İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/312 E. 2025/33 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/312
- Karar No
- 2025/33
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/312 Esas KARAR NO:2025/33 DAVA:İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ:09/05/2022 KARAR TARİHİ:16/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davacının maddi olarak bir dönem sıkışıklık yaşadığını, aynı tür faaliyet gösteren kurum yetkilisi arkadaşının tavsiyesi ile davalıdan dönem dönem 364.000,00 TL borç para aldığını, karşılığında senet vermiş olduğunu, davalıya bu tarihe kadar 491.748,00 TL ödeme yapmış fakat davalı tarafından kendisine senetleri geri verilmediği gibi kendisine davalı tarafından 400.000,00 TL borcu kaldığı söylenmekte olduğunu, davacının yine bu dönemde borcuna karşılık davalıya teminat olarak devretmiş olduğunu şirketinin %60 hissesinin halen daha davalı üzerinde durmakta ve davalı tarafından davacıya geri verilmeyen senetlerin icra takibine konu edildiğini, 30 Nisan 2019 düzenleme tarihli birinci senet ile devam eden aylarda sonuncusu 31/10/2020 düzenleme tarihli 24.000,00 bedelli toplam 19 adet senedin davalının elinde olduğunu, 30/05/2019 düzenleme tarihli iki senet ile ilgili .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... esası ile icra takibinin yapıldığını, davacıya haciz baskısı yapılmakta olduğunu, şirket müdürlüğünün kendilerine verilmesi ve şirket gelir giderlerinin kendilerinin bilgilendirilmesi talebi ile baskı altında tutularak davacıya zorla para ödettirilmeye çalışıldığını, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, toplam 17 adet senet için davalı ve 3. Kişiler açısından teminatlı ya da teminatsız ödeme yasağı konularak ilgili bankalara ödenmemesi için müzekkere yazılmasına, 17 adet senet için davalı ve 3. Kişiler açısından icra takibine konu edilememezlik kararı verilmesini, diğer geri kalan .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... esası ile yapılan icra takiplerinin davacının içinde bulunduğu zor durum dikkate alınarak adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmektedir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davada davacının 30 Nisan 2019 düzenleme tarihli birinci senet ile devam eden aylarda sonuncusu 31/10/2020 düzenleme tarihli her biri 24.000,00 TL bedelli toplam 19 adet senette borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğini, bu taleplerin bir değere bağlı olup 492 sayılı harçlar kanununun 15. Maddesi gereğince nispi harca tabi olduğunu, nispi harca tabi olan davalarda dava dilekçesinde değeri gösterilerek 1 sayılı tarifede yazılı değerlere göre peşin harcın yatırılmasının zorunlu olduğunu, davanın açılırken arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığını, davacının ödediğini iddia ettiği senetleri ödemediğini, davacının iyi niyetli olmadığını, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esaslı icra dosyasına yaptığı ödeme itirazının mahkeme tarafından reddedildiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmektedir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun olarak tebligatlar yapılmış olup, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının UYAP suretinin ve evrak aslının dosya arasına alındığı, dava konusu senet fotokopileri, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nden gelen ... esas sayılı dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen sicil kayıtlarının dosya arasına alındığına, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelen ... soruşturma sayılı, ...soruşturma sayılı ve... soruşturma sayılı dosyalarının UYAP suretinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, menfi tespit ve istirdat davasıdır. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle, menfi tespite ve ispat külfetine ilişkin yasal düzenlemeler ile kavramların açıklanmasında yarar vardır. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (mesela borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 09.12.2021 Tarih ve 2017/(19)11-831 Esas-2021/1622 Karar sayılı kararı). HMK’nın 201. maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmü düzenlenmiştir. Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur (HMK m. 200). Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Ancak, HMK’nın 203. maddesinde hangi hâllerde tanık dinlenebileceği açıklanmış olup; "a)Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b)İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c)Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkansızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hallerde yapılan işlemler. ç)Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d)Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e)Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hali." şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesinde 19 adet senede ilişkin menfi tespit ve istirdat davası açıldığı, iş bu senetlere ilişkin yalnızca iki adet senede dair bilgi verildiği, yargılama aşamasında davacı tarafından verilen beyan dilekçesinde bu defa 14 adet senetten bahsedildiği, davacının yargılamanın başından sonuna kadar senetlere dair açıklayıcı beyanda bulunmadığı, dava dilekçesinde senetler üzerinde tahrifat yapıldığına dair herhangi bir iddiası olmadığı, halde 14/02/2024 tarihli dilekçede bu defa senetler üzerinde düzenleme yeri ve düzenleme tarihleri olmadan imzalatıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davacının talebi üzerine ... Bankasına birden fazla müzekkere yazıldığı, gelen yazı cevaplarında davacının hesabından davalının hesabına çok sayıda para transferi yapıldığı görülmüş, hatta bir kısmında "senet ödemesi" şeklinde açıklama yazılmışsa da bu ödemelerin hangi senede ilişkin olduğunun belirtilmediği, yine senede karşı tanıkla ispat yasağı gereği davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 7.171,94-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 72.400,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmedığına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır