Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1996 E. 2025/1996 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1996
Karar No
2025/1996
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1996 - 2026/1736 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1996 KARAR NO : 2026/1736

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22.05.2025 NUMARASI : 2025/355 Esas - 2025/347 Karar

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ....

DAVALI : 1- .... - .... VEKİLİ : Av. ... - ....

DAVALI : 2-...SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... - ....

DAVANIN KONUSU : Ölüm veya Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat BAŞVURU TARİHİ : 13.07.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 18.11.2025 KARAR TARİHİ : 18.09.2026 İLAM YAZIM TARİHİ : 18.09.2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu dava dilekçesinde; 21.01.2021 tarihinde davacının yaya olarak karşıdan karşıya geçmek istediği sırada davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacıya çarptığını, davacının kaza nedeniyle ağır şekilde yaralandığını ve %45 oranında malul kaldığını ve iş bulamadığını, bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalı ...'in tali kusurlu olduğunu belirterek, şimdilik 100.000,00 TL manevi tazminat ile 1.000,00 TL maluliyet tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; kazada kendisine atfedilen kusuru ve iddiaya konu maluliyeti kabul etmediğini beyanla, davanın reddini istemiştir. Davalı ...Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davalı sigorta tarafından, davacının sunmuş olduğu belgelere istinaden 12.12.2022 tarihinde 48.288.00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte şayet bakiye zarar tespit edilirse dahi davalı sigorta tarafından yapılan ödemenin faiziyle hesaplanarak tenzili gerektiğini, davacı yana eksik evrak taleplerini ilettiklerini ancak davacının, usulüne uygun olarak maluliyet raporu olmadan yalnızca muayene raporları baz alınarak maluliyetin belirlenmesinin kabul edilemez olduğunu, sürekli iş görmezlik tazminatının hesaplanabilmesi için maluliyete ilişkin usulüne uygun rapor alınması gerektiğini, davalı sigortanın sadece kusur oranında gerçek zarardan poliçe limitleri kapsamında sorumlu tutulabileceğini, davalı şirket temerrüde düşmediğinden aleyhe faize hükmedilmemesini, aksi halde dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dosyanın tevzi edildiği Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/258 Esas, 2024/606 Karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı vererek dosyayı Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine göndermiştir. Maddi ve manevi tazminat talepli dava dosyasının Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/183 esasına kayıt edildikten sonra, bu mahkemece maddi tazminat davasının ana davadan tefrik edilerek mahkemenin 2025/355 Esasına kayıt edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, dava dilekçesinde ileri sürülen maddi tazminat talepli davanın HMK nun 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar ilk derece mahkemesi ilgili muhtıraya süresi içerisinde cevap vermedikleri konusunda haklı ise de kendilerince ön inceleme duruşması henüz gerçekleştirilmeden ve mahkemenin celse atmasına sebebiyet verilmeden maddi tazminat talebinin açıklanmasına ilişkin yazılı beyan gönderildiklerini ve bu beyanla '' Yukarıda bildirilen muhtıra uyarınca sayın mahkemece tarafımızca dava dilekçemiz ile talep edilen maddi tazminat kalemlerinin açıklatılması istenilmiştir. Tarafımızca talep edilen maddi tazminat istemi Davacının dava dilekçesinde açıklanan niteliklerine, bakiye yaşam süresine, beden gücü kayıp oranına, davalı sürücünün asli kusuruna ve yargılama sırasında toplanacak delillere göre, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca maddi tazminat hesaplatılarak hüküm altına alınması istenmiş; fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Açıklandığı şekilde maddi zarar kalemlerimiz sayın mahkemece değerlendirilmesini hakkında takdir sayın mahkemededir.'' şeklinde beyanda bulunduklarını, bu beyanlarının 18.05.2025 tarihinde Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/183 E. sayılı dosyasına gönderildiğini, bu hali ile de her ne kadar kendilerine verilen kesin süre dolmuş olsa da yargılamanın sürüncemede bırakılmasına, celse atlamasına sebebiyet verilmeyecek şekilde talep edilen beyanın mahkeme dosyasına gönderildiğini, dolayısıyla mahkemece verilen kesin süreden sonra yapılan işlem celse talikine neden olmamışsa işlem süresinde yapılmış gibi yargılamaya devam edilmesi gerektiğini beyanla, kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasında yaralalanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) Ön İnceleme başlıklı 137. Maddesinde, "(1) Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.(2) Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez. Ön İnceleme duruşması başlıklı 140. Maddesinde "(1) Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. (2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.(3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. (4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir. savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Kanun hükümlerine göre, yargılamanın sürdürülmesi ve tahkikat aşamasına geçilebilmesi için öncelikle ön inleme duruşmasında uyuşmazlık konularının tam olarak tespiti şarttır.Hakim, gerektiğinde tarafların iddia ve tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek anlaşamadıkları uyuşmazlık konularının nelerden ibaret olduğunu tutanağa bağlar. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez. Çünkü, tahkikat ancak kapsamı ve niteliği ön inceleme duruşmasında tespit edilen tutanak çerçevesinde sürdürülür. HMK'nın “dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119. maddesi; "(1)Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a- ) Mahkemenin adı, b-) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri, c-) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, ç Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d-) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına dair davalarda, dava konusunun değeri. e-) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, f-) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g-) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h-) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. ( 2 ) Birinci fıkranın ( a ), ( d ), ( e ), ( f ) ve ( g ) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır” şeklindedir. Madde metninde görüldüğü gibi davacı dilekçesinde bulunması zorunlu olan davacı ve davalının ad, soyad veya unvanları, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa yasal temsilcinin veya vekilin adı, talep sonucu ve davacı veya vekilinin imzası dava dilekçesinde bulunmuyorsa hâkimin davacıya vereceği kesin süre içinde bunları tamamlamasını istemesi ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekir. Ancak, dava dilekçesinde bulunması gerekli unsurlar olan mahkemenin adı, davanın konusu veya değeri, vakıaların özetleri ve bunların ne şekilde ispatlanacağı hususları ile dayanılan hukuki sebepler dava dilekçesinde belirtilmemiş ise davacıya kesin süre verileceğine ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Belirtilen unsurların dava dilekçesinde bulunmaması tek başına davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yolunu açmaz. Böyle bir durumda mesela dava değeri yazılmamış bile olsa hâkimin bunu re'sen saptaması, alınacak harç miktarının tesbiti bakımından şarttır. Belirtmek gerekir ki kesin süre şekli anlamda usulüne uygun olsa bile, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Kesin sürenin temel amacı yargılamada çabukluğu sağlamak, daha açık ifadeyle taraflarca yargılamanın lüzumsuz yere uzatılmasının önüne geçmek olduğundan yargılamayı uzatmadığı sürece verilen kesin süre usul hukukuna konuluş amacına uygun kullanılmadığında kesin süre hukuki sonuç doğurmaz. (HK 2014/350 esas, HGK 2017/3179 esas sayılı vb. ilamı). Somut olayda, Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı üzerine Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/183 esasına kayıt edilen ana dava dosyasında 20.03.2025 tarihli tensip zaptıyla, davacıya dava dilekçesindeki maddi tazminata ilişkin talep sonucunu açıklamak üzere 1 haftalık kesin süre verilerek bu hususta davacı vekiline muhtıra gönderildiği, ön inceleme duruşmasının 20.05.2025 tarihinde yapılmasına karar verildiği, anılan muhtıranın davacı vekiline 29.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin ön inceleme duruşma tarihinden önce muhtıraya karşılık 19.05.2025 tarihli dilekçe sunduğu, ön inceleme duruşmasının 20.05.2025 tarihinde yapılarak maddi tazminat davasının ana davadan tefrik edilerek bu esasa kaydedildiği, 22.05.2025 tarihinde ise süresinde talep sonucu açıklanmadığından bahisle HMK 119/2. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, davacı tarafın, trafik kazası sebebiyle ortaya çıkan maluliyet iddiasına dayalı olarak tedavi gideri, kazanç kaybı, efor tazminatı, ekonomik geleceğinden sarsılmasından doğan zararların tazminini istediği, bunlara ilişkin dava değerinin 1000 TL olarak gösterildiği anlaşılmakta olup, dava dilekçesinin bu şekliyle HMK 119. Maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıdığının kabulü gerekir. Davacının maddi tazminata konu herbir kalemin kuruşlandırılmamış olması dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurlardan olmayıp, gerekli unsurlardan olduğundan ve yargılamanın yürütülmesine engel teşkil etmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda, hakim yargılamayı yapmak ve eğer tamamlanmamışsa dilekçe kapsamı ve yargılamada varacağı sonuca göre bir karar vermekle yükümlüdür. Bunun dışında, davacı vekilinin yargılamanın uzatılmasına sebebiyet vermeyecek biçimde ön inceleme duruşması öncesi sunduğu dilekçesi de istenilen sonuca elverişli değil ise de, hazır olan davacı vekilinin katılımıyla gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasında anılan kanun maddelerinde işaret edilen biçimde uyuşmazlık konularının ve maddi tazminata konu herbir zarar kalemlerinin kuruşlandırılması yoluna gidilerek bu eksikliğin giderilmesine de tevessül edilmemiştir. Bu bakımdan somut olayda, dava dilekçesindeki talep sonucuna ilişkin zorunlu unsurların bulunmadığı düşünülerek davacı tarafa bu yöndeki eksikliğin giderilmesi amacıyla yazılı biçimde süre verilmesi ve verilen kesin sürede iddiaya konu eksiliğin giderilmediğinden bahisle davanın HMK 119/2. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesi Dairemizce HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile ileri sürdükleri deliller toplanıp değerlendirilerek işin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi içn dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.05.2025 tarih 2025/355 esas, 2025/347 karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, 5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18.09.2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1996, K. 2025/1996, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1996-e-2025-1996-k-6cc0f12cab80