İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/920 E. 2026/32 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/920
- Karar No
- 2026/32
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/920 Esas KARAR NO : 2026/32
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 25/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu tarafından kaçak elektrik kullanımı yapıldığını, davalı tarafça yapılan kaçak kullanımlar ile ilgili müvekkili kurumca ekte sunulan kaçak elektrik tespit tutanağı/tutanakları tanzim edildiğini ve bu tutanağa/tutanaklara istinaden fatura/faturalar düzenlendiğini, davalının açık bir kötü niyetle haksız eylem sergileyerek kaçak elektrik kullanarak aynı zamanda Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu da işlediğini, son ödeme tarihinde bahsi geçen faturaların davalı tarafça ödenmemesi üzerine Müvekkili şirketçe Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, davalı tarafça icra takibine konu ödeme emirlerine haksız ve dayanaksız şekilde itiraz edildiğini, davalının icra takibine haksız ve dayanaksız itirazı üzerine takibin durduğunu, duran takibin devamını sağlamak üzere davanın açıldığını, yargılamalar başlayıp sonlanıncaya kadar borçluların kaçak elektrik kullanımı yaptıktan sonra üzerlerine kayıtlı bulunan malvarlıklarını devretme, alacaklısından mal kaçırma gibi yollara başvurmakta olduğunu, bu esnada bir ihtiyati haciz işlemi tesis edilmediğinde, alacaklı müvekkili kurumun alacağını tahsil etme imkanının imkânsız hale geldiğini, bu nedenle dava konusu asıl alacak bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulü ile davalının Bakırköy .... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkâr tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi bulunmamaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...... 'ün İTO kaydının bulunmadığı ve tacir olmadığı görülmüştür. Davalının tacir olmadığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Kaçak elektrik kullanılan yerin işyeri olmasının Mahkemenin görevine bir etkisi bulunmamaktadır. "... Dosya kapsamı ve ticaret sicil ve vergi müdürlüğü yazı cevabına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, kaçak elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davalıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı; uyuşmazlık konusunun işyerinde kaçak olarak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle tahakkuk ettirilen elektrik bedelinden kaynaklandığı, davalının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir..." İstanbul BAM ..... Hukuk Dairesi, 19.03.2025 Tarih, ..... Esas, ..... Karar. Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere mazeretli davacı vekilinin yokluğunda davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/01/2026 Katip..... ¸e-imza Hakim ....