İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/134 E. 2026/134 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/134
- Karar No
- 2026/134
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/134 Esas - 2026/293 T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/134 KARAR NO : 2026/293
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/02/2026 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 K.YAZIM TARİHİ : 16/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nuın sevk ve idaresindeki ve adına tescilli ...plaka sayılı araç ile ...'in sevk ve idaresindeki .... .... .... numaralı poliçe ile kaskolu olduğundan hasar dosyası kasko poliçesi kapsamında sigorta şirketi nezdinde açılmış ve ekspertiz ile aracın tam zayi ( pert ) olmasına karar verildiğini, meydana gelen kaza sonucunda müvekkilinin aracında tam ziyaı söz konusudur. Yani müvekkilin aracı pert olduğunu, müvekkilinin aracının perte ayrılması sonucunda davalı şirket nezdinde kaskolu müvekkiline ait ...plakalı aracın kasko poliçesi kapsamında hasar dosyası açılmış davalı ... .... .... tarafından aracın rayiç bedeli 1.100.000,00 TL olarak, sovtaj bedeli 770.000,00 TL belirlenmiş 330.000,00 TL tutar müvekkilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak imzalamış olduğu mutabakatname doğrultusunda taraflarında ödendiğini, söz konusu davadan önce kaza tarihinde yapılan ibraname ile müvekkilinin aracının piyasa bedeli 1.100.000,00 TL, sovtaj bedelinin 770.000,00-TL olarak belirlendiği sabit olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki müvekkilinin aracının kaza tarihindeki değeri de kaza tarihinde belirlenen 1.100.000,00 TL'nin çok üzerinde olduğunu, taraflarınca davalı sigorta şirketine başvurulmuş olmasına rağmen taleplerinin olumsuz değerlendirildiğini, müvekkilinin aracının değerinin daha fazla olduğu hususu ise mahkemece aldırılacak bilirkişi raporuyla da ispatlanacak olup tutarın bilirkişi incelemesinden sonra belirlenebilir olduğundan taraflarınca belirsiz alacak davası ikame edildiğini, davalı sigorta şirketine 09.10.2025 tarihinde mail yolu ile eksik karşılanmış bakiye pert bedelinin ödenmesi için başvuruda bulunulmuş ancak davalı şirketçe başvurularının 15.10.2025 tarihinde olumsuz karşılandığını, devam eden süreçte ise dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmuş olsa da herhangi bir anlaşma gerçekleşmediğini, arz ve izah olunan, mahkemece res’en nazara alınacak nedenlerle, davanın kabulüyle, zararın hesaplanması bilirkişi marifetiyle belirlenebilecek durumda olduğundan 6100 Sayılı Yasa’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde, müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 10,00 TL araç tam hasar ( pert ) tazminatının kaza tarihi itibarı ile yasal faizi ile birlikte davalıdan avukatlık ücreti dahil yargılama giderlerinin davalıdan yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin sigortalısı olmakla aracın hususi olduğunu, davaya bakmakla görevli mahkemelerin Tüketici Mahkemeleri olmakla davanın görevsizlik nedeni ile reddini, müvekkili şirket tarafından davacı ile mutabık kalınarak 1.100.000 TL rayiç beden üzerinden 770.000 TL sovtaj ile 330.000 TL tazminat ödemesi yapıldığını, kaza tarihi değerlerine göre yapılan ödeme yeterli olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödeme yeterli olup araç pert bedeli tespit edilirken aracın sadece marka-cins ve modeli değil ayrıca daha önce karıştığı kazaların da dikkate alınması gerekmekte olup sigorta bilgi ve gözetim merkezine mağdur aracın bilgilerinin yazılarak aracın daha önce karıştığı kaza bilgileri ile ekspertiz raporlarının istenilmesini, müvekkili şirketin sorumluluğu temerrüt tarihinden başlamakla kaza tarihinden faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle; davanın görevsizlik nedeni ile reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, davacının karıştığı trafik kazası nedeniyle sigortalının kendi kasko sigortasına açtığı tazminat davası olduğu anlaşıldı. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun (HMK) 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 114/c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Dolayısıyla görev konusunun, mahkemelerce her aşamada resen gözetilmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 14.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." denilmektedir. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, davacı gerçek kişinin tacir olmadığı kasko poliçesi kapsamında zararın tazmini istemi ile eldeki davayı açtığı, kazaya karışan sigortalı aracın ticari araç olmadığı, kasko sigorta poliçesinin 6502 sayılı Yasa kapsamında kalan tüketici işlemi olduğu, dolayısıyla anılan Yasa hükmü gereği Tüketici Mahkemelerinin görev alanında kalan bu davada göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle mahkememizin görevsizliğine davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-)HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-) Görevli mahkemenin ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğuna, 3-)HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, 4-)HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine, 5-)Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı. 15/04/2026