Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/971 E. 2026/1863 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/971
- Karar No
- 2026/1863
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/971 KARAR NO : 2026/1863
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/03/2026 NUMARASI : 2025/898 Esas 2026/152 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 10/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 11.12.2013 tarihli Hizmet Alımları Tip Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın işbu hizmet akdini Karşıyaka 5. Noterliği'nin 27.11.2014 tarih 33290 yevmiye numaralı ihtarı ile 31.12.2014 tarihi itibariyle haksız olarak feshettiğini bildirdiğini, müvekkilinin de davalıya 10.01.2015 tarihinde tebliğ edilen Bornova 6. Noterliği'nin 03.01.2015 tarih ve 313 yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmenin feshinin haksız olduğunu ve uğranılan zararın giderilmesini talep ettiğini, davalı tarafça müvekkilinin zararı karşılanmaması akabinde müvekkilince Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığını, açılan dava sonucu 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı dosya kapsamında 11.12.2013 tarihli hizmet alımları tip sözleşmesinin 31.12.2014 tarihi itibariyle davalı tarafça haksız feshi dolayısıyla davalı taraf aleyhine 24.472,04 TL'lik tazminat bedeline hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, davalı tarafın sözleşmenin fesih tarihi olan 31.12.2014 tarihinden itibaren müvekkiline ödemesi gereken ticari temerrüt faizinin ise müvekkiline halen ödenmediğini, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sona erdiğini, davalı şirketin iş akdini 27.11.2014 tarihli ihtarname ile feshettiği ve bu feshin haksız bir fesih olduğunun hüküm altına alındığını, davalı şirkete 03.01.2015 tarihinde ihtar çekildiğini, davalıdan müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın giderilmesinin talep edildiğini, davalı tarafın ihtarname ile temerrüte düştüğünün sabit olduğunu ve müvekkiline faiz ödeme yükümlülüğünün doğduğunu belirterek müvekkilinin alacağına ilişkin temerrüt nedeniyle hak kazanmış olduğu şimdilik 1.000,00 TL'lik ticari temerrüt faizinin tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tüm hisselerinin ... Belediyesine ait olduğunu, bu özelliği itibari ile kamu mali düzeni kapsamında yükümlülükleri olan müvekkili şirketin Sayıştay denetimine tabi olduğunu, bu düzen ve düzenlemeler gereğince müvekkili şirketin ticari bakımdan zarar etmesinin önlenmesi şirket yönetiminin öncelikli görevi ve kamusal yükümlülüğü olduğunu, müvekkili şirketin, davacı ile aralarında yürürlükte olan hizmet alım sözleşmesinin yürürlükte olduğu süre zarfında sözleşme nedeni ile maddi zarara uğradığını tespit ettiklerini, "kamu zararı"nın derhal engellenmesine dair sorumluluğu gereğince sözleşmeyi feshettiklerini, kamu şirketi niteliğindeki müvekkili şirketin olağan uygulaması ve hatta davaya dayanak teşkil ettiği ileri sürülen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda müvekkili şirketin kayıtlarının incelenmesinden çok sayıdaki hizmet alım sözleşmelerinin revize ettiği ya da feshetmiş olduğu ve aynı konuda yeniden ihaleye çıktığının vurgulandığını, her ne kadar Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda anılan dosyasında verilen kararın hukuka uygun olmadığı görüşünde olsalar da, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi tarafından kararın onanması üzerine bu dava ile davacı lehine hükmedilen tazminat bedelinin faizi ile birlikte ödendiğini, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacı lehine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı kararı ile hükmedilen 24.472,04 TL. tutarındaki tazminat bedelinin, İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2016/14340 sayılı ilamlı icra takibi dosyası üzerinden "değişen oranlarda TCMB'nca uygulanacağı bildirilen en yüksek mevduat faizi" üzerinden diğer tüm fer'ileri ile birlikte tahsil edildiğini, söz konusu kararda "faizin başlangıcı" da hüküm altına alınmış olunduğundan, davacının aynı konuda tekrar dava ikame etmesi Usul Kanununun "Dava Şartları"nı düzenleyen 114/(1)-i fıkrası hükmüne aykırılık teşkil ettiğini de belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf incelemesine konu karar ile; "...Dava ; Faiz alacağı istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı dosya, Hizmet alımları tip sözleşmesi, davalı tarafın fesih ihtarı, ihtarname, arabuluculuk son tutanağı ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur. Mahkememizden verilen 18/03/2022 tarih ve 2021/244 Esas 2022/175 Karar sayılı kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 31/10/2025 tarih ve 2022/1100 Esas, 2025/1869 Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak gönderildiği, Bölge adliye mahkemesi kaldırma kararı ve duruşma gününün taraflara / vekillerine usulüne uygun tebliğ edildiği, İzmir Ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği ve davacı şirketin tasfiye süresinin 26/12/2017 tarihinde tamamlanarak tasfiye sonucu terkin olduğunun bildirildiği saptandı. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; taraflar arasında düzenlenen hizmet alımları tip sözleşmesinin davalı tarafından yapılan feshi nedeniyle mahkememizin 2015/22 Esas, 2016/322 Karar sayılı ilamı ile hükmedilen tazminata ilişkin ticari temerrüt faizinin ödenmemesinden kaynaklı alacak bulunup bulunmadığı noktalarındadır. Mahkememizce verilen ilk karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 17. Hukuk dairesinin 31/10/2025 tarih, 2022/1100 Esas ve 2025/1869 Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinde bir takım eksiklikler yanında "... sunulan dava dilekçesinde davacı ünvanının .... . Şirketi olarak gösterildiği, ancak mahkemece dazenlenen tensip tutanağı ve karar başlığından ile .... Şirketi olarak gösterildiği görülmüştür. Taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, davacı şirketin tasfiyeye girip girmediği araştırılarak tasfiyeye girdiğinin tespiti halinde tasfiye memuruna duruşma gününün bildirilmesi ve tasfiye memurundan alınmış vekaletnamenin dosyaya sunulmasının sağlanması gerekmektedir." gerekçeleri de belirtilmiştir. Mahkememizce ilgili ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmış ve yazılan müzekkere sonucunda, davacı şirketin tasfiye süresinin 26/12/2017 tarihinde tamamlanarak tasfiye sonucu terkin olduğu, iş bu dosyanın dava tarihinin ise 2022 yılı olup dava tarihi itibarı ile tasfiyenin tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dava şartları; mahkemenin, davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan unsurlar olup, mahkemece dava şartlarından birinin bulunmadığının tespit edilmesi halinde kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapılamaz. 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması ve dava takip yetkisine sahip olunması dava şartları arasında gösterilmiş olup, dava şartları mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır. Taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Tasfiye halinde olan davacı şirket vekili tarafından davalı aleyhine yapılan icra takibi ve dava tarihi itibarı ile tasfiye halinde olan davacı şirketin tasfiyesi tamamlanarak icra takibi ve eldeki itirazın iptali davasından önce tüzel kişiliği ve buna bağlı olarak hak ehliyetinin sona erdiği anlaşıldığından bu şirketin davada taraf ve dava ehliyetine sahip olamayacağı; eldeki davada davacı vekiline takipten ve davadan önce tüzel kişiliği ve hak ehliyeti sona eren davacı şirketin ihyasını sağlaması için süre verilerek davaya devam edilebilmesinin hukuken mümkün olmamasına göre davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; Davanın 6100 sayılı HMK’nun 114/1-d ve 115. Fıkraları uyarınca aktif dava ehliyeti yokluğundan REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında müvekkili tasfiye halinde olduğundan bahisle taraf ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, bu noktada vekaletname ve dosya durumu ile sicil kayıtları dikkate alındığında müvekkili şirketin salt tasfiye halinde olması dava sürecinin yürütülmeyeceği anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin tüzel kişiliği devam ettiğini, hak ehliyeti varlığı açık olan müvekkili hakkında hak ehliyeti ve aktif dava ehliyeti yokluğundan bahsedilemeyeceğini, bu noktada verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, Bilirkişi ve gerekçeli karar, fesih tarihinden itibaren faize hükmedildiği gerekçesine dayalı olduğunu, dava ve icra takibinde fesih tarihinden işlemiş bir faiz bulunmadığını, bu yönüyle faiz yönünden davanın haklılığı ortada iken aksi yönde değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğini, bu noktada esas hakkında karar verilmesini ve yargılama yürütülmesi gerekirken verilen kararın kabulü mümkün olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; işlemiş faiz alacağına ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 2021/244 Esas ve 2022/175 karar sayılı karar ile "Davanın reddine" karar verildiği ve iş bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Dairemizin 2022/1100 Esas ve 2025/1869 Karar sayılı karar ile; " .... Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhine taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiası ile doğduğu iddia edilen alacağın tahsili için açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda 12.07.2016 tarihli karar ile davanın kısmen kabulü ile 24.472, 04 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 10. 06 2020 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. İzmir 24 icra Müdürlüğü'nün 2016/ 14340 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı dosyasından verilen ilam dayanak gösterilerek, davacı tarafça davalı hakkında 21.12.016 tarihinde 24.472,04 TL asıl alacak, 2.936, 65 TL ilam vekalet ücreti, 27,70 TL peşin harç, 596,00 TL ıslah harcı, 1.365,00 TL ilam yargılama gideri, 9.306,08 TL 27.11.2.014- 21.12.016 tarihleri arasında işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.776,60 TL üzerinden ilamlı icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Dosya içerisinde bulunan İzmir 10.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/724 Esas,2017/472 Karar sayılı ve 13.04.2017 tarihli kararının incelenmesinden, davacı .....A.Ş'nin şikayetinin kabulü ile İzmir 24 icra Müdürlüğü'nün 2016/ 14340 Esas sayılı dosyasından borçluya gönderilen ödeme emrinin 24.472,04 TL asıl alacak, 627,56 TL işlemiş faiz, 2.936, 65 TL ilam vekalet ücreti, 73,13 TL işlemiş faiz, 27,70 TL peşin harç, 596,00 TL ilamda belirtilen ıslah harcı, 1.365,00 TL ilam yargılama gideri olmak üzere toplam 30.098,08 TL olarak düzeltilmek suretiyle takibin devamına karar verildiği ve iş bu kararın İzmir BAM 8. Hukuk Dairesinin 2017/1068 E, 2018/101 K sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verildiği görülmüştür. İzmir 24 İcra Müdürlüğü'nün 2016/ 14340 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden alacaklı vekilinin icra müdürlüğüne sunduğu dilekçe ile; İzmir 10.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/724 Esas sayılı dosyası ile tedbir konulan 9.306,08 TL haricinde kalan dosya borcunun haricen tahsil edildiği, bu kapsamda tedbir kararı verilen kısım için haklar baki kalmak ve takibin devamı kaydıyla ....T.A.O ... Şubesinde bulunan haczin kaldırılması talep edilmiştir. İzmir 24 İcra Müdürlüğü'nün 7.12 2021 tarihli cevabi yazısında, dosyadan yapılan tek tahsilat bilgisinin yazı cevabı ekinde gönderildiği ve dosyanın infazen kapatıldığının bildirildiği görülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nın " Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi" başlıklı 131. maddesine göre " Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır." Dava dosyası içerisinde bulunan asıl alacağa ilişkin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/22 E., 2016/322 K. sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça süresinden önce haksız bir şekilde feshedilmesi nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 1000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Yine aynı dosyadan asıl alacağa ilişkin olarak verilen ilamın İzmir 24 icra Müdürlüğü'nün 2016/ 14340 Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiği ve "fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakkımız saklıdır" şeklindeki ibare ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiştir. Bu durumda davacı tarafça hem asıl alacağa ilişkin olarak davalı aleyhine açılan ilk davada, hemde ilk davada asıl alacağa ilişkin olarak verilen kararı icra takibine konu edilmesi sırasındaki takip talebinde fazlaya ilişkin hakların saklı tuttuğu gibi icra takip dosyasına alacaklı vekilince sunulan ve yukarıda belirtilen bir kısım hacizlerin kaldırılmasına ilişkin dilekçede 9.306,08 TL'lik faiz alacağına ilişkin hakkın saklı tutulduğu görülmüştür. Bu durumda TBK 131/2 maddesi gereğince asıl alacağa bağlı işlemiş faizin davacı tarafça talep edilebileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davacının bu yöndeki alacak talebi dosya kapsamınca değerlendirilerek oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca kabule göre de eldeki dava ile ilgili olarak sunulan dava dilekçesinde davacı ünvanının ... .. Şirketi olarak gösterildiği, ancak mahkemece dazenlenen tensip tutanağı ve karar başlığından ile ... Şirketi olarak gösterildiği görülmüştür. Taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, davacı şirketin tasfiyeye girip girmediği araştırılarak tasfiyeye girdiğinin tespiti halinde tasfiye memuruna duruşma gününün bildirilmesi ve tasfiye memurundan alınmış vekaletnamenin dosyaya sunulmasının sağlanması gerekmektedir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına.." karar verilmiştir. Bu kez Mahkemece istinaf incelemesine konu karar ile "Davanın 6100 sayılı HMK’nun 114/1-d ve 115. fıkraları uyarınca aktif dava ehliyeti yokluğundan REDDİNE," karar verildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı şirket ile ilgili ticaret sicil müdürlüğünden getirtilen sicil kayıtlarına göre davacı şirketin tasfiye sürecinin 26/12/2017 tarihinde tamamlanarak tasfiye sonucu terkin olduğu, dava tarihi itibarı ile davacı şirketin tasfiyenin tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda dava tarihi itibarıyla davacı şirket ticaret sicilden tekin edilmiş olduğundan davayı açan vekilin vekaleti de davacı şirketin ticaret sicilden terkin edildiği tarih itibarıyla son bulmuştur. İstinaf incelemesine konu gerekçeli karar vekalet görevi sona eren vekile tebliğ edilmiştir. Bu nedenle istinaf incelemesine konu kararın bu aşamada usulüne uygun tebliğ edildiğinin kabulü mümkün olmadığından bu aşamada istinaf talebinin dinlenmesi de sözkonusu değildir. Bu kapsamda mahkemece verilen gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde davacı şirketin ihyası sağlanarak tasfiye memuruna yada tasfiye memurunca atanacak vekile tebliği yapılmak suretiyle gerekli yasal süreler dolduktan sonra ve yukarıda açıklanan eksiklikler giderildikten sonra; 6100 Sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince işlem yapılarak dosyanın Dairemize geri gönderilmesi için esasa ilişkin istinaf sebepleri bu aşamada değerlendirilmeksizin mahal mahkemesine geri çevrilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Yukarıda açıklanan eksiklikler giderildikten sonra Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalli mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE; yapılan inceleme neticesinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/09/2026