İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/144 E. 2026/263 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/144
- Karar No
- 2026/263
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/144 Esas - 2026/263 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/144 KARAR NO : 2026/263
..... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 08/08/2022 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, ....” markasının müvekkili adına .... başvuru numaralı.... ibareli marka başvurusunun 35 ve 39. Sınıflarda tesciline müvekkilinin bu markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazların diğer davalı .... tarafından dava konusu edilen... kararı ile 35. Sınıf yönünden reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, dava konusu edilen markada yer alan “.com” ibaresinin SMK m. 5/1-a kapsamında ayırt ediciliği bulunmadığından markanın esas unsurunun “.... ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin markalarında ise .... ibaresinin tek unsur olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığını, “...” ibaresinin teknolojik aletlerden çıkan yansıma sözcüğü olduğunu, “....” ibaresinin ise bu sözcüğe İngilizce’de “uçmak” anlamına gelen ...” kelimesinin eklenmesiyle yaratılmış bir ibare olduğunu, taraf markalarında “...” ibaresinin aynı anlamda kullanıldığını ve bu yüzden de markaların kavramsal yönden benzer olduğunu, nitekim markaların benzediği hususunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından da kabul edildiğini, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 35. Sınıftaki hizmetler yönünden müvekkilinin .... sayılı markasının tescilli olduğunu, benzer alıcı çevresine hitap eden, kullanım ve uygulama alanları aynı olan ve marka işaretleri de benzer olan taraf markalarının SMK m.6/1 kapsamında iltibas yaratacağının şüphesiz olduğunu, ayrıca müvekkilinin “...”li markalarının SMK m. 6/5 hükmü uyarınca korunan tanınmış markalardan olduğunu, zira davacının “...” markasını 2013 yılında sektöre sunduğunu ve bu markalı ürünlerin 192 ülkede 8 milyonu aşkın kişi tarafından kullanılmakta olduğunu, 106 dile aynı anda çeviri imkanı tanıyan bu uygulamanın 2019 yılında Türkiye’de en çok indirilen 8. yerli uygulama olduğunu, “yerli whatsApp” olarak tanımlanabilecek uygulamada müvekkilinin markasının dünya çapında internet erişiminin olduğu her yerde kullanılabildiğini, her yaştan internet kullanıcısına hitap ettiği dikkate alındığında bu markanın tanınır ve bilinir olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca müvekkili tarafından söz konusu marka için bugüne kadar ciddi yatırımlar yapıldığını, dünya çapında çeşitli reklam çalışmalarında bulunulduğunu, .... Meydanında bu markalı ürünlerin afişlerinin yayınlandığını, gazete ve dergilerde bu markalı ürünlerin haberlere konu olduğunu, bu durumda davacının markalarıyla iltibas yaratacak derecede benzer olan dava konusu edilen markanın tescil edilmesi ve kullanılması halinde müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanması, markaların itibarının ve ayırt edici karakterinin zedelenmesinin söz konusu olacağını, davalı şahsın müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak suretiyle haksız bir ticari kazanç elde etmek gayesiyle yani kötü niyetli olarak hareket ettiğini ileri sürerek, .... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının başvuru konusu markanın yayımına itirazı sonrasında, davalının itiraz gerekçesi ... sayılı marka hakkında kullanım ispati talebinde bulunmuş olmasına rağmen davacının bu markasının kullanıldığının yeterli delille ispat edilemediğini, dolayısıyla davacının bu markasına dayalı olarak SMK m.6/1 hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığını, dava konusu edilen markanın kapsamından 39. Sınıfa giren hizmetler çıkartılmış olduğundan kalan hizmetler açısından taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının markalarının tanınmışlığını ve kötü niyete dayalı itirazlarını da somut delillerle ispat edemediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ''bipfly.com'' markasının, .... alan adı ve uzantıları ile birlikte web tabanlı olarak internet sitesi vasıtasıyla havayolu firmalarına ait online uçak bilet satış hizmeti sunulması amacıyla oluşturulmuş ve tescil edilmiş bir marka olduğunu, işaretteki ''....'' sözcüğü ile “kuş” figürünün havacılık sektörü, sivil havacılık mal ve hizmet satımı ve uçak bileti ile ilgili, “.com” ibaresinin de markanın online ve web tabanlı oluşunun izlenimini betimlemesi için kullanıldığını, hükümsüzlük talepli dava açısından müvekkilinin davacının davasına mesnet aldığı tüm markalarının kullanıldığının ispat edilmesini talep ettiğini, zira davacının davasına mesnet ... sayılı markasının kullanımını .... işlem dosyası kapsamında ispat edemediğini, taraf markaları arasında görsel veya işitsel olarak düşük derecede dahi olsa bir benzerlik ve dolayısıyla karıştırılma olasılığının bulunmadığını, müvekkilinin markasının davacının markalarının aksine yeşil ve sarı ağırlıklı renklerden oluştuğunu, kelime unsurunun hemen önünde şekil ibaresi ile taçlandırıldığını, yani müvekkilinin markasının davacı markaları ile kıyaslandığında özenle çalışılmış, özgün ve ayırt edici niteliği haiz bir marka olduğunu, davacı tarafın markalar arasında işitsel benzerlik olduğu iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, zira “...” ibaresi tüketiciler tarafından işitildiğinde tüketicilerin zihinlerinde elektronik cihazlardan çıkan ses tınısının oluşacağını, aynı tüketicilerin “....com” markasını işittiklerinde ise, markayı oluşturan kelime grubu içerisinde yer alan “...” sözcüğü nedeniyle zihinlerinde uçuş ile ilgili izlenimler ve anlamlar belireceğini, taraf markalarında ortak olan “...” sözcüğünün tek bir markaya özgülenmesi mümkün olmayan, markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu, bu tür kelimelerin bir kişinin tekelinde olamayacağı gibi, kural olarak tek başlarına marka olarak tescillerinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının havacılık sektörü, sivil havacılık mal ve hizmet satımı ve uçak bileti satışı faaliyet alanına yönelmiş ve davacının markasının da davacının ifadesi ile ''yerli whatsapp'' olarak belirtilen uygulamada kullanılıyor olmasının, markaların tescili kapsamına giren mal ve hizmetler arasındaki benzerliğin tespitinde esas alınan unsurlar gözetildiğinde markaların farklı emtialarda kullanılacak olduğunun kabulünü gerektirdiğini, davacının markasının başka ülkelerde kullanılıyor olmasının tanınmış bir marka olduğunun kanıtlanmasında tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını, davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğunu da somut delillerle ispat edemediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şahsın 25.09.2020 tarihinde 35. Sınıfa giren hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun, ... tarafından 14.06.2021 tarihli ve 374 sayılı .... ilan edildiği, bu ilana davacının SMK m. 6/1, m. 6/4 ve m. 6/9 hükümlerine ve ... ve .... sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davalı şahsın bu itiraz üzerine davacının ... sayılı markasının tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep ettiği, davacının da marka işlem dosyasına, dava dosyasına da sunmuş olduğu, “...” markalı uygulamasına ilişkin, sosyal medyada ve Youtube’da yapılan paylaşım ve yayınlara ilişkin toplam 15, ayrıca da davacının “...” markalı cep telefonu uygulamasına basında yayınlanmış ilişkin toplam 5 adet haberin görsellerini sunduğu, davacının itirazını ve kullanımına dair sunduğu delilleri inceleyen.... sayılı marka ve “SINIF KODU 39: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.” yönünden ve SMK m. 6/1 hükmü açısından kabul ettiği, bu meyanda davacının ... sayılı markasının kullanıldığının yeterli delille ispat edilemediğini belirttiği, bunun üzerine davacının bu karara itiraz ettiği, bu itirazın da .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER KULLANMAMA DEF’İ : Davalı taraf, .... nezdinde dosyaladığı karşı görüşlerde ve huzurdaki davada, davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı markalarının kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir. Zira; 6769 sayılı SMK, tescilli marka hakkı sahibine markasını ciddi olarak kullanma yükümlülüğü getirmiş, 556 sayılı KHK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca doktrine ve .... içtihatlarına yerleşmiş olan “marka sahibinin markasını Türkiye’de ve ciddi olarak kullanma yükümlülüğü”nü 9/1-2, 19/2, 25/7 ve 29/2 maddelerinde açıkça ve lafzen de ifade ederek, tartışmasız bir biçimde marka hukukumuza yerleştirmiş, şartları varsa; daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olmakla beraber piyasada kullanılmayan markaların, salt tescilli olmaları nedeniyle yeni başvuruların tescil edilmesini engelleme ya da sonraki tescilleri hükümsüz kıldırma, bir diğer tabir ile “marka çöplüğü yaratma” imkanı ortadan kaldırılmıştır. Böylece kullanılmayan tescilli markaların yeni girişimcilere engel olmalarının önüne geçilmiştir. Yine bu sayede tescilli markaların piyasada daha etkin ve aktif olarak kullanılmaları teşvik edilmiştir. Mevzuatta geçen “ciddi biçimde kullanım”ın ne olduğu mevzuatın lafzında açıklanmamış ise de, .... tarafından yayımlanan 2017 tarihli “Kullanımın İspatı Kılavuzu”nda bu kavramla, “markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması”nın kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu kavramla sembolik bir kullanımın ötesine geçen bir kullanım arandığı görülmektedir. Ciddi kullanımın kanıtlanması için kesin bir ölçüt koymak mümkün olmamakla birlikte markanın rekabete uygun ve en azından potansiyel olarak marka sahibinin faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde ve iç pazarda yer elde edebilecek seviyede kullanılması gerekir. Beklenen davranış, anılan markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurallara uygun, düzenli, aralıksız ya da kanundaki ifadesiyle “ciddi” kullanımını kanıtlamasıdır. Markanın ciddi şekilde kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken, markanın ve marka sahibi işletmenin birtakım özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin telaffuzu, akılda kalıcılığı, dikkat çekiciliği, mal ya da hizmeti karakterize edici yanları zayıf olan bir marka için kullanımın oldukça yoğun olması gerekebilir. Bunun yanında marka sahibinin faaliyet alanının genişliği veya darlığı, ürettiği mal veya hizmetlere duyulan gereksinimin derecesi, işletmenin hacmi ve benzeri durumlar kullanımın biçim ve şartlarına etki edebilir. “Kullanma” kavramından ne anlaşılması gerektiği kısmen SMK’nın 9. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izniyle kullanılması kullanma olarak kabul edilir. Markanın medya ilanlarında yer alması, markayla ihalelere girilmesi, promosyonların yapılması, faturalarda markaların işletme adından farklı ve işletme adında yer alan marka unsuru öne çıkacak şekilde markasal kullanılması gibi markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun kullanma halleri de SMK m. 9 hükmü anlamında kullanım olarak değerlendirilmektedir. Kullanımın ispatına ilişkin 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgiler ile bilgi ve belgeleriyle ispat edilebileceği ifade edilmiştir. Yine aynı Kılavuzda, faturaların güçlü deliller olmalarının yanı sıra reklam, tanıtım ve promosyon çalışmaları ve bu çalışmalara ilişkin harcamaların kullanım ispatı sunulan markaya yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğu ifade edilmektedir4. Bu kapsamda her marka için tescilli olduğu mal ve hizmetin türü ve miktarı, temel işleve uygun kullanılıp kullanılmadığı, hitap ettiği müşteri çevresi, marka sahibinin tutumu ile benzer işletmelerin tutumu kendi şartları dâhilinde ciddi kullanımın oluşup oluşmadığı yönünden incelenmelidir. Markanın en temel kullanımı, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerde, tescil belgesinde yazılı olduğu, resmedildiği, gösterildiği gibi kullanılmasıdır. Markanın faturalarda, internette, kataloglarda, gazete ilan ve reklamlarında kullanılması da kullanma olarak kabul edilir. Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetle ilgili olmak kaydıyla markanın reklam ve tanıtımının yapılması, markayı taşıyan mal ya da hizmetin bir dergi, gazete ya da televizyonda yayınlanması da markanın kullanımı olarak kabul edilir. Markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Markanın birtakım mal veya hizmet bakımından kullanılması, sadece kullanımın gerçekleştiği mal veya hizmet için markayı ayakta tutar. Kullanılmayan mal ve/veya hizmet yönünden markanın iptal koşulları oluşur ve/veya markanın koruma kapsamı/korunduğu emtialar azalır. Yani; markanın benzer mal/hizmetlerde de iptal edilememesi ve/veya benzer markalara karşı korunabilmesi için bu ürünler bakımından da kullanımın ayrıca ispatı gerekir. Bu nedenle, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerle aynı alt grupta olsa bile, hangilerinin kullanıldığı, hangilerinin ise kullanılmadığı tek tek belirlenmelidir. Ayrıca, davacının .... kararı iptali talepli davasında kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 19/2 hükmüne göre, davacının itirazlarına mesnet aldığı markaların davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinden en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Hükümsüzlük talepli davada da kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 25/7 hükmüne göre, davacının hükümsüzlük davasına mesnet aldığı markalarının davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olması halinde, dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıl içinde bu markaların kullanıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının, davacının sadece ...sayılı markasının tescil tarihinin, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 25.09.2020 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 25.09.2015 tarihinden önce olduğu, diğer tüm markalarının tescil tarihinin ise bu tarihten sonra olduğu tespit edildiğinden, davalının kullanım ispatı talebinin davacının sadece ... sayılı markası yönünden süre açısından dinlenebilir olduğu, Bütün bunlara göre; Somut olayda, incelenmesi gereken hususlar, davacının ... sayılı ve görselli markasının; • Davacı tarafından, • Tescilli olduğu emtialarda, • Türkiye sınırları içerisinde, • Ciddi bir şekilde, • Markasal hüviyette, • 25.09.2015-25.09.2020 tarihleri aralığında ve • Tesciline uygun olarak kullandığının ispat edilip edilemediği, noktalarında toplanmaktadır. Davacının marka işlem/dava dosyalarına bu markasının kullanımına dair, herhangi bir tarih bilgisi içermeyen, toplamda 20 adet haber/sosyal medya veya internet paylaşımı sunduğu, bu görsellerin tarih, içerik ve nicelik yönünden yukarıdaki şartları sağlayamadığı, tarih itibariyle sağlasaydı dahi 5 yıllık süre içerisinde toplamda 20 adet internet paylaşımına konu olmuş ticari faaliyetlerin markasal hüviyette ciddi bir kullanımı tevsik etmeye yeterli sayılamayacağı düşünüldüğünden, ayrıca da bu paylaşımlara konu ürünün bir cep telefonu uygulaması olması nedeniyle, sadece 09. Sınıfa giren yazılım/uygulama ve 38. Sınıfa giren haberleşme hizmetleri yönünden gerçekleşmiş bir markasal kullanımdan bahsedilebileceği, oysa ki huzurda uyuşmazlık konusu edilen hizmetlerin 35. Sınıfa giren hizmetler olduğu görüldüğünden, somut uyuşmazlıkta, davacının ... sayılı markasının gerek YİDK kararının iptali, gerekse hükümsüzlük talepli davalar kapsamında SMK m. 6/1 hükmüne esas bir korumadan yararlanamayacağı ve bu madde hükmü kapsamındaki değerlendirmelere dahil edilemeyeceği, DAVALI ŞAHSIN .... BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİ/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; • Markaların ayniyeti/benzerliği, • Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, • Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazına/davasına mesnet aldığı ve kullanmama def’ine muhatap olmayan tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan bütün unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi karma unsurlar ihtiva eden markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Bundan sonra; uyuşmazlık konusu olan markalar görsel olarak karşılaştırıldığında; Davacının markaları, renk ve şekil unsurlarından yoksun birer kelime markasıdır; işaretlerde uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresi, tek başına veya “ödeme”, öde”, kart”, card”, “pay” gibi, Türkçe’de veya İngilizce’de yerleşik birer anlamı olan bu anlamları ülkemizde herkes tarafından bilinen/bilinebilecek, bu nedenle de markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan tasviri/tanımlayıcı cins isimlerle birlikte veya, yine yerleşik birer anlamı haiz “ev numaram”, “iş numaram”, “ev & iş numaram”, “ikinci numaram” gibi isim tamlamalarıyla anlamlı birer slogan oluşturacak şekilde, düz yazım karakterindeki siyah harflerle aynı puntolarla birleşik veya ayrı yazılmış halde kullanılmıştır. Yerleşik birer anlamı haiz olan ve ilgili sektörlerde faaliyet gösteren tüm aktörler tarafından tanıtma vasıtaları içerisinde kullanılabilecek olan bu kelimelerle kelime öbeklerinin, markaların esas unsuru/asıl himaye gören unsuru olduğunu söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla; davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı tüm markalarında, esas unsurun tek başına “...” ibaresi olduğu, Dava konusu edilen marka ise, renk ve şekil unsurlarının da ihtiva eden karma bir markadır; işaretin sol baş kısmına mavi renkli kuş kafasını andıran basit bir şekil konuşlandırılmış, devamında “bipfly” ibaresi düz yazım karakterindeki mavi renkli küçük harflerle, “i” harfinin noktası turuncu renkte olacak şekilde yazılmış ve sonuna da “.com” uzantısı, “bipfly” ibaresine nispeten çok küçük puntolarla yazılmış turuncu renkli harflerle eklenmiştir. Öncelikle; dava konusu edilen markada geçen “.com” ibaresi, internette Türkçe’de “ticari” anlamına gelen İngilizce “commercial” kelimesinin kısaltması olarak beynelmilel kullanılan bir uzantıdır ve kullanıldığı işaretlere markasal hüviyette bir ayırt edicilik katmamaktadır. Zaten de işaretteki diğer kelime unsuru olan ....” ibaresine nazaran çok küçük puntolarla yazılmış olması sebebiyle de, görsel açıdan geri planda algılanmakta, işarette sadece bir ayrıntı olarak kalmaktadır. Ayrıca; işarette büyük puntolarla yazılmış olan “... kelimesinin işaretin baş tarafındaki basit figüratif unsurdan ziyade, ilk planda/baskın unsur olarak algılandığı değerlendirilmektedir, zira; böyle basit şekil unsurları yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Diğer taraftan; işarette bütünleşik olarak algılanan “.... ibaresinde geçen “f...elimesi de, İngilizce’de “uçmak” anlamına gelmektedir ve yaygın kullanımı nedeniyle bu anlamının ülkemizde de tüketiciler tarafından biliniyor olduğu/bilinebileceği düşünülmektedir. Kaldı ki; ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte olup, tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadırlar. Dolayısıyla; dava konusu edilen işarette bütünleşik olarak algılanan “....” kelimesi içinde, kelimenin baş kısmında yer alan “...” ibaresinin .... kelimesinden ziyade ön planda algılandığı dahi söylenebilecektir. Bunlara göre; Somut uyuşmazlık, taraf markalarında esas unsur hüvyetinde kullanılmış olan “...” ibaresinin ortaklığının, markaları birbirleriyle benzer kılmaya yetip yetmediği hususunda toplanmaktadır. “...” kelimesinin Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik/bilinen bir anlamı yoktur, bu ibare daha ziyade, bilhassa elektronik aletlerin çıkardığı “...” şeklinde duyulan sesin dile dökülmüş hali, yani yansımasıdır. Yani; “...” kelimesinin bir isim/sıfat/zamir/fiil vs. olarak ele alınması mümkün değil ise de, “... sesi” diye bir kavram mevcuttur ve bu sesin dile dökülmüş halinin tüketici zihninde yarattığı algı da ortaktır. Dolayısıyla; markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin düşüklüğünden bahsedilebilecektir. BUNA RAĞMEN; davacının markalarında bu ibarenin ayırt edici niteliği haiz tek unsur, davalı şahsın markasında da esas unsur olarak kullanıldığı ve davacının “...”li markalarla seri marka yaratmış olduğu gerçekleri dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan işaretlerin belli bir seviyede de olsa benzediği düşünülmektedir. Taraf markalarında geçen şekil ve yan kelime unsurlarının varlığının, bu benzerliğin aşılması için yeterli bir farklılık/ayırt edici nitelik olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemektedir. Ayrıca; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının ... markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Bu meyanda; markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında geçen “...” ibarelerindeki, dizinleri de aynı olacak biçimde ortaya çıkan harf ayniyetinin ve bu ibarenin dava konusu edilen markanın esas unsurunun başlangıç kısmında yer alıyor olmasının, markaları esas unsurları yönünden kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen bu ibarenin, yukarıda değinildiği üzere, bilhassa elektronik aletlerden çıkan bir sesin yansıma sözcüğü olduğu, “... ibaresinin ise bu sözcüğe İngilizce’de “uçmak” anlamına gelen “fly” kelimesinin eklenmesiyle yaratılmış bir ibare olduğu, taraf markalarında “...” ibaresinin aynı anlamda kullanıldığı ve bu yüzden de markaların kavramsal yönden benzer olduğu, tüketici zihninde oluşturduğu ilk algının da farklı olmadığı, Bütün bunlara göre; somut olayda, davacının markası ile kısmi red kararına mesnet alınan davalı markaları arasında görsel, duyusal ve anlamsal/kavramsal açılardan benzerlik olduğu, Markaların üzerinde kullanılacağı emtiaların ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; • Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, • Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, • Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, • Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, •Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, •Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, •Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. Bundan sonra; Davalının markasının kapsamında kalmış olan emtialar ile davacının kullanmama def’ine muhatap olmayan tescilli markalarının kapsamına giren emtialar karşılaştırıldığında, davacının hem itirazlarına hem de davasına mesnet aldığı .... sayılı markasının, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 35. Sınıftaki hizmetler yönünden tescilli olmadığı, ancak 03 ve 34. Sınıflara giren emtialar hariç tüm emtialar yönünden tescilli olduğu, dava konusu edilen markanın da bu emtiaların 35. Sınıf altında satışı hizmetlerini de kapsadığı, ayrıca da davacının sadece huzurdaki davasına mesnet aldığı tüm markalarının 35. Sınıfa giren tüm hizmetler yönünden tescilli olduğu, ancak bu markalar kapsamında satış hizmetlerine konu edilen emtiaların da sadece 09. Sınıfa giren emtiaları kapsadığıdır. Bunlara göre; Öncelikle; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Nitekim; bu mal ve hizmetler aynı alıcı çevresine hitap ederler, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri aynıdır, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri bulunur ve benzer markaları bu mal ve hizmetlerde gören tüketiciler markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurabilirler. Dolayısıyla, her ne kadar davacının hem itirazlarına hem de davasına mesnet aldığı .... sayılı markası, 35. Sınıfa giren hizmetler yönünden tescilli değil ise de, tescili kapsamına giren, 03. Sınıfa girenler hariç 01-33. Sınıflara giren tüm emtiaların satışı hizmetleri yönünden de korunmaktadır ve dolayısıyla, bu marka özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren, 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, Ayrıca; davacının sadece huzurdaki davasına mesnet aldığı tüm markalarının, 35. Sınıfa giren, satış hizmetleri haricinde kalan hizmetler yönünden tescilli olduğu gerçeği gözetildiğinde, hükümsüzlük talepli dava yönünden, dava konusu edilen markanın kapsamına giren, satış hizmetleri haricinde kalan 35. Sınıftaki tüm hizmetler açısından da emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, Ancak; davacının .... nezdinde ileri sürdüğü itirazlarına mesnet aldığı ve davalının kullanmama def’ine muhatap olmayan tek markası .... sayılı markası olduğundan, .... kararının iptali talepli dava yönünden, satış hizmetleri haricinde kalan 35. Sınıftaki hizmetler açısından somut uyuşmazlıkta, emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, Bütün bunlara göre, .... kararının iptali talepli dava açısından, sadece, 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 35. Sınıftaki diğer hizmetler yönünden ise geçekleşmediği, Hükümsüzlük talepli dava açısından, 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ve 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 03 ve 34. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden ise gerçekleşmediği, Taraf markalarınının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satışan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Buna göre; Somut olay açısından; davalının markasının kapsamında kalmış olan 35. Sınıftaki hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde; satış hizmetleri haricinde kalan hizmetlerin alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği, zira bu hizmetlerin alıcılar tarafından günlük olarak satın alınmadığı gerçekleri gözetildiğinde, söz konusu alıcı kitlesinin bu hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı, 35. Sınıf altındaki satış hizmetlerinin ise çok geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor olması nedeniyle bu hizmetler yönünden bir genelleme yapılamayacağı, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: • Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, • Çağrıştırma, • Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, • Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, • Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı ve kullanmama def’ine de muhatap olmayan “...”li markaları ile dava konusu edilen markada esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “....” ibareleri arasında, başlangıç kısımlarında, birebir aynı olan harfler ve dizinleri itibariyle görsel/fonetik/kavramsal açılardan benzerlik olduğu; bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davacının “...”li markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “....”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu, bu benzerlikler nedeniyle, davalının markasının, davacının “...”li markalarının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, diğer taraftan; davacının ... nezdinde ileri sürdüğü itirazları esnasında dayandığı ve davalının kullanmama def’ine muhatap olmayan tek markası olan.... sayılı markanın, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 35. Sınıftaki hizmetler açısından korunmadığı, bu hizmetlerden sadece satış hizmetlerine konu olan 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtialar açısından korunduğu, davacının davasına mesnet aldığı ve yine kullanmama def’ine muhatap olamayan (diğer) markalarının ise 35. Sınıftaki diğer hizmetler yönünden korunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, hükümsüzlük davası özelinde, her ne kadar davalının markasının kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri düşük olmasa da, söz konusu hizmetlerde “.../....”lı işaretlerin/tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere, davalının hep dava hem de marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanmama def’i de göz önüne alındığında, somut uyuşmazlıkta; • YİDK kararının iptali talepli dava açısından, sadece, 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri özelinde, • Hükümsüzlük talepli dava açısından, 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ve 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri özelinde karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin kısmen bulunduğu, DAVACININ DAVASINA/İTİRAZLARINA MESNET ALDIĞI MARKALARININ TANINMIŞLIĞI İDDİASININ DAVALININ ..... BAŞVURU SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMİNE ENGELİ/ETKİSİ: Davacının dava/marka işlem dosyasına delilleri meyanında sunduğu toplam 20 adet haber/sosyal medya paylaşımı ve yayını görselinin veya Google arama motoru sonuçlarının ekran görüntüsünün, davacının “...”li markalarının davacı tarafından yoğun, istikrarlı ve ciddi biçimde kullanıldığına ve bu markalara ciddi yatırımlar yapıldığına, markaların uzun yıllardır ilgili sektörde tanıtıldığına ve dahi tanındığına dair yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sayılması mümkün olmadığı, ayrıca da; davacı bu yöndeki “tanınmışlık” iddialarını ispat edebilse bile, somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının başvuruya konu markasının, davacının markalarının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşmasının muhtemel olması gerekir. Davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimalinin mevcut olduğuna dair dava dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde, somut olayda, SMK m. 6/5 hükmünün uygulanması şartlarının oluşmadığı, Sonuç olarak; somut olayda, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir etkisinin/engelinin olamayacağı, DAVACI TARAFIN KÖTÜ NİYETE İLİŞKİN İDDİASININ DAVALININ ..... BAŞVURU SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMÜNE ENGELİ/ETKİSİ: Davalının....” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markaların benziyor olmasının kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı, Netice itibariyle, Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, Davalının markasının kapsamında kalmış olan emtialardan; • YİDK kararının iptali talepli dava açısından; sadece, 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 35. Sınıftaki diğer hizmetler yönünden ise gerçekleşmediği, • Hükümsüzlük talepli dava açısından; 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ve 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 03 ve 34. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri yönünden ise gerçekleşmediği, 35. Sınıfa giren ve satış hizmetleri dışında kalan hizmetlerin hitap ettiği alıcı kesiminin, bu hizmetleri satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, davalının markasının kapsamında satış hizmetlerine konu edilen emtiaların yelpazesi çok geniş olduğundan, satış hizmetleri yönünden böyle bir genelleme yapılamayacağı, ancak bu tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında; •.... kararının iptali talepli dava açısından; sadece, 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri özelinde, • Hükümsüzlük talepli dava açısından; 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ve 03. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı/mağazacılık hizmetleri özelinde, karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin kısmen bulunduğu, Davacının “tanınmışlık” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, Davacının “kötü niyet” iddialarının yerinde olmadığı, Dava konusu edilen 03.06.2022 tarihli ve .... sayılı YİDK Kararının, 3. Sınıf hariç 01-33 sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı-mağazacılık hizmetleri yönünden iptali koşullarının oluştuğu, Dava konusu .... sayılı markanın 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ile 3. Sınıf hariç 01-33 sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı-mağazacılık hizmetleri yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın taraf vekillerince istinaf edildiği ve .... sayılı ilamıyla, "GEREKÇE : Dava, .... kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, davalı şahıs tarafından yapılan .... sayılı dava konusu marka başvurusuna, dava dışı .... isimli firma tarafından itiraz edildiği, bu firmanın itirazının kısmen kabul kısmen ret edilmesi üzerine aynı firma tarafından reddedilen kısım yönünden yapılan itirazın dava konusu .... kararı ile reddedildiği anlaşılmakta olup, dava konusu edilen....kararının iptaline yönelik iş bu davanın, itiraz eden firma tarafından değil, ... tarafından açıldığı anlaşılmıştır. Diğer yandan, gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında davacının mesnet olarak gösterdiği markaların da dava dışı şirkete ait olduğu görülmektedir. Bu itibarla, dosya kapsamında davacı sıfatının açıklığa kavuşturulması ve sonrasında işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış, Dairemizce, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." Biçimindeki gerekçeler ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce ilam doğrultusunda dosya tetkik edilerek ....'nin davaya dahil edilmesine karar verilmiş, tarafların beyanları alınmış, yapılan inceleme ve değerlendirmelerde mahkememizce önceki kararda ulaşılan kanaatlerde bir değişiklik olmamış aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 3. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı-mağazacılık hizmetleri yönünden iptaline, Davaya konu markanın 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ile 3. Sınıf hariç 01-33. Sınıflara giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı-mağazacılık hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 651,30.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 80,70.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 5.280,70.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu 1.597,00.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı şirketin yapmış olduğu 1.708,50.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekili ile diğer davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 1.689,20.-TL Gider Avansı : 3.591,50.-TL TOPLAM : 5.280,70.-TL