İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/710 E. 2026/798 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/710
Karar No
2026/798
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/710 Esas KARAR NO : 2026/798

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2019 KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; müvekkilinin davacı Kazakistan da faaliyet gösteren bir firma olduğu davalı şirket ile ticari ilişkisinin olduğunu, davalı firma müvekkilinden aldığı siparişleri Çin pazarında yaptırarak sattığını, davalı firma müvekkil tarafından son geçilen siparişe ilişkin ödemeyi teslim almasına rağmen malı halen dahi teslim etmediği, ödemeyi de iade etmeyerek müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin davalı firma hesabına 16/05/2014 tarihinde 14.746,80USD ödeme yaptığını, geçen süreç içerisinde yapılan yazışmalar ve görüşmelerden netice alınamadığını, bunun üzerine söz konusu ödeme ile ilgili olarak ... 13. İcra müdürlüğü ...esas sayılı dosyasından icra takibi ikame edildiği davalı firmanın kötüniyetli itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu, takibin durması üzerine arabulucuya başvurulduğu yapılan görüşmeler neticesinde uzlaşılmadığını, bu sebeple fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkil firmanın alacaklı olduğu 14.746,80USD ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı firmadan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; davacı firmanın Türkiye'de mukim olmayan yabancı bir firma olduğunu, HMK ve MÖHUK ilgili hükümlerine göre davacı firmanın teminat gösterme zorunluluğu bulunduğu yerine getirilmemiş olduğundan usulden reddini talep ettiklerini, dava konusu ticari ilişkinin 2014 yılında ... isimli şahıs ile kurulduğu, 2014 yaz ve kış sezonu olmak üzere iki farklı dönem için 131.542,20USD lik bir anlaşma sağlandığı, yaz sezonu ürünlerinden ilk etap olarak 21.625USD lik kısmının ...'a ihracı ürün bedeli tahsil edildiğinden ötürü sorunsuz olarak tamamlandığını, sonraki etaplarda 14.746,80USD lik tutarın hesabına gelmesinin ardından daha önce elden alınan 30.000USD lik bedel paranın tekrar ve ihraç yapılacak firma adına banka kanalıyla müvekkile gönderilmesi için elden iade edildiği, yaz kış sezonu ihracatı yapılması beklenen ancak mal bedeli ödenmediği için ihracatı gerçekleşmeyen ürün bedeli 109.917,20USD olduğu, bu sebeplerle maddi vakalar tetkik edildiğinde davacının dilekçesinde belirtildiği gibi 14.746,80USD lik bir anlaşma değil taraflar arasında arasında 131.542,20USD lik bir anlaşma söz konusu ve davacı taraf almayı garanti ettiğini defalarca beyan etmesine rağmen bedelini ödemediği malı müvekkile ürettirip sonra almaktan vazgeçtiği ve bu suretle 14.746,80USD cayma bedeli olarak gelir yazıldığı, tamamen varsayımsal olarak bir alacağa hükmedilmesi halinde dahi müvekkilin uğradığı zarar olan asgari 35.560,00USD nin davacı tarafından talep olunan alacağa denk gelen kısmının takas ve mahsubuna bu konudaki defi dermeyanının kabulüne dava harç ve masraflar ile avukatlık ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki nedeniyle alacağının tahsili istemine ilişkindir. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas ...karar sayılı 17.03.2021 tarihli kararı ile; taraflar arasındaki ticari ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, TBK’nın 470. maddesi gereğince yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bedel ödemeyi taahhüt ettiği, taraflar arasında yazlık ve kışlık ürün siparişi verilmesine ilişkin mail yazışmaları ve proforma faturalarının mevcut olduğu ve bu hususun tarafların kabulünde bulunduğu, ancak ticari ilişkiye ve cayma parasının kabulüne ilişkin ayrı bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davacı tarafın siparişe konu malların teslim edilmemesi sebebiyle gönderdiği paranın iadesini talep ettiği, davalının ise sipariş bedelinin %30’u oranında cayma parası tahsil edildiğini ve bu nedenle siparişlerin teslim edilmediğini savunduğu, cayma parasının TBK’nın 178. maddesi gereği taraflar arasında karşılıklı anlaşma ile kararlaştırılması gerektiği, ancak taraflar arasında mail yazışmaları ve proforma faturalar dışında cayma parasının ödeneceğine dair açık bir yazılı mutabakatın bulunmadığı, yerel adet olduğunun davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle davacının yatırdığı paranın avans (pey akçesi) niteliğinde olduğu ve siparişe konu malların teslim edilmediği dikkate alındığında, davacı tarafından ödenen bedelin iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin verilen kararı istinaf etmesi üzerine İstanbul BAM 53. Hukuk Dairesinin 05.02.2025 tarihli kararı ile "Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi aksi de ispat edilmediğine göre davacı tarafından yapılan ödemenin iş bedeline mahsuben yapılan peşin ödeme olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Davalı, bu ödemeyi, sözleşmeden haksız olarak dönülmesi nedeniyle uğradığı zarara karşılık olarak uhdesinde tuttuğunu savunmuştur. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının tek taraflı irade beyanı ile geriye dönük feshedildiği kabul edilerek, sözleşmenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekmektedir. Tasfiye sürecinden anlaşılması gereken, tarafların sözleşme öncesindeki durumlarına geri dönmeleridir. İfa yükümlülüğünden kurtulan taraflar, sözleşme gereğince birbirlerine kattıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edebilirler. Bu doğrultuda, davacı, sözleşme bedeline mahsuben ödediği bedelin iadesini talep edebilir; ancak davalının takas mahsup olarak ileri sürdüğü hususların değerlendirilmesi için öncelikle sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin belirlenmesi gerekir. İstinaf itirazlarına göre yapılan incelemede, davalının zarar ve tazminat taleplerine ilişkin olarak mahkemece herhangi bir inceleme veya araştırma yapılmadığı gibi kararda da bu hususa ilişkin bir gerekçe bulunmamaktadır. Eğer davacı sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş ise şimdiki gibi ancak haksız nedenle feshettiği tespit edilirse, davalı yüklenicinin yalnızca menfi zarar talebinde bulunabileceği göz önünde bulundurularak, buna göre gerekli inceleme ve araştırma yapılıp sonuca göre karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle ... 6. ATM'nin 17/03/2021 tarih,... Esas, ...Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur. BAM kararı uyarınca aldırılan bilirkişi raporunda; "Davanın ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu ve davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın ise, davacının siparişleri için davalıya verdiği 41.989,20 USD'nin davacının siparişi iptal etmesi nedeniyle davalı tarafından davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu, Davacı tarafın davacı şirket aleyhine 20.04.2016 tarihinde ... 13. İcra Müdürlüğü ... E.Sayılı İcra Dosyası 16.05.2014 tarihli iade edilmeyen bedel alacağını dayanak göstererek 14.746,80 USD asıl alacak, 1.706,59 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.453,39 USD takip başlattığı, Davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davalının dava dışı ...’e, davacı...ye borcunun bulunmadığı, Davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle davalının dava dışı ...’e ve davacı ...’ye borcunun bulunmadığı, Dava konusu davacının davalıya göndermiş olduğu 14.746,80 USD davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ilgili ödemenin davalının davacı için üretmiş olduğu ürünlere karşılık cayma bedeli altında 2014 yıl sonu gelir kaydederek kapatılmış olduğu ve bu hususta cevap dilekçesinde takas/mahsup definde bulunduğunun ifade edildiği, 2014 yılı siparişleri sebebi ile davalının zaten 14.746,80 USD bedel karşılığı mal teslim etmediği kendisinin bu bedeli diğer toplam sipariş sebebi ile CAYMA BEDELİ olarak tutulduğu beyan edilmektedir. Davalı yan böyle bir ödemeyi ticari kayıtlarına almış ve cayma bedelini kapatarak muhasebeleştirdiği, Davacının Kazakistan siparişinden 542 çift ayakkabının kaldığı, siparişten kalan 542 çift ürün nedeniyle davalının 919,38 USD zararının oluştuğu, sipariş konusu diğer ayakkabılar ile ilgili satış faturaları sunulmadığından bu ürünlerde davalının zararının oluştuğu iddiasının ispata muhtaç olduğu, Dosyadaki veriler gözetildiğinde, YAZ dönemi için dosyaya sunulan 30.01.2014 numaralı ve ... numaralı proforma fatura içeriğinde belirtilen 5.770 çift emtiaya ilişkin olduğu, söz konusu proforma faturanın son sayfasında %30 oranında hesaplanmış deposit ödemesinin, ... teslim şekli koşulunun, kalan ödemenin de yüklemede olacağına ilişkin kaydın yer aldığı, Dosyadaki beyanlar ile davalının sunduğu proforma ve ... arası numaralı faturalar gözetildiğinde, davacıyla-davalı arasında 123 kap-1.422 çift ayakkabı için ihracat satışının gerçekleştiği, bu ihracat satışına konu 1.422 çift ayakkabıdan yalnızca 324 çift ayakkabının Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç işlemine dair Gümrük Beyannamesinin gözlenebildiği, kalan 1.098 çift ayakkabının uluslararası ticaret ve lojistik süreçleri açısından akıbetine ışık tutacak somut evraka veya veriye rastlanmadığı, Buna ek olarak dosyaya sunulan ve 27 kap 324 çift için düzenlenmiş ... numaralı ihracat Gümrük Beyannamesi içeriğinde; açık şekilde 323400-405 arası faturalara atfın, çeki listesi atfının yer aldığı, ayrıca mal bedelinin toplamanın 21.625 USD olarak gözlenebildiği, ticari tanım gözetildiğinde “Çocuklar için ayakkabı” kayıtlı olduğu, dolayısıyla 1.422 çift ayakkabının tamamının ihraç edilmiş olabileceği, ticari sınıfları ve değişen GTİP sınıfları doğrultusunda ayrı ayrı beyanname düzenlenmiş olabileceği kanaati oluşturduğu, Feshin haksız olduğunun kabulü halinde, yapılan teknik inceleme ile davalının, davacının Kazakistan siparişinden kalan 542 çift ürün nedeniyle (3.064,60 x 0,30 =) 919,38 USD zararının oluştuğu kanaatine varılmış olmakla, davacının davalıya ödediği 14.746,80 USD’den davalının uğramış olduğu 919,38 USD zarar düşürüldükten sonra kalan 13.827,42 USD’yi, 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi uyarınca 31.07.2014 (ihbar tarihi) – 20.04.2016 (takip tarihi) arasında işlemiş 741,59 USD faizi ile birlikte talep edebileceği, Feshin haklı olduğunun kabulü halinde davacının, davalıya ödediği 14.746,80 USD’yi, 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi uyarınca 31.07.2014 – 20.04.2016 (takip tarihi) arasında işlemiş 790,90 USD faizi ile birlikte talep edebileceği, " sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Dosyanın yapılan incelemesi ve değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafın iddiasının davalı taraftan sipariş edilen ürünlerin parasının ödenmesine rağmen teslim edilmediği, bu nedenle ödenen bedelinin iadesine yönelik olduğu, , Davalının savunmasında, ticari ilişkinin 2014 yılında... ile kurulduğu, 2014 yılı yaz ve kış sezonu olarak 2 farklı dönem için 131.542,20 USD'ye anlaşıldığı, anlaşma uyarınca ayakkabıların üretilip ...'in bildireceği ülkelere ihraç edileceğinin kararlaştırıldığını, yaz sezonuna ilişkin 56.404,60 USD proforma fatura ile kış sezonuna ilişkin 77.137,60 USD sipariş formlarının olduğunu, yurtdışı siparişi için toplam tutarın %30 u kadar cayma bedeli talep edildiğini, ürünlerin teslimi (yükleme) için ise mal bedelinin tamamının davalı şirket hesabına ödenmesi gerektiği, maillerde belirtilen %30 cayma oranı dahi karşılanmadığından ve mal bedelleri gönderilmediğinden ihracat işlemlerinin gerçekleştirilmediğini savunduğu, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözlü eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı iş sahibinin sözleşme gereği ödediği bedelin iadesini istemiş olmakla sözleşme ilişkisini sona erdirdiği, davacı tarafından yapılan ödemenin iş bedeline mahsuben yapılan peşin ödeme olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının tek taraflı irade beyanı ile geriye dönük feshedildiği, sözleşmenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiği, tasfiye sürecinde, tarafların sözleşme öncesindeki durumlarına geri dönmelerinin gerektiği, ifa yükümlülüğünden kurtulan tarafların, sözleşme gereğince birbirlerine kattıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edebilecekleri, buna göre davacının, sözleşme bedeline mahsuben ödediği bedelin iadesini talep edebileceği, davalının takas mahsup defini ileri sürdüğü, öncelikle sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği, davacı sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi halinde davacının ödediği bedelin iadesini talep edebileceği, feshin haksız olması halinde ise davalı yüklenicinin yalnızca menfi zarar talebinde bulunabileceğinden menfi zararının bulunması halinde bunun mahsup edilerek varsa bakiye alacağın davacıya ödenmesi gerektiği, Dosyada kaldırma kararından sonra rapor alındığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının davalı tarafa 16.5.2014 tarihinde 14.476,80 TL ödeme yaptığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarından Kazakistan yaz sezonu ayakkabı siparişin başlangıcında %30 peşinat ödemesi yapılması hususunun açık bir şekilde kararlaştırılmadığı, 20.5.2014 tarihli mail yazışmasında davalı tarafın sipariş bedelinin %30 oranında tutarı talep ettiği, yaz ve kış sezonu ürünlerin hazır olduğunu, ödeme yapıldığında ve nakliyeci ayarlandığında yüklemenin yapılacağının beyan edildiği, 23.4.2014 tarihli davalı taraf yazışmasında Kazakistanın yüklemesinin Tacikistan ve Kış sezonu için kaparo gelince yapacağının beyan edildiği, davacının 02.06.2014 tarihli yazışmasında ödenmesi gereken avansi bir hafta içinde ödemeye çalışılacağını fakat ödediği yaz sezonun malı alamadığını, satın alınan malın çıkartılmasını talep ettiği, kış sezonu sipariş verilen malı %100 alacağının belirtildiği ,27.06.2014 tarihinde davalı çalışanı tarafından gönderilen mailde; şirket prensipleri gereği, Tacikistanın yaz sezon siparişi ve kış sezon siparişinin tamamı için avans ödeme alınmadığı sürece yükleme yapılmayacağının belirtildiği, 31.07.2014 tarihinde davacı çalışanı tarafından davalı şirket çalışanına gönderilen mailde; yaz sezonun geçtiği, malı hala alamadıklarını, bu yüzden gönderilen paranın iadesini talep ettiği, 05 .08. 2014 tarihlerinde davacı tarafın davalı tarafa mal atarak ürünleri alamayacaklarını bu sebeple daha önce yaptıkları ödemenin iadesini talep ettikleri, davalı tarafın 05.08. 2014 tarihli mail yazışmasına Yaz + Kış sezonu için iki ülkeye gönderilecek siparişlerin 163.23,60 USD tutarında olduğu, %30’luk ön ödeme/kaparo miktarını dahi karşılamadığını, ürünlerin hazır olduğunu, ödeme yapılırsa yükleme yapılacağını beyan ettiği, davacı yanın 11.08.2014 tarihinde, şirketin Kırgızistan’daki finansal krizler sebebiyle ticari faaliyetine ara verdiğini, yapılan ödemeyi iade edilmesini istediğine ilişkin genel direktör imzalı yazı gönderdiği, Yaz dönemi sevkıyatları için 30.01.2014 numaralı ve... numaralı fatura içeriğinden her kalem ürünün tahmini teslim tarihinin 30 Nisan 2014 yazılı olduğu, davacı yönünden 16.05.2014 ayında ödediği yaz sezonu ürünlerini alamadığı, teslimatın yapılmamasının sebebinin Kazakistan yaz sezonu dışındaki diğer siparişlere yönelik %30 teminatın/ peşinatın ödenmemesinden kaynaklı olup davalının teslim etmeme sebebinin yerinde olmadığı, davalının bu nedenle temerrüte düştüğü, 31.7.2014 tarihi itibariyle yaz sezonunun sonlarına gelinmesi nedeniyle ürünlerin teslim alınmasında davacı yönünden hukuki ve ekonomik yararının olmayacağı, ürünlerin teslim alınması halinde dahi sezon geçtiğinden zararına satış olacağından davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, davalının menfi zararının tekstil bilirkişi tarafından yerinde inceleme ile değerlendirildiği, buna göre 30.01.2014 numaralı ve ... numaralı fatura içeriğinde belirtilen ürünler ile işyerindeki ürünlerin kıyaslandığı sipariş konusu kalan 542 adet ürünün bulunduğu, bu ürünler sebebiyle davalının 919,38 USD zararının olabileceği, gerek kaldırma kararından önce gerekse kaldırma kararından sonra alınan raporlarda davalının bu zarar dışında ticari defterlerindem başkaca menfi zararının tespit edilemediği, Davacı tarafın sözleşmeyi geriye etkili feshinin haklı olması sebebiyle ödediği bedelin iadesi talep edebileceği, bu miktardan davalının menfi zararının mahsup edilemeyeceği değerlendirilerek denetime ve hükme elverişli raporda dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar verildi. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Açılan davanın kabulü ile 14.746,80 USD’nin takip tarihi olan 20.04.2016 tarihinden itibaren yasal faiz oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, - davalının takas mahsup talebinin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.741,91 TL karar harcından daha önce mahkememiz dosyasına yatırılan 1.435,48 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 4.306,43-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 44,40.-TL başvurma harcı ve 1.435,48.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 2.722,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı taraf vekilinin yüzüne karşı verilen kararın, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2026

Katip E imza

Hakim E imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/710, K. 2026/798, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-710-e-2026-798-k-c5707d782ac9