İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/111 E. 2026/120 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/111
- Karar No
- 2026/120
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/111 KARAR NO : 2026/120
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2026 KARAR TARİHİ : 10/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 09/02/2026 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 09/02/2026 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında, Elazığ .... Noterliğinin 12/06/2025 tarih ve .... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile .... plakalı, ..., 2023 model aracın satışı hususunda anlaşma sağlandığını, sözleşmede satış bedelinin 5.610.000,00 TL olarak belirlendiğini, davalının satış bedeline mahsuben 11/06/2025 tarihinde 2.000.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak kalan 3.610.000,00 TL bakiye bedeli ödemediğini, yapılan kısmi ödemenin banka dekontu ile sabit olduğunu, müvekkili tarafından bakiye satış bedelinin ödenmesi amacıyla Ankara ... Noterliğinin 01/07/2025 tarih ve .... numaralı ihtarnamesi ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin bakiye 3.610.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Dairesinin .... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının ise herhangi bir hukuki ve fiilî dayanağı bulunmaksızın borca ve takibe itiraz ettiğini, alacağın dayanağının noterlikçe düzenlenmiş araç satış sözleşmesi olup satış bedeli ile ödenen kısmın açıkça belirli, bakiye alacağın likit ve muaccel olduğunu, davalının itirazının yalnızca takibi sürüncemede bırakmaya yönelik bulunduğunu belirterek davalının Bakırköy .... İcra Dairesinin .... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davalının mal kaçırma riskine binaen alacağın teminat altına alınması amacıyla teminatsız, mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili için girişilen icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava sayılacağı düzenlenmiş, 5. maddesinde ise ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlenmiş; asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu hüküm altına alınmıştır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin (l) bendinde “Tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” olarak tanımlanmış; aynı Kanun’un 83. maddesinin ikinci fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” hükmüne yer verilmek suretiyle tüketici işlemi niteliği taşıyan uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Yine aynı Kanun’un 73. maddesinin birinci fıkrasında “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” denilmek suretiyle tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda görevli mahkemenin belirlenebilmesi için öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği değerlendirilmiştir. Davacı tarafın bir limited şirket olduğu, dava dilekçesinde dayanak yapılan aracın noterlikçe düzenlenmiş araç satış sözleşmesi kapsamında satıldığı, davalının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi içeriği ve dosya kapsamı itibarıyla, davalının aracı ticari veya mesleki amaçla edindiğine dair açık bir olgu ya da iddia bulunmadığı; buna karşılık davacı tarafın ticari/mesleki amaçla hareket eden satıcı konumunda olduğu, davalının ise tüketici sıfatıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir. Bu hâliyle taraflar arasındaki araç satışına ilişkin sözleşmenin 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu, uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı ve bu sebeple görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Göreve ilişkin usul kuralları HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olup, dava şartları kamu düzeninden olduğundan mahkememizce re’sen gözetilmesi gerekir. Dava şartı yokluğu hâlinde HMK’nın 115/2. maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.10/02/2026
Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."