İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1133 E. 2025/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/1133
Karar No
2025/43
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2018/1133 Esas KARAR NO:2025/43 DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/12/2018 KARAR TARİHİ:15/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesinde yer alan "...-... Yolu Km:10+700-17+642,23g/ 18+368,08i-21+55 Ve ... Arası Kk550-05 Km :31+000-43+000Arası (Üstyapı İyileştirme) Kesimlerinin Yapım İşi" için Karayolları Genel Müdürlüğü’nün açtığı ihaleyi dava dışı ... ... ... Ortaklığı kazanarak, taraflar arasında bu işin yapımını konu alan sözleşme imzalanmış, akabinde de 27/10/2017 tarihinde bu işin ”T-2 Tünelinin Çıkış Tarafının (... Yönü) Yapım işi” için ... ... ... Ortaklığı ile davalı ...Ş. Arasında yapılan yüklenici sözleşmesi ile iş davalı ...’a verilmiş olduğunu yine aynı işin yapımı için, davalı ... AŞ. ile davacı ...Ş. arasında 05.01.2018 tarihinde 131,750,000,00TL bedelli, Taşeron Sözleşmesi imzalanarak işin ... Yapı İnşaat tarafından yapılacağı hususunda anlaşmaya varılmış olduğunu Yapılan sözleşmeye göre işin teslim süresi, portal işleri hariç 24 ay olduğunu, imzalanan Taşeron Sözleşmesine dayalı 09/01/2018 tarihinde yer teslimi yapılmış, çalışan teknik ve idari personelin kalacakları yapılar inşa edilmiş akabinde de tünel inşaatına, dolgu ve kazı çalışmalarına başlanmış olup yer tesliminden çok kısa bir süre, bir hafta on gün sonra, davalı şirket davacı çeşitli bahanelerle kusur bulma çabalarına girmiş ve 18 Ocak 2018’de önce bir e-posta ile peşine de 22 Ocak 2018 tarihli .... Noterliği ... yevmiye nolu ihtarnameyi göndererek, “yetersiz makine parkı nedeniyle işlerin çok yavaş gittiğini….” bahane ederek , “ iş programında gecikmelere meydan vermemek için makine, ekip ve ekipmanın 7 günü geçmemek kaydıyla hazır edilmesini aksi tadirde ana sözleşmenin 11.1 ve 13. Maddesi gereğince “sözleşmenin feshi dahil) gerekli yaptırımların uygulanacağı” yönünde bir ihtarname ile kendine haklı fesih sebepleri yaratmaya çalışmış ve yine aynı noterliğin 26 Şubat 2018 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle müvekkil ile aralarında mevcut Taşeron Sözleşmesini feshettiğini bildirmiş olduğunu Fesih İhbarnamesine karşı davacı tarafından .... Noterliği ... yevmiye nolu ve 12 Mart 2018 tarihli İhtarname ile “Söz konusu 05.01.2018 tarihli Taşeron sözleşmesinin 7. Maddesi İş Süresini düzenlemekte olduğunu buna göre yer tesliminden 5 gün sonra işe başlanacak ve portal kazı ve desteklemesi hariç 24 ay içerisinde iş tamamlanacağını Biz sözleşmede belirtilen süreler içerisinde sözleşmeden doğan yükümlülüklerimizi yerine getirdiklerini ve size sözleşmede öngörülen süreden önce işin bitireceğimizi de karşılıklı görüşmelerimizde ve mail ile defaatle belirttiklerini ancak firmanızın yüklenici sözleşmesi yaptığı üstyüklenici ... ... ... Ortaklığı tarafından, ( aranızda tamamen bizim dışımızda mevcut sebeplerle) bu işi bırakmanızın istendiği ve sizin de bu işten çekildiğiniz anlaşılmakta olduğunu Fakat, aramızdaki sözleşmenin yapılmasından sadece 17 gün sonra gerçeğe aykırı olarak yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle tarafımıza ihtarname gönderilmesi, akabinde de ikinci bir ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin belirtilmesi duruma hukuki kılıf uydurulmaya çalışıldığını göstermekte olduğunu . Bu nedenle gönderilen ihtarnameler ve fesih bildirimi haksız ve hukuka aykırıdır. “ denilerek zararlarının tazmini talep edilmiş olduğunu 6100 Sayılı HMK'nın 107/1. maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi halinde belirsiz alacak davası açılabileceğinin düzenlendiğini, davalı tarafından sanki bizim talebimiz yaptığımız masrafların ödenmesiymiş gibi yapılan masrafların belli olduğu gerekçesiyle belirsiz alacak davası açılamayacağı iddia edilmiş olup Halbuki huzurdaki davada ile taraflar arasında imzalanan Taşeron Sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespiti ila haksız fesih sonucu davacının uğradığı müspet zarar ve kar yoksunluğunun davalıdan tahsili talep edilmiş olup Sözleşme ifa edilseydi elde edeceği karı kapsayan, mahrum kalınan kar ile müspet zararın tespiti bilirkişi incelemesi ve yargılamayı gerektirmekte olup, bu hacimdeki bir iş için bizim bu aşamada alacak miktarını tam ve kesin olarak belirlememiz mümkün olmadığını dolayısıyla belirsiz alacak davası açmada hukuki yararlarının bulunduğunun izahtan vareste olduğunu, davalı tarafça davacı şirketin gerekli ekipmana sahip olduğunu sözleşme öncesinde beyan ettiğini ancak daha sonra bir çok yeni ekipman satın alarak maliyeti arttırdığını iddia etmişse de; davacı şirketin iddia edildiği gibi bir beyanı kesinlikle söz konusu olmadığını Zira dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davalı şirketle yazılı anlaşma yapılmadan önce karşılıklı sözlü mutabakata varıldığından, davacı davalı ile sözleşme yapılacağına güvenerek, Aralık 2017 den itibaren iş makinesi kiralama ve satın alma işlemlerine başlamış olduğunu davacı sözleşme konusu tüneli inşa etmek için gerekli ekipmanları, iş makinelerinin bir kısmını satın almış, bir kısmını ise kiralama yöntemi ile temin etmiş ve inşaat alanında makine parkı kurmuş olduğunu tüm bu süreç davalı şirketin bilgisi dahilinde olup Nitekim davalı yanın cevap dilekçesinde bu hususa dair beyanları durumun bilgileri dahilinde olduğunun kanıtı olduğunu bu noktada sormak gerekir ki, davalı taraf henüz sözleşme kurulmadan kiralama ve satın almaların yapıldığını bildiği halde, neden 05.01.2018 tarihinde taşeron sözleşmesini imzalamıştır? Ya da bu hususta davacı şirkete yönelik herhangi bir ihtarı var mıdır? Ayrıca bu hususta bir memnuniyetsizlik söz konusu ise, neden fesih ihtarına konu edilmemiştir? Yapılan harcamaların fahiş miktarlarda olduğunun kesinlikle kabulü anlamına gelmemekle birlikte, davalının bu savunmasının da sorumluluktan kurtulmak adına ileri sürülmüş mesnetsiz bir beyan olduğu aşikar olduğunu, davacı şirketçe sözleşme kurulduğundan ve yer teslimi yapıldığından hızlıca çalışmalara başlanmış ve gerekli alt yapı ve sair işlemleri gerçekleştirilmiş olup davacı sözleşmede belirtilen süreler içerisinde sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereğince yerine getirmiş ve sözleşmede öngörülen süreden önce işin bitirileceğini de karşılıklı görüşmeler ve mail ile defaatle belirtmiş olduğunu, davalı yanın haksız feshi karşısında davacı şirketçe haksız fesih tarihine kadar geçen sürede yapılan işlemlerin tespiti önem arz ettiğinden ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 16/04/2018 tarih ve ... D.İş sayılı dosyası kapsamında delil tespiti yapılması talep edilmiş olup Mahkemece talebin kabulü ile, davacı şirket tarafından iş başlangıcından itibaren şantiye alanından ayrılmadan öncesine kadar yapılan işlemlerin tespit edilmesinde hukuki yararı bulunduğundan delil tespiti yapılmış olduğunu, dolayısıyla davalı tarafından inceleme anında mahalde bulunmadıkları yönündeki itirazlarının hukuki mesnedi bulunmamakta olup Haksız fesih karşısından zarara uğrayan davacı şirketin, sözleşmenin fesih gerekçesinin geçersiz olduğunu ispatı açısından her türlü yasal delili temin etme hakkı bulunduğu tartışmasız olduğunu . Bu minvalde HMK 400 ile 406. Maddeleri arasında düzenlenen “delil tespiti”ni talep etme hakkını kullanmasının son derece olağan olup, zira davalı yanın savunmalarının aksine, davacı şirket, sözleşme konusu inşaat alanını sözleşmeye uygun bir şekilde vaktinde teslim almış, işçilerin, idari personelin yaşam alanlarını inşa için gerekli çalışmaları kısa sürede tamamlamış, gerekli araç, iş makinesi, teçhizatları şantiye alanına götürmüş, tünel inşaatının sağlıklı bir şekilde yapılması için inşaat alanındaki dere ıslah, kazı, betonlama çalışmalarına ve tünel kazı çalışmalarına başlamış olduğunu Sözleşmenin imzalanmasının hemen ardından 2 hafta gibi kısa bir süre zarfında bahsedilen işler yapılmış olup ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tespiti ve şantiye alanının fotoğrafları bu hususları belgelemekte olduğunu, davalı tarafından atıf yapılan ve uğruna ödeme yapıldığı iddia edilen taşeronluk sözleşmesinin 15/4. maddesinde; elektrik işlemlerinin Taşeron tarafından yapılacağı ve hakedişinden kesileceği belirtilmiş olduğunu Ancak bu kesintinin bir ön ödeme ile yapılacağına dair herhangi bir hüküm de bulunmamakta olduğunu bununla birlikte, ödeme yapılırken açıklama olarak sözleşme hükmünden hiçbir şekilde bahsedilmemiş olup Davalının soyut iddiasını destekleyecek hiçbir delil de dosyaya sunulmamış olduğunu, aksine, davacı sözleşmenin kurulmasından hemen sonra çetin kış koşullarına rağmen azami bir gayretle edimini ifaya devam ettiği için Davalı ...Ş, davacıya 02/02/2018 tarihinde, 150,000,00TL istihkak ödemesi yapmış olduğunu, bu ödemeden 10 gün önce davacıya sözleşmenin feshedileceğine dair ihtarname gönderen davalının ödemeyi iddia ettiği gerekçe ile yaptığını basiretli bir tacir olarak banka ödeme dekontu açıklaması veyahut davacı şirkete yazılı olarak bildirmesi ve delileri ile ispatlaması gerektiğini, ancak huzurdaki dava ile karşı karşıya kaldığında bu yönde bir savunma yapmış olması kabul edilemez olup dava dilekçesini tekrarla; davalının söz konusu ödemesi, davacının sözleşmeye uygun olarak edimini ifa ettiğinin ve davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin örtülü bir ikrarı ve açık bir kanıtı olduğunu davacı iddia edildiği gibi kusurlu olsaydı herhalde davalı tarafından kendisine istihkak ödemesi yapılmaz olduğunu, davacı şirketin, davalının iddia ettiğinin aksine, işi savsaklamadığı gibi, özen yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirmiş, programın önüne geçmiş ve hatta sözleşmede belirtilen teslim süresinden önce işi teslim edeceğini davalı şirkete defaatle bildirmiş olduğunu, davalının, davacının işe başlamadığını iddia etmekte ise de, davalının ilk ihtarnameden sonra ödediği istihkak ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin tespiti, şantiyeye ait fotoğraflar, İş aracı-makinesi ve teçhizatlara ilişkin ruhsatlar, faturalar ve tanıklar, işe zamanında, hiçbir gecikme olmadan başlandığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, kaldı ki davalı şirket üst yüklenici Kolin- ... ile ana sözleşmeyi 27/10/2017 tarihinde imzalamış ve işbu taşeron sözleşmesinin imzalandığı 05/01/2018 tarihine kadar 70 gün boyunca sözleşme konusu hiçbir işe başlamamışken, davacıya yer tesliminden sadece 13 gün sonra işler devam ederken, “işlerin çok yavaş gittiğinden bahisle” fesih ihtarı yapması davalının kötüniyetle haksız feshi için hukuki kılıf oluşturmaya çalıştığını göstermekte olduğunu, davacı şirketin, ...’ın çetin kış koşullarına, Ocak, Şubat aylarının hava muhalefetine rağmen büyük bir hızla ve azami gayretle edimini ifaya devam ederken, ... İnşaat, fesih ihbarından tam 18 gün önce, üst yüklenici ... ile anlaşarak işten çekildiklerini davacı şirkete 8 Şubat 2018 tarihli e-posta ile “ Patron ... işi bırakmamızı istemiş….” “Çekiliyoruz ordan…merkeze gelirsen konuşuruz….” diyerek bildirmiş olduğunu E-posta yazışmalarından dosyaya ibraz edilmiş olup Bu şekilde ... Ortaklığı ile davalı ... karşılıklı olarak anlaşmış, akabinde de ... İnşaat dava konusu işten çekilmiş olduğunu ancak, ... İnşaat, müvekilin, zararlarını tazmin talebinin önüne geçmek için, haksız feshine hukuki gerekçe oluşturmak amacıyla, davacıya e-posta ve 2 adet ihtarname göndermiş olduğunu Madem 8 Şubatta işten çekildiği belli idi ... neden, davacı şirket ile olan sözleşmesini fesih için 18 gün daha beklemiştir? Anlaşılan odur ki aslında ... ile ... çok daha önce işi bırakma, ...’yı başka işe kaydırma, bu işi de başkasına verme konusunda anlaşmış olduklarını, ... da davacı ile imzaladığı Taşeron sözleşmesini feshetmek, haksız fesih yaptırımlarından kurtulmak için bahaneler bularak hukuki kılıf hazırlamaya çalışmış olduğunu, dava dilekçesinde de ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; davalı yanca feshe gerekçe yapılan ... / ... Yüklenici Sözleşmesinin 11. maddesi, işyerinin tesliminin 5 gün içerinde gerçekleşmesini düzenlediği, davacı ise sözleşmenin kurulmasından 4 gün sonra 09/01/2018 tarihinde işyerini teslim aldığı, bu itibarla davacının sözleşmenin 11. Maddesine uygun davrandığı açık olmakla, davalının 11. Maddeye aykırılık iddiası gerçeği yansıtmamakta olduğunu, Feshe dayanak yapılan mezkur sözleşmenin 13. Maddesi ise ‘İş Programını’ düzenlemektedir. Bu maddeye göre: Yüklenici iş süresi ve programına uygun şekilde çalışacak, yeterli ekipman ve makinelerini hazır edecek, iş programını tehlikeye atacak aksaklıklar (mücbir sebep hariç )iş sahibinin bildiriminden itibaren on gün içerisinde giderilecek, iş programına uygun duruma getirilecektir. Davalı, 13. Maddeye aykırılığa sebep olarak; şantiye şefinin atanmamasını, yer teslimi alan işveren vekilinin şantiyede bulunmamasını, makine parkı ve ekipmanların yetersizliğinden dolayı iş takviminin uzadığını, bu eksikliklerin 7 gün içerisinde giderilmesini talep etmiş olup, her şeyden önce davalı iş yerini 09.01.2018 de teslim almış, olumsuz hava koşulları ve yoğun yağmura rağmen azami süratle işe başlamış, gerekli araç, iş makinesi, teçhizatları şantiye alanına götürmüş, tünel inşaatının sağlıklı bir şekilde yapılması için inşaat alanındaki dere ıslah, kazı, betonlama çalışmalarına ve tünel kazı çalışmalarına başlamış, çalışan teknik ve idari personelin kalacakları yapılar inşa edilmiş, yapılan işler ... Sulh hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı tespiti ile hazırlanan bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla belirtilmiş olduğunu, bu işlerin yapıldığına ilişkin ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tespiti ve şantiye alanının fotoğrafları dosyaya mübrez olduğunu, toplam iş süresi düşünüldüğünde henüz 2 yıllık süre bile başlamamışken(sözleşme süresi portal işleri hariç 24 aydır ), ilk 13 günde ... Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edilen işler yapılmışken iş programının aksadığına dair ihtarname göndermek, olağan iş hayatı, Ticaret hayatı, inşaat sektörü uygulamalarına, yasaya ve sözleşmeye aykırıdır, açık bir kötüniyet göstergesi olduğunu Taraflarınca Mücbir sebebe dayanmaya gerek olmamasına, davacının iş programına uygun davranmasına rağmen, bir an için mücbir sebebin varlığı aranacak olsa bile, davalının kendisi yoğun hava muhalefetini ihtarnamesinde mücbir sebep olarak da kabul etmiş olduğunu, bu durum bile davalının fesih sebeplerinin haksızlığını açıkça ortaya koyduğunu, davalı tarafın kendi iradesiyle, ... Adi Ortaklığıyla anlaşarak, işten çekilmiş, davacının tazminat haklarını ortadan kaldırmak için hukuki sebepler oluşturmaya çalışmış olduğunu Davalının keşide ettiği her iki ihtarnamede belirttiği sebeplerin hiç birisi, ihtarnamelerin tarihleri, 22 Ocak- 26 Şubat tarihleri olduğu da dikkate alındığında (iş yeri tesliminden sadece 13 gün sonra ) ve henüz başlamamış olan 24 aylık iş süresi ve ortada henüz davalı tarafından oluşturulmuş bir iş takvimi de söz konusu olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, iş programının aksadığına ilişkin davalının iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki Yüklenici sözleşmesinin 11 ve 13. Maddelerine aykırılık iddiaları ve belirtilen sebeplerin hiç birinin gerçek olmadığını da yukarıda delilleriyle birlikte ayrıntılı olarak açıklandığını Tüm delillerden açıkça anlaşıldığı üzere davalı, taraflar arasındaki 05.01.2018 tarihli Taşeron Sözleşmesini haksız olarak feshetmiş olduğunu, bu itibarla mahkemenizce öncelikle, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespiti gerekmekte olduğunu Akabinde de Yargıtay HGK ve 15. HD . Nin içtihatlarına uygun olarak TBK 408. Maddesine göre müvekkilin olumlu zararları, kar kaybının ‘eksiltme yöntemine’ göre hesaplanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüyle,...-... Yolu Km:10+700-17+642,23g/ 18+368,08i-21+55 Ve ... Arası Kk550-05 Km :31+000-43+000 Arası (Üstyapı İyileştirme) Kesimlerinin Yapım İşi", kapsamında, ”T-2 Tünelinin Çıkış Tarafının (... Yönü) Yapım işi” ile ilgili olarak, taraflar arasında imzalanan Taşeron Sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, haksız fesih sonucu davacının uğradığı şimdilik, 101.000.00TL müspet zarar ve kar yoksunluğu tazminatının, sözleşmenin fesih tarihinden (26/02/2018) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BEDEL ARTIRIM: Davacı vekili 12/01/2022 tarihli dilekçesi ile; dava her ne kadar 101.000,00 TL üzerinden açılmışsa da taleplerini kar mahrumiyeti alacaklarına ilişkin bedel artırım ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalması kaydı ile 581,729,00 TL arttırarak toplam 682.729,00 TL ye çıkartıklarını, bedel artırım talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 10/02/2023 tarihli dilekçesi ile; 12/01/2022 tarihli bedel artırım dilekçemiz ile müspet zarar alacağımızı sadece sözleşme kapsamında yapılan giderler bakımından artırarak 682.729,00 TL'ye çıkarttıklarını, daha sonra alınan 03/11/2021 tarihli ve 15/09/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporlarıyla kar mahrumiyetine yönelik müspet zarar alacaklarının 12.450.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini bu nedenle kar mahrumiyeti alacaklarını 12.450.000,00 TL'ye çıkartıklarını, bu nedenle davayı ıslah yolu ile; dava konusu müspet zarar alacaklarından, yoksun kalınan kar alacakları 12.450.000,00 TL artırarak dava konusu toplam alacaklarını 13.132.729,00 TL'ye çıkarttıklarını belirterek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla ıslah dilekçesinin kabulüne, 682.729,00 TL sözleşme kapsamında yapılan gider, 12.450.000,00 TL yoksun kalınan kar olmak üzere toplam 13.132.729,00 TL müspet zarar alacağının sözleşmenin fesih tarihi olan 26/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle; davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup, bu davanın kabulü mümkün olmadığını, dilekçenin sonuç kısmında fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 101.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuş olup davacının dava dilekçesi ve eklerinde yapmış olduğunu iddia ettiği masraf ve harcamaların miktarı belli olup belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerekmekte olduğunu, işveren ... ile Yüklenici ... İNŞAAT A.Ş arasında imzalanmış olan, ... ili ... ilçesinde yer alan “...-... Yolu Km:10+700-17+642,23G/ 18+368,08İ-21+055 ve ... – ... arası Kk550-05 km :31+000-43+000 arası(üst yapı iyileştirme) Kesimlerinin Yapım İşi”, kapsamında T-2 Tünelinin Çıkış Tarafının (... Yönü) Yapım İşi' için müvekkil şirket ile davacı ...Ş. arasında 05.01.2018 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalanmış olduğunu, dava dilekçesinde davalı ...Ş ile Davacı ...Ş arasında imzalanan sözleşme tarihinin 05.01.2018 olduğunu ve yer tesliminin 09.01.2018 tarihinde yapıldığını yer teslim tarihinden çok kısa bir süre sonra ihtarname gönderilerek sözleşmenin fesih edilmesini haksız ve hukuka aykırı olduğunu, gönderilen e-posta ve ihtarnameler ile tamamen sözleşmenin feshine gerekçe gösterildiğini iddia etmekte olup davacının bu iddialarının tamamen haksız olduğunu, taraflar arasında taşeron sözleşmesi her ne kadar 05.01.2018 tarihinde imzalanmışsa da davacı işe sözleşme tarihinden önce başlamış olup davacının dosyaya sunmuş olduğu fatura tarihlerine ve imzalamış olduğu sözleşmeler incelendiğinde ve dilekçemiz ekinde yer alan taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına bakıldığında davacının işe sözleşme imzalanmadan önce başladığı ortaya çıkacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince, davacının sorumlu olduğu işin yapımı için gerekli olan tüm personel giderleri davacıya ait olduğunu Fakat davacı firma, sözleşme imzalanmadan işyeri açılışı yapamadığından ve sözleşme imzalanmadan işe başladığından iş kapsamında çalıştıracağı personellerin sigorta girişleri davalı şirket bünyesinde yapılmış ve maaş ödemeleri de davalı şirketçe ödenmiş olup dilekçenin ekinde sunulan sigorta giriş bildirgelerinden de anlaşılacağı üzere davacı işe sözleşme imzalanmadan başlamış olduğunu, bu sebeple, davalı şirket tarafından keşide edilen .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 22.01.2018 tarihli ihtarname ve .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 26.02.2018 tarihli ihtarnameleri, davalı şirket tarafından, feshe gerekçe hazırlamaya yönelik olmayıp, aksine ihtarnamede belirtilen gerekçelerle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin açık ve net göstergesi olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki uzun yıllara dayanmakta olup davacı davalı şirketin yükümlülüğünde olan başka işlerde de taşeronluk yapmış olup davaya konu işin yapımı için yapılan görüşmelerde davacı şirket yetkilisi ... “işin yapımında kullanılacak bütün makine ekipmana sahip olduğunu ve fazla harcama yapmadan işi bitireceğini “ belirtmiş olup, aralarındaki ticari ilişkiye güvenilerek işin yapımı davacı şirkete verilmiş olduğunu Fakat davacı bu beyanlarda bulunmamış gibi bir kısmı taşeron sözleşmesi imzalanmadan bir kısmı sözleşme imzalandıktan sonra olmak üzere yeni makine, ekipman satın alma ve kiralama işlemi gerçekleştirmiş ve kötü niyetli olarak bu fahiş harcamayı davalı şirketten tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, davacının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı tespit dosyasında yer alan bilirkişi raporunun da davalı şirket tarafından kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan tespit sonucu düzenlenen rapora itiraz ettiklerini, keşif tarihinde dava konusu işin yapıldığı mahalde davalı şirketten hiç kimse bulunmadığını, söz konusu tespit bilirkişi raporu benimsenerek Mahkememizce hüküm kurulması da mümkün olmadığını, HMK'un 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemeyeceğini bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu olduğunu, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 06.05.2011 tarih 2010/4702 Esas 2011/3833 Karar sayılı ilamı; "Somut olaya gelince; davacı, davalı tarafından dere içerisinde yapılan inşaat çalışmaları nedeniyle, derenin bulanık ve oksijensiz aktığını, bu nedenle balık çiftliğinde bulunan balıkların telef olduğunu öne sürmüştür. Mahkemece hasar bedeli yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, davacı tarafça yaptırılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilmiştir. Davalı, cevap dilekçesinde, davacı tarafın yaptırdığı tespiti ve zarar miktarını kabul etmediğini açıklayarak tespit raporuna açıkça itiraz etmiş olup davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen rapora itiraz edildiğinden, zarar miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmadan itiraz edilen tespit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemeyeceğini Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında, mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, alınan rapor ile tespit bilirkişi raporu arasında çelişki meydana gelmesi halinde çelişkinin giderilmesi için gerekirse üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak çelişkinin giderilmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir." şeklinde olduğunu, davacının dava dilekçesinde ifade ettiği 150.000,00 TL ödeme hususundaki açıklamaların ise kabulü mümkün olmadığını Davacı dilekçesinde ne hikmetse davalı şirket tarafından 22.01.2018 tarihinde göndermiş olduğu ihtarname ve akabinde 02.02.2018 tarihinde ödeme yapılmasının nedeni olarak, sözleşmeye uygun olarak edimini ifa ettiği ve davalı şirketin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin ikrar ve açık bir kanıtı olarak ifade etmiş olsa da durum tam tersi olduğunu, davalı şirket tarafından davacıya yapılan ödemenin sebebi taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesinin 15. maddesinin 4. bendi ; "Tünel ağzına 600 kva trafo ve pano, kamp sahasına ise 250 kva trafo ve pano ... inşaat tarafından sağlanacak olup, TAŞERON hakedişinden kesilecektir. " gereğince olduğunu, davalı şirket sözleşme konusu tünel yapım işinde, elektrik işi için davacıya ödeme yapmış olup bu ödeme de davacının hakediş alacağından kesilecek olduğunu, davacı bunu bildiği halde yapılan ödemeyi farklı şekilde yorumlayarak haklı nedenle fesih edilen sözleşme, davalı şirket tarafından haksız olarak fesih edilmiş izlenimi yaratılmaya çalışılmakta olduğunu, davacıya sözleşmenin ilgili maddesi gereğince ödeme yapılacağından, davalı şirket tarafından ödeme emri düzenlenmiş olduğunu, davacının, dava dilekçesinin ekine eklediği ve ek 9'da 01.02.2018 tarihli yazı ile banka bilgilerini davalı şirketin muhasebe departmanına göndermiş olup, söz konusu ödeme yapıldığını, eser oluşturmayı yüklenen kişi olarak tanımlanan yüklenici ile işin sahibi kişi olarak tanımlanan iş sahibi arasında bir eserin meydana getirilmesi ve iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedelin ödenmesini kabul ettiği sözleşme eser sözleşmesi olarak tanımlandığını, ancak eseri hazırlamayı yüklenen yüklenicinin, eseri meydana getirirken iş sahibinin çıkarlarını doğrudan gözetmesi, işi azami özen ve sadakat göstererek yapması beklendiğini, bu aşamada yüklenicinin iş sahibine karşı olan özen borcundan kaynaklanan sorumluluklarının sınırlarının belirlenmesi, benzer alanda basiretli ve başarılı iş ifa etmiş başka bir yüklenicinin mesleki ve teknik kurallara uygun davranışları esas alınarak belirlendiğini, davada ise ise taşeron olan davacı, iş sahibinin yani davalı şirketin çıkarlarını gözetmeden işi savsaklamış ve zamanında dikkatli ve özenli bir yüklenici gibi ifa etmemiş olup bu durumda yapılan işin yönetilmesinden ve başarılı bir şekilde ifa edilmesinden davacı sorumlu olduğunu, bu nedenle de dava dilekçesindeki bu hususta yer alan beyanlarını da kabul etmediklerini, davalı şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş olup, işi zamanında yetiştirme olasılığının bulunmamasının açıkça belli olduğu durumlarda, iş sahibinin sözleşme tarihinin bitmesini beklemeden önce sözleşmeyi feshetme hakkı olduğunu, davalı şirketin davacının işi yetiştirme olasılığının bulunmadığını anlayarak sözleşmeyi feshetmek durumunda kalmış olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddesinde davacı sözleşmenin feshinden dolayı kalan işlerin herhangi bir hak veya kar mahrumiyeti talebinde bulunmayacağı açık ve net olduğunu, bu nedenle, davacının bu talebi de diğer talepleri gibi yersiz olup açıkça hukuka aykırı olduğunu davalı şirketin söz konusu sözleşmenin feshinde ve dava konusu işin ifa edilmemesinde hiçbir kusuru bulunmadığı gibi fahiş zararı mevcut olduğunu, bu nedenle de davacının sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanan zararlarını davalışirketten talep etmesi mümkün olmadığını, davacı taşeron sözleşmesi gereğince yükümlülüklerini eksiksiz olarak zamanında ifa etmiş olsa idi işveren ile davalı şirket arasında imzalanmış olan ana sözleşme de devam edecek olup ve davalı şirkette bu işten kazanç sağlayacağını, bu sebeple, davacı tarafın kusurlu davranışından dolayı davalı şirketin yapmış olduğu harcamalar ve elde edemediği, kazanç kaybı için dava açma hakkımızı saklı tuttuklarını belirterek tüm beyanları doğrultusunda davacının davasının ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava 6098 sayılı TBK'nın 474 ve devamı maddelerine göre, iş sahibinin haksız feshi sebebiyle yüklenicinin tazminat talebidir. ... ili, ... ilçesinde bulunan ... Tünelerinin yapım işinin kamu idaresinden dava dışı ilk taşeron ... Ortaklığı tarafından alındığı, bilahere bu işin "T-2 Tünelinin Çıkış tarafının (... yönü) yapım işinin davalıya 27.10.2017 tarihli sözleşme ile taşere edildiği, daha sonra davalı tarafından da 05.01.2018 tarihli sözleşme ile davalı tarafından davacıya taşere edildiği celp edilen şartname ve sözleşmelerden anlaşılmıştır. Yine yer teslim tutanağından dava konusu yerin davalı tarafından davacıya 09.01.2018 tarihinde teslim edildiği anlaşılmaktadır. İşin teslim süresinin 24 ay olarak kararlaştırıldığı da sözleşmede yer almaktadır. Henüz yer teslimi yeni yapılmış olmasına rağmen davalı tarafından davacıya evvela 18.01.2018 tarihli e-posta ile daha sonra da .... Noterliği'nin 22.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "işin yavaş ilerlediği, gereken makine ve ekipmanların hazır edilmediği, 7 gün içinde gereken ekipman ve makineler hazır edilemez ise sözleşmenin feshedileceğine" dair ihtar yapıldığı, devamında da aynı noterlikten 26.02.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davacının da mukabil .... Noterliği'nin 12.03.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih şartlarının oluşmadığını davalıya bildirdiği anlaşılmıştır. Her şeyden evvel, davalı tarafından yapılan bu feshin haklı fesih olup olmadığının değerlendirilmesi, buna göre davacının alacak hakkının olup olmadığının nazara alınması gerekir. Zira davalının feshi haklı ise, davacı sadece fesih tarihine kadar davalı yararına yaptığı kazandırmaların bedelini isteyebilir. Eğer davalı fesihte haksız ise, sözleşmeden beklediği kar mahrumiyetini tazminat olarak isteyebilecektir. TBK 473/f.1 hükmüne göre: “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkaran gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.” Genellikle TBK M. 473/f.1 (BK m. 358/1) hükmünün henüz iş görme sürecinde iken yüklenciyi temerrüde düşürmeyi sağladığı belirtilmektedir. Buna göre hükmün amacı ileride zaten temerrüde düşeceğini belli etmiş bulunan yükleniciye karşı iş sahibine borçlu temerrüdündeki hakları vadeden önce tanımaktır. Böylece, TBK M. 473/f.1 hükmü TBK m. 123-125 hükümlerinde düzenlenen temerrüt sonuçlarını, bazı şartlarla, henüz eser borcunun muaccel olmadığı bir zamana taşımış sayılacaktır. Buna göre şartlar oluştuğunda, iş sahibi vadeyi beklemeksizin önce TBK m. 123 uyarınca yükleniciye uygun bir ek süre verecek (şayet TBK m. 124 şartları varsa süre vermesi gerekmeyecek), ardından TBK m. 125 uyarınca, hala ifa ve gecikme tazminatı istemek, ifadan vazgeçip olumlu zararının tazminini istemek ve sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini istemek şeklindeki seçimlik haklarını kullanabilecektir. TBK m. 473/f.1’de sayılan dönme sebepleri, yüklenicinin kusuru olmadan ortaya çıksa dahi, iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Şu halde, işe hiç başlanmaması veya çalışmaların gereğinden yavaş yürümesi ya da vade tespit edilmişse işin vadede bitmeyeceğinin anlaşılması halinde, iş sahibi, bu durum yüklenicinin kusuru olmaksızın ortaya çıkmış olsa bile sözleşmeden dönme hakkına başvurabilecektir. Ancak bu dönme sebeplerinin yüklenicinin sözleşmeye aykırı tutumu ile uygun nedensellik bağı içinde bulunmaları gerekir. Şu halde bütünüyle yüklenicinin iradesi dışında gerçekleşen ve öngörülmesi mümkün olmayan sebeplerle işe başlanmaması, işin ertelenmesi ve vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması durumlarında, iş sahibi sözleşmeden dönemeyecektir. Keza, eğer gecikmeler iş sahibine yüklenmesi mümkün sebeplerle olmuyorsa, gene yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz ve sözleşmeden dönme hakkı kullanılamaz. İş sahibinin dönme hakkını sınırlayan bu durum madde metninde sadece eserin vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması hali için belirtilmiştir. Fakat öğretide haklı olarak belirtildiği gibi, işe hiç başlanmaması ve işin tehir edilmesi hallerinde de bu koşul aranacaktır. İş sahibinin üzerine düşen herhangi bir yükümü yerine getirmemesi üzerine TBK m. 473/1’deki durumlar ortaya çıkmışsa, yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz. Örneğin kullanılacak malzemeyi sağlamayı üstlenen iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması, sözleşme gereği proje ve talimatları vermesi gereken iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması sebebiyle işin durması veya yavaşlaması böyledir. Yeter ki yüklenici bu sebeplerin gerektirdiğinden daha uzun bir süre işi durdurmuş veya yavaşlatmış olmasın. TBK m 473/1 metninde sözleşmeden dönme hakkı veren durumlar için her ne kadar “iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme” sözü geçmekteyse de, burada işin mutlaka iş sahibinin kusuru yüzünden gecikmesinin değil, ona atfedilebilecek (onun faaliyet alanında gerçekleşen) herhangi bir nedenle gecikmesinin de sözleşmeden dönmeyi önleyeceği kabul edilmektedir. Örneğin, iş sahibi yapılacak inşaatın projelerini anlaştığı mimar mühendis kendisine teslim etmediği için yükleniciye veremiyorsa, gene de dönme hakkını kullanamamalıdır. Buna karşılık, iş sahibi işin başlamasına veya görülmesine bizzat engel olsa bile buna yüklenicinin tehlike yaratan veya hukuka aykırı bir davranışını önlemek için başvurmak zorunda kalmışsa, bu yüzden doğal gecikmeler karşısında gene de sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilmelidir. Zira söz konusu durumlarda her ne kadar çalışmaları iş sahibi durduruyor veya yavaşlatıyor görünse de, bu gecikmeye asıl sebep yüklenicinin özen borcuna aykırı tutumudur. Yine belirtmek gerekir ki, işin görülmesine engel olan veya yavaşlatan sebeplerin iş sahibinin faaliyet alanında gerçekleşmesine veya bütünüyle dış olaylardan kaynaklanmasına rağmen, eğer yüklenici bunlar hakkında iş sahibine vaktinde uyarıda bulunsaydı söz konusu gecikme olmayacak idiyse, gene de yüklenici bundan sorumlu sayılabilir ve iş sahibi sözleşmeden dönebilir. Somut olayda bu durumu sezip gereken önlemleri alması veya gerekeni yapması için iş sahibini uyarması işin uzmanı sayılan yükleniciden beklenebilmelidir. Bu durumdaki yüklenicinin iş sahibine ihtarda bulunmaması onun özen yükümünü ihlal etmesi anlamına gelir ve gecikmelerden sorumlu olur. İşte bu açıklamalara göre yüklenici sözleşmeyi ihlal etmiş sayılmaz ise iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkı hazırlık faaliyetlerinin gecikmesine rağmen doğmayacaktır. Tersine, bu gibi durumlarda yüklenicinin iş sahibinden yeterli bir süre uzatımı isteyebileceği kabul edilmektedir. Somut olayda davalı yeri 09.01.2018 tarihinde teslim almasına rağmen, bundan sadece 9 gün sonra davacı e-posta ile işin yavaş ilerlediğini ihtar etmiştir. Oysa ki, sözleşmenin 7. Maddesinde yer tesliminden 5 gün sonra işe başlanacağı düzenlenmektedir. O halde geriye kalan dört günde davacının 24 ay iş bitirme süresi olan bir iş için gecikmelere sebep olduğu tespitini yapmak elbette ki mümkün değildir. Yani davacının işte geride kaldığı, programa uymadığı gibi bir gözlem ve tespit yapmayı mümkün kılan uygun bir süre geçmeden hemen gecikme ihtarında bulunmak yerinde görülmemiştir. Nitekim sözleşmenin feshine dair ihtarnamenin üzerinden henüz 40 gün geçmeden ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 16.04.2018 tarih ve ... D iş dosyasından yapılan tespitlerde de davacının birçok ihzarat ve imalat yaptığı da yerinde tespit edilmiştir. Zaten bunlarla beraber davalının 02.02.2018 tarihinde davacıya 150.000,00 TL de istihkak ödemesi yaptığı görülmektedir. Başlanmamış, belirli ihzarat ve imalatlar yapılmamış işte istihkak ödemesi yapılması da düşünülemez. Buna mukabil davalı tarafından davacıya, fesih bildiriminden önce gönderilen 08.02.2018 tarihli e-posta da "Patron ... işi bırakmamızı istemiş, çekiliyoruz oradan..." şekilinde bildirim gönderildiği de anlaşılmaktadır. Bununla beraber, davacı davalı tarafın üst yükleniciden 5 milyon TL alarak işi bıraktığı iddialarına dair mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde de davalı kayıtlarında üst yükleniciden 5 milyon TL aldığı da tespit edilmiştir. Zaten sözleşme feshedildikten sonra davalının da sahadan çekildiği her iki tarafın da kabulündedir. O halde, tüm bu süreçten, davalı ile üst işverenin herhangi bir sebeple anlaştığı ve davalının iş sahasında çekilmesi kararlaştırıldığı, davacının işe başlayarak üzerine düşenleri yerine getirmeye başladığı, davacının işte geri kaldığına dair kanaat oluşacak kadar dahi zaman geçmediği, buna karşılık davalının haksız fesih durumuna düşmemek için davacıya haksız ihtarnameler gönderdiği ve dolayısı ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiği vicdani ve hukuki kanaatine varılmıştır. Bu durumda, haksız fesih sebebiyle davacının yaptığı üretimlerin bedeli ile sözleşmeden beklediği karın mahrumiyetini davalıdan talep edebileceği kuşkusuzdur. Mahkememizce buna dair birden fazla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Şöyle ki; Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve İnşaat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 18/12/2019 tarihli raporda; davalı ...Ş. ile davacı ...Ş. Arasında 05.01.2018 tarihinde “T-2 Tüneli Çıkış Tarafının (... Yönü) Yapım işi” için Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığı, davacıya yer tesliminin yer tesliminin 09.01.2018 tarihinde yapıldığı, davalının davacıya 22.01.2018 tarihinde .... Noterliğinin 22.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarda bulunduğu ve süre vermiş olduğu, eksiklerin giderilmemesi üzerine .... Noterliğinin 26.02.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih bildirimi yapmış olduğu, davacı tarafından işin ilerleyişine dair somut bir açıklama yapılmamış olduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değ. İş sayılı dosyası ile 20.04.2018 tarihinde yerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacı tarafından tamamlandığı tespit edilen iş kalemleri ile davacı tarafından dava dosyasına sunulan ve sözleşme kapsamında yapılan masrafların toplamının 832.729,00 TL olduğu, sözleşme bedeli 131.750.000,00 TL ve teslim süresi 24 ay olan işin 09.01.2018 tarihinden 12.03.2018 tarihine kadar geçen 62 günlük süre zarfında toplam 832,729,00 TL'lik iş yapılmış (binde 6) olduğu görülmekte olup, toplam sözleşme bedeli gözönüne alındığında; yapılan işler ve işin tamamlanma oranı açısından sözleşme konusu işin süresinde tamamlanmasının mümkün olamayacağı, bu bakımdan davalının sözleşmenin fesih kararının yerinde olabileceği, bu konudaki nihai kararın Mahkeme taktirinde olduğu, davalının kar mahrumiyeti talep edemeyeceği,ancak davalının sözleşme kapsamında yapmış olduğu işlerin ve masrafların bedelini talep edilebileceği hususunun Mahkeme takdirinde olduğu, bu işlerin bedelinden davalı tarafından yapılan 150.000,00 TL avans ödemesi düşüldüğünde davacının davalıdan 682,729,00 TL'lik tazminat bedeli talep edebileceği hususunda takdirin Mahkeme taktirinde olduğu, davacı tarafından dava tarihi itibariyle ticari faiz talep edilebileceği kabul edilebilir olduğu belirtilmiştir. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve İnşaat Mühendisinden oluşan yeni bir heyete yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 03/11/2021 tarihli raporda; taraflar arasında yapılan 19.01.2018 ve 08.02.2018 tarihli e-mail yazışmalarında davalı firmanın ana sözleşme tarafı olan ... İnş. Tarafından işin bırakılmasının istenmesi sebebiyle şantiyeden çekileceği bilgisinin verildiği, E-mail ile ... İnşaat tarafından işin bırakılma bilgisinin gönderilen ihtarnamelerden daha önce bir tarihte, işe başlama tarihinden 8 gün sonra gönderildiğinden fesih sebebinin asıl sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklandığı, sözleşme kapsamındaki işin tamamının davacının iş temposu ile 24 aylık sürede tamamlanıp tamamlanmayacağının tespiti için 42 günlük sürede yapılan işin belirleyici olmayacağı, yeterli malzeme-makine ve işçi sayısı ile geriye kalan süre içinde işin tamamlanabileceği, davacı tarafından yapılan 832.729,00 TL tutarındaki kısımdan davalı tarafından yapılan 150.000,00TL düştükten sonra 682,729,00 TL'lik tazminat bedeli talep edebileceği, 4 aylık iş tamamlanma süresinin 42 günlük süre düştükten sonra kalan yaklaşık 22,5 aylık sürede işin tamamlanmasının mümkün olabileceği, bu nedenle verilen sürenin yaklaşık 6 lık bir kısmı henüz geçmişken fesih kararının erken olabileceği, her ne kadar fesih kavramı kullanılsa da bunun TBK m.473 kapsamında erken dönme olarak nitelendirilebileceği, davacının belirlenen takvime göre işleri bitiremeyip temerrüde düşeceğinin belli olmadığı, Haksız dönme durumunda müspet zararlarında istenebileceği Yargıtay kararları ile de kabul edildiği, doktrinde de ağırlıklı görüşün bu yönde olduğu, müspet zararlar kapsamına kar mahrumiyetinin de girdiği, ancak bunun tazmin edilebilmesi için en önemli unsurun, kazancın elde edilebilmesinin kuvvetle muhtemel olması ve zarar görenin zarara sebep olan olay olmasaydı belli bir kazancı elde etmiş olacağını ve zarara sebep olan olayın buna engel olduğunu kanıtlayarak bu konuda illiyet bağını kurması gerektiği, dosya kapsamında davacının yaptığı giderleri zaten talep edebileceği ancak kar mahrumiyetinin tazmini hususunda takdirin sayın mahkemede olduğu, davacının kuvvetle muhtemel bir kazancı haksız dönme nedeniyle kaçırdığını ispat etmesi gerektiği, sayın mahkeme tazminata karar verirse hesaplamanın davacı tarafından yapılan masraflar kapsamında 682,729,00 TL'nin tazminat bedeli talep edebileceği, davalıdan tahsili gerektiği, davacı tarafından talep edilen kar mahrumiyeti kapsamında davacının bu kapsamda 12.450.000,00 TL kar kaybının olduğu, kar mahrumiyetinden hakkaniyet indirimi yapılıp yapmayacağı ve hangi oranda yapılacağı hususundaki takdirin Mahkememize ait olduğu, yine davacı tarafından yapılan masraflar bedeli olan 682.729,00 TL'nin kar mahrumiyetinden indirilip indirilmeyeceği hususunun da Mahkememiz taktirinde olduğu belirtilmiştir. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve İnşaat Mühendisinden oluşan yeni bir heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 15/09/2022 tarihli raporda; davacı şirketin 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davacının 2018 yılı yevmiye defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı ile olan cari hesap hareketlerini ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydetmiş olduğu, davacının ticari defterlerinde davalı şirket ile cari hesabına ait 150.000 TL yi alınan avanslar hesabın kaydetmiş olduğu, 150.000 TL davalı şirkete borçlu görüldüğü, davalı şirketin 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirketin 2018 yılı ti defter incelemesi neticesinde davacı yandan 274.637,33 TL alacaklı olduğu, işin tesliminden önce iş sahibinin sözleşmeden dönebilmesi imkanı düzenleyen TBK m. 473/1.1 hükmünün şartlarının uyulmazlıkta oluşmadığı; zira “işin tesliminin her türlü ihtimal göz önünde bulundurulduğunda İfa zamanına yetişmeyeceği” şartının mevcut olmadığı, buna göre sözleşmeden dönmenin haksız olarak değerlendirilebileceği, davacı tarafından yapılan 832.729,00 TL tutarındaki masraf toplamından davalı tarafından yapılan" 274.637,33 TL ikten sonra 558.091,67TL'lik tazminat bedeli talep edebileceği, davacı ... tarafından yüklenilen davaya konu T2 Tünelinin Çıkış Tarafının (... Yönü) Yapım İşi ile ilgili olarak davacı ...'nın elde edebileceği toplam kar tutarının 12.450.000 TL olarak hesaplanması gerekeceği belirtilmiştir. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve İnşaat Mühendisinden oluşan yeni bir heyete tevdi edilmiş, düzenlenen 02/09/2024 tarihli raporda; davacının sözleşmenin, davalı tarafından erken feshi nedeniyle zarar ettiği beyan ettiği KDV hariç 790.784,88 TL olarak talep ettiği masraf tutarının toplam 245.914,92 TL'sinin inşaat maliyetleri olarak dönem sonunda 170-Yıllara Yaygın İnşaat Faaliyetleri-... Şantiye hesabı içerisinde muhasebeleştirdiği, Davacı talebine göre hesaplanan KDV hariç bakiye 544.869,96 TL lik harcamanın avans mahiyetinde tahsil edilebilir niteliğinde olduğu, belgesiz ödemelerin davacı ticari kayıtlardan tespit edilemediği, Yüce mahkemenin davacı lehine kar kaybı ödenmesine karar vermesi halinde, davacının , davalıdan talep ettiği zarar tutarlarının, hesaplanan kar kaybı hesaplamasına dahil edilen hak ediş tutarı içerisinde yer alacağı, davalının, davacı hesabına ve davacının temlik ettiği tedarikçilerine yaptığı ödemelerden dolayı , davacıdan 274.637,33 TL alacaklı olduğu, Mahkemenin davalının, davacı ile yapmış olduğu 05.01.2018 tarihli taşeron sözleşmenin süresinden önce fesh etmiş olması sebebi nedeniyle davacının kar kaybına uğradığına ve davalının tazminat ödemesi gerektiğine karar vermesi halinde, kar kaybı hesaplamasının davacının 2018 ve 2019 yılları hasılat ve giderlerinin %99'unun inşaat faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden oluşması sebebi ile, toplam ihale bedeli üzerinden yapılacak hesaplamada davacının gelir tablosu analiz oranlarının, hesaplamaya uygun olmadığı, bu sebeple benzer sektörde faaliyet gösteren firmalar, heyetimizde yer alan teknik bilirkişi ve davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan uzman görüşünde yer alan hesaplamalara göre toplam ihale bedeli üzerinden hesaplanan kar kaybı tutarı ile, davalı, davacı toplam alacak tutarlarının hesaplama şekillerinin uygulanması yönünde takdir yüce mahkemeye ait olmak üzere; davacı adına tahakkuk edecek kar kaybı hesaplamasının, aynı iş kolunda faaliyet göstermekte olan davalının mali verileri içerisinde, gelir tablosunda yer alan hasılat ve giderlerin analiz oranları ile aynı oranların131.750.000.-TL'lik ihale bedeline uygulanması halinde, davacının ihale bedeli bedeli üzerinden hesaplanan kar kaybı tutarının 1.172.575 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan davalının, davacıdan olan 274.637,33 TL'lik alacak tutarının indirilmesi ile davacının, davalıdan olan alacak tutarının(1.172.575,00-274.637,33) 897.937,67 TL olacağı, davacı adına kar kaybı hesaplamasının elde edeceği ihale bedeline, TCMB' nın inşaat sektöründe bina dışı inşaat faaliyetinde bulunan firmaların faaliyet sonuçları hakkında yayınlamış olduğu 2018-2020 yılları arası bina dışı inşaat faaliyetinde bulunan inşaat firmalarının sağladıkları hasılata göre elde ettikleri VÖ.kar tutarını oluşturan TCMB istatistik veri ortalamalarında yer alan analiz oranlarının davacının, davalıdan alacağı toplam 131.750.000.-TL ihale bedeline uygulanması halinde, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce feshi sebebi ile davacının uğrayacağı kar kaybı tutarının 7.246.250.-TL olarak hesaplandığı, bu tutardan davalının, davacıdan alacaklı olduğu 274.637,33 TL'nin indirilmesi ile, davacının, davalıdan olan alacak tutarının (7.246.250-274.637,33)6.971.612,67 TL olacağı, davacı adına Kar kaybı hesaplamasının 03.10.2022 tarihli Hukukçu Mali Müşavir ... ve Prof Dr.... tarafından hazırlanan uzman görüşü raporuna göre yapılması halinde, uzman görüşü raporunun sonuç bölümünde; İhalenin iptal edilmemiş olması halinde davacının sağlayabileceği V.Ö. Kar tutarı 1.046.942,64 TL olarak hesaplandığı, bu tutarından davalının, davacıdan olan 274.637,33 TL cari hesap alacak tutarının düşülmesi ile, davacının, davalıdan (1.046.942,64-274.637,33)772.305,31 TL alacaklı olacağı şeklinde olduğu, davacı adına kar kaybı hesaplamasının, teknik bilirkişi teknik inceleme sonucu; Davacı tarafından hazırlandığı belirtilen“Teklif Birim Fiyat Maliyet Bileşenleri Hesap Özeti”nin piyasa koşullarına uygun olduğu değerlendirmesi ile, davacının, davalı ile anlaştığı 131.750.000 TL'lik ihale bedeli üzerinden ( Davacı ...’nın) elde edebileceği toplam kar tutarının finansman gideri hariç 12.450.000,- TL olarak belirlendiği, teknik bilirkişi tarafından 131.750.000.-TL'lik ihale için öngörülen davacının yapacağı inşaat ve Genel gider maliyet toplam tutarının, finansman gideri hariç 119.300.000.-TL olarak hesaplandığı, davacının tarafımıza sunduğu mali verilerine göre, davacının öz kaynaklarının dava konusu inşaat faaliyetini yürütmesine yeterli olmadığı ancak takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere, davacının ihale konusu inşaat faaliyetini sürdürmek üzere ihtiyacı olacak dış kaynağı, yabancı kaynaktan temin etmesi halinde, davacının temin etmesi gereken harici kredi finansman ihtiyacının toplam iş maliyeti tutarı 119.300.000.-TL kadar olması gerektiği, böylece işin tamamlanma süresi sonuna kadar davacının temin etmesi gereken aylık 4.970.000.-TL dış kaynak için bankaların 2018-2019 yıllarında açılan krediler için uyguladığı, değişken oranlı kredi faiz oran ortalaması %28 oranı üzerinden, temin edilebilecek kredinin toplam faiz fiderinin vergi dahil, toplam 2.900.000.-TL olabileceği, böylece, heyetimizde yer alan teknik bilirkişi Sn.Ekber Sever'in, davacı lehine hesapladığı 12.450.000.-TL brüt kar mahrumiyet tutarından, hesaplanan finansman giderinin indirilmesi ile, mahrum kalınan V.Ö. kar tutarının (12.450.000-2.900.000) 9.550.000.-TL olacağı, bu tutardan davalının, davacıya ve temlik olunanlara yaptığı ödemeler sebebi ile, davacıdan olan 274.637,33 TL'lik cari hesap alacak tutarının mahsup edilmesi ile davacının, davalıdan olan alacak tutarının 9.275.362,67 TL olacağı, davacı adına Mahkeme tarafından kar kaybı tazminatı hesaplanmaması gerektiği yönünde karar alınması halinde; davacı ticari defter kayıtlarında Yıllara yaygın İnşaat Maliyetlerindeki davalıya faturalanmamış, 245.914,92 TL+KDV=295.097,90 TL hakediş bedelinin davalı tarafından, davacıya fatura karşılığı ödenmesinin gerekeceği, bu tutardan davalının davacı banka hesabına ve adına yaptığı temlik ödemeleri sebebi ile davacıdan alacaklı olduğu 274.637,33 TL'nin indirilmesi ile, davacı (... Yapı’nın) davalıdan olan alacak tutarının 20.460,57 TL olacağı, davacı vekilinin dava ve beyan dilekçelerinde yer alan, Davalının ... adi ortaklığı ile anlaşarak işten çekilme karşılığı 5.000.000.-TL aldığı iddiasına yönelik davalı ticari kayıtları üzerine yapılan incelemede, davalının 2018 ve 2019 yıllarında ana yükleyiciye 3 adet 5.000.000+KDV tutarında hizmet faturaları düzenlediği, faturalarda yer alan hizmet bedeli muhteviyatlarının hangi projelerle ilgili olduğu belirlenemeyen Geoteknik, Tasarim ve Teknik danışmanlık hizmetlerini içerdiği, davalı tarafından, dava dışı ... ... ... Ortaklığına düzenlenen faturalarda '' işten el çektirme tazminatına'' karşılık düzenlendiğine ilişkin bir açıklamanın yer almadığını belirtilmiştir. Davacı, bu işin bitirilmesi için bir kısım bankalar nezdinde kredi çektiğini, bu sebeple kredilerin maliyetinin de davalı taraftan karşılanması gerektiğini ileri sürmüş ise de bu talep mahkememizce kabul görmemiştir. Zira, davacı işi kendi öz kaynakları ile yapıp yapamayacağını sözleşme öncesi hazırlık sürecinde değerlendirmeli, kredilerin maliyetlerini de hesaba katarak davalı ile sözleşme imzalamalıdır. Bu durumda taraflarca sözleşmenin 4. Maddesinde kararlaştırılan 131.750.000,00 TL +KDV ve fiyat farkı sözleşme bedelini kendi subjektif durumunu nazara alarak belirlemeliydi. Özetleri yukarıda yapılan bilirkişi raporlarında, davacının işbu sözleşmeden kaynaklı olarak elde edebileceği kar miktarı 12.450.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. Davalı tarafından davacıya ödenen 274.637,33 TL kar ödemeleri bu miktardan mahsup edildiğinde, davacının halen 12.175.362,67 TL alacaklı olduğu kabulü ile ıslah edilen davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının KISMEN KABULU İLE 12.175.362,67 TL tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 831.699,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 224.274,19-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 607.424,83-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 729.754,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 146.031,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 1.724,83-TL Peşin/nisbi Harcı, 9.934,48-TL Tamamlama Harcı, 212.614,88-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 224.274,19TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 25.800,00-TL Bilirkişi ücreti, 217,70-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 26.017,70-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 24.121,03-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 11.250,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.300,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 823,76-TL lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usuen anlatıldı.15/01/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1133, K. 2025/43, T. 15.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-1133-e-2025-43-k-de3e088aff60