İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/286 E. 2026/286 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/286
Karar No
2026/286
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/286 Esas - 2026/212 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR

ESAS NO : 2026/286 Esas KARAR NO : 2026/212

BAŞKAN : ..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP : .....

DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : .....

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 06/04/2026 KARAR TARİHİ : 09/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..... sicil numarasında kayıtlı bulunan ... ve Tic. Ltd. Şti'nin 14.11.2025 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliğini kaybettiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete 28.07.2024 tarihli e-fatura kapsamında 220.000,00 TL bedelli anne bebek çantası ve termal çanta satışına ilişkin mal tesliminin gerçekleştirildiğini ve söz konusu alacağın halen ödenmediğini, davacının 28.07.2024 tarihinde kestiği anne bebek çantası ve termal çanta hizmetine yönelik 220.000,00 TL'lik alacağın icra takibi yapılabilmesini teminen sınırlı olarak ihyasına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, davanın ... ve Ticaret Ltd. Şti. Ortaklarına ihbar edilmesini ve 14.11.2025 tarihinde terkin olunan ... ve Ticaret Lti. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; ticaret sicilinden tasfiye kapanışı ile terkin edilen ... Şirketi'nin ihyası talebine ilişkindir. ..... internet sitesinden temin edilen ticaret sicil gazetesinin tetkikinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak 30.10.2025 tarihli genel kurul kararına istinaden terkin edildiğinin 14.11.2025 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 643. Maddesinde limited şirketlere ilişkin tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş olup, aynı kanunun 536-548. Maddeleri arasında anonim şirketlerin tasfiye usulü düzenlenmiştir. TTK 547 maddede "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." düzenlemesi bulunmaktadır. Tasfiye, ilgili şirket alacaklarının tahsili, borçlarının tamamen ödenmesi, ayni ve şahsi hakların ifası, mevcutsa leh ve aleyhindeki davaların sonuçlandırılması ve kalanın son bilanço gereğince ortaklar arasında hisseleri nispetinde bölüştürülmesi işlemlerini içerir. Belirtilen hususlar bütünüyle yerine getirilmeden tasfiyenin bitmiş sayılmaması ve şirketin ticaret sicilinden silinmemesi gerekir. Fakat buna rağmen tasfiye sona erdirilir ve şirket ticaret sicilinden silinir ise terkinle birlikte şirketin tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti son bulacağından, şirketin ihyası ve yeniden sicile tescilinin sağlanması suretiyle tasfiyedeki eksikliğin tamamlanması gerekir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h. Maddesi gereğince davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Somut olayda, ... Şirketi'nin 14.11.2025 tarihli sicil gazetesinde ilan edilen tasfiye kapanışı kararı ile sicilden terkin edildiği, terkin edilen şirkette yapılan mal satımı nedeniyle davacının faturaya dayalı alacağının bulunduğu belirtilerek icra takibi yapılmasını teminen şirketin ihyasına karar verilmesi talebi ile tasfiye memuru davalı gösterilmeksizin iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Her dava gibi ihya talebinde de davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunması gerekir. Davacı yanın herhangi bir dava açmadan veyahut icra takibini başlatmadan takibe geçileceğinden bahisle ihya talep etmekte hukuki yararı bulunmadığı gibi, şirketin ihyasını davacının ihya kararından sonraki iradesine tabi tutmanında TTK'daki ihyanın amacına aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ihyasını istediği sicilden terkin edilen şirket aleyhine açmış bulunduğu herhangi bir icra takibi/dava bulunmadığından husumet eksikliğini de içeren iş bu davanın HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2- Harçlar kanunu uyarınca hesap olunan 732,00 TL karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Gerekçeli karar tebliği sayılmamak ve yasal süreleri etkilememek kaydıyla HMK 27/2-a maddesi kapsamında hüküm özünün derhal davacı vekiline bildirilmesine, Dair gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu oy birliği ile karar verildi. Gerekçeli kararın yazıldığı tarih: 09.04.2026

Başkan .....

Üye .....

Üye .....

Katip .....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/286, K. 2026/286, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-286-e-2026-286-k-4c962dcaf531