İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/945 E. 2026/387 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/945
Karar No
2026/387
Karar Tarihi

T.C. ............. 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/945 Esas - 2026/387

T.C. ............. 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/945 Esas KARAR NO : 2026/387

........................... ............................... ..................................... .......................................... .............................................. .................................................... ....................................................... DAVA : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2025 KARAR TARİHİ : 04/05/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; işbu davaya konu icra takibi davalı tarafça müvekkilleri aleyhine ............ 13. İcra Dosyası 2025/8875 Esas sayılı dosya ile ............ seri numaralı, 30.07.2025 keşide tarihli ve 1.000.000-TL bedelli çeke dayalı olarak ikame edildiğini, nitekim takibe konu edilen çeklerin müvekkilleri tarafından zayi edilmesi nedeniyle ............. 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/530 Esas sayılı dosyasının 16.07.2025 tarihli kararı ile çekler üzerine tedbir konularak ödemesinin durdurulduğunu, davalının bu karara rağmen çeki icra takibine koyduğunu ve takibin devamı kapsamında müvekkilinin banka hesaplarına haciz konulmasını sağladığını, müvekkilinin ticari faaliyetleri için hayati önem taşıyan banka hesaplarında bulunan paraların haksız ve hukuka aykırı şekilde bloke edildiğini, müvekkilinin davalıyı tanımadığını ve aralarında hiçbir ilişkinin bulunmadığından borcunun bulunmadığını, tedbir taleplerinin yalnızca bir ihtiyati koruma talebi değil, devam eden hukuki sürecin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi, müvekkillerinin telafisi güç zararlardan korunması ve mahkeme kararlarının etkili şekilde uygulanabilmesi için zorunlu olan bir tedbir talebi olduğunu, mevcut tedbir kararının ihlal edilmesi nedeniyle icra takibi işlemeye devam ettiği sürece müvekkilleri hakkında haciz, hesap bloke, menkul–gayrimenkul işlemlerinin kısıtlanması, kredi sicilinin bozulması gibi telafisi zor ve hatta imkânsız zararların doğacağını, bu zararların para ile telafi edilemeyecek nitelikte olduğunu, çünkü ticari itibarı zedelenen bir tacirin bu zararı sonradan giderilemeyeceğini beyan ederek; müvekkillerinin elinden rızası dışında çıkan çekin sahte olarak düzenlenmiş bir ticaret vasıtasıyla ciro silsileleri oluşturularak davalının eline geçtiğinden dolayı istirdat talebimizin kabulüne ve davalının elinde bulunan çekin taraflarına iadesi ile ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve ödeme yasağı talep etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin ............ Mahkemeleri olduğu, davacıların dava açmakta hukuki yararının olmadığını, dava hakkının kötüye kullanıldığını, dava konusu çekin, .............. Grup Ltd. Şti. tarafından, aynı şirketin ortağı ve yetkilisi olan davacı ..............'e keşide edildiğini, bir şirketin, piyasada tedavüle sokmak amacıyla, borçtan kurtulma senaryoları dışında, kendi yetkilisine bu denli yüksek meblağlı bir çek düzenlemesi için makul ve meşru hiçbir ticari gerekçe olmadığını, bu muvazaalı işlemin tek amacının çekin ileride ciro edileceği kişiler tarafından takibe konulması halinde, lehtar konumundaki şirket yetkilisinin "çeki ben kaybettim" iddiasıyla bir istirdat davası açabilmesi için zemin hazırlamakta olduğunu, bunu sadece müvekkile karşı değil birden çok kişi hakkında da uyguladığını, davacıların “zayi/çalınma” iddiası ise tamamen soyut olup hiçbir somut delille desteklenmediğini, böyle bir iddia mevcut ise dahi, davacıların savcılığa yapılmış bir suç duyurusu, kolluk başvurusu, kayıp tutanağı veya benzeri resmi kayıt sunması beklenildiğini, ancak davacı tarafın dilekçesinde bu yönde tek bir delil bulunmadığı gibi, çekin gerçekten çalındığına/kaybolduğuna ilişkin objektif bir belirti dahi ortaya konulamadığını, bu durumun, davacıların zayi iddiasını gerçekte “çekin karşılıksız çıkmasına bağlı sorumluluklardan kurtulma” amacıyla ileri sürdüklerini göstermekte olduğunu, davacı .............. GRUP yönünden ayrıca ciddi bir taraf sıfatı (husumet) sorunu bulunduğunu, zira dava konusu çekin keşidecisi .............. GRUP olup, lehtar kısmında şirket yetkilisi ..............'in yazılı olduğunu, ticari hayatta bir şirketin, kendi yetkilisine çek keşide etmesinin olağan akışa aykırı olduğunu, bu şekilde bir düzenleme yapılmasının, yalnızca “zayi davası / ödeme yasağı” süreçlerine zemin oluşturma amacı taşıdığı yönünde kuvvetli emareler mevcut olduğunu, nitekim somut olayda zayi/tedbir sürecini .............. GRUP değil, ..............'in yürüttüğünü, işbu davayı da birlikte ikame ettiğini, kaldı ki, davacı ..............’in süresinde icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesinden sonra kötü niyetli biçimde istirdat iddiası ileri sürülmesi, davanın amacının “kesinleşmiş takip sonuçlarını bertaraf etmek” olduğunu gösterdiğini, bu nedenle, dürüstlük kuralına aykırı ve danışıklı bir eyleme dayanan işbu davanın, öncelikle husumet ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin çok sayıda ciro görmüş bir çeki devralan, kanunen korunan iyi niyetli hamil olduğunu, müvekkili ................ Demir San. Ve Tic. Ltd. Şti. dava konusu çeki ............. ve ticari işletmesi ile yürütmüş olduğu gerçek ticari ilişki kapsamında, bedel karşılığında ve iyi niyetle iktisap ettiğini, bu ticarete ilişkin faturalar, teslim belgeleri ve cari hesap kayıtlarının mevcut olduğunu, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtları incelendiğinde çekin, tamamen ticari bir ilişkinin karşılığı olarak müvekkil tarafından alındığının açıkça ortaya çıkacağını, öte yandan, çek üzerinde müvekkilden önce çok sayıda ciro bulunduğunu, çek arka yüzündeki ciro silsilesi dikkate alındığında, çekin piyasada el değiştirdiği, davacıların “rızamız dışında elimizden çıktı” şeklindeki soyut iddiasının çeki kötü niyetle elinde bulunduran bir kişi tarafından değil, olağan ticari dolaşım içinde hamiline ulaştığı anlaşılacağını, müvekkili kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyeti ve güven ilkesi kapsamında korunması gereken iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, müvekkili şirketin iyi niyetli hamil olduğu iddiası soyut bir beyan değil, dosyaya sunulan çek suretiyle de sabit, somut bir gerçek olduğunu, taraflarına ibraz edilen çek suretinden de açıkça görüleceği üzere, çekin lehtar .............. tarafından ciro edildikten sonra, müvekkiline ulaşana kadar pek çok farklı tüccarın elinden geçtiğini, çekin bu denli çok sayıda ve birbirinden bağımsız kişi arasında tedavül etmesi, onun ticari hayatta sorunsuzca dolaşımda olan muteber bir kambiyo senedi olduğunun en güçlü ispatı olduğunu, müvekkili şirket, bu kadar çok ciro görmüş bir çeki, son ciranta olan muteber bir tacir olan .............'dan ve şirketinden gerçek bir ticari ilişkiye (mal alımı) istinaden, fatura karşılığında devraldığını, ciranta .............., aleyhine yürütülen icra takibinde yasal süresi içinde imzaya itiraz etmeyerek, hem cironun kendisine ait olduğunu hem de borcun varlığını zımnen kabul ettiğini, bu durumun, mevcut davadaki iddialarıyla taban tabana zıt olduğunu ve hakkın kötüye kullanıldığını gösteren bir başka delil olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde yer alan “naylon fatura / sahte ticaret” iddiaları da hiçbir somut veriye dayanmayan, ispatsız ve müvekkili zan altında bırakmaya yönelik beyanlardan ibaret olduğunu, müvekkili şirket, yıllardır faaliyet gösteren kurumsal bir şirket olup, dava konusu çeki gerçek ticaret nedeniyle edindiğini, buna rağmen müvekkiline yöneltilen soyut isnatlar nedeniyle ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunma hakkı saklı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, davacıların zayi/ödeme yasağı iddiaları, müvekkilin kambiyo alacağını ortadan kaldırmayacağını, davacıların iddialarının soyut ve çelişkili olduğunu, dava şartları ve esasa ilişkin hukuki sebepler yönünden davanın reddi gerektiğini, tüm bu sebeplerle yetki itirazlarının kabulüne, öncelikle, davacıların aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından, davanın HMK m. 114 ve 115 uyarınca dava şartı yokluğu ve husumet nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise, haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davacıların kötü niyeti sabit olduğundan, İİK m. 72/5 gereğince, takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına müştereken ve müteselsilen mahkum edilmelerine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilafın; davacıların keşidecisi ve lehtarı olduğu çekin, TTK 792. Maddesi uyarınca istirdat isteminin yerinde olup olmadığı, davalının kötü niyetli, ağır kusurlu olup olmadığı, davalının kötü niyet tazminatı isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. ............. 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/530 Esas sayılı yazı cevapları ............ 13. İcra Dosyası 2025/8875 Esas sayılı dosyası dosya kapsamına alınmıştır. Davacıların keşideci ve lehtar ciranta olduğu , zayi sebebi ile çek iptali davası açtığı ve de yargılama esnasında davalı tarafından ibraz edilen 7750404 seri numaralı, 30.07.2025 keşide tarihli ve 1.000.000-TL bedelli çekin davalı lehtar tarafından takibe konu edildiği görülmekle; 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesiyle, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamilin ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olacağı hüküm altına alınmıştır. Belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Davacıların davalı ile hukuki ilişkilerinin olmadığı ,davalının sahte ciro silsileleri ile çeki iktisap ettiği iddiası dışında illetten mücerret ve ciro silsilesi düzgün çeki , davalının çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ispat edemediği anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 732,00-TL olduğundan peşin olarak alınan 17.077,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.345,50-TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.700,00-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 4-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 156.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............. Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/05/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/945, K. 2026/387, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-945-e-2026-387-k-96f2aa2013ec