İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/938 E. 2026/24 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/938
Karar No
2026/24
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/938 Esas KARAR NO : 2026/24

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/03/2020 KARAR TARİHİ : 07/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı banka aleyhine ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyasında alacak davası ikame edildiğini, yargılama sırasında ıslah talebinde bulunulduğunu, ıslah dilekçesinde faiz talebinin yer almaması nedeniyle Mahkemece kısmi açılan bölüme faiz yürütülmemesine karar verildiğini, ıslah edilen kısım yönünden faizin karar altına alınmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas ...Karar sayılı kararında dava dilekçesinde talep edilen faiz talebinin ıslah edilen miktara da uygulanması gerektiği hususunun Yargıtay aşamasında ileri sürdüklerini, fakat Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin.... Esas ...Karar sayılı kararında; söz konusu talebin istinaf aşamasında ileri sürülmediğinden ve istinaf aşamasında ileri sürülmeyen iddianın temyiz aşamasında ileri sürülmesinin istinaf aşamasını bertaraf eder nitelikte taşıyacak olduğundan temyiz taleplerinin reddine karar verildiğini, ... 3 ATM'nin dosyasında dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, faizin sonradan talep edilerek dava ile istenmesine bir engel bulunmadığından bahisle, söz konusu davada ıslah edilen 171.812,63 TL'lik kısmı ıslah edilen tutar için şimdilik kaydıyla 17.704,43 TL faiz alacağının karar altına alınarak, fiili tahsil tarihine kadar işleyecek faiziyle birlikte tahsilini, dava masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı taraf huzurdaki dava ile daha önce talep etmediği faiz alacağını, müvekkili bankadan talep ettiğini, davacı yanın bu taleplerinin mahkemece reddinin gerektiğini, dava haksız fiile dayalı tazminat davası olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız eylemlerde zamanaşımına ilişkin 72.maddesinde: "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar" denildiğini, mevcut olayın meydana geliş tarihi ve öğrenme tarihlerinin üzerinden Kanunun öngördüğü zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilerek davanın reddini talep ettiklerini, faiz istenmeyen ilk davanın açılmış olması, faiz istemi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğini, davanın reddini, yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, davacı tarafından daha önce davalı aleyhine açılan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas ... Karar sayılı dosyasında ıslah edilen kısım yönünden ıslah dilekçesinde faiz talep edilmemesi nedeniyle ıslah edilen kısım yönünden faize hükmedilmediğinden ıslah edilen miktar olan 171.812,63 TL'lik kısıma yönelik faiz alacağının tahsili talebine ilişkindir. Davanın (Kapatılan) ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasına tevzi edildiği, 2026 yılına kadar ilgili mahkemede yargılamanın devam ettiği, HSK'nun ... tarihli ... sayılı yargı çevrelerinin yeniden belirlenmesi ve dosyaların devri kararı uyarınca ... 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirilmesi ve Kapatılan) ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin derdest dosyalarının ... 25. Asliye Ticaret Mahkemesine devredilmesi nedeniyle dosyanın ... 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı sırasına tevzi olduğu anlaşılmıştır. HSK'nun ... tarihli ... sayılı yargı çevrelerinin yeniden belirlenmesi ve dosyaların devri kararı öncesi (Kapatılan) ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyada yapılan yargılamada davanın kabulü ile, 94.049,75 TL olarak ıslah edilen tutar üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14 . Hukuk Dairesi'nin 16/10/2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı " ...Dava, daha önce dava konusu edilip hükme bağlanmış olan alacak bakımından işlemiş temerrüt faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davacılar vekilinin 16.12.2010 tarihinde davalı banka hakkında .... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında muris ...'a ait hesaplarda davalı bankaca yapılan usulsüzlükler nedeniyle müteveffanın yasal mirasçıları olan müvekkillerinin zarara uğradığını iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettikleri, taleplerine dayanak olarak murisin yüklü miktarda nakit parasını davalı banka şubesinde vadeli mevduat şeklinde tuttuğu, vefatından sonra en çok nakit paranın davalı banka şubesinden çıktığını, ancak murisin davalı banka nezdinde çıkan nakit parasının kendisinin sahip olduğu imkânları ve de 1982 yılında vefat eden eşinden intikal eden yüklü miktarda miras payına göre çok düşük kaldığını, bu nedenle banka şubesinde anneleri adına açılan hesapların ve hesap hareketlerinin kendilerine verilmesini talep ettiklerini ancak davalı bankanın çok sınırlı sayıda bilgi ve belgeyi müvekkillerine verdiğini, taleplerin geri çevrildiğini, talimat doğrultusunda paraların çekildiğini, talimatlardaki imzaların murisin imzasının benzemediğinin taraflarınca sınırlı imkânlarla tespit edildiğini, hesaplardan yine talimatlarla ikişer dakika aralıklarla üç defa işlem yapıldığını, daha sonra 5.000,00 TL'nin yanlışlıkla çekildiğinden bahisle geri yatırıldığını, murisin hesaplarındaki paraların talimatı olmadığı hâlde ona aktarıldığını, tekrar hesaba aktarma yapıldığını, talimatı olmaksızın farklı hesaplar açılıp kapatıldığını, bedelin yükseldiğini daha sonra eksildiğini, hesap hareketleri ile anlaşılamayan işlemler yapıldığını, murisin 2000 yıllarda mevcut olan nakit parasının on yıl sonra aynı kalmasının mümkün olmayacağını çünkü gayrimenkullerden gelen iratların masrafları fazlasıyla karşıladığını, anneleri adına ekseriyetle davalı banka nezdinde TL hesabı olmak üzere ondan fazla hesap açılıp kapatıldığını, talimat olmamasına rağmen bir takım hesap hareketleri olduğu vb. hususların iddia edilerek iş bu davanın açılmış olduğu, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı, davacılar vekilinin 23.03.2016 tarihli dilekçe ile dava dilekçesini ıslah ettiği ve toplam değerin 191.241,57 TL olduğunun belirtilerek bu miktar üzerinden karar verilmesinin talep edildiği, mahkemenin ... Esas,... Karar ve 28.03.2017 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edildiği, 181.812,62 TL'nin tahsiline, 10.000,00 TL kısma 15.12.2010 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verildiği, gerekçede ıslah dilekçesinde açıkça faiz talep edilmediğinden ıslahla artırılan miktar yönünden taleple bağlı kalınarak faizi hükmolunduğuna yer verildiği karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin ...Esas,...Karar ve 09.10.2017 tarihli kararı ile; "... Davalı vekili grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen rapora ATK'dan rapor alınması gerekçesiyle itiraz etmişse de ATK'dan rapor alınması gerektiği hususunu gerekçelendirmediğinden iş bu rapor yeterlidir. Banka işlemlerinde uzman bilirkişiler, grafoloji uzmanı bilirkişinin raporunda tespit edilen belgeler doğrultusunda raporlarını dosyaya ibraz etmişlerdir. İlk derece mahkemesi kararında, 23/12/2009 tarihli talimat yazısı ile bu işlemlere yönelik değerlendirmesini yapmıştır. Bu şekilde davacıların murisinin hesaplarından murisin bilgisi ve rızası dışında para çekildiği sübuta ermiştir. Muris adına para çekme işlemlerine ilişkin bir çok dekontta murisin hiç imzasının bulunmaması da, Banka çalışanlarının yaptığı usulsüzlüğü açıkça ortaya koymaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK 393/1.b.1.madesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair..." karar verildiği, söz konusu karara karşı davalı ve davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz başvurusunda bulunulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin... Esas, ... Karar ve 19.09.2019 tarihli ilamı ile; "...Kural olarak İlk Derece Mahkemesi'nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin davalı tarafın istinaf başvurusunu esastan reddine ilişkin kararını temyiz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalının istinaf başvurusu esastan reddedildiğinden, başka bir deyişle yeni bir karar verilmediğinden davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da “katılma yoluyla" temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa ilk derece mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davacının, Bölge Adliye Mahkemesinin (davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin) kararını temyiz hakkı olmadığı anlaşıldığından..." davacı vekilinin temyiz isteminin reddine kesin olarak karar verildiği; davacılar vekili tarafından ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 09.05.2017 tarihinde ilamlı icra takibi başlattığı, toplam 234.514,45 TL alacağın tahsilini talep ettiği, söz konusu dosyada 24.10.2017 tarihinde davalı banka tarafından 239.845,35 TL icra dosya borcunun icra dairesi adına EFT yapıldığı, 24.10.2017 tarihli reddiyat makbuzu ile 239.845,35 TL tutarın alacaklı vekili tarafından alındığı, buna ilişkin reddiyat makbuzunun düzenlendiği, icra memur işlemine karşılık taraflarca icra hukuk mahkemesinde şikâyet yoluna gidildiği, şikayetin tehiri icra talebi ile ilgili olduğu, 04.12.2017 tarihli memurluk kararının İstanbul Bam 22. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, daha önceden 23.10.2017 tarihli memurluk kararının kaldırılmış olması nedeniyle alacaklı vekiline ödenen meblağın iadesine yönelik talep yazısının mevcut olduğu, icra dosyasına ait sistem içerisinde mevcut örneklerden davacıların asıl alacağı tahsil ederken faiz alacağına dair haklarını saklı tuttuğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, davacılar vekili tarafından icra dosyasındaki 24.10.2017 tarihli tahsilat sonrasında 13.03.2020 tarihli dilekçe ile iş bu davayı faize ilişkin olarak ek dava şeklinde açtıkları, dava dilekçesinde ıslah edilen alacak miktarına faiz talebinin yazılmadığı gerekçesiyle kısmen kabul kararı verildiği, ıslah edilen miktar yönünden faize hükmedilmediği gerekçeleri ile iş bu işlemiş faizle ilgili olan davaya açmış oldukları anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; zamanaşımı defi ile birlikte, karara çıkan dava dosyasında yargı yolları tüketilerek kararın kesinleştiği, banka tarafından ödemenin davacılara yapıldığı belirtilerek, davanın usul ve esastan reddi talep edilmiştir. Tarafların delillerini ibraz ve asıl dosyanın dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. Davacılar vekili davayı bilirkişi raporuna göre ıslah etmişlerdir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesine göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Kısa kararda kabul edilen miktar belirtilmemiştir. Mahkemenin 24.12.2020 tarihli duruşmasında; davalının zamanaşımı defi hakkında herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin zamanaşımı itirazının reddine dair karar verilmiştir. Gerekçeli kararda zamanaşımı defi ile ilgili gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasında, davacıların bankacılık işleminden kaynaklanan alacak davalarına ilişkin olarak açılan davanın kesinleştiği, ilk dava dosyasında davacılar tarafından ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği, mahkemece bu husus göz önünde bulundurularak karar verildiği, verilen karara karşı davacıların istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmadıkları, davalıların temyiz istemine karşılık kararı katılma yolu ile temyiz ettikleri, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından yukarıda yer verilen gerekçelere göre temyiz isteminin davacılar yönünden reddedildiği ve kararın kesinleşmiş olduğu, ilamda belirtilen alacak ve ferilerinin davalı banka tarafından davacılar tarafından başlatılan ilamlı icra takibi sonucunda ödendiği ve yaklaşık üç yıl sonra iş bu davanın faize ilişkin alacak davası şeklinde açılmış olduğu konusunda herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 3. bölümünde borçların ve borç ilişkilerinin sona ermesi, zamanaşımı düzenlenmiştir. 1. ayrımında ise sona erme hâllerine yer verilmiştir. TBK'nın 131. madde başlığı ise asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesidir. 131. maddede; "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, icra takip talebinde davalı tarafça takip konusu alacağın ödenmiş olduğunun anlaşılmış olmasına rağmen davacıların işlemiş faiz istemini saklı tutulup tutmadığı üzerinde durulmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, ilamlı icra takip dosyası ... 35. İcra Müdürlüğünün... Esas nolu dosyasının tamamı dosya içerisine celbi ile TBK'nın 131. maddesinin birlikte değerlendirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken yasanın düzenlemesi eksik ve hatalı değerlendirilerek karar verilmiş olması usule aykırı bulunmuştur. Kabule göre ise davalı vekilinin zamanaşımı defi ile ilgili olarak ret gerekçesinin belirtilmemiş olması ile kısa kararda kabul edilen alacak miktarının yazılmamış olması HMK 297 ve ilgili yasal düzenlemeler ile usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına..." dair karar karar verildiği anlaşılmıştır. İstinafın kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada; ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden dosya arasına alınarak incelenmiş olup, belirtilen ilamlı takibin takip talebinde "... Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan takip haklarımız saklıdır... " ibaresinin bulunduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi başlığı altında düzenlenen 131 nci maddesinin "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesine yer verilmektedir. ....35. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden dosya arasına alınarak incelenmiş olup, belirtilen ilamlı takibin takip talebinde "... Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan takip haklarımız saklıdır... " ibaresinin bulunması nedeniyle somut olayda davacı tarafın davalıya ek dava olarak ikame ettiği faiz alacağını isteme hakkını saklı tuttuğu, faiz alacağının talep edilebilir olduğu anlaşılmaktadır. Davacıların davalı banka aleyhine ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasına konu ettiği davanın davacıların murisinin davalı banka tarafından uğratıldığı zararların tazminine ilişkin olması dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ncu maddesi uyarınca haksız fiile ilişkin olduğu, haksız fiil zaman aşımının 72 nci maddede yer alan "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." düzenlemesi uyarınca 2 ve10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte asıl alacağın ferisi olan faiz alacağının asıl alacakla birlikte dava edilmemesi halinde Beş yıllık zamanaşımı başlığı altında düzenlenen 147 nci maddede yer alan "Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar." düzenlemesi ile Bağlı alacaklarda zamanaşımı başlığı altında düzenlenen 152 nci maddesi "Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur." düzenlemeleri uyarınca zamanaşımı hesaplanması gündeme gelecektir. Bu durumda asıl alacağın zamanaşımına uğramadan kazanılması faiz alacağının zamanaşımına uğramasına engel teşkil etmeyecektir. Somut olayda, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası açılırken asıl alacak ve fazlaya dair hakların talep edildiği, ne var ki bu yargılama kapsamında ıslah dilekçesinde fazlaya dair hususların saklı tutulmaması gerekçesiyle yerel mahkemenin faiz alacağına ilişkin ıslah edilen miktar üzerinden olumlu hüküm kurmadığı, dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden faize hükmedildiği, davacı tarafın kararı istinaf etmemesi nedeniyle temyiz aşamasında davacının temyiz sebeplerinin kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Yargıtay HGK ... Esas, ... Karar sayılı kararında "Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirmede; kısmi ıslahın faize karar vermek için talep şartı yönünden ayrı bir dava, diğer bir deyişle ek dava olarak nitelendirilemeyeceği, davanın kısmen ıslahı ile ek davanın esas itibariyle farklı kurumlar olmaları nedeniyle ıslah ile ilgili uyuşmazlıkların ıslah kurumu çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, kısmi ıslahta davacının sadece talep sonucundaki miktarı değiştirdiği, davacının dava dilekçesindeki diğer unsurların aynen devam ettiği yönünde iradesinin mevcut olması dikkate alındığında ıslah ile arttırılan kısım için faiz talep edilmese bile dava dilekçesinde mevcut olan faiz talebinin kısmi ıslah için de geçerli olduğu kabul edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında kısmi ıslahın ek dava olarak kabulünün gerektiği, ıslah suretiyle istenen miktara faiz yürütülmesi talep edilmediğinden, dava açılırken talep edilen faizin bu talebe yansıtılamayacağı, taleple bağlılık kuralı gereği faiz talep etmeyen davacı lehine faiz yürütülmesi olanağı bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir." şeklinde asıl davada dava dilekçesinde talep edilen faizin ıslah dilekçesinde yer almaması nedeniyle faize hükmedilmemesinin kabul edilmediği görülmektedir. Belirtilen HGK kararı ile 6098 sayılı kanunun zamanaşımına ilişkin yukarıda belirtilen maddeleri dikkate alındığında ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasının açılış tarihi olan 15/12/2010 tarihinde asıl alacak ve faiz alacağına ilişkin zamanaşımının kesildiği, bu tarihten itibaren faiz alacağının saklı tutulduğu asıl alacağın ilamlı icraya konu edildiği .... 35. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası ile takip dosyasından tahsilatın yapıldığı 24/03/2017 tarihine kadar, 131 nci maddede belirtilen ifa anına kadar, faiz alacağının talep edilebileceği, zamanaşımının kesildiği hususu sabittir. İcra takip tarihine konu asıl alacın ifa tarihi nedeniyle 5 yıllık zamanaşımının dolmadığı, faiz alacağınını talep edilebilir olduğu, ek dava olan eldeki davanın 13/03/2020 tarihinde açıldığı, bu itibarla zamanaşımı yönüyle eldeki davanın reddini gerektirir bir hal bulunmadığı tespiti ve önceki kararın kaldırılması ile sınırlı yapılan yargılamada; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda belirlenen 94.049,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin oluşan kanaat doğrultusunda davanın kabul edilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, 94.049,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.424,53 TL'nin, peşin ikmal edilen 302,25 TL peşin harcın mahsubu ile, 6.122,28 TL 'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 1.450 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile, davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden davalı vekili için takdir olunan 45.000 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İSTİNAF YASA YOLUNA başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/938, K. 2026/24, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-938-e-2026-24-k-ac1fc9001bf6