İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/436 E. 2026/607 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/436
- Karar No
- 2026/607
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/436 Esas KARAR NO : 2026/607
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 12/05/2026 KARAR TARİHİ : 17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili şirket tarafından, davalı Tasfiye Halinde ... Şirketi aleyhine hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemli dava açıldığını, yargılama .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/..., ... ve ... Esas sayılı dosyaları ve diğer bir çok dava dosyasından hukuki yargılama süreçleri devam ettiğini, tasfiye edilen şirketin borçların nedeniyle haklarında alınan tüm kararlar gereğince de icra takipleri başlatılması da gerekli ve zorunlu olduğunu, dava dosyasında yapılan inceleme sırasında davalı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, mahkeme tarafından 31/03/2026 tarihli ara karar ile tarafına, davalı şirket yönünden ihya davası açılıp açılmadığının bildirilmesi için kesin süre verildiğini, ticaret sicilden terkin edilmiş bir şirket hakkında devam eden davanın nasıl sürdürüleceği ve taraf teşkilinin hangi usulle sağlanacağı olduğunu, ticaret şirketlerinin ticaret sicilinden terkin edilmesi ile birlikte tüzel kişilikleri sona erdiğini, şirketin sicilden silinmiş olması, tasfiyeye konu edilmemiş aktif veya pasiflerin, devam eden davaların, eksik bırakılmış hukuki ilişkilerin ya da sonuçlandırılmamış borç ve alacak ilişkilerinin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmediğini, tasfiye işlemleri sırasında dikkate alınmayan yahut sonradan ortaya çıkan hukuki ilişkiler ek tasfiye ihtiyacını doğurduğunu, bu durumda şirketin yeniden ihyası zorunlu hale geldiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 547. maddesi açık biçimde Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa alacaklılar, pay sahipleri, son tasfiye memurları veya yönetim kurulu üyeleri şirketin yeniden tescilini isteyebilir hükmünü içerdiğini, Kanun koyucu bu düzenleme ile; ticaret sicilinden terkin edilmiş bir şirketin hukuki ilişkilerinin eksik bırakılması halinde, sınırlı ve geçici nitelikte yeniden tüzel kişilik kazanabilmesini mümkün kıldığını, somut olayda müvekkili şirket, davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirket aleyhine açılmış ve halen derdest bulunan ticari alacak davası bulunduğunu, şirket hakkında verilen yüzden fazla dava dosyası nedeniyle alacaklı olduğunu, alacaklar yönünden de icra takibi başlatılması gerektiğini, şirketin tasfiye işlemleri tamamlanmış göründüğünü, tasfiye sırasında devam eden dava ilişkisi göz ardı edildiğini, müvekkilinin alacak hakkı tasfiye kapsamına dahil edilmeden şirket sicilden silindiğini, davalı şirket yönünden tasfiyenin usulen ve fiilen tamamlandığından söz edilebilmesi mümkün olmadığını, ortada henüz kesin hükümle sonuçlanmamış bir dava olduğunu, bu dava bakımından taraf teşkilinin sağlanmasının zorunlu olduğunu, gerek öğreti gerekse yüksek yargı kararları da aynı doğrultuda olduğunu, Ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi’nin, devam eden dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve eksik kalan tasfiye işlemlerinin tamamlanabilmesi amacıyla ihyasını, verilecek kararın ...’ne gönderilerek ticaret siciline tescil ve ilanını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: Huzurdaki dava, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin (SN: ...-0) ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacı tarafın iddiaları değerlendirilirken anılan hususların göz önünde bulundurulmasının önem arz ettiğini, Davalı vekili cevap dilekçesinde: ...Müdürlüğü, TTK Madde 32 ve ...Yönetmeliği Madde 34. Hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebildiğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili ...Müdürlüğü'nün tespit etmesi mümkün olmadığını, TTK madde 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili ...Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/ memurlarının kusurundan dolayı ...Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK madde 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK Madde 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk Vatandası olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunmasının şart olduğunu, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkil müdürlük yönünden davanın reddini, aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Halit Hızır'a dava dilekçesi, beyan dilekçesi ve tensip tutanağı 21.06.2026 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sicilden tasfiye sonrası terkin edilen ... Müdürlüğüne ...-0 ticaret sicil numarası ile Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarında taraf teşkili ve dosya ile ilgili işlemlerin yürütülmesi için ihya davasına ilişkindir. İhya davalarında husumet eğer şirket tasfiye olmuş ise tasfiye memuruna ve sicile karşı, resen terkin olmuş ise sadece sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğinden ve davacı tarafça tasfiye sonrası terkin sonrası sicilden terkin edilen şirketin ihyası istenilip, davanın sicil müdürlüğüne ve tasfiye memuruna karşı açılmış olduğu, buna göre de husumetin doğru yöneltildiğine kanaat getirilmiştir. İhya davasının dinlenebilmesi için yasa koyucunun aradığı şart olan hukuki menfaatinin bulunması şartının dosyamız davacısı yönünden gerçekleşmiş olduğu, zira davacı tarafça istenilen hususlarda davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmış ve talep olunan hususlarda işlemlerin yapılmasını sağlamak için şirketin ihyasına karar verilmiştir. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin 19.11.2025 tarihinde tescil edilmiş olup ihya gerekçesi olan; -....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyasının, aynı mahkemenin 2023/... esas sayılı dosyasından tefrik edildiği, tefrik öncesinde dava dilekçesinin terkin tarihi olan 2025 yılından önce ihyası talep olunan şirkete tebliğ edilmiş olduğu, -....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyasının aynı mahkemenin 2023/... esas sayılı dosyasından tefrik edildiği, tefrik öncesinde dava dilekçesinin terkin tarihi olan 2025 yılından önce ihyası talep olunan şirkete tebliğ edilmiş olduğu, -....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyasının aynı mahkemenin 2023/... esas sayılı dosyasından tefrik edildiği, tefrik öncesinde dava dilekçesinin terkin tarihi olan 2025 yılından önce ihyası talep olunan şirkete tebliğ edilmiş olduğu, netice olarak tasfiye memuru olan şirket ortağı Halit Hızır'ın tasfiye sürecinde işbu davalardan yapılan dava dilekçesi tebligatları uyarınca haberinin olduğu/ olmuş sayılması gerektiği, buna göre de tasfiye aşamasında işbu davaların dikkate alınmadığı anlaşıldığından tasfiye prosedürü eksik olarak görüldüğünden tasfiye memuruna yargılama giderleri yüklenmiş, davalı ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olduğundan bu davalıya yargılama giderleri yüklenmemiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın KABULÜ ile, ... Müdürlüğüne ...-0 ticaret sicil numarası ile Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyalarında taraf teşkili ve dosya ile ilgili işlemlerin yürütülmesi için İHYASINA, 2-Tasfiye memuru olarak davalı tasfiye memuru HALİT HIZIR'ın (T.C:...) atanmasına, 3-Tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, 4-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına, 5-Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 1.568,00 TL toplam harç ile 332,90 TL tebligat gideri ollmak üzere toplam 1.900,90 TL yargılama giderinin davalı tasfiye memurundan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı tasfiye memurundan alınıp davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/07/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır