İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/26 E. 2026/26 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/26
- Karar No
- 2026/26
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/26 Esas - 2026/89 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/26 Esas KARAR NO : 2026/89 ... DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2026 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05.03.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında davacı şirketin davalı şirkete ait iş yerinde kurulum ve imalat işi yapmış olduğunu, devam eden süreçte de bakım, onarım, değişim işlemlerini gerçekleştirdiğini, buna istinaden davacı şirketçe düzenlenen faturaların mevcut olduğunu, söz konusu faturalar kapsamında davacı şirketin cari hesap bakımında alacaklı olduğunu, davacı şirketin tüm şifahi ve yazılı taleplerine rağmen davalı şirketin borcunu ödemediğini, bu durum üzerine ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, takibin davalı şirketin haksız itirazı ile durdurulduktan sonra taraflarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı başvurusu yapıldığını, ancak arabuluculuk sürecinden de bir sonuç alınamadığını, arabuluculuk başvurusu yapıldığını, davalı şirketin borca itirazında haksız olup itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü ihtiva etmekte olduğunu, somut olayda takip konusu faturaya herhangi bir itiraz olmadığı gibi, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davalı şirketin davacı şirkete hizmetlerinden dolayı teşekkür ettiklerine dair bir belge dahi göndermiş olduğunu ve eğitim tutanaklarını da herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan imzaladığını, tüm bu husular bir arada değerlendirildiğinde, takip konusu faturaların içeriğinin doğru olduğunu ve faturaya konu imalatların da eksiksiz bir şeklide gerçekleştirilebileceğinin sabit olduğunu, diğer taraftan, takibe konu alacağın faturaya dayalı olup likit ve muayyen olduğunu, bu nedenle davalı şirketin dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına da mahkum edilmesi gerektiğini bildirip davanın kabulü ile davalı şirketin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacak likit ve muayyen olduğundan davalı şirketin asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın işbu davayı ikame etmiş olduğu ...yetkili olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturalara konu alacaklın ödenmediği iddiasıyla başlatılan ilamsız icra takibinin ... nezdinde ikame olduğunu, genel haciz talebiyle başlatılan ilamsız icra takiplerinde yetkili icra daireleri, borçlunun davanın açıldığı tarihteki talebiyle yerleşim yerinin icra daireleri olduğundan ve davacı şirketin ticari faaliyetlerini “... adresinde sürdürdüğü dikkate alındığında davacının icra takibini ... ikame etmiş olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafın da Şirket merkezi ...olup, davalı Şirket ile aynı ... faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu bağlamda huzurdaki davaya konu ilamsız icra takibinde ve dahi yapılacak yargılamada ... ve mahkemelerinin yetkili olduğu açık olduğundan işbu davanın öncelikle yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen ticari nitelikteki eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenici tarafından üstlenilen edimin ayıplı/eksik şekilde ifa edilmesi hasebiyle müvekkil şirket tarafından sözleşme ilişkisinin devamına, davacının basiretli tacir yükümlülüklerini yerine getireceğine ve dahi işin tamamlanacağına dair haklı ve makul beklentisi doğrultusunda sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinin davacı tarafından tamamlanması/eksikliklerin giderilmesi beklenilmiş, ancak davacı tarafından eksik/ayıplı olarak ifa edildiğinden davalı tarafından işlerin tamamının üçüncü kişilere tamamlattırılmak mecburiyetinde kalındığını, davalı şirket tarafından öncelikle delil tespiti yaptırılarak davacıya karşı ... Esas sayılı dosyasının ikame edildiğini, davacının adeta karşı hamle olarak ve kötüniyet ile huzurdaki davayı ikame ettiğinin sabit olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından ikame edilen davaya dayanak olarak sunulan faturaların tek başına işin eksiksiz yapıldığı ve fatura bedelinin tahsil talebine haiz olunduğu anlamını taşımamakla birlikte, tek başına faturaların düzenlenmiş olması bir alacağın muacceliyet kesbettiği anlamına gelmeyeceğini, davacının davalı şirket aleyhine başlatmış olduğu icra takibinin kötüniyetli olduğunu, davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın esasına girilmesi halinde davalı şirket tarafından ikame olunan ve mahkememizde görülmekte olan... Esas sayılı dosya ile işbu dava dosyası kapsamında uyuşmazlık konusunun aynı hususa ilişkin olması hasebiyle usul ekonomisi ilkesi gereğince dosyalarının birleştirmesini talep ettiğini, davacının huzurdaki davayı yetkisiz mahkemede ikame etmiş olması hasebiyle davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine, davacının başlatmış olduğu icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle davalı şirket lehine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce davacı yönünden yaptırılan tacir araştırmasından davanın her iki tarafının da tacir olduğu görülmekle somut olayda nispi ticari davanın varlığı sabit olmakla beraber davalı vekilinin süresinde sunduğu cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine itiraz edilerek yetkili mahkemenin ... olduğu savunulmuş olduğundan işin esasına girmeden önce davalının yetki ilk itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir. Sözleşmeden kaynaklanan davalar, HMK'nın 6. maddesine göre davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde (genel yetkili mahkeme) açılabileceği gibi HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de (özel yetkili mahkemede) açılabilir. Taraflar arasında geçerli olarak yapılmış yetki sözleşmesi varsa ve bu sözleşmede davanın sözleşmeyle kararlaştırılan yer dışında genel ve özel yetkili başka bir mahkemede de açılabileceğine dair aksine bir düzenleme yoksa, dava yalnızca sözleşmede kararlaştırılan yer mahkemesinde açılabilir (HMK. md. 17). Somut olayın incelenmesinde ise; eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bu davada davalı yerleşim yerinin ... olduğu, mevcut hukuki durum karşısında mahkememizin yetkili olmadığı anlaşıldığından, davalının seçim hakkına göre ... uyuşmazlığın çözümünde yetkili olduğundan davalının yetki ilk itirazının kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri uyarınca yetkiye ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ... gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-Süresinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına, 5-Gerekçeli karar tebliği sayılmamak ve yasal süreleri etkilememek kaydıyla HMK 27/2-a maddesi kapsamında hüküm özünün derhal taraflara tebliğine, Dair, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi.05.03.2026
...