İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/347 E. 2026/416 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/347
- Karar No
- 2026/416
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/347 Esas KARAR NO :2026/416
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/03/2026 KARAR TARİHİ:15/06/2026
Mahkememizin 2025/... Esas sayılı dosyasının 08/04/2026 tarihli celsesinin 6 nolu ara kararı gereğince ... tarafından ... aleyhine açılan karşı davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, dosyanın mahkememizin 2026/347 Esas sırasına kaydı yapılmış olup, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/11/2024 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresinde ki, ... plaka sayılı araç ile “...” seyir halinde iken aynı yönde seyir halinde olan ... plaka sayılı aracın müvekkiline ait araca arkadan çarpıştığını, gerçekleşen kaza sonucunda çift taraflı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkiline ait araçta oluşan maddi zarar kapsamında aracın onarım süresinde kullanılmamasından dolayı araç mahrumiyet bedeli ortaya çıktığını, kaza nedeniyle oluşan zarardan tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Davaya konu 30.11.2024 tarihli trafik kazası sonucunda müvekkilinin uğramış olduğu cismani zarar sebebiyle; HMK Madde 107 hükmü uyarınca belirsiz alacak davası olarak ve müvekkilinin davaya konu maddi tazminat alacağının bilirkişi marifetiyle tam ve kesin olarak tespit edildiğinde talep miktarı HMK Madde 107/2 hükmü uyarınca artırılmak kaydıyla; şimdilik 100,00-TL'nin 30.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE: Dava; trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet tazminat talebine ilişkindir. HMK'nun 115/1. Maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir" hükmü amirdir. 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7155 sayılı kanunun 20. Maddesiyle 6102 sayılı TTK 5. Maddesinden sonra gelmek üzere dava şartı olarak arabuluculuk getirildiği, söz konusu düzenleme ile " Bu kanunun 4. Maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmü amirdir. Dava dosyasının yapılan incelemesinden; 01/01/2019 tarihinden itibaren açılan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davalarında arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, işbu karşı davanın 23/03/2026 tarihinde açıldığı, davacı tarafça karşı dava dilekçesinde arabuluculuk faaliyetine başvurulduğunun belirtilmediği, buna ilişkin olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, ayrıca 22/04/2026 tarihli tutanak ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının okunaklı bir örneğini 1 haftalık kesin süre içerisinde sunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 11/05/2026 tarihli dilekçesi ekinde 16/01/2026 düzenleme tarihli Arabuluculuk Son Tutanak örneğinin sunulduğu, ancak sunulan Arabuluculuk Son Tutanak örneğinin incelenmesinden; arabuluculuğa konu uyuşmazlığın itirazın iptaline ilişkin olduğu, işbu davanın ise belirsiz alacak davası olarak açıldığı, uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle belirtilen plakanın da farklı olduğu anlaşılmakla; davacı vekiline bu hususta beyanda bulunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi takdirde mevcut dosya durumuna göre davanın usulden reddine karar verileceğinin davacı vekilinin elektronik tebligat adresine 27/05/2026 tarihinde tebliğ edildiği, ancak verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı gibi işbu karşı davaya ilişkin arabuluculuk son tutanak örneğinin veya aslının sunulmamış olduğu, bu haliyle karşı dava yönünden arabuluculuğa başvuru şartının yerine getirilmediği değerlendirilmiş olup; dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılması tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından bu haliyle davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan karşı dava açtığı değerlendirilmiş, açılan davanın Arabulucuk Kanununun 18/A-2. Maddesi ile HMK'nun 115/2. maddesi hükmü gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-DAVANIN ARABULUCULUK DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/06/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza