İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/341 E. 2024/938 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/341
- Karar No
- 2024/938
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2020/341 Esas KARAR NO :2024/938 DAVA :Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :29/06/2015 KARAR TARİHİ :10/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gerek tarihi gerek güncel itibarı hiçe sayılmak sureti ile davalılar tarafından müvekkili aleyhinde bir karalama kampanyasına girişilmiş olduğunu, davalıların eleştiri, düşünce özgürlüğü ya da haber sınırları aşılarak müvekkilini alenen iftira ve hakarete uğratmış ve müvekkilin itibarı yerle bir edilmeye çalışılarak toplum nezdinde adeta bir suç örgütü ile işbirliği yapıldığı iddia edilinecek kadar ileri gidildiğini,... gazetesinin ... tarihli nüshasının ilk sayfasında manşet olarak büyük puntolarla yayınlanan "..." başlıklı haberde müvekkili ... logosu ve acık ismi kullanılarak müvekkilin ...’nün Ajansı olduğunun ifade edildiğini, aynı gazetenin 9. sayfasında yine büyük puntolarla sayfanın tam ortasında verilen "..." başlıklı haberde müvekkili hakkında mesnetsiz iddialardan müteşekkil bir haber yayınlandığı ve görüntülerin müvekkili... muhabirleri tarafından ... terör örgütü ile işbirliği yaparak çekildiği yönünde alçakça bir iftira ortaya atıldığını, böylesi bir hayal ürünü karalama kampanyasına karşı müvekkilinin sessiz ve tepkisiz kalınmasının beklenemeyeceğini,verilen bilginin tümüyle gerçeğe aykırı olduğunu, söz konusu görüntülerin ... tarafından üretilmiş görüntüler olmayıp, bu görüntülerin Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kaymakamlık Güvenlik kameralarına ait olduğunu, görüntülerin ilk kez müvekkili ajans tarafından servis edilmesi, görüntülerin... tarafından kaydedildiği anlamına gelmediğini, diğer haber ajansları da gerekli gayret ve İhtimamı göstermiş olsalardı, aynı saate kadar bu görüntülere ulaşabileceklerini, davalıların da bu iftiralarını dayandırabilecekleri herhangi bir somut delilin söz konusu olmadığını, davalıların kendilerini sosyal medya üzerinden takip edenler nezdinde müvekkilini itibarsızlaştırmak çabası içine girmiş ve müvekkili haber ajansını bir terör örgütü ile aynı seviyeye düşürecek kadar çirkin ve asılsız yaftalarda bulunulduğunu ve ajansı hedef gösterdiklerini, böylesi bir iftira karşısında derin elem ve keder duymuş ve şirket tüzel kişiliğinin en alt kademesinden en üst kademesine kadar her bir bireyin de bu sefil iddialar karşısında devletin ve mahkemelerin yüce adaletine sığınma kararı aldıklarını, davalıların eyleminin hukuka aykırı olduğunu, eylemin davalılar tarafından kusurlu olarak gerçekleştiğinde her hangi bir tereddüt olmadığını, ... isimli gazetede yayınlanan yazıların tamamının içeriklerinin davalılar tarafından belirlendiğini, kontrol edildiğini, içeriğinden onların sorumlu olduğunu, kişilik hakları ihlal edilen her gerçek kişi gibi tüzel kişininde manevi tazminat isteyebileceğini, mahkememizce tazminat taleplerinin değerlendirilirken davalıların gazetecilik meslek etik kurallarını çok iyi bilmeleri gereken ve yıllardır bu sektörün içinde yer alan gerçek ve tüzel kişiler olduğunun değerlerdirilmeye tabii tutulması gerektiğini, davanın kabulü ile toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçelerinde özetle; davanın maddi ve hukuki açıdan dayanıksız, haksız ve yersiz iddaalara dayalı, dava hakkının kötüye kullanılması yasağına aykırı, haksız zenginleşme amacıyla açılmış olduğunu, dosyada davalı olarak gösterilen müvekkillerinin hiçbirinin davada hasım sıfatını taşımadıklarını, eser-haber sahibinin kim olduğu konusunda bilgi almak için, haberin yer aldığı gazeteden herhangi bir bilgi talep edilmediğini, eser-haber sahibine dava açmak yerine, davalı olarak gazete künyesinde isimleri bulanan müvekkillerini hasım olarak gösterdiğini, husumet yönünden hatalı davrandığını, söz konusu haberin halen gazetenin internet sitesinde ve gazete arşivlerinde varlığını koruduğunu, müvekkillerine tebliğ edilen dilekçede kullanılan hamasi ve mağrur üsluba bakıldığında, davacının kendisini devletin imtiyazlı-kutsal bir kumru olarak addettiğini, davacının resmi kamu kurumu olarak, geçmişte ve bugün icraatları ile ilgili olarak, tarafsız, bağımsız, objektif habercilik anlayışı ile hareket etmek, her türlü eleştiriye ve tepkiye açık olmak zorunda olduğunu, iktidarın ve onun partisi olan ...'nin basın-yayın kurumu-birimi haline geldiği net olarak görüldüğünü, davaya konu haberi hazırlayan ve yayına sunan editörler, "..." unsuru ile (...) kuralı bağlamında haberde yer alan görüntülerin kaynağının ... olduğunu, gazetecilik - habercilik kurallarına uygun bir üslup ve dil kullandığını, haberin odak noktasında davacının değil katliamcı - tecavüzcü bir örgüt olan ... - ...'in şiddet eylemlerinin olduğu açıkça görüldüğünü, davacının da vaya konu haberde yer alan ve açıklamaya ihtiyaç duyulan bazı iddaalar ile ilgili olarak kamuoyunu ve ilgilileri aydınlatmak yerine kendisini haklı çıkarma ve övme yoluna gittiğini, haberde belirtilen ve kamuoyu önünde yaşanmış olayların Suriye sınırında meydana gelen ve basın - yayın organları aracılığı ile topluma iletilmiş gerçek olgular olduğunu, davaya konu haberde yer alan olayların davacı kurumun kaynaklık ettiği bir fotoğrafın sorgulanması üzerine kurulduğunu, haberde davacıyı ilgilendiren başkaca bir bölüm bulunmadığını, haberde yer alan olayların bir kısmının kolluk ve adliyeye yansımış, soruşturma ve kovuşturmaya konu yapıldığını, yayımlanan haberin hukuka uygun ve basın özgürlüğünün belirlediği sınırlar içerisinde hazırlandığını, müvekkilinin yayımcı ve gazeteci olarak haber verme - yayma, kamuoyunu bilgilendirme hak ve görevlerini yetine getirdiğini, söz konusu haberin gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik ve konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kriterlerine uygunluk taşıdığını, davacının iddaalarının aksine haberin "..." nın sınırları içerisinde kalınarak okuyucuya sunulduğunu, gazetecilerin gerçeği ve kamu yararına olan her şeyi yazmak gibi görev ve sorumluluğa sahip olmak zorunda olduğunu, olaya konu haberin bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini, habercilerin bir polis ya da savcı gibi araştırma yapmasının beklenemeyeceğini, basın özgürlüğü ile kişilik haklarının çatışması halinde "..." olma özelliği ağır basacağından, artık kişilik haklarının ihlal edildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacının maddi ve hukuki temelden yoksun, iyi niyet ve nesafet kurallarına aykırı, dava hakkını kötdüye kullanılması yasağına aykırı şekilde, haksız ve dayanıksız iddaalara dayalı olarak açtığı davanın reddinin gerektiğini, taraf sıfatlarının müvekkilleri açısından oluşmamış bulunduğunu, Hukuka, Anayasa, AİHS, Basın Kanunu'na aykırı olarak açılan davanın reddine, masraf, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava, TTK md 54 ve 56 uyarınca ticari itibarın zedelenmesi ve davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın, davalı Gazetenin ... tarihli nüshasındaki haber nedeniyle davacının talep etmiş olduğu, manevi tazminat talebinde haklı olup olmadığı ve haklı ise miktarın ne olduğunun tespitine ilişkin olduğu anlaşıldı. Dosyanın Mahkememizin 2015/674 Esasına tevzi edildiği, mahkememizin 13/06/2017 Tarih, ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile davacının davasının görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, dosya ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esasına tevzi edilmiş ve ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas-...Karar ve 19/06/2018 tarihli ilamı ile karşı görevsizlik kararı verildiği ve dosyasının görev uyuşmazlığı nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... Esas-...karar ve 02/06/2020 tarihli ilamı ile mahkememizin yargı yeri olarak belirlendiği ve dosyanın 2020/341 Esasını aldığı görülmüştür. Davanın, ... Gazetesinin ... tarihli nüshasının ilk sayfasında mantej olarak büyük puntolarla yayınlanan ve terör örgütü ile ilişkilendirilen haber nedeniyle davacı ajansının itibarsızlaştırılmak çabasına girildiği haber ajansını bir terör örgütü ile aynı seviyeye düşerecek şekilde çirkin ve asılsız yaftalarda bulunarak ve ajansı hedef göstererek davacı ajansın kişilik haklarına iftira ve itibarsızlaştırılmaya yönelik hedef gösterme saldırısının davacının saygınlığına ve yılların getirmiş olduğu köklü duruşuna verilen objektif zararların giderilmesi için 100.000.TL manevi tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin olduğu anlaşıldı. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır. Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Uyuşmazlık bakımından incelenmesi gereken TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın ...esas, ...karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı) Eldeki davada haksız rekabet iddiasına dayanak olarak açıklamalarda, ...gazetesinin ... tarihli nüshasının ilk sayfasında manşet olarak büyük puntolarla “....” başlıklı haberde; davacı ...'nın logosu ve açık ismi kullanılarak davacının ... Örgütü'nün Ajansı olduğunun ifade edildiği, haberin devamında; ...'nın ...'in ...'ye sabah saat 04:00'te düzenlediği saldırıyı görüntülemesi, "...“...'nın neden kameraları o bölgeye kilitlediği ve bir şeylerin olmasını beklediği, İstihbarat tarafından şayet ...'ya servis edilmemiş ise, ... neden bir muhabiri o saatte sınırın o noktasında görevlendirdiği sorularına yanıt arandığı" şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür. Davalılardan ...'nin ...Gazetesi'nin imtiyaz hakkı- yayın sahibi, diğer davalıların ise Genel Yayın Yönetmeni oldukları dosya içeriğinden ve davalılar vekilinin cevap dilekçesinden anlaşılmaktadır. Davalılar vekili tarafından usulüne uygun sunulan 21/08/2015 tarihli cevap dilekçesinde, davacı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54-63 maddeleri uyarınca "..." hükümlerine dayanılarak manevi tazminat taleplerinde bulundukları ancak Haksız Rekabet'e ilişkin basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğunu düzenleyen TTK'nun 58 maddesinde açıkça görüldüğü üzere davalı olarak gösterilen davalıların davada taraf ehliyetine haiz olmadığı yönünde husumet itirazında bulunduğu görülmüş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 58/1-c maddesinde, "Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk Mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa, yukarıda anılan davalar yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim, ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi, bunlar gösterilemiyorsa işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir" hükmü gereği gerekli dikkat ve özeni göstermeyen genel yayın yönetmeninin, sorumlu müdürlerin ya da imtiyaz sahiplerinin işbu madde kapsamında sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmakla husumete ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Davalıların İmtiyaz Hakkı- Yayın Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni oldukları ... 'nin ...tarihli nüshasında manşet olarak verilen haber içeriğinde, davacı haber ajansına ilişkin terör örgütü ile iş birliği yaptığı ve davacı ajansın terör örgütünün ajansı olarak verilen haberin yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, bu açıklamaların ileri sürülen iddialar bakımından kötüleme niteliği taşıdığı, yazının ulusal basında faaliyet gösteren, belirli bir okuyucu kitlesi olan gazetede yayımlanması nedeniyle rekabet ortamını etkilemeye elverişli olduğu, açıklamanın ulaştığı kitlenin ortalama bir ferdi nezdinde küçük düşürücü nitelikte olduğu anlaşılmakla, dava konusu haberin haksız rekabet teşkil ettiği ve davacının ticari itibarı ile kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olduğunun kabulü ile 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 6.831,00-TL karar harcından peşin yatırılan 170,78-TL harcın mahsubu ile noksan 6.660,22-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-)Davacı tarafından yatırılan 3.719,40-TL yargılama gideri ile 170,78-TL peşin harç ve 27,70-TL başvurma harcı toplamı 3.917,88-TL'nin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/12/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır