Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1213 E. 2026/1473 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1213
- Karar No
- 2026/1473
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1213 - 2026/1473 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1213 KARAR NO : 2026/1473 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2023/477 E. - 2024/234 K
DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/03/2024 tarih ve 2023/477 Esas - 2024/234 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, 08.12.2011 tarihinde meydana gelen kazada müvekkillerinin çocuğu ...'in yaşamını yitirdiğini, aldırılan bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkillerinin çocuğunun kusurunun bulunmadığını, kazaya karışan aracın davalı tarafından zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk poliçesi ve zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile güvence altına alındığını, vefat nedeni ile eş ve çocukların dışında müvekkilleri anne ve babanın da evlatlarının desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek, şimdilik müvekkilleri için ayrı ayrı 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01.03.2024 tarihli dilekçesi ile talebini anne yönünden 39.402,16 TL'ye, baba yönünden 16.421,42 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacıların tazminat taleplerinin zaman aşımına uğraması sebebiyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu taleplerin zorunlu karayolu taşımacılık sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, şehiriçi taşımacılık nedeniyle meydana gelen zararların teminat kapsamında bulunmadığını, somut olayda 100 km'yi aşmayan şehiriçi taşımacılık faaliyetinin teminat dışı olması nedeniyle müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zorunlu mali sorumluluk sigortasına başvuru şartlarının kanunda sınırlı olarak sayıldığını, taşımacılık mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatında olmayan davacı yan taleplerinin, zorunlu sigorta poliçesi teminatı kapsamında da olmadığını, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumlarının da tespitinin gerektiğini, davacı yanın talebine konu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin tazminat hesabının, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları a.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasında zorunluluk bulunduğunu, müterafik kusur durumu sebebiyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dava konusu haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğundan ticari temerrüt faizi talep edilemeyeceğini, müvekkili temerrüte düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafından zaman aşımı defi ileri sürülmüş ise de eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66 maddesinde öngörülen ceza zaman aşımı süresi dikkate alındığında kaza tarihi olan 08/12/2011 ile dava tarihi olan 05/07/2023 tarihi aralığında zaman aşımı süresinin dolmadığı, dava dışı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki minibüsün karıştığı kaza sonucunda davalı tarafından sigortalanan araç içinde yolcu konumunda olan davacıların desteği ...'in olay mahallinde vefat ettiği, gerek dosya kapsamına sunulan belgelerden gerekse celp edilen ceza dosyasından desteğin müterafik kusuru olduğuna dair savunmanın ispat edilemediği, hükme esas alınan 21/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda TRH 2010 ve (1/kn) formülü ile yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 39.403,06 TL, davacı ... için 16.421,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, alacağa 25/04/2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulu raporuna atıf ile gerekçeli karar yazılmasının, adil yargılanma hakkının ihlali olup kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğini, davaya konu talepler zorunlu karayolu taşımacılık sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, zira şehir içi taşımacılık nedeniyle meydana gelen zararların teminat dışında kaldığını, somut olayda 100 km'yi aşmayan şehir içi taşımacılık faaliyetinin teminat dışı olması nedeniyle müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, dava konusu kazaya ilişkin ceza dosyasındaki beyanlardan kaza yapan aracın içindekilerin akraba olduklarının ve düğün gecesine gitmek için birlikte yolculuk ettiklerinin anlaşıldığını, aralarındaki akrabalık ilişkisi ve yolculuğun amacı itibariyle ücretli yolcu olmadıklarını, genel şartlar uyarınca bu tür taşımaların da zorunlu taşımacılık sigortası kapsamına girmediğini, bu nedenle zorunlu taşımacılık sigortacısı olan müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalı aracın ücretli yolcu taşımacılığı yapan bir taşıt olmadığını, bu sebeple davacının talebinin ZMMS teminatı kapsamında bulunmadığını, davacıların talepleri zorunlu karayolları taşımacılık sigortası poliçesi kapsamında olmadığından ZMMS poliçesi kapsamında da teminat dışı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının hatalı olduğunu, kusura ilişkin itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplamada, progresif rant hesaplama yöntemi kullanıldığını, hesaplamanın bu yönüyle hatalı bulunduğunu, hesaplamanın 04.12.2021 tarihli genel şartlar ekine belirtilen 1,65 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla destekten yoksun kalma tazminatının, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları a.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasında zorunluluk bulunduğunu, bu yönden bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, müterafik kusur sebebiyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dava konusu haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğundan avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili temerrüte düşürülmediğinden mahkeme tarafından belirlenen faiz başlangıç tarihinin hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin yeterli gerekçeyi içerdiği, hüküm altına alınan tazminat miktarı yönünden dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişinin de içinde olduğu bilirkişi heyeti raporuna atıf yapıldığı, buna göre davalı vekilinin, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, davaya konu kazanın şehir içi taşıması sırasında değil İzmir-Mardin arasındaki şehirler arası taşıma sırasında meydana geldiği, taşımanın ücretli olduğunun da ceza dosyası kapsamındaki beyanlardan anlaşıldığı, bu itibarla kaza nedeniyle meydana gelen zararın davalı tarafından düzenlenen poliçelerin kapsamında kaldığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı gibi ceza dava dosyasındaki tespitlerin de bu yönde olduğu, davacıların desteğinin müterafik kusurunun bulunduğunun ispat edilemediği, talep edilebilecek destekten yoksun kalma tazminatının usulüne uygun biçimde hesaplandığı, dava konusu zararın taşıma ilişkisi kapsamında doğması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gibi davalının temerrüte düşürüldüğü tarihten itibaren faiz işletilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.813,38-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 953,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.860,03-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.