İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1364 E. 2026/828 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1364
Karar No
2026/828
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1364 Esas KARAR NO : 2026/828

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 30/07/2026 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu liman bölgesi ve içerisindeki emtiaların müşterek sigorta poliçesi ile sigortalandığını, müvekkil sigorta şirketinin poliçedeki payının %4 olduğunu, sigortalı tarafından davalıya kiralanan alanda 30.01.2025 tarihinde meydana gelen yangın sonucunda sigortalı emtiaların hasar gördüğünü, itfaiye raporu ve tanık beyanları ile yangının davalının sorumluluk alanında başladığının tespit edildiğini, ekspertiz raporunda yangının davalı tarafından tesis edilen enerji besleme kablosundaki kısa devre ve arklanma nedeniyle çıktığının, bu durumun güvenlik kamera kayıtlarıyla da desteklendiğinin belirtildiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından poliçe teminatı kapsamında 11.08.2025 tarihinde 768,00-EUR sigorta tazminatı ödendiğini, bu ödeme nedeniyle müvekkil şirketin sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalının kiracı olarak gerekli yangın önlemlerini almadığını, TBK ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca kusurlu ve sorumlu olduğunu, ... 9. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazların iptali ile takibin devamına ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davanın, meydana gelen yangın hadisesi nedeni ile, davacı sigorta şirketinin, sigortalısına ödemiş olduğu tazminatın, davalı şirketten rücuen tahsiline yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından, dava dışı sigortalı ... AŞ.'nin kiracısı olan, davalı ...Şirketi tarafından işletilen alanda yangın meydana gelmesi nedeni ile sigortalının emtialarında hasar meydana geldiği, hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalıya tazmin edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114.Maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde “Mahkemenin görevli olması” dava şartı olarak belirlenmiştir. Aynı kanunun 115.maddesinde ise; “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. …” hükmünü amirdir. Yine, 6102 sayılı TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketi, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ...E. -... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. Yine; 17.01.1972 tarih ve ...E., ...K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun ... tarihli ve ... K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." Somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuan tahsili isteminden ibarettir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısına halefen açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında, sigortacı halefiyet hukuku ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahiptir. Bu nedenle dava dışı sigortalı ile davalı arasında dava görülmüş olsa idi hangi mahkeme davaya bakmaya görevli ise, davacı sigortacının da açacağı davaya bakmaya aynı mahkeme görevlidir. Somut olayda, dava dışı sigortalı ...AŞ. İle davalı ... Şirketi arasında kiralayan-kiracı ilişkisi olduğu, davacının, meydana gelen yangın nedeni ile dava dışı sigortalının zararını tazmin ettiği, akabinde kiracı sıfatını haiz davalının, zararın meydana gelmesinde gerekli önlemleri almamış olduğu ve kusurlu olduğu iddiası ile davalı aleyhine, ödediği bedelin rücuen tahsiline yönelik takip başlattığı, yukarıda da açıklandığı üzere, halefiyete dayalı sigorta rücu davasında, sigortacının, halefiyet hukuku ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olduğu, bu nedenle dava dışı sigortalı ile davalı arasında dava görülmüş olsa idi hangi mahkeme davaya bakmaya görevli ise, davacı sigortacının da açacağı davaya bakmaya aynı mahkemenin görevli olduğu, dolayısı ile davalı ile dava dışı sigortalı arasındaki davaya bakma görevinin kiralayan-kiracı ilişkisi nedeni ile Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu, görev hususunun, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca davanın usulden reddine, dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. Maddesi uyarınca bu görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-Dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli İstanbul Sulh Mahkemesince karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 5-İhtiyati haciz talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılmış, başka mahkeme tarafından mahkememize gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili istinaf dairesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1364, K. 2026/828, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1364-e-2026-828-k-bcf0c73b5e27