İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/737 E. 2026/765 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/737
Karar No
2026/765
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/737 Esas KARAR NO : 2026/765

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/08/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı işçi arasında 27.12.2021 tarihinde imzalanan iş sözleşmesi ile olarak müvekkil şirkette işçinin ''Mekanik Bakım Onarımcısı'' olarak çalışacağı öngörüldüğünü, davacı başka bir ... servisi ile anlaşması sebebiyle haklı hiçbir neden göstermeksizin 27.02.2023 Tarihinde iş sözleşmesini tek taraflı olarak fesh ederek istifa ettiğini, bu istifa nedeniyle müvekkil zor durumda kalmış, zarar görmüş, müvekkil şirkette yeterli otomotiv mekanikçesi olmadığı için işler aksadığını, bilindiği üzere, iş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülük olduğunu, buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme(rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabileceğini, doktrinde ve Yargıtay uygulamasında iş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olabileceği kabul edildiğini, davalı 1 yıl süre bitmeden İstanbul ilinde ... ... yetkili servisi olan ''... ... ...'' servisinde işe girerek bahse konu sözleşme hükmüne aykırı hareket ettiğini, bu sebeple sözleşme hükmü gereğince son brüt ücretinin 10 katı tazminat ve 15.000,00 TL cezai şartı müvekkil şirkete ödemek durumunda olduğunu, son çalıştığı aydaki brüt ücreti 12.096,65 TL olup bunun 10 katı tutarı ve 15 bin TL cezai şartı kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesi geçerli olan sözleşmenin gereği olduğunu, davalı, ihbar sürelerine dahi uymadan istifa ederek iş sözleşmesini feshettiği için davacı müvekkil şirketin iş süreçleri oldukça aksamış olup, müşterilerinin servise gelen araçlarının teslim sürelerinin gecikmesi ve servis işlemlerinin sekteye uğramasından dolayı zor durumda kaldığından zararı söz konusu olduğunu, her ne kadar 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun m. 420/1 hükmü ile iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şartın geçersiz olduğu hükme bağlanmış ise de rekabet yasağı kaydına bağlı olarak ödenmesi kararlaştırılan tazminat ve ceza koşulunun tek taraflı olduğu için geçersiz olarak kabul edilmesi söz konu olamayacağını, çünkü bu konuda Yargıtay uygulaması rekabet yasağına ilişkin iş sözleşmesindeki kaydı veya rekabet yasağı sözleşmesini istisna kabul ederek geçerli kabul ettiğini, zaten düşünüldüğünde iş sözleşmesinin tarafı olan işverenin, işçisine karşı rekabet yasağına aykırı hareket etmesi mümkün olmadığını, bu sebeple rekabet yasağı kaydına bağlı olarak ödenmesi kararlaştırılan tazminat ve ceza koşulunun iş sözleşmesinin her iki tarafı için de uygulanması beklenemeyeceğini, davalının çalıştığı pozisyon, nitelikleri ve almış olduğu eğitimler itibarı ile yerine personel bulması oldukça zor olduğundan herhangi bir çalışana göre ikamesi oldukça zor olduğunu, Türk Borçlar Kanundaki bu hükümler de dikkate alındığında dava konusu rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesi geçerli kabul edilmesi gerektiğini, rekabet yasağına ilişkin davacı müvekkil ile davalı arasındaki sözleşme hükümleri süre bakımından 1 yıl ile sınırlı olup, iş kolu ile sınırlandırılsa dahi geçerli olacak iken yalnızca bir firmanın İstanbul ilindeki yetkili servisleriyle sınırlandırılması kanun ve emsal yargı kararları dikkate alındığında hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydı ile alacakların miktarı bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağından şimdilik; İş akdi davalı tarafından istifa ederek feshedildiği ve akabinde davacı müvekkil ile rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmüne aykırı hareket ettiğinden sözleşme hükmünde kararlaştırılan tazminat bedeli dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 100,00 TL rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklı tazminatın, yine sözleşmedeki rekabet yasağına aykırı hareketten kaynaklı kararlaştırılan cezai şart gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile 100,00 TL rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklı cezai şartın, toplam 200,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak davalı tarafça davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan 04/09/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ile davalı arasında imzalanan Hizmet Sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının; - davacının “korunmaya değer haklı menfaati olduğu olgusunun” ortaya konamamış olması sebebiyle geçersiz olduğu yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, iş sözleşmesine dayalı rekabet yasağı ihlalinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. TBK 444 maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. 6101 Sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, "TBK'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, TBK'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, TBK hükümleri uygulanır" hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki iş akdi ve buna ekli rekabet yasağı hükmü 30/05/2010 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 01/12/2014 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve 445. maddelerinin tatbiki gerekmektedir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. TBK 445/2 maddesinde yer alan “Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir” şeklindeki düzenlemede, rekabet yasağına ilişkin hüküm karşısında şayet işverenin de bir karşı edim yüklenmiş olması halinde, rekabet yasağının aşırı hükümlerinin süre ve coğrafi alan bakımından sınırlanmasında sadece hakime takdir yetkisi verilmiş olup, işveren tarafından böyle bir karşı edimin yüklenilmemiş olması halinde rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olacağı anlamına gelmeyecektir. TBK 445. maddesi uyarınca rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve konu bakımından hakkaniyete uygun olmayan sınırlamalar içermesi halinde rekabet yasağı hükmünün geçerli olmayacağı TBK 445/2 maddesinde ise hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlendiği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle kapsam ve süre bakımından sınırlandırabileceği düzenlenmiştir. Davalının SGK hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacıda 27.12.2021 ile 28.02.2023 tarihleri arasında mekanik bakım onarımcısı olarak çalıştığı anlaşılmıştır. İş akdi ile 03 kod ile yani istifa ile davalı tarafından feshedilmiştir. Davalı, istifa ettikten sonra ise 06.03.2023 tarihinde dava dışı ... ... AŞ'de çalışmaya başlamıştır. Dava dışı şirketin ise, davacı şirket ile aynı meslek grubunda faaliyet gösterdiği anlaşmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 20. Maddesinde davalının, sözleşme sona erdikten sonra 1 yıl içerisinde İstanbul ilinde ... ... yetkili servisinde çalışmayacağı hüküm altına alınmıştır. Dava dışı ... ... AŞ ise ... ...'in yetkili servisidir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğu, davalının mekanik bakım onarımcısı olarak davalıda çalıştığı, TBK'nin 444/1 maddesi uyarınca rekabet sözleşmesinin yazılı olması gerektiği, somut olayda ise yazılı olduğu yani şekil şartının sağlandığı, TBK'nin 445/1 maddesinde rekabet yasağında süre olması gerektiğinin düzenlendiği, somut olayda ise aralarındaki sözleşme uyarınca 1 yıllık süre sınırı olduğu, haksız rekabet kapsamının İstanbul ili olarak belirlendiği dikkate alınarak yetki bakımından sınırlanma anlamında da şartın sağlandığı anlaşılmış ise de davalının, konum itibariyle davacının ticari sırrına vakıf olabilecek düzeyde bir konumda bulunmadığı, davalının öğrendiği veya öğreneceği bilgilerin dava dışı şirkette kullanılması halinde önemli bir zarar oluşacağının davacı tarafça ispatlanamadığı, TBK'nin 444/2 maddesinde belirtilen "önemli ölçüde zarar verme ihtimali" şartının sağlanmadığı, kaldı ki konu yönünden yapılan sınırlandırmanın ise somutlaştırılmadığı anlaşıldığından koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 304,40-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun dosyasında takdir edilen 2.080,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca talep halinde yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/737, K. 2026/765, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-737-e-2026-765-k-12c304dd0586