İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/477 E. 2026/275 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/477
- Karar No
- 2026/275
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/477 Esas - 2026/275 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/477 KARAR NO : 2026/275
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 24/10/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahsın .... kararı ile reddedildiğini, müvekkili şirketin markalarıyla perakende sektöründe öncü şirketlerden olduğunu, müvekkilinin ....” ibareli tanınmış markası bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkili markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu, ilgili tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka izlenimi yarattığını, başvuruya konu edilen 35. sınıfta dava konusu markanın ayırt ediciliği bulunmadığını, davalı Kurum nezdindeki incelemede SMK 5/1 maddesine dayalı itirazların değerlendirilmediğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markalarının sınıfsal bakımından da benzer olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu beyanla; .... sayılı kararının iptali ile ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet markalarının iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bıraktıkları izlenim itibarıyla belirgin biçimde farklılaştığını, ilgili tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının SMK 6/3, 6/5 ve 6/6 maddelerine dayalı itirazlarını ispatlayamadığını, kötü niyet iddiasının mesnetsiz olduğunu, ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, müvekkilinin marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını, iltibas tehlikesi oluşmadığını, markanın tescili halinde SMK 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkmayacağını, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermediğini, markalar arasında emtia benzerliği bulunmadığını, tüketicilerin markaları aynı yerlerde görme ihtimali olmadığını, müvekkili markasının davacı markalarına zarar vermeyeceğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .. ilanı üzerine, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “ayırt edicilikten yoksunluk”, “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “yanıltıcılık”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davacı şirket itirazının ... sayılı karar ile reddedildiği, dava konusu marka başvurusuna dava dışı üçüncü şahısların itirazı üzerine, marka başvurusu kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkartıldığı, davacı şirket, ... kararına itiraz ederek, itirazlarının yeniden değerlendirilmesini ve marka başvurusunun reddedilmesini talep ettiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan ... kararı ile "... KARAR 1)İtirazın .... pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar.İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarla r, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri.Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtlar ı, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir m akbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konser velenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu.mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından konusuz kaldığının tespitine ve söz konusu mal/hizmetler bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 2) İşbu itirazın konusunu oluşturan mal/hizmetler bakımından itirazın reddine;" biçiminde karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka kapsamında 35/05 alt sınıf hizmetler bulunmaktadır. Davacıya ait .... sayılı markalar, hali hazırda 35/05 alt sınıf hizmetler bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamındaki tüm hizmetler bakımından sınıfsal ayniyet oluşmuş olduğu, Sonuç olarak, dava konusu tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtia/hizmetlerin benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka, “.... ibarelerinin silik, arka planda ve tali unsur olarak konumlandırıldığı; buna karşılık ... ibaresinin koyu, belirgin ve dikkat çekici şekilde ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Bu sunum tarzı, markanın bütünsel algısında tüketici dikkatinin esas olarak “.... ibaresine yönelmesine neden olmakta; “...” unsurları ise görsel olarak geri planda kalarak tali nitelik kazanmaktadır. Bununla birlikte ... ibaresi, ticari hayatta yaygın şekilde kullanılan, mal ve hizmetlerin kalitesine ilişkin övgü ve üstünlük bildiren bir ifade olup, ayırt edicilik gücü zayıf bir ibaredir. Bu nedenle, her ne kadar dava konusu markada ön plana çıkarılarak bütünsel algıyı belirliyor olsa da, söz konusu ibarenin tek başına güçlü bir kaynak gösterme fonksiyonu bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Bu durum, markanın genel ayırt edicilik seviyesini düşürmekte ve benzerlik değerlendirmesinde bu ibareye sınırlı bir ayırt edicilik verilmesini gerektirmektedir. Davacıya ait markalar ise “... .... Hafta” ibarelerinden oluşmaktadır. Bu markalarda, “...” ibaresi, ayırt edici ve esas unsur niteliğinde olup, markalarda yer alan “Plus” ibaresi, tek başına ayırt ediciliği bulunmayan, nitelik belirten yardımcı unsur konumundadır. Markalarda “...” ibaresi baskın şekilde esas unsur olarak algılanmaktadır. Dava konusu “....” ibaresi ile davacı markaları birlikte değerlendirildiğinde, markaların esas unsurları itibarıyla belirgin şekilde farklılaştığı açıktır. Davacı markalarında “...” ibaresi açıkça baskın, ayırt edici ve tüketici nezdinde ticari kaynak gösterme fonksiyonunu üstlenen esas unsur konumundadır. Buna karşılık dava konusu markada “...” ibaresine herhangi bir şekilde yer verilmemiş; markanın görsel kurgusunda ön plana çıkarılan unsur “.... ibaresi olmuştur. Bu kapsamda, taraf markalarında ortak olduğu ileri sürülebilecek “...” ibaresi, tek başına ayırt edici niteliği haiz olmayan, yaygın ve tali unsurlar niteliğindedir. Nitekim davacı markalarında “A” harfi, “..” sayısı ile birlikte kullanılarak ayırt edici nitelik kazanan “...” ibaresini oluşturmakta; “plus” ibaresi ise bu ana unsurun yanında tali unsur olarak yer almaktadır. Dava konusu markada ise “A” ve ..” ibareleri birlikte ve ön planda kullanılmış olmakla birlikte, bu kullanım biçimi de söz konusu ibarelere bağımsız bir ayırt edicilik kazandırmamaktadır. Dolayısıyla, ayırt ediciliği zayıf olan “A” ve “...” unsurlarının taraf markalarında ortak şekilde yer alması, markalar arasında benzerlik bulunduğu sonucunu doğurmamaktadır. Aksine, bu unsurların taraf markalarında farklı kurgular içerisinde, farklı kombinasyonlarla ve farklı bütünsel izlenimler yaratacak şekilde kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca ....” ibaresi, ticari hayatta yaygın şekilde kullanılan, mal ve hizmetlerin kalitesine ilişkin övgü ve üstünlük bildiren, ayırt edicilik gücü düşük bir ifadedir. Bu nedenle, söz konusu ibareyi oluşturan unsurların, farklı markalarda ortak olarak yer alması, tek başına markalar arasında benzerlik yaratmaya elverişli değildir. Dava konusu markanın ayırt edici niteliği bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, bu değerlendirmeye katılmak mümkün değildir. Zira dava konusu marka, her ne kadar tek tek ele alındığında ayırt edicilik gücü zayıf veya bulunmayan unsurlardan oluşsa da, bu unsurların belirli bir kompozisyon ve sunum içerisinde bir araya getirilmek suretiyle bütünsel olarak asgari düzeyde ayırt edici nitelik kazanmıştır. Marka hukukunda yerleşik kabul uyarınca, ayırt edici niteliği zayıf unsurların bir araya getirilmesi her durumda ayırt edicilikten yoksunluk sonucunu doğurmamakta; aksine, bu unsurların özgün bir tertip, kombinasyon veya görsel düzenleme içerisinde sunulması halinde, markanın bütünsel algısı itibarıyla ayırt edici kabul edilmesi mümkündür. Somut olayda da dava konusu markayı oluşturan ibareler, belirli bir dizilim ve görsel kurguyla bir araya getirilmiş olup, tüketici nezdinde tek başına unsurların anlamından farklı, bütünsel bir işaret algısı yaratmaktadır. Bu çerçevede, dava konusu markanın ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu söylenemese de, tamamen ayırt edicilikten yoksun olduğu da kabul edilemez. Aksine, söz konusu marka, zayıf unsurların birleşiminden doğan bütünsel etki sayesinde asgari seviyede ayırt edici nitelik kazanmış olup, bu haliyle marka olarak korunabilirlik eşiğini karşılamaktadır. Sonuç olarak, taraf markaları arasında yalnızca ayırt ediciliği zayıf “....” ibarelerinin ortak olması, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında bağlantı kurulmasına veya karıştırılma ihtimaline yol açmayacaktır. Markaların esas unsurlarının farklılığı karşısında, dava konusu marka ile davacı markalarının benzer olmadığı, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu 35.05. sınıf perakendecilik hizmetleri bakımından tüketicinin bilinç düzeyinin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varmak mümkün değildir. Öyle ki, ilgili tüketicilerin hemen her kesimden tüketiciler olarak değerlendirilebileceği, zira anılan sınıfta taraf markalarının kapsamlarının esasen sınırlandırılmadığı ve tüm sektörlere yönelik malların satışına ilişkin satış hizmetlerini kapsadığı dolayısıyla a’dan z’ye bütün malların satışını kapsayacak genişlikte olması nedeni ile hitap ettiği; tüketici kesimi çeşitlendiğinden ve satış hizmetlerinin kapsamına çok çeşitli emtia girdiğinden bu hizmetler açısından bir genellemenin yapılamayacağı düşünülmektedir. Çünkü örneğin teknoloji ürünlerinin satış hizmetlerinin tüketici kitlesinin bilinç düzeyi yüksek iken gıda sektöründeki bazı ürünlerin mesela çocukların alabileceği mallar düşünüldüğünde tüketici bilinç düzeyi nispeten daha düşüktür. Dolayısıyla böyle geniş kapsama haiz mallarla ilgili mağazacılık hizmeti bakımından ilgili tüketici kitlesi/toplum kesimi açısından hem sıradan orta seviyedeki tüketicilerin hem de dikkat seviyesi görece daha yüksek olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınabileceği, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacı şirket markalarında yer aldığı, dolayısıyla emtia bazında ayniyet oluştuğu, fakat dava konusu marka ile davacı markalarının benzer olmadığı, dava konusu markada esas unsuru .... ibaresinin tali unsur olduğu, ayrıca “A” ve “PLUS” ibarelerinin ortaklığının markaları benzer kılmayacağı, zira bu ibarelerin her iki taraf markasında da farklı bir kurguda kullanıldığı, dava konusu markanın ayırt edici niteliği zayıf unsurlardan oluştuğu, fakat ayırt edici niteliğinin bulunmadığının da söylenemeyeceği, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir.... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı şirket, ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge sunmamıştır. Dava aşamasında ise, Youtube video görsellerine, internet haberlerine, broşürlere, ürün tanıtım belgelerine, faturalara, internet adresinden alınan internet sitesi görsellere ve .... kararlarına yer vermiştir. Ayrıca “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade edilmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada “...” ibaresi için.... sayı ile tanınmış marka tescili için 12.08.2015 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun 22.03.2017 tarihinde kabul edildiği tespit edilmiştir. Somut olayda, tanınmış marka kararı ve mahkememizin bilgi ve tecrübeleri çerçevesinde, "...” ibareli markanın davacı firma ile özdeş hale geldiği ve 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmeti bakımından tanınmış marka olduğu, Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde davacı tarafça, itiraz aşamasında dosyaya sunulan tanınmış marka kaydına dair tescil bilgisinin başvuru tarihinin 2015 olduğu ve bu talebin 2017 yılında kabul edildiği gözetildiğinde ve yine heyetimizde davacı yana ait “...” ibareli markanın 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmeti bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, fakat davacı markasının tanınmış olsa dahi, davacının tanınmış markası ile dava konusu markanın birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, benzer olmadığı gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait "...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin, davacı şirket markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, somut olayda karıştırılma ihtimali şartlarının oluşmadığı, Davacıya ait “....” ibareli markanın tanınmış olduğu, fakat davacıya ait tanınmış marka ile dava konusu markanın benzer olmadığı, dolayısıyla tanınmışlığa bağlı koşulların somut olayda oluşmadığı, ...sayılı kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekili ile diğer davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır