İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/110 E. 2024/896 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/110
- Karar No
- 2024/896
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/110 Esas KARAR NO :2024/896 DAVA:Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) DAVA TARİHİ:14/02/2023 KARAR TARİHİ:19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı şirketin davacı tarafı dolandıran bir grubun başında bulunan Irak uyruklu ... tarafından kurulan bir şirket olduğunu, ... ile davacı arasında hali hazırda devam etmekte olan.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı tapu iptal ve tescil davası ve yine ...'in başını çektiği bir grup kişi aleyhine dolandırıcılık suçu nedeniyle açılmış olan .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyaları ile yargılanmasının devam etmekte bulunan dosyalarının olduğunu, dava konusu davacının dolandırılarak elinden alınan altın ve altın ürünlerinin bedelinin tahsili amaçlı olduğunu, davalı şirketin sahibi ve yöneticisi bulunan ...'in davacı ile ticari ilişki kurarak kendisini zengin bir tüccar olarak tanıttığını, davacının Kapalıçarşı'da bulunan İstanbul ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... sokak, 5 pafta, 2743 ada, 12 ve 13 parselde kain 2 adet dükkanını kendi şirketi olan ... İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'ne 01/01/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iki seneliğine kiraladığını, ... kısa bir süre sonra ise davacının bu taşınmazlarını 1.500,00 USD bedelle satın almak istediğini beyan ettiğini, tarafların satış bedeli ve taşınmazın satışı hususunda anlaştıklarını, davalı şirketin sahibi ve yöneticisi olan ...'in yönlendirmesi ile davacının işlerinin yoğunluğu ve davalının yarattığı güven nedeniyle davalı ... ...'ın gösterdiği kendi avukatı olan Av. ...'a taşınmaz alım satımı için vekaletname verdiğini, sonrasında taşınmaz bedelinin davacıya ödenmeksizin vekaleten satışın gerçekleştiğini, ve hemen ertesi gün ...'in kendi kardeşine muvazaalı bir devir daha gerçekleştirildiğini, ve davacının dolandırıldığını, tüm bu dolandırıcılık faaliyeti ile eş zamanlı olarak davacıdan ... tarafından şirketi üzerine altın alımı gerçekleştiğini, davacıda güven yaratmak suretiyle altınların bedelinin ödenmediğini, . davacının gündelik ticari işleyişinde satışını yapmadığı bir kısım ürünleri yurt dışına ihraç edeceğini belirterek istisnai olarak temin etmesi talep edildiğini, altın alımı yaptığı tedarikçilerinden ... ... İthalat İhracat San ve Tic. Ltd. Şti.'den talep edilen ürünlerin temin edildiğini, sevk tarihleri davalıya yapılan sevk tarihleriyle de örtüştüğünü, davalıya özel tedarik edilen ürünler davalıya teslim edilerek envanterden fiziki olarak çıkartıldığını, hali hazırda davalı şirketin davacıya olan borçlarının dökümünün 4264,11 gram 22 ayar bilezik için ödenen 406.359,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 3324,83 gram 22 ayar bilezik bedeli, 44 adet pırlantalı mücevherin değeri olduğunu, fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydı ile 02.03.2021 ve 27.03.2021 tarihlerinde teslim edilen ürünler için açılacak dava haklarının saklı tutmakla birlikte işbu davamızda şimdilik 10.03.2021 tarihli sevk irsaliyesine konu ürünler için dava açtıklarını, davanın kabulü ile davalı şirketten şimdilik 500.000-TL'nin ihtarname tarihi olan 22/04/2021'den itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmektedir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun olarak tebligatlar yapılmış olup, faturalar kamera görüntüleri, yargıtay ilamları, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığını, İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama uzmanı, Kuyumcu ve Görüntü çözümleme alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 25/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacının dava konusu yaptığı 10.03.2021 tarih, ... seri numaralı sevk İrsaliyesi içeriğinin 22 ayar 1.722,87 gr altın olarak davalı ... İç ve Dış Ticaret Ltd.Şti. adına kesildiği ve davacının bu sevk irsaliyesini 35 numaralı yevmiye maddesine 1.722,87 gram 22 ayar, 254.106,10 TL olarak kayıt ettiği, konsinye mal teslim sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında imza olmadığı, Davacının dava konusu etmediği 02.03.2021 tarh, ... seri numaralı sevk irsaliyesinde 1252,66 gr 22 ayar altın TL karşılığının 184.754,82 TL olarak yevmiye defterine işlendiği, Davacının dava konusu etmediği 27.03.2021 tarh, ... seri numaralı sevk irsaliyesinde 1288,63 gr 22 ayar işlenmiş bilezik TL karşılığının 190.060,04 TL olarak yevmiye defterine işlendiği, Davacının delil olarak sunmuş olduğu sevk irsaliyesinin de malın teslim alınmış olduğunun anlaşılamadığı zira sevk irsaliyesinin de malı teslim alanın imzasını mevcut olmadığı, davacının öncelikle taraflar arasındaki satım sözleşmesine uygun olarak malı satım sözleşmesinin alıcı tarafında yer alan kişi veya onun yetkilendirmiş olduğu bir kimseye teslim etmiş olduğunu ispat etmesi gerekeceği, somut olayın incelenmesinden, davacı tarafından, davalıya 3 adet konsinye sevk irsaliyesi kesilmiş olmakla birlikte, Kesilen sevk irsaliyeleri üzerinde konsinye malların davalı tarafından teslim alındığına dair irsaliye üzerinde imzaya rastlanmamış olduğu, Dosyada mevcut kamera kayıtlarının ve görüntülerinin HMK m.199 bakımından “belge” olarak değerlendirilebileceği, bu tür görüntülerin -somut olayda bu görüntülerin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olduğu da dikkate alınarak senetle ispatı gereken davalarda takdiri delillere müracaat imkanı vermekte olduğu, buradan hareketle kamera kaydı içinde yer alan görüntülerin takdirinin tamamen sayın mahkemeye ait olduğu, sayın mahkemece kamera kayıtları görüntülerinden davaya konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmiş olduğu kanaatine varılması halinde davanın kabulü cihetine gidilebileceği, aksi halde davanın reddine hüküm kurulabileceği kanaatine varılmıştır. Tanık ... Beyanında; " Ben ... Kuyumculuk iş yerinde 20 yıldan beri çalışırım. ... abiyi patronum ... aracılığıyla tanıdım. ... abinin dükkanı Kapalıçarşı'nın içindedir. Bizim dükkanımız ise Kapalıçarşı'nın dışındadır. 2021 yılında hatırladığımız kadarıyla mart ayında ... abi bizim dükkana geldi. Bilezikler için ham altınları ... abi bizim patrona teslim etti. Bilezik yapmamızı istedi, üç parti olarak teslim ettik. Irak'lı bir kiracısı olduğunu siparişleri ona vereceğini söyledi. Biz de 3 parti bileziği yapıp kendisine teslim ettik. Mart ayı içerisinde teslim ettik. Teslim ettiğimize dair ... Kuyumculuk'ta fatura vardır. Faturayı ... abi adına kesmiştik. ... abi daha önce böyle bir taleple bizim dükkana gelmemiştir. İlk defa o tarihte geldi. Yaklaşık ne kadar miktarda altın teslim ettiğimi hatırlamıyorum. Bana sormuş olduğunuz ... isimli şahsı tanımıyorum. Tanığa dosya içerisinde yer alan kamera kayıtlarında bulunan fotoğraf gösterildi. Fotoğrafta yer alan kişilerin kim ya da kimler olduğunu bilip bilmediği soruldu: Tanık cevaben : Bana göstermiş olduğunu fotoğrafta camekanın arkasında bulunan saçı olmayan kişi ... abidir. Yine camekanın diğer tarafında bulunan bana göre sağ tarafta yer alan o kişi benim. Fakat daha önce de söylediğim gibi ... isimli şahsı tanımıyorum. Ben o tarihte yalnızca mal teslim etmeye geldim. O tarihte tam olarak ne kadar teslim ettiğimi de hatırlamıyorum." dedi. Tanık ... beyanında; " Ben Kapalıçarşı'da 76 yılından 2018 yılına kadar kuyumculuk yaptım. ... beyi de Kapalıçarşı'dan tanırım. 2020 yılında ... beyin yanında çalışmaya başladım. Yanında getir götür işi yapıyordum. ... bey aracılığıyla tanıştığım Irak'lı olduğunu düşündüğüm ... ile tanıştım. Hatta ... beye ait ... sokakta bulunan dükkanı bu şahıs kiralamak istedi yine ...'daki ofisi de bu şahıs kiraladı. Oğlum ...'ndaki dükkanda ... isimli şahsın yanında eleman olarak işe başladı. 2021 yılının ilk aylarında ... isimli şahıs kuyumculuk işine başlayacağını Irak'ta bu işe talepler olduğunu söyledi. Hatta kolyeler , bilezikler, zincirler, çeyrekler yaptırdı. Hatta yaptırılan bu altınları ben kendim birkaç kere ... beyin ... sokakta bulunan dükkanına götürüp teslim ettim. Bana göstermiş olduğunuz görüntülerde yer alan saçı olmayan kişi ... beydir. Yine karşı tarafta bulunan kişi ise ... isimli şahıstır. Bu görüntüler çekildiği tarihte bende iş yerinde bulunuyordum. Kamera kaydının çekildiği gün rulo halinde beyaz kağıda sarılmış bilezikler teslim edildi. ... bey ... isimli şahsa teslim etti. ... buna karşılık ... beye herhangi bir bedel ödemedi. Yine benim birkaç kez ... sokakta teslim ettiğim altınlara karşılık ... beyin herhangi bir para almadığını biliyorum. Aralarında bir baba oğul ilişkisi vardı. ... bey, ... ile çok samimi olmuştu. Ben ...'ın dükkanına birden çok kez gitmişimdir. Sırf altın teslim etmek için 3 4 kez gittim. Aynı çarşı içerisinde iki dükkan arasındaki mesafe 15 metreden dahi azdı. Ben altınları teslim aldığımda herhangi bir belge almıyordum yine teslim ettiğimde de herhangi bir belge almışlığım yoktur. ... bey ödemeyi yapacağını söylüyordu. Irak'tan tırları geldiğini alacağı olduğunu söylüyordu ama ben herhangi bir ödeme yapıldığına şahit olmadım, dedi. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; ticari satımdan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için TMK.’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalıya teslim edildiği belirtilen altınların şimdilik 500.000,00-TL'sinin iadesi iddiası miktar itibariyle yazılı delille kanıtlanmalıdır. Ancak HMK’nın 199. maddesinde; "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." hükmü, aynı kanunun 202. maddesinde de; "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır.Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. Bu açıklamalar uyarınca somut olayda, davacı iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamamış ise de; HMK’nın 199. maddesi gereğince taraflar arasında dava konusu altınların teslimine ilişkin olduğu belirtilen ve bizzat davacının iş yerinde kayıt altına alınan ve buna göre hukuka aykırı nitelikte bulunmayan görüntü kaydı verilerinin madde kapsamında belge niteliğinde olduğundan, HMK'nun 202. maddesi gereğince tanık dinlenebileceği ve HMK' nın 203. maddesi uyarınca tanıkla hukuki ilişkinin ispat edilebileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; mahkememizce davacının bildirdiği tanıklar ... ve ...'nın alınan yeminli beyanlarında davacının iddiasını ispat edemediği, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşılmakla yeminde ısrarcı olup olmadığı, halen davalının yemin etmesi talebinde bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunmak ve yeminde ısrarcı ise yemin metnini hazırlamak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği, süresi içerisinde yemin metninin hazırlamadığı ve davacı vekilinin yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiğine dair beyanları göz önüne alındığında davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 8.111,15-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisine vekil tayin ettirmediğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmedığına, 6- 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır