İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/266 E. 2026/629 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/266
- Karar No
- 2026/629
- Karar Tarihi
T.C. .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/266 Esas KARAR NO : 2026/629
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 31/03/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin sigortalısı olan ... adına ... numaralı Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, Sigortalı ... firmasının Çin'de yerleşik ... firmasına 24.12.2024 tarihli fatura ile boraks pentahidrat emtiası sattığını, taşıma işinin ... A.Ş. ile anlaşılarak gerçekleştirildiğini, fiili taşımanın ise .... tarafından yapıldığını, emtianın 40 adet konteyner içerisinde Derince Limanı'ndan ... ... isimli gemi ile Singapur ... Limanı'na sevk edildiğini, varış limanında tahliye işlemleri sırasında ...-1 numaralı konteynerin liman vinci ile metal bariyerler üzerine düşürülerek hasarlandığını, eksper raporu ile 6 çuval emtianın yırtılıp döküldüğünün tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin sigortalısına 938.34 USD tutarında hasar ödemesi yaptığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalıya rücu ihtarı gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, faizin ödeme tarihi olan 26/06/2025 tarihinden itibaren işletilmesinin zorunlu olduğunu belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın emtianın liman sahasındaki tahliyesi sırasında hasarlandığı iddiasıyla sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsilini talep ettiğini, ancak uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin denizcilik ihtisas mahkemeleri olduğunu, HMK m. 5/2 ve HSK kararları uyarınca davanın görevsiz mahkemede açıldığını, TTK m. 1181 uyarınca yükün teslim edildiği 28.03.2025 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla hareket ettiğini ve taşıyan sıfatını haiz olmadığını, ... numaralı konişmentoda müvekkili şirketin taraf olmadığını, TTK m. 1238 uyarınca taşıyanın konişmentoyu imzalayan kişi olduğunu, müvekkili şirketin taşıma organizasyonunu üstlendiğini ancak taşıma işinin bizzat icrasını üstlenmediğini, bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu taşımanın CIF teslim şekline göre gerçekleştirildiğini, ICC kuralları ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca yükün gemi küpeştesini aşmasıyla hasara katlanma yükümlülüğünün alıcıya geçtiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin tarafından verilen 17.04.2019 tarihli 2018/786 E. ve 2019/3072 K. sayılı kararda da belirtildiği üzere CIF satışlarda satıcının sigortalanabilir menfaatinin kalmadığını, davacının geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanmaksızın lütuf ödemesinde bulunduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, yükün 01.01.2025 tarihinde gemiye yüklendiğini ve hasarın 08.02.2025 tarihinde meydana geldiğini, davaya konu hasarın müvekkili şirketin hâkimiyet alanında meydana gelmediğini, liman işletmesi ile taşıyanın sorumluluk sahasında gerçekleştiğini, davacı sigorta şirketinin TTK m. 1472 uyarınca kanuni halefiyetinin mevcut olmadığını, sigorta sözleşmesinin kurulduğu anda geçerli bir menfaat bulunsa dahi yükün gemiye yüklendiği 01.01.2025 tarihi itibarıyla hasara katlanma yükümlülüğünün alıcıya geçtiğini, bu nedenle sigortalının korunmaya değer bir menfaati kalmadığını, sigorta sözleşmesinin geçersiz hale geldiğini, dava dışı göndericiye yapılan ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin tarafından verilen 16.05.2018 tarihli kararda da belirtildiği üzere lütuf ödemesinin kanuni halefiyete engel teşkil ettiğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, davacının dosya kapsamında geçerli bir sigorta sözleşmesi sunmadığını, bu sebeple ödemenin poliçe kapsamında yapılıp yapılmadığının tespit edilemediğini, müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, mahkemece taşıyan sıfatı kabul edilse dahi TTK m. 1185 uyarınca usulüne uygun bir hasar ihbarı yapılmadığını, hasarın deniz taşıması esnasında ve müvekkili şirketin kusuruyla meydana geldiğini ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 27.03.2024 tarihli kararda da vurgulandığı üzere usulüne uygun ihbar bulunmaması halinde hasarın taşıyanın kusuru olmayan bir sebepten ileri geldiği karinesinin doğduğunu, 08.02.2025 tarihinde aktarma limanında meydana geldiği iddia edilen hasara ilişkin 28.03.2025 teslim tarihine kadar yazılı bir ihbarın yapılmadığını, sunulan ekspertiz raporlarının mahkeme veya yetkili makamlarca atanmış uzmanlarca düzenlenmediğinden hasar ihbarı yerine geçmeyeceğini, 11.02.2025 ve 12.02.2025 tarihlerindeki ekspertiz çalışmalarında isimleri geçen kişilerin imza veya onaylarının bulunmadığını, taşıma konusu yükün konşimentoda yer alan ... şerhi uyarınca mühürlü olarak teslim edildiğini, taşıyanın konteyner içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığını, emtianın yükleme anında zaten hasarlı olabileceğini, müvekkili şirketin taşıma sürecinde yalnızca aracı konumunda bulunduğunu, davanın uyuşmazlığa konu taşıma sözleşmesinde fiili taşıyan sıfatını haiz ... ....'ya izafeten ve asaleten ... Gemi Acenteliği Anonim Şirketine ihbarını talep ettiğini, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davacı taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, sigorta poliçesi, ödeme dekontları, ibraname, ekspertiz raporu, survey raporu, hasar dosyası ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, rücuen tazminat alacağının tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebinden ibarettir. HMK'da dava şartı olarak düzenlenmiş olan görev hususu genel mahkemeler ile özel ihtisas mahkemeleri arasıda veya özel ihtisas mahkemeleri arasıda söz konusudur. TTK'nın Değişik 5. Maddesinde "Bir yerde birden fazla Ticare Mahkemesinin bulunması durumunda iş durumunın gerekli kaldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, Asliye Ticaret Mahkemelerinden biri veya bir kaçı münhasıran bu kanundan veya diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." hükmünü içermektedir. 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanunun Uygulanılması ve Yürürlüğü Hakkındaki Kanunun 8. Maddesi aynen "Deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalan; (1) 6762 sayılı Kanunun 4 maddesinin üçüneü fikrası warınca kurulmuş bulunan denizcilik ihtisas mahkemesinin görmekte olduğu davalar, Türk Ticaret Kanunınun 5. maddesinin ikinci fikrasının ikinci cümlesi gereğince, Türk Ticaret Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde, Häkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafindan, Türk Ticaret Kanınu ile diğer kanınlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevli kılınacak asliye ticaret mahkemesine devredilir. (2) Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuk davalarımı görmekte olan mahkemeler, yargı çevreleri içinde ve görev alanlarına giren sonuçlanmamış davaları ve işleri devredemezler" düzenlemesini içermektedir. 6103 Sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince HSK'ca İstanbul İlinde 6102 Sayılı TTK'nın Denizcilik Kitabından kaynaklanan uyuşmazlıklanı görmek üzere görevli özel yetkili İstanbul Denizcilik İhtisas Dairesi belirlenmiştir. Bu durumda 01.07.2012 tarihinden sonra 6102 sayılı Kanunun Deniz Ticaret kitabından doğan uyuşmazlıklar ticari dava sayılacak, ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nun 5. Maddesi gereğince İhtisas mahkemesi olan olan Denizcilik Ihtisas Mahkemesince görülecektir. Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde hukuki ihtilafın sigorta şirketinin (halefiyet ilkesi gereği) sigortalısının uğradığı nakliyat hasarı bedelini ödedikten sonra, bu zarardan sorumlu tuttuğu taşımacı tarafa karşı başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine kaynaklı olduğu, hasar dosyasının incelenmesinde emtianın deniz taşımacılığı sırasında gemiden limana taşınması sırasında meydana geldiği, bu haliyle davanın görülüp sonuçlandırılmasının denizcilik ihtisas mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü gerekmekte olup mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve Hakimler ve Savcılar Kurulu kararı gereğince somut uyuşmazlığın çözümünde özel mahkeme olarak denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi görevli olduğundan mahkememiz görevsiz olması sebebiyle görevsizlik karan verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre görevli mahkeme İstanbul Denizcilik Ihtisas Mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 maddeleri ile 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Uygulanması ve Yürürlüğü Hakkındaki Kanunun 8. maddesi gereğince görevli mahkeme İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ)'NİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararı kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi)'ne gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına resen karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 23/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır