İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/67 E. 2026/587 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/67
Karar No
2026/587
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/67 Esas KARAR NO : 2026/587

DAVA TARİHİ : 22/01/2026 KARAR TARİHİ : 02/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirket ile davalı-borçlu şirket arasında bir süredir devam eden ticari ilişkiler defalarca borç ve alacak ilişkisine sebebiyet verdiğini, bu nedenle taraflar birbirlerine karşı olan ödemelerini teker teker yapmak yerine ticari hayatta sıkça görülen cari hesap sözleşmesi imzalamayı uygun gördüklerini, müvekkili olduğu şirket ile davalı arasında geçmişte birçok kez taşıma ilişkisi kurulduğunu ve müvekkili olduğu bu ilişkiden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ilgili cari hesap ilişkisinin dönem sonu hesabı yapıldığında ise davalı - borçlu... 829,00 Euro tutarında borçlu olarak gözüktüğünü, ancak davalı, İşbu cari hesap sözleşmesi sonunda yapılan hesaba göre borçlu olduğu halde borcunu ödemekten kaçındığını buna binaen taraflarınca da yukarıda bilgileri verildiğini dosya kapsamında icra takibi başlatıldığını, davanın kabulü ile Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına ilişkin itirazının İptaline ve takibin devamına; Davalının %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki taşıma ilişkinden kaynaklı alacağa yönelik itiraz iptali talebine, ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Tarafların BA-BS formları için ilgili vergi dairelerine, müzekkereler yazılmıştır. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize 22/04/2026 tarihinde sunulan raporda : "Dava Konusunun; 6100 Sayılı HMK'nın 105 ile 113. md arasındaki düzenlemeye göre; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Büyükçekmece İcra Dairesi ... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda ..... tarihinde T.C. Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, Davacı Tarafın, 01.09.1988 Tarihinde ... Sicil Numarası ile Ticaret Sicil Odasına Kayıtlı Olduğu görülmüştür Davalı Tarafın, 09.09.2019 Tarihinde ... Sicil Numarası ile Ticaret Sicil Odasına Kayıtlı Olduğu görülmüştür davacı tarafın davalı yana kestiği faturaların E-Arşiv Portalından Davalı yanan gönderildiği davalı tarafından itiraz edilmediği görülmüştür. Bu hususta Nihai Takdir Sayın Mahkemenize Aittir. Davacı tarafça 2024 yılında düzenlenen KDV hariç 28.423,84 TL bedelli 2 adet faturanın, ilgili vergi dairesine yasal mevzuata uygun şekilde bildirimde bulunulduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça 2024 yılında düzenlenen KDV hariç 28.423,84 TL bedelli 2 adet faturanın, ilgili vergi dairesine yasal mevzuata uygun şekilde bildirimde bulunulduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin 2024 yılına ait olduğu, Davacı Tarafın ticari Defter ve belgelerinde, 1.658,00USD (57.460,72TL) Hizmet Satımı -Alımı olduğu, Yine Davacı Tarafın ticari Defter ve belgelerinde Ödemelerin Yapılma dığı olduğu, Davacının 31.12.2024 tarihinde 829,00USD (29.200,11TL) tutarında Alacaklı Görülmüştür. Davacı tarafında kesilen faturaların davalı tarafin ticari 2024 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmedi; yaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabilecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre; (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır Davacı ... davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e- fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, fatura içeriği ürün hizmetine konu faturaları dava dosyası davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmeti davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olmuştur. Davacı yanın cari hesaba konu faturadan dolayı Asıl Alacağın 31.12.2024 Tarihi İtibariyle 829,00USD (29.200,11TL) tutarında olduğu, Davacı yanın cari hesaba konu faturadan dolayı işlemiş faiz alacağının 371,86 USD hesap edildiği, ancak davacı yan takip talebinde işlemiş faiz olarak 41,00USD talep etmiş olduğundan talebe bağlılık ilkesi gereği davacı yanın davalı yandan 41,00USD işlemiş faiz alacaklı olduğu" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki taşıma ilişkisine istinaden gerekli taşımaların yapılmasına rağmen davalı tarafından bedellerinin ödenmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise inceleme süresi içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya toplam bedeli 829,00-USD olan iki fatura kesildiği, davalı tarafından yapılmış ödeme olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının kendi defter ve kayıtlarına göre davalıdan 829,00-USD alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-arşiv fatura niteliğinde olduğu, e-arşiv fatura sistemi üzerinden faturanın davalıya tebliğ edildiğinin ve davalı tarafından faturaya itiraz edilmediğinin bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair de Mahkememiz dosyasına herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde; takibe konu 2 ayrı faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu taşıma sözleşmesindeki malı taşıyarak alıcıya teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu taşıma ilişkisi kapsamındaki malın alıcısına teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların alıcısına teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından sunulan taşıma belgeleri de bilirkişi tarafından incelenmiş olup; ilgili taşıma senetlerine göre taşınan malların alıcısına teslim edildiği, hasar bulunduğuna dair de herhangi bir ihtirazi kayıt ya da davalı iddiasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 829,00-USD borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının taşıma sözleşmesine konu işi ifa ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... Esas, ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ise ........ Esas ve ...... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 829,00-USD alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 829,00-USD asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı; davacının taşıma işinde aracı olduğu gözetildiğinde taraflar arasındaki ilişkinin 6102 sayılı Kanun'un 1530. Maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince davacı tarafından davalıya takip öncesi bir temerrüt ihtarının da bulunmadığı anlaşılmakla bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının döviz alacağı yönünden talep edebileceği faizin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı olduğu anlaşılmakla, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 7.089,60-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Buna göre; davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 829,00-USD asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 7.089,60-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.421,45-TL harçtan peşin alınan 732,00-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.689,45-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL peşin harç ve 732,00-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.464,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 6.000,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 5.716,98-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 283,02-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 9.105,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.675,53-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 35.448,04-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/06/2026

Katip ..... e-imza

Hakim .... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/67, K. 2026/587, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-67-e-2026-587-k-d53f03e8fa25