlık sözleşmesini de ben hazırladım ancak yönetim kurulu kararını ben hazırlamadım, ondan bir bilgim yoktur, sonrasında dava sebebiyle öğrendim, ... Elektriğin %50'si ... grubu %50'si de ... Holding ve hissedarlarına aittir, ... yetkilileri müşterek imza yetkileri vardır, hiçbir işlemi tek başına yapamazlar, bildiklerim bundan ibarettir dedi. Davacılar vekilinin talebi ile ...'in 2009 - 2015 yıllarında ... Yat. Holding, ... Yat. Holding ya da ... Elektrik adına beraber yetkili olarak herhangi bir yazışmasının - mailin olup olmadığı soruldu: hatırladığım kadarıyla yoktur dedi, Davacılar vekilinin talebi ile ... Elek. Üretim Ltd. Şti (A.Ş'nin) 2009/3 sayılı yönetim kurulu kararının iptal edilip edilmediği soruldu: biz dilekçelerimizde söz konusu yönetim kurulu kararının iptal edildiğini yazmıştık, şirketten bu şekilde bilgi verildiği için iptal edildiğini söyledik ve dilekçelerimizde yazdık ancak gerçekten iptal edilip edilmediği hususunda bir bilgim yoktur dedi. Davacılar vekilinin talebi ...'in ... isimli şirkete ortak olup olmadığı, ...'nin de ...'nın ortağı olup olmadığı ve ...'nın da Kurtsuyuna ortak olup olmadığı hususu sorulsun ayrıca ... niçin ortak edildiği hususu soruldu: ben ...'in ... ortak olup olmadığını bilmiyorum ayrıca ... Kurtsuyuna da ortak değildir, davacılar vekilinin talebi ile ...'in ... Elk. Üret. A.Ş (önce Ltd. Şti) herhangi bir şekilde yetkili, yetki belgesi, vekalet verilip verilmediği soruldu: ... Elektrik Mühendisidir, genel olarak verilmiş bir vekaletnamesi bildiğim kadarıyla yoktur ancak elektrik mühendisi olması sebebiyle şantiyede bir takım kısıtlı konularda yetkilendirilmiş olabilir, santral işi Limak'a ihale edilmişti, ihale sırasında spesifik konularda denetlenmesi hususunda yetkilendirilmiş olabilir ancak bu konuda net bir bilgim yoktur dedi. Davacılar vekilinin talebi ile ... ile (muhtemelen 29/05/2014 tarihinde) davacı vekilinin de katılımıyla ileri sürdüğü bir toplantıya katılıp katılmadığı, böyle bir toplantı düzenleyip düzenlemediği hususu soruldu: böyle bir toplantı yapıldığını hatırlıyorum ancak toplantı içeriğinden tam olarak ne konuşulduğunu hatırlamıyorum, toplantıya başka bir yönetim kurulu üyesinin katılıp katılmadığını hatırlamıyorum." şeklinde, tanık ...;" ben dava dışı ... isimli şirkette çalışırım, ... ortakları ile Kurtsuyunun ortakları aynı şahıslardır, birlikte hizmet veriyoruz, ben finans müdürü olarak görev yapmaktayım, ... Elk. Üretim A.Ş'yi devraldıktan sonraki ortakları aynıdır, devirden önceki ortakları ... ...'tır, ... devralmak istediğimizde bana anlaşmanın yapıldığını ve devir bedeli olarak 7.500.000 USD ödenmesi gerektiği söylendi ve belirlenen günde ödemeyi yaptık, yine ileride davacı ve onun şirketi ile danışmanlık sözleşmesi yapılabileceği bildirildiği ancak ona yönelik bir talimat gelmedi, danışmanlık sözleşmesinin ayrıntısını ve içeriğini bilmiyorum, yönetim kurulu kararı alınıp alınmadığını da bilmiyorum dedi. Davacılar vekilinin talebi ile 2009-2015 yılları arasında ... Elk. Ürt. A.Ş'nin alınmasından önce ya da alındıktan sonra ...'in yazışma ya da maillerde yer alıp almadığı soruldu: bilmiyorum dedi. Benim bildiğim kadarıyla ... ...'in ortaklığı yoktur, hatırlamıyorum da ancak bir dönem şirketlerdeki sayıyı tutturmak için çalışanlardan ortak yapılıyordu, ... Yatırım A.Ş'de ortaklığı olup olmadığını da bilmiyorum, ..., ... Yat. Holding de başka çalışanların ortak yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ancak başka bir grup şirketinde benim o şekilde bir ortaklığım vardır, ... ... A.Ş devralındıktan sonra ...'in herhangi bir şekilde yetkili vekaletname ile yetkili olup olmadığı soruldu: şirketi temsil ve ilzam edecek herhangi bir yetki verilmedi dedi. Davacılar vekilinin talebi ile ...'in muhasebe ya da finans bilgisi olup olmadığı soruldu: yoktur dedi. Davalılar vekilinin talebi ile ...'in şirketi temsil ve ilzama yetkisi yoktur derken neyi kastettiği soruldu: ticaret sicil anlamında şirketin temsil ve ilzamından bahsediyorum, yoksa zaman zaman resmi kurumlarda örneğin Vergi Dairesi, ... de Enerji Bakanlığında hemen hemen tüm çalışanlar için dönem dönem özel yetki nitelikteki vekaletnameler veya yetki belgeleri verilebilir, herhangi bir fatura kesilmedi, danışmanlık hizmeti alınmadı." şeklinde beyanına ek Mahkememizce bazı yazışmalarda ...'in proje koordinatörü olarak imzalarının bulunduğu görülmekle soruldu: kendisi elektrik mühendisidir, elektrik mühendisi olduğu için bazı projelerde, yatırımların da koordinasyon işlemini sağladığı için bu şekilde imzaları bulunmuş olabilir." şeklinde, tanık ...;"ben davalılardan ...'ın oğluyum, bildiğim kadarıyla ... Elk. Ürt. A.Ş'nin hisselerinin alınması karşılığında 7.5 milyon USD ödedik, ilave bir danışmanlık sözleşmesi yapılıp yapılmadığını bilmiyorum, bir danışmanlık hizmeti alınıp alınmadığını bilmiyorum, yine lisans bedeli için de ekstra bir ücret de yoktur, tamamı 7.500.000 USD dir, bildiklerim bunlardan ibarettir."şeklinde, tanık ... ...;" ben ... Elk. Ür. A.Ş'de satın almada çalışmaktayım, 2009 yılında ... Elek. Ür. A.Ş'nin satın alındığı ile ilgili bir duyuru yapıldı, ben de bu şekilde öğrendim, sözleşmenin imzalanması ya da ek sözleşme yapılması hususunda herhangi bir bilgim yoktur, danışmanlık sözleşmesi yapılması ya da ...'in bu süreçte rol alıp almadığı ile ilgili herhangi bir bilgim yoktur dedi. Davacılar vekilinin talebi ile ...'in hangi şirketlerde ne gibi bir görevinin olup olmadığı soruldu: ... enerji şirketlerinin teknik sorumlusudur, elektrik mühendisidir, bildiklerim bunlardan ibarettir."şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 18/10/2024 tarihli celsede dinlenen tanık ...;" ben davacı ...'ın yanında 2001 yılında başladım 2015 yılına kadar muhasebe sorumlusu olarak çalıştım, burada ...'ın birden fazla şirketinin muhasebesini tutuyordum, bana sorduğunuz ... firmasının da muhasebesini tutuyordum, bütün firmalarda alınan önemli kararlarda ben de bulunuyordum, dahilim oluyordu, hisse devri gibi durumlarda ben de bulunuyordum, 2009 yılında ... firmasının tüm hisseleri ...'a ait iken bu hisselerin ... Yatırım ve ...'a devri gündeme geldi, (tanığa ... Enerji ile ...'ın alakası soruldu) ... da ...'a ait olduğundan ben bütün ... hisselerinin ...'a ait olduğunu ifade ettim ama ...'ın da ... hisseleri vardı, şuan tam hatırlamadığım bir rakama hisselerin tamamının devredilmesi hususunda anlaşıldı, sonrasında ek bir sözleşme yapılarak santralde yıllık üretilen enerji miktarının davacı tarafa bildirileceği ve üretilen enerji birim fiyatı 3 Cent olarak davacı tarafa ödeneceği kararlaştırıldı, anlaşmaya göre ödemeler ...'ın belirteceği bir firmaya fatura karşılığı ödenecekti, bu bahsettiğim ek sözleşmelerden başka sözleşme yapılmadı diye biliyorum, 2013 yılından santral üretime geçince bize önce veriler konusunda bir excell tablosu geldi, karşı tarafın yetkilisi olduğunu bildiğimiz ... beyefendi ile temas kurduk, bu kişinin yetkisini sordum ve kendisinin firmada tam yetkili olduğunu bana söyledi, sonra mailleşmelerimiz oldu ve devam etti, maillerde de zaten ... Bey'in unvanı direktör olarak geçiyordu, daha sonra veri akışı meydana gelince sözleşmede kararlaştırılan 3 cent üzerinden oluşan alacağımızın yarısını verme konusunda teklifte bulundular, ... ilk toplantıyı karşı tarafın adresinde yaptık, yani sözleşmeden kaynaklı alacağımızın yarısı kadarında yeniden bir teklif sundular, toplantıda bunu ifade ettiler, toplantıya şuan huzurda bulunan davacı vekili ... bey ve ben katıldım, karşı tarafta ... vardı, ... bey vardı ve bir de yönetim kurulu üyesi vardı, bu yönetim kurulu üyesinin adını hatırlayamıyorum, biz yapılan bu teklifin ... ile görüşüleceğini söyledik hatta KDV dahil mi hariç mi hususunu da tam netleştiremeden ve oradan uzlaşma sağlanamadan ayrıldık, sonra kendilerine sözleşmede kararlaştırılan birim 3 cent fiyatın dışında bir parayı kabul etmediğimizi söyledik, zira şirketi devrederken hisse devir bedelleri zaten uygun tutulmuştu, bu süreçten sonra mailleşmeler oldu, mailleşmeleri hep ... bey ile yaptık, fakat bir uzlaşma sağlanamadı, bana saydığınız gerçek kişi davalılar eldeki davada neden davalı bilmiyorum, bana saydığınız bu isimleri daha önce hiç duymadım, konu ile ilgisi nedir bunların bilmiyorum, uzun zaman oldu hatırlayamıyorum. Davacı vekilinin sorusu üzerine; ... bey tarafından gönderilen maillerin içeriğinde üretilen enerji miktarlarını gösteren bir excell tablosu vardı, içeriğinde hesaplamalar da vardı, hatta bize gönderdiği e-postada 1 yıllık üretimden kaynaklı alacağımızın ne olduğuna dair bir teklif rakamı da göndermişti ama bu rakamı şuan hatırlayamıyorum fakat bizim hak ettiğimiz altında olduğundan kabul etmedik, e-postaların içeriğinde bize ... firmasına fatura kesebileceğimizi söylediler, bunu firmanın vergi numarasını, vergi dairesini dahi mail içeriğinde bize bildirdiler, ... davalı tarafın yerinde yaptığımız toplantıda ... Bey avukatın ve yönetim kurulu üyesinin yanında tam yetkili birisi gibi konuşuyordu. Davalılar vekilinin sorusu üzerine; biz kök sözleşme ile şirketin hisselerini devrettik ayrıca projeyi de devrettik, proje kapsamında yapılmış bir kısım harcamalarımız olmuştu, bu harcamalardan sonra 2009 yılında devir yaptık, zaten bizden sonra 2013 yılında üretime geçti, bizim devredildiği dediğim proje lisansı alınmış ... elektrik santrali projesidir, hisse devrinden sonra ek sözleşme ile tekrar bize üretimden para verilmesinin sebebi kök sözleşmede hisse devirlerinin düşük tutulmuş olmasıydı, yıllık üretim miktarları bize excell olarak bildirilecekti biz de bir şirketle danışmanlık bedeli açıklaması ile karşı tarafa fatura edecektik, danışmanlık hizmeti vermedik dedi. bildiklerim bunlardan ibarettir. "şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 27/03/2024 tarihli celsede dinlenen tanık ...; " ben ... Ürt. A.Ş'de 2006 yılından beri Elektrik Mühendisi olarak çalışmaktayım, davacı taraf beni dava konusu dönemde üretim verilerini almak için aradı, o dönem patronlardan duyduğum kadarıyla şirketten danışmanlık hizmeti alınacağını duymuştum, 2014 yılının başlarıydı şantiyeyi yeni almıştık, makinenin biri arızalanmıştı, ben o dönemde şantiyelerde görev yapıyordum, kendilerine üretim verilerini yolladım, davacı şirketle mailleştik, maillerin içeriğini aradan uzun süre geçtiğinden tam olarak hatırlayamıyorum, ben mail konusu hususları patronlara ilettim, patronlar da bana böyle bir hizmet alınmadı, sen bu işe karışma dediler, senin yetki alanında değil dediler, benim kendi gördüğüme gelirsek biz davacı şirketten teknik olarak herhangi bir hizmet almadık, davacı vekilinin talebi ile tanığın sözleşme tarihi öncesinde ve sözleşme tarihinde ... Yat. Ortağı olup olmadığı soruldu: 5 kişi ortak gösterilmesi zorunlu olduğundan usülen ortak olduk dedi. davacı vekilinin talebi ile ... cevabi yazısında tanığın davalı şirkette tüm yetkilere sahip olup olmadığı soruldu: ... cevabi yazısındaki hususlar patronlar bana yetki veriyor ben de buna göre işlem yapıyorum, santraldeki bütün operatörlerde bu yetki zaten vardır dedi. davacı vekilinin talebi ile davalı şirketlere ait ... Elektrik, ... Yatırım, ..., ... Yatırım bu şirketlerdeki görevi soruldu: ben bu bahsedilen şirketleri duymadım, ... Yatırım ise ana şirketimizdir, çalıştığım şirketin sahibi şirkettir, onun haricinde özel bir görevim yoktur dedi. davacı vekilinin talebi ile ... ve ... görevi nedir diye soruldu: ... 2019 da kuruldu, .... da hatırladığım kadarıyla aynı tarihlerde kuruldu, ikisi de 2021 de faaliyete başladı, (hatırladığım kadarıyla) ... ile patronları aynıdır, bu şirketlerdeki teknik konularda destek verirdim, özel kurumlarda vekaletname ile imza gibi bir şeyler varsa onları yapardım, yani vekaletname varsa işlem yapardım, şirket kuruluşlarında biz hep şantiyede bulunuruz, Elektrik Mühendisi olduğum için ... - ... vs de işlemler yapardım, makine montajlarında teknik destek sağlardım, şartnamelere uygun montaj olup olmadığını kontrol ederdim, davacı vekilinin talebi ile davalı Kurtsuyunun herhangi bir dönemde direktörü olup olmadığı soruldu: direktör tanımından ne kast edildiğini bilmiyorum, ancak teknik konulardan sorumluydum, bütün inşaat yapım sürecinde ... gittim geldim, her ne kadar e-maillerde direktör yazsa da yukarıda açıkladığım gibi ben teknik sorumlusuydum, ben normalde ... çalışanı değilim, ... çalışanıyım, bana gösterilen mail adresi de ... şirketine ilişkindir, niçin direktör yazdığını bilmiyorum, arkadaşlar sistemde böyle yazmış olabilir, davacı vekilinin talebi ile başka herhangi bir yere direktör olarak mail atıp atmadığı soruldu: bunu hatırlamam mümkün değildir benim ... isimli mail hesabım yoktur dedi. davacı vekilinin talebi ile dava konusu alacaklı ilgili olarak benim, tanığımız ...'un, davalı vekili Av....'in, davalı yönetim kurulu üyesinin de katıldığı herhangi bir toplantı organize edip etmediği soruldu: ben böyle bir toplantıyı organize etmedim, mailler teknik konulara ilişkindir, teknik konulara ilişkin toplantı yaptık ancak tam olarak kim katıldı, ne konuşuldu hatırlamıyorum, onlar benim yolladığım üretim verilerini kabul etmediler, maillerle ilgili teknik toplantı yapıldı, toplantıya yönetim kurulu üyesinin ve davacı vekilinin katıldığını da hatırlamıyorum, olay 2014 yılına ilişkindir, olayı detaylı olarak hatırlamam mümkün değildir, danışmanlık hizmeti almamamıza rağmen benden üretim verileri istenildi sanki danışmanlık hizmeti verilmiş gibi iyi niyetimizden faydalanılmış gibi düşünüyorum, davacı vekilinin talebi ile 02/04/2014 tarihli tanık tarafından tanığımız ...'e atılan mail içeriği hakkında soruldu: danışmanlık hizmeti aldığımız konusunda beni kandırdılar ancak çok zaman geçtiği için detayını hatırlamıyorum dedi. davacı vekilinin talebi ile 11/03/2014 tarihli maille ilgili soruldu: bu maildeki konuları hatırlamıyorum, genel itibari ile olaylar yukarıda anlattığım şekildedir, davacı vekilinin talebi ile 14/02/2014 tarihli tanık tarafından tanığımız ...'a gönderilen mail hakkında soruldu: bu mail de danışmanlık hizmeti alınmış gibi bana atılmıştır, ben üretim verilerini yolladım, onlar benim yolladığım verileri beğenmediler dedi. davacı vekilinin talebi ile sözleşmenin imzalandığı tarih 2009 maillerin atıldığı tarihler 2014 tarihleri arasında 5 yıl boyunca davacı şirketin danışmanlık hizmeti vermediğini fark etmedi mi ki bu şekilde beyanlarda bulunuyor: teknik konularda danışmanlık hizmeti alınmadığını daha önce de söyledim, bu bir enerji şirketi, yapılan yatırım 120.000.000 Euroluk yatırımdır, burada teknik, finansal, mali gibi bir çok konu vardır, ben davacıların beni kandırmaya çalıştığını bilemem, davacı vekilinin talebi ile 03/02/2014 tarihli maille ilgili soruldu: ben teknik konulara baktığım için bu şekilde yazışma yapmış olabilirim ancak içeriğini hatırlamıyorum, davacı vekilinin talebi ile muhasebe bilgisi olup olmadığı soruldu: muhasebe alanında teknik bir bilgim yoktur, davacı vekili mail ekinde tabloları tanık gönderdiği için bu soruyu sordum dedi. Tanık cevaben: gönderilen tablo ile muhasebenin ne ilgisi var anlamadım, bu veriler Ocak Şubat Mart üretim verileridir." şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davada davacının talepleri lisans sözleşmesinden kaynaklı alacak talebidir. Talepler hakkında evvela mahkememizin 26.09.2018 tarih, 2015/... E ve 2018/... K sayılı kararı ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, bilahere bu karar İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2022 tarih, 2020/686 E ve 2022/286 K sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Kaldırma kararı üzerine yapılan yeni yargılama neticesinde de Mahkememizin 2022/210 Esas, 2022/483 Karar sayılı 20/06/2022 tarihli kararı ile, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, mahkememiz kararının istinafı nedeniyle İstanbul BAM 45.Hukuk Dairesinin 2022/1271 Esas, 2022/1282 karar sayılı 09/11/2022 tarihli ilamı ile kaldırma kararı verildiğinden, işbu yeni esas üzerinden, kaldırma kararında işaret edildiği sebeplerle bağlı kalınarak yargılama yapılmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde ek sözleşme uyarınca davacı şirketin "Danışman Şirket" olarak tespiti ile ek sözleşme bedelinin belirlenerek ödenmesi talep edilmiş, ıslah dilekçesinde ve birleşen dava dilekçesinde ise ek sözleşmenin 49 yıllık ... Lisansının bedeli için düzenlendiği, asıl sözleşmede hisse devir bedelinin ek sözleşmede lisans devir bedelinin belirlendiği belirtilmiştir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 04/08/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin "Lisans ve lisans alma yükümlülüğü" başlıklı 5.maddesinde; "Lisans, bir tüzel kişinin piyasada faaliyet gösterebilmek için Kurumdan almak zorunda olduğu bir yetki belgesidir. Lisanslar hiçbir surette devredilemez...", "Lisans başvurusu" başlıklı 7.maddesinde; "Piyasada faaliyet göstermek üzere lisans başvurusunda bulunacak özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişilerin, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda anonim şirket ya da limited şirket olarak kurulmuş olmaları zorunludur. Anonim şirket olarak kurulmaları halinde, hisselerinin tamamının nama yazılı olması şarttır.", "Üretim lisansı süresi" başlıklı 18.maddesinde; "Üretim lisansı bir defada en az on, en çok kırkdokuz yıl için verilir." hükümleri yer almaktadır. Ek sözleşme içeriği incelendiğinde; "...şirket ile Şirket'e danışmanlık yapmak üzere Satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmaları arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden, Satıcıların "Danışman Şirketi" tarafından Şirket'e kesecekleri fatura karşılığında" ödeme yapılacağına ilişkin düzenlemede "danışmanlı sözleşmesi, danışman" ibareleri yer almakta ise de, hangi hususlarda danışmanlık hizmeti verileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, ek sözleşmenin tamamı değerlendirildiğinde aslında lisans süresi boyunca devam edecek, lisans süresine bağlanan bir ödemeye dönük olarak düzenlenmiş olduğu açıktır. Bu sözleşmeye paralel olarak asıl sözleşme olan Hisse Devir ve Temlik (alım ve satım) Sözleşmesi gereğince noterden hisse devir işlemlerinin yapıldığı tarihte aynı noterlikte sonraki yevmiye numarası ile alınan ortaklar kurulu kararında da, danışmanlık hizmeti alınmasına ilişkin bir ibareye yer verilmeden lisans müddeti boyunca ödeme yapılacağı karara bağlanmıştır. Yine taraflar arasında -davalı tarafça yetkisiz temsil hususu ileri sürülmekle birlikte- e-posta yazışmalarında gerek fatura bilgileri yönünden gerekse ek sözleşmede belirlenen miktarın indirilmesi açısından yazışmalar yapıldığı açıktır. Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 5.maddesi uyarınca tek başına lisans devri yasak olduğundan ve lisans devri ise lisans sahibi tüzel kişiliğin külliyen devri neticesinde gerçekleştirildiğinden somut dosyada da ... ... ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüm hisseleri davacılar tarafından, davalılara satılmıştır. Asıl sözleşmede şirketin tüm hisselerinin satış bedeli 7.500.000,00 USD olarak belirlenmiş ve bu bedel ödenmiş olup ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf konusu ise lisansın ayrı olarak devredilemiyor olması nedeniyle hisse devir bedelinin lisans devir bedelini kapsamadığı ve bu yönde ek sözleşme yapıldığı iddiası noktasındadır. Mahkememizin evvelki gerekçeli kararlarında muvazaa olgusu hususunda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2019 tarihli 2018/1986 E. 2019/3440 K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 09.09.2008 tarihli pay devir sözleşmesi ile bu şirketteki payından 144.390 payını 14.439,00 TL karşılığında davalıya devrettiği, bilahare 09.09.2008 tarihinde imzaladığı dilekçe ile devrin pay defterine kaydı için şirkete yazılı olarak başvurduğu, psikolojik baskı altında devir yapıldığının ispat edilemediği, hisse devri esnasında yapıldığı iddia edilen psikolojik baskıya ve hisse devir bedelinin ödenmediği iddiasına ilişkin yemin deliline dayanıp dayanmadığını açıklaması için kesin süre verilmesine rağmen davacının yemin deliline dayandığını bildirmediği, bu nedenle anılan iddiaların yerinde olmadığı, devredilen hisselerin gerçek değerlerinin sözleşmede belirtilenden fazla olduğu ve ödenmediği iddiasının taraf muvazaası olması nedeniyle davacı tarafından ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının işbu davada taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine dayalı olarak devredilen hisselerin iadesi isteminde bulunmadığı gibi hisse devir bedeline ilişkin belgeler hakkında açıkça sahtelik iddiasında da bulunmamış olmasına, her ne kadar mahkemenin, davacının taraf muvazaasına dayanamayacağına dair gerekçesi isabetli değilse de; taraflar arasındaki bedelde muvazaa iddiasının ancak yazılı delille ispatlanabilir olmasına, davacı tarafça bu yöndeki iddiaya yönelik delil ibraz edilmediğinden bedelde muvazaaya yönelik iddianın davacı tarafça ispatlanamamış bulunmasına göre sonuç itibariyle doğru olan mahkeme kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir..." şeklinde karar verilmiş ise de, BAM kaldırma kararında da işaret edildiği üzere, emsal ilamda da ifade edildiği gibi davacının iddiası bedelde muvazaaya yönelik olup, bu iddiasını sözleşmenin karşı tarafına karşı ileri sürdüğü nazara alındığında bu görüşten dönmek gerekmiştir. Taraflar arasındaki e-maillerin yazılı delil başlangıcı olmadığı yönündeki değerlendirmeye gelince; Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre "belge"dir (m. 199). Kanundaki anlamıyla her belge, ispat konusu vakıayı temsil eden dar anlamda delildir. Ancak, hukukumuzda senet dışındaki belgeler, sadece delil başlangıcı (m. 202) olarak değerlendirilebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1738) Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (m. 202/1). Delil başlangıcının varlığı halinde hakim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık veya diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir. Bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için, 202. maddenin ikinci fıkrasına göre üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcı için ilk olarak bir “belge” bulunmalıdır. Belgenin tanımı 199. maddede yapılmıştır... İkinci olarak, belge, kendisine karşı (aleyhine) ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır (m. 202/2). Kendisine karşı kullanılmak istenen kişi tarafından gönderilmiş olan bir belge de elden verilmiş bir belge ile aynı değerdedir. Böylece, teknik araçlarla gönderilen belgeler de delil başlangıcı sayılabilecektir. Tüzel kişileri temsile yetkili olmayan kişilerin düzenlediği belgeleri, o tüzel kişiden sadır kabul etmek ve bu belgeye delil başlangıcı olarak dayanmak mümkün değildir. Ancak belgenin kanunen yetkili temsilciden çıkmadığı hallerde, sözü geçen şartın yerine gelip gelmediği dürüstlük kuralı dikkate alınarak belirlenmelidir. Buna göre, yetkisiz temsilci belgeyi tarafın bilgisi dahilinde vermişse belgenin taraftan çıktığı kabul edilebilir. Bunun yanında, tarafın, yetkisiz temsilcinin üçüncü kişilere belge verdiğini (ya da gönderdiğini) bilmediğini iddia etmesi hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına aykırı ise yine aynı sonuca ulaşılabilecektir. Üçüncü olarak, delil başlangıcı, iddia edilen hukuka işlemi tam olarak ispat edememekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir. Delil başlangıcı senetten farklı olarak, ispatı istenen hukuka işlemin varlığı hakkında tam bir kanaat edinilmesine elverişli olmasa da, iddia edilen işlem hakkında az da olsa yeterli bilgiyi içermelidir. Ayrıca, bir belgenin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi için iddia edilen vakıanın gerçekliğine işaret etmesi gerekir. Burada aranan basit bir ihtimalin varlığı olmayıp o vakıanın gerçek olma ihtimalinin yüksek olasılık olduğunu göstermesi gerekir. Ancak, her durumda delil başlangıcı ihtilaflı vakıanın gerçekliğini tartışmasız olarak ispat etmeye yeterli olmadığı için, delil başlangıcı yanında iddia konusu hukukî işlemin ispatı için tanık da dinlenebilecektir. Görüldüğü gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için aranan şartlar, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesinde öngörülenlerle örtüşmektedir. O itibarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde “yazılı delil başlangıcı” teşkil eden bütün belgeler bugün Hukuk Muhakemeleri Kanunu yönünden de delil başlangıcı teşkil edecektir. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kabulüyle birlikte “yazılılık” şartı kaldırıldığı için, yukarıdaki unsurları taşıyan ve 199. madde bağlamında belge olarak değerlendirebilecek diğer bilgi taşıyıcılarına da delil başlangıcı olarak dayanılabilecektir. (Pekcanıtez Usul s.1841, 1842, 1843, 1844, 1845) Delil başlangıcına ilişkin olarak 202. maddede getirilen yeni düzenlemeyle hukukumuzdaki senetle ispat zorunluluğu önemli ölçüde yumuşatılmıştır. Zira 199. maddede tanımlanan türden bir belgede, ispat konusu hukuki işlemin varlığı veya içeriği konusunda yeterli bilgi mevcut ise o hukuki ilişkinin varlığını iddia eden taraf, o belgenin karşı taraf ya da temsilcisi tarafından kendisine verildiğini ya da gönderildiğini ispat edebildiği taktirde delil başlangıcına dayanarak tanık dinletebilecektir. Bu bağlamda, önemle vurgulamak gerekir ki delil başlangıcı taraflar arasındaki ihtilaflı vakıayı tek başına ispat etmeye yetmez. Delil başlangıcına dayanan taraf senetle ispat kuralının uygulandığı bir davada tanık dinletme ve diğer takdiri delillere başvurma hakkını kazanır. Bir tarafın elinde delil başlangıcı olması o tarafın iddiasını ispat ettiği anlamına gelmez. Davaya bakan hâkimin de tanıkları dinlemeden, münhasıran delil başlangıcına dayanarak hüküm tesis etmesi mümkün değildir (Pekcanıtez Usul s.1849). Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesinde belirtilen yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının delil başlangıcı olarak kabul edilmesi sayesinde, özellikle hazır olmayanlar arasındaki hukuki işlem (örneğin bir satış sözleşmesi) iddialarının ispatında, taraflar arasındaki e-mail metinleri, SMS mesajları, görüntülü mesaj kayıtları, faks metinleri delil başlangıcı olabilecek ve hukuki işlem iddiaları tanık ile de ispat edilebilecektir. Hemen belirtmek gerekir ki, elektronik posta ya da mesaj metinlerinin çıktılarının delil başlangıcı olarak kullanılabilmesi için, iddia edilen belgenin davanın karşı tarafınca veya temsilcisince gönderilmiş olduğu konusunda tereddüt bulunmamalıdır. Temsilciden maksat, kendisine temsil yetkisi verilmiş bir kişi mi, yoksa şirkete ait elektronik posta hesabını kullanma yetkisi olan herhangi bir kişi midir? Burada temsilcinin mutlaka bir vekaletname ya da yazılı bir temsil yetkisine sahip olması gerektiğini aramak yerinde olmaz. Bilgisayar kullanıcısının daha önceki benzer işlemlerini kabul etmiş olan bir şirketin, sorumluluktan kaçmak için o kişinin temsil yetkisi olmadığı ya da vekaleti bulunmadığı, bu sebeple çektiği e-maillerin şirketi bağlamayacağı yolunda bir savunma yapması hakkın kötüye kullanılması olur. (Pekcanıtez Usul s.1850) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2021 tarihli 2017/15-425 E. 2021/440 K. sayılı ilamında; "...Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için HMK 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, HMK 202. maddesinde (HUMK m. 292) düzenlenen delil başlangıcının olması ya da HMK 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir... Davacı tarafın sözlü sipariş verildiğini kanıtlamak amacıyla dosyaya sunduğu 22.02.2008 tarihli ‘‘Müşteri Sipariş İstek/Kabul Formu’’ belgesinin ve ekindeki 21.02.2008 tarihli malzeme listesi döküm cetvelinin üzerinde davalı şirketin kaşesi ve yetkililerinin imzası bulunmadığından, içeriği imzalanmamış olan bu belgenin senet niteliği taşıdığından söz edilemeyeceği gibi dosya kapsamında uyuşmazlık konusu kırk mağazalık malzemelerin siparişine yönelik e-mail, e-posta vs. belgeler ile davalıdan sadır olan başka bir ifadeyle davalı şirketi temsile yetkili kişilerce yazılıp verilmiş veya gönderilmiş delil başlangıcı sayılabilecek herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/06/2021 tarihli 2019/5327 E. 2021/5363 K. sayılı ilamında; "...Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2018 tarihli 2015/9123 E. 2018/129 K. sayılı ilamında; "...Taraflar arasında adi yazılı sözleşme mevcuttur. Davacı, davalı tarafından hizmetin verildiği hususu inkâr edildiğinden, hizmetin verildiği hususunu alacağın miktarına göre yazılı belge ile ispatlamalıdır. Tanık dinlenmesini mümkün kılan haller söz konusu değildir. Ancak, HMKnın 202. maddesine göre, senetle ispatı gereken hallerde delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu işlemin tamamen ispatına yetmemekle beraber, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Görüldüğü gibi bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için diğer şartlar yanında aleyhine ileri sürülen taraftan sadır olmuş (onun tarafından verilmiş) bulunması da gerekir. Diğer bir ifade ile, delil başlangıcı niteliğindeki belgenin sözleşmenin tarafı ya da onun temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olması gerekir. Somut olayda, davacı vekilinin, danışmanlık hizmeti kapsamında yapılan işe ilişkin e-mail yoluyla iletişim kurulduğunu, bilgilerin bu yolla bildirildiğini, hatta davalının, 24.12.2012 tarihli e-mailinde, danışmanlık hizmeti verilen projeden bahsedilerek, sözleşmede davacının ücretine ilişkin belirlenen oranın yüksek olduğu ve düşürülmesinin talep edildiğini belirttiği, mahkemece, davacı tarafın tanık dinletme talebinin ise reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacı vekilince sunulan e-maillerin yazılı delil başlangıcı olduğu gözetilerek, davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2018 2017/3033 E. 2018/1991 K. sayılı ilamında; "...HMK'nun 199.maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." yazılıdır. Bu düzenleme ile mail ve telefon mesajları da belge olarak kabul edilmiştir. HMK'nun 202.maddesinde de; "(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2)Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir..." Yukarıda yer verilen açıklamalar ve Yargıtay içtihatlarıyla anlaşılacağı üzere elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğu kabul edilmektedir. Bu noktada ise yazışmaların ... tarafından yapılmış olması nedeniyle ...'in temsilci sıfatının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda Pekcanıtez Usul kitabından yer verilen pasajda da ifade edildiği üzere daha önceki benzer işlemlerini kabul etmiş olan bir şirketin, sorumluluktan kaçmak için o kişinin temsil yetkisi olmadığı ya da vekaleti bulunmadığı, bu sebeple çektiği e-maillerin şirketi bağlamayacağı yolunda bir savunma yapması hakkın kötüye kullanılması olur, mahkemece her ne kadar ...'in şirketi temsile yetkili olmadığı ileri sürülmüş ise de, süreç içerisindeki yazışmaların direktör sıfatıyla ... ile yapıldığı, bu kişinin taraflar arasında yapılan toplantıyı organize ederek toplantıya bizzat katıldığı, şirkete ait fizibilite raporları gönderdiği yönündeki davacı iddiaları delilleri kapsamında incelemek gerekmiş, ...'in iş ve işlemlerinin temsil olunan tarafından benimsendiğine dair teamül oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek gerekmiştir. Bu minvalde İstanbul BAM 45. HD'nin son kaldırma kararından sonra da, davalı şirketin, dava dışı başka kurum ve şirketlerle yazışmaları celp edilmiş, gelen cevaplarda dava dışı ... Kekeş'in bu dava dışı şirketler (...) nezdinde de davalıyı temsilen iş ve işlemler yaptığı görülmüştür. O halde resmi ticaret sicil kayıtlarına göre ... davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasa da, kaldırma kararında işaret edildiği üzere ...'in şirketi ilzamı noktasında bir teamül oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Bu noktada artık ...'in şirketi ilzama yetkili kimse olmadığını ileri sürmek TMK 2. Maddesine aykırı kabul edilmiştir. Bununla beraber, dinlenen bir kısım tanık beyanları da dava konusu sürecin de büyük ölçüde ... ile yürütüldüğünü doğruladığından, bu kimse tarafından yapılan her işlemin ve e-posta olarak iletilen tekliflerin davalı tarafı bağladığının kabulü gerekmiştir. Ek sözleşmenin resmi şekil şartına uyulmadan yapılmış olması hususuna gelince; 6762 sayılı TTK'nın 520.maddesinde; "Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder... Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez." hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme gereğince pay devrinin resmi şekilde yapılması zorunludur. Eldeki dosyada da .... Noterliği'nin 05/08/2009 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı işlemleri ile hisse devirleri gerçekleşmiştir. Bu devirden önce 10/06/2009 tarihli ... ... Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi ile aynı tarihli ... ... Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme ise adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2015 tarihli 2014/13955 E. 2015/9629 K. sayılı ilamında; "...Dava, üzerine maden ruhsatı bulunan limited şirketin hisse devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında, 20/02/2008 tarihli sözleşme, 21/04/2008 ve 22/12/2008 tarihli ek protokoller ve .... Noterliği'nin 24/04/2008 tarihli ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki hisse devri noterde yapılan 24/04/2008 tarihli sözleşme ile gerçekleşmiş, devir bedeli ile ilgili ayrıntılar ise taraflar arasında yapılan ve yukarıda tarihleri gösterilen gösterilen sözleşme ve protokollerde düzenlenmiştir...Bu itibarla, mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan tarafların itirazlarını ve yukarıda ifade edilen çelişkileri karşılayacak, özellikle rezerv hesaplamalarına esas poligon alan farklılıklarının neden kaynaklandığı ve özgül ağırlığın bilimsel verilere göre ne olduğunu denetime elverişli bir şekilde açıklayan bir rapor alınarak, sonucuna göre toplam rezerv miktarının belirlenmesi ve buna göre devir bedelinin belirlenmesi gerekirken denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/09/2013 tarihli 2012/18047 E. 2013/15799 K. sayılı ilamında; "...Dava, limited şirket hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı limited şirketteki hissesini davalının belirlediği üçüncü kişiye devrettiğini, ancak bu hisse karşılığında 15.11.2010 tarihine kadar ödenmesi gereken 100.000 Euro'nun ödenmediğini ileri sürmüş olup mahkemece taraflar arasında noter vasıtasıyla düzenlenen hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin tamamının ödendiğinin yazılı olduğu ve aksinin usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyaya davacı tarafça sunulan 15.11.2008 tarihli protokolde söz konusu hisse satış bedelinin 100.000 Euro olarak belirlendiği ve bu bedelin 2 yıl içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Davalı taraf da bu protokolü kabul etmiş ve protokolde ödenmesi öngörülen miktarın davacıya ödendiğini savunmuştur. O halde, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesindeki bedelin muvazaalı olduğu, bunun aksinin gerek davacı tarafça sunulan ve imzası inkar edilmeyen protokolle, gerekse davalının ikrarı ile ispat olunduğu kabul edilerek, bu protokoldeki bedelin ödenip ödenmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir..." şeklindeki kararları ile limited şirket hisse devri sözleşmelerinde bedel veya alacak bakımından ayrı bir sözleşmenin yapılabileceğine, bu sözleşmelerin 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmış olması şartı bulunmadığına, devir bedelinin hisse devir sözleşmesinden ayrı olarak adi yazılı sözleşme ile belirlenebileceğine işaret etmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2014 tarihli 2012/10842 E. 2014/3228 K. sayılı ilamında; "...Dava, limited şirket hisse devrinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf davalıya Tosac Saç San. Ltd'ne ait hisselerin devri konusunda 11.10.2004 tarihli sözleşme imzalandığını, sonrasında 14.10.2004 tarihinde noterde hisselerin devredildiğini, davalının hisse bedelini ödemediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise 11.10.2004 tarihli sözleşmenin 6762 Sayılı TTK'nın 520/4. maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, 14.10.2004 tarihli noter belgesine göre hisse bedelinin nakten ve peşin olarak ödendiğini, 11.10.2004 tarihli sözleşmede boş kısımların davacı tarafından rızaları dışında doldurulduğunu savunmuş, mahkemece davalının resmi belge ve şekil şartlarına uyarak ödeme yaptığını ileri sürdükten sonra davacının inkar edilen adi yazılı belge ile bunun aksini ispatlayamayacağı, adi belgenin noter devrinden önce olduğu, sonraki tarihli noter devri ile 11.10.2004 tarihli sözleşmenin son bulduğu, davalının yemini eda ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6762 Sayılı TTK'nın 520/4. maddesinde limited şirket hise devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği düzenlenmiş ise de, taraflar devir vaadi niteliğinde ön sözleşme yaptıktan sonra buna dayalı olarak TTK'nın 520/4. maddesine uygun bir şekilde hisse devrini gerçekleştirebilirler. Hisse devir vaadine ilişkin ön sözleşme taraflarca benimsenip usulüne uygun hisse devri yapıldıktan sonra bu sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi TMK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil eder..." şeklinde karar verilmiştir. Somut dosya yönünden de taraflar arasında inkar edilmeyen, her iki tarafın da kabul ettiği 10/06/2009 tarihli ... ... Limited Şirketi'ne İlişkin Hisse Devir Ve Temlik (Alım Ve Satım) Sözleşmesinin geçersiz olduğunda bahsedilemeyecektir. Nitekim bu sözleşmede belirlenen hükümler doğrultusunda taraflar arasında hisse devirleri de gerçekleşmiştir. Ek sözleşmede, "üretilen elektrik'in kwh başına 0,003 USD tutarında" bir bedelin belirlenmiş olması da nazara alındığında, ek sözleşmenin aslında lisans süresi boyunca bedelin belirlenmesine yönelik olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu husus ek sözleşmenin ikinci maddesinde açıkça belirtilmiş ve lisans süresi ile sınırlandırılmıştır. Kaldı ki, davalı ortaklar kurulunun almış olduğu kararda da "danışmanlık", "danışmanlık ücreti" ifadeleri kullanılmamıştır. Ancak tek başına lisans devri yasak olduğu için, şirketin külliyen devri ile lisans süresi boyunca ödenecek bedelin taraflar arasında muvazaalı olarak "danışmanlık sözleşmesi" adı altında belirledikleri davacı tarafça ıslah dilekçesinde de ileri sürülmüştür. İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18.) maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddenin birinci fıkrasında; "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Muvazaalı işlem olarak da belirtilen bu durum, mutlak muvazaa ve nispi muvazaa olarak ikiye ayrılmaktadır. Mutlak muvazaada, taraflar gerçekte o işlemi yapmak istemedikleri halde, üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla görünürde bir işlem yapılması söz konusudur. Nispi muvazaada ise, iki işlem söz konusu olup, birisi tarafların gerçek iradelerini yansıtan işlem, diğeri ise üçüncü kişilere karşı yapılan işlemdir. Tarafların gerçek iradeleri görünürdeki işlem ile gizlenmektedir. TBK'nın 19. maddesi gereğince, tarafların gerçek iradelerinin ispatlanması halinde, gerçek ve ortak iradeleri esas alınacaktır. Muvazaaya dayanan davada muvazaa iddiası, bu işlemin taraflarınca ileri sürülmüşse TMK'nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafça bedelde ve sözleşmenin niteliğinde muvazaa iddiasına dayanıldığı anlaşılmakla, bu iddianın 6100 sayılı HMK 200 (1086 sayılı HUMK 288) uyarınca ancak yazılı delille ispatı mümkündür. Az yukarıda izah edildiği üzere, ...'in dava dışı bir kıısım kurum ve şirketler nezdinde davalı tarafı temsil etmiş olması ve e-posta yazışmaları ile bir kısım tutanaklar ve tanık beyanlarında da sürecin büyük ölçüde ... ile yürütülmüş olması nazara alındığında, ... tarafından yapılan tüm yazışmalar ve teklifler de yazılı delil başlangıcı kabul edilmiştir. Bu durumda, davalı tarafın kök ve ek sözleşmelerle kararlaştırılan bedelin davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 10/06/2009 tarihli ek sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, bu ek sözleşmeye göre "Şirketin ... lisansına sahip olduğu ...'in tamamlanıp üretime geçmesinden itibaren başlayarak ve lisans müddetince devam etmek üzere her yıl tesisten üretilen elektriğin kw başına 0.003 USD tutarında bir bedelin satıcıların her yılın başında şirket ile şirkete danışmanlık yapmak üzere satıcıların belirleyeceği ana sözleşmesi uygun bir firmalar arasında imzalanacak danışmanlık sözleşmesine istinaden satıcıların danışman şirketi tarafından şirket adına düzenlenecek fatura karşılığı takip eden yılın ocak ayı sonuna kadar satıcılara şirket tarafından ödettirilmesini taahhüt etmektedirler. , Tarafların ticari defter ve kayıtlarında ve tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiler tarafından sunulan raporlarda, sözleşmeye göre şu hesaplama yapılmıştır: Bilirkişiler tarafından dosya kapsamına, oluşa ve hukuka uygun yapılan bu hesaplama, istinaf mahkemesi tarafından da kaldırma sebebi yapılmadığından, taraflar açısından usuli kazanılmış hak meydana gelmiştir. O halde dava konusu 2013 yılı için davacıların davalılardan talep edebileceği alacak miktarı 153.673.20 USD olduğundan ve bu talep asıl ve birleşen davadaki talepler toplamından fazla olduğundan, taleple bağlılık ilkesi gereği asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre; 1-Asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kabulüne, -Asıl davada 306.000,00 TL'nin 01/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, -Birleşen davada 71.346,52 USD'nin 01/01/2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı faiz kanunun 4/a maddesine göre işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 2-Asıl Davada; a-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 20.902,86-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 5.236,35-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 15.666,51-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, b-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 47.900,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, c-Davacılar tarafından yapılan; 27,70-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.208,65-TL Islah Harcı, 3.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.692,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.428,35TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, d-Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Birleşen Davada; a-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 18.114,98-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 4.528,75-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 13.586,23-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, b-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 41.778,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, c-Davacılar tarafından yapılan; 4.528,75-TL Peşin harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/881, K. 2024/633, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-881-e-2024-633-k-1f3d6b95e14e