İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/987 E. 2026/14 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/987
- Karar No
- 2026/14
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/987 Esas KARAR NO : 2026/14
DAVA : Tazminat (Uluslar Arası Hava Taşımacılğı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 16/10/2025 KARAR TARİHİ : 13/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Uluslar Arası Hava Taşımacılğı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ..... adlı kişiyle aralarında alacağın devri sözleşmesi yapmış olup bu sözleşmeye dayanarak ....... adlı kişinin alacaklarını takip etme hakkına sahip olduğunu, .......'un, davalı ..... A.Ş.'den 26.11.2024 tarihinde saat 21:35'te kalkması planlanan .... sefer sayılı Manila – İstanbul uçuşuna rezervasyon yaptırmış ve onaylanmış bir e-bilet (no: TK ....) düzenlenmiş olduğunu, ancak, söz konusu uçuşun, davalı .... tarafından "teknik sebeplerle" iptal edilmiş olduğunu, uçuşun iptali sonucunda, .......'un 27.11.2024 tarihinde saat 21:10'da başka bir uçuş ile İstanbul'a, ardından 28.11.2024 tarihinde ise İstanbul – Stockholm uçuşu ile Arlanda Havalimanı'na varmak zorunda kalmış olduğunu, bu durum neticesinde, .......'un planlanan varış süresi ile gerçekleşen varış süresi arasında en az 24 saatlik ciddi bir gecikme meydana gelmiş olduğunu, bu gecikmenin, .......'un seyahat planlarını altüst etmiş, program aksamasına ve önemli zaman kaybına neden olarak .......'ı mağdur etmiş olduğunu, davalı ..... 'nın bu eylemi, Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik (SHY-YOLCU) ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca hukuka aykırı olduğunu ve davalının tazminat sorumluluğunu doğurmakta olduğunu, müvekkili şirket davalıya konuyla ilgili mağduriyetini belirtmiş olsa da olumsuz cevap almış olduğunu, SHY-YOLCU Yönetmeliği'nin "Uçuşların İptali" başlıklı 6. maddesi ve "Tazminat Hakkı" başlıklı 8. maddesi uyarınca, uçuş iptali durumunda yolculara belirli mesafeler için tazminat ödenmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin Manila – İstanbul uçuşu, 3500 kilometreden daha uzun bir mesafe olduğu için, Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 600 EUR tazminat hakkı bulunduğunu, davalı, uçuş iptalinin "teknik sebeplerle" gerçekleştiğini belirtmiş olsa da, Yönetmeliğin 6. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, tüm tedbirleri almasına rağmen olağanüstü hallerin iptale neden olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün davalıya ait olduğunu, Yargıtay içtihatlarının da teknik arızaların genellikle taşıyıcının sorumluluğunda olduğunu ve olağanüstü hal olarak kabul edilmediğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 908. maddesinin, yolcu taşımacılığında gecikmeden doğan zararları düzenlemekte olduğunu, bu maddeye göre, hareketin yolcudan katlanması istenemeyecek bir süre gecikmesi halinde, yolcunun gecikmeden doğan zararının tazminini dava edebileceğini, hatta, gecikme nedeniyle doğmuş herhangi bir zarar ispat edilemese bile mahkemece bilet parasının üç misli tazminata karar verilebileceğinin hükme bağlanmış olduğunu, müvekkilinin yaşadığı 24 saatlik gecikmenin, "yolcudan katlanması istenemeyecek bir süre" olduğunu, .......'ın veya müvekkili şirketin, uçuş iptali ve gecikme nedeniyle sadece zaman kaybı ve program aksaması yaşamakla kalmamış, aynı zamanda ek maddi giderlere de katlanmak zorunda kalmış olduğunu, uçuş iptali nedeniyle ortaya çıkan Göteborg – Stockholm – Arlanda – Göteborg güzergâhında kullanılan tren biletleri için 35,59 EUR tutarında ek ulaşım gideri oluştuğunu, bu harcamaya ilişkin bilet örnekleri ve dekontların dilekçe ekinde sunulmuş olduğunu, tüm görüşmelere rağmen davalı ....., müvekkili .......'ın bu mağduriyetine karşılık herhangi bir tazminat ödememiş olup ortaya çıkan ek ulaşım giderlerini de iade etmemiş olduğunu, bunun üzerine taraflarınca zorunlu arabulucuk sürecine başvurulmuş, yapılan görüşme neticesinde 23.07.2025 tarihinde anlaşmama olarak tutulan son tutanakla dosyanın kapatılmış olduğunu beyanla; 26.11.2024 tarihli ..... sefer sayılı uçuşun iptali nedeniyle Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik (SHY-YOLCU) ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca başvuru sahibi müvekkili adına 600 EUR tazminatın, ulaşımda yaşanan değişiklik sebebiyle yapılan 35,59 EUR tutarındaki tren bileti masrafının iadesine, toplam 635,59 EUR (30.508,32TL) tutarındaki maddi zararın Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, tazminat talebine dayanak olarak gösterilen alacağın devri sözleşmesinin kamu düzenine aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacının resmi web sitesi incelendiğinde, hava yolu seferlerinde yaşanan gecikme yada iptal durumunda ilgili düzenlemelerden doğan tazminatları belli bir ücret karşılığı yolcu adına tahsil eden yabancı menşeli bir firma olduğunun anlaşılmakta olduğunu, davacı şirketin yolcuların tazminat haklarını belli bir komisyon karşılığı tahsil eden aracı bir kurum olup, bu durumun kamu düzenine ve Avukatlık Kanunu'na aykırılık teşkil etmekte olduğunu, öncelikle davacının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle işbu iptal davasının reddi gerektiğini, dava dışı bir firma tarafından ikame edilen emsal bir başka ..... kararının iptali davasında, Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi'nin 08.07.24 tarihli ..... sayılı karar ile davacının Avukatlık Kanunu m. 35 ve TMK m. 2 gereğince, temlik hakkının açıkça kötüye kullanıldığına kanaat getirilerek HMK m. 114/1-d uyarınca davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine, ..... kararının onanmasına karar verilmiş olduğunu, emsal kararı ekte sunuyor olduklarını, ilgili kararın gerekçesinin; "Somut olaya ilişkin yapılan temlik incelendiğinde: Davacı şirketin Avrupa genelinde faaliyet gösteren ve uçuşlardaki aksamalardan kaynaklanan tazminat alacaklarını temlik alarak ileride kazanılacak tazminatın belirli bir yüzdesini ücret olarak alıp kalanını yolculara ödeyen bir şirket olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce edinilen vicdani kanaate göre somut olayda davacı şirketin 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 35. Maddesinde düzenlenen hükmü "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" kuralına aykırı düşecek şekilde 6098 sayılı yasanın 183 vd. Maddelerinde düzenlenen "Alacağın Devri" hükümleri ile devre dışı bırakmaya çalıştığı kanaat edilmiş olup; avukat olmayan kimselerin işin belirli bir yüzdesi karşılığında müşterilerden alacak/tazminat dava haklarını temlik alarak işleri bizzat mahkemelerde takip etme yolu açacak bu yolun hukuk düzeni tarafından korunması beklenemez.Davacının dava dışı tüketiciden temlik aldığını iddia ettiği "tazminat alacağına" ilişkin Tüketici Hakem Heyetine başvurduğu, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. Maddesinde düzenlenen "bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü uyarınca "Alacağın Devri"nin geçerli olmadığı, böylece davacı/başvurucunun 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d uyarınca taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmış olup davaya konu ..... kararın yerinde olduğu kanaati ile açılan davanın reddine, ..... kararının onanmasına..." şeklinde olduğunu, emsal karar gerekçesinde de izah edildiği üzere, dava dışı yolcular ile davacı arasında geçerli bir alacağın devri sözleşmesinden bahsedilemeyecek olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için yukarıda arz edilen kamu düzenine yönelik şartların sağlandığı düşünülse dahi; davacı şirket ve dava dışı yolcu arasında geçerli bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, davacı vekilinin, müvekkilinin dava dışı yolcu ile alacağın devri sözleşmesi yaptığını beyan etmekte, ancak temlik sözlemesinin dosyaya sunulmamış olduğunu, ayrıca bildikleri kadarıyla yolcu tarafından davacı şirkete verilen bir temlik söz konusu olmadığını, bu konuda yolcu tarafından taraflarına bilgi de verilmemiş olduğunu, bu nedenle davacı ile yolcu arasında yapılan temlik sözleşmesinin aslını davacı kurumdan celbini talep ediyor olduklarını, herhalde davacının alacağın devri sözleşmesine istinaden tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, zira var olmayan bir alacak hakkının devredilmesi söz konusu olamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için iddia olunan alacağın devri sözleşmesinin geçerli olduğu düşünülse dahi Yönetmelik ve mevzuat hükümleri uyarınca dava dışı yolcu iddia edilen tazminata hak kazanamadığından dava taleplerinin mesnetsiz olduğunu, ulusal ve uluslarası sivil havacılık ilgili düzenlemeleri uyarınca yolculara tanınan haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar niteliğinde olduğundan 3. kişiye devir veya temlik edilemeyeceklerini, nitekim müvekkili Ortaklık resmi web sitesinde yayınlanan ve bilet satın alma anında yolcular tarafından kabul edilen Yolcu ve Bagaj Taşıma Genel Şartları ("Taşıma Şartları") 3.1.3 maddesi kapsamında; "Bilet, Bilete bağlı her türlü hak ve Yolcu ile Taşıyıcı arasındaki taşıma sözleşmesinden doğan tüm hak ve yükümlülükler devredilemez." düzenlemesi yer aldığını, ilgili madde uyarınca bilet üzerinde yolcu olarak gözüken kişinin seyahatini bir başkasını devredemeyeceği gibi biletten kaynaklı hakları da devir ve temlik edemeyecek olduğunu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan; Yolcu Hakları Değerlendirme ve Uygulama Esasları Genelgesi-2023, m. 1.1. ğ bendi uyarınca; "Başvuru, bizzat yolcunun kendisi ya da geçerli (noter, apostil) vekâleti olan vekili tarafından yapılır. Vekâlet ile ilgili belge ve bilgiler ıslak imza ile Genel Müdürlüğümüze sunulur, aksi takdirde başvuru geçersiz sayılır ve incelenmez." aynı yönde Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... nolu 24.01.2023 tarihli kararında; "Borç ilişkisinde ifayı talep yetkisinin alacaklıya ait olduğu, gereği gibi ifa edilmemesi halinde meydana gelen zararı talep yetkisinin de alacaklıya ait olacağı, uçağa alınmayan yolcuların davalıya karşı ifayı talep hakkı olup olmadığının ancak sözleşmenin tarafı olan yolcular tarafından açılmış bir davada tartışılabileceği, davacı şirketin Yönetim Kurulu üyesi olan dava dışı (yolcu) .........'nin uyuşmazlığın tarafı olduğu" gerekçesiyle, davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olduğunu, emsal karardaki davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul BAM ...... HD ..... E. ..... K. Sayılı kararı ile; taşıma sözleşmesinin, davacı şirketçe (yolcu) .........'yi temsilen yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi sözleşmenin hüküm ve sonuçları temsil olunan üzerinde gerçekleşeceği, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan haklar ancak sözleşmenin tarafı olan (yolcu) ......... tarafından ileri sürülebileceği, dolayısıyla sözleşmenin tarafının uğradığı zararların tazmini için davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin yerinde olduğu kanaatiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiş olduğunu, dosya konusu uyuşmazlıkta da, tazminat talebine konu biletlerin ayrı ayrı dava dışı yolcular adına düzenlenmiş olduğunu, HMK m. 50 vd. ile yukarıda gerekçelerine yer verilen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ve İstanbul BAM ..... HD kararı uyarınca, herhalde davacının işbu davayı ikame etmekte aktif husumet ehliyeti olmadığını, davacı şirketin Türkiye'de merkezi bulunmayan yabancı bir tüzel kişilik olduğunu, yargılama giderleri ile olası vekalet ücretlerinin teminatının sağlanması amacıyla 5718 sayılı yasanın (MÖHUK) 48. maddesi uyarınca davacıdan teminat alınmasını talep ediyor olduklarını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 84.maddesinin gerekçesinde de yabancıların dava açması halinde MÖHUK’un işlerlik kazanacağının belirtilmiş olduğunu, bununla birlikte, Hukuk Usulüne Dair 1 Mart 1954 tarihli La Haye Sözleşmesi 17.Madde uyarınca; "Akit Devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir Devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan Akit bir Devletin vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgah veya meskenleri bulunmaması sebebiyle, ne isim altında olursa olsun, herhangi bir teminat veya depozito istenemez." Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 02.07.2013 tarihli ve 11.02.2016 tarihli 2 kararında, 1954 tarihli Sözleşmenin 17. maddesinde öngörülen teminat muafiyetinin sadece gerçek kişiler bakımından geçerli olduğu ve tüzel kişilerin bu muafiyetten yararlanamayacağı yönünde karar verilmiş olduğunu, Yargıtay'ın bu kararlarında, 1954 tarihli Sözleşme’nin yerine geçmek üzere hazırlanan 1980 tarihli Adalete Uluslararası Erişim Hakkında La Haye Sözleşmesi’nin 14. maddesinde özellikle tüzel kişilerin de bu kapsamda olduğunun belirtilmiş olmasını gerekçe olarak göstermiş, 1980 tarihli Sözleşme’de tüzel kişi ifadesinin bulunmasını 1954 tarihli Sözleşme’de bulunmadığı şeklinde yorumlamış olduğunu, Türkiye'nin ise 1980 tarihli Adalete Uluslararası Erişim Hakkında La Haye Sözleşmesi'ne taraf olmadığını, bu nedenle tüzel kişilerin teminattan muafiyeti söz konusu olmadığını, huzurdaki davanın dava şartı eksikliği sebebiyle reddi gerektiğini, dava dışı ....... adına, 04.11.2024 tarihli Stockholm-İstanbul-Manila parkurlu gidiş ve 26.11.2024 tarihli Manila-İstanbul-Stockholm parkurlu dönüş seferleri için seyahat acentesi aracılığıyla düzenlenmiş .... numaralı bilet kayıtları tespit edilmiş olduğunu, 26.11.2024 Tarihli Manila-İstanbul seferinde yaşanan aksaklık sebebi ile yolculara müşteri memnuniyeti kapsamında ücretsiz rezervasyon değişikliği yapabilecekleri veya kesintisiz bilet ücret iadesi alabilecekleri bilgisi verilmiş olduğunu, yolucunun, rezervasyon değişikliği seçeneğini tercih etmiş olup bu kapsamda değişiklik ücreti ödemeden 27.11.2024 tarihli TK6888 sayılı Manila-İstanbul ve 28.11.2024 tarihli TK1793 parkurlu uçuşlara katılarak seyahatini tamamlamış olduğunu, SHY-Yolcu Yönetmeliğinin 6. ve 9. maddeleri uyarınca dava dışı yolcuya ücretsiz olarak bilet değişikliği imkanı ve ikram hizmeti sağlanmış olup müvekkili ortaklık, yasal düzenleme uyarınca sorumluluğunu yerine getirmiş olduğundan mezkur yönetmeliğin 6. ve 9. maddeleri uyarınca dava dışı yolcuya herhangi bir tazminat hakkı bulunmadığını, SHY-YOLCU yönetmeliğinin Uçuşların iptali başlıklı 6. Maddesine göre; "(1) Bir uçuşun iptal edilmesi durumunda uçuşu icra eden hava taşıma işletmesinin; ilgili yolculara, 9. madde hükümlerine uygun olarak yardım teklif eder. Mezkur yönetmeliğin geri ödeme veya güzergah değişikliği hakkı başlıklı 9. maddesine göre; (1) Bu maddeye atıfta bulunulan hallerde, yolculara aşağıdaki seçenekler arasında tercih yapma hakkı verilir: b) Benzer taşıma şartları altında, en erken fırsatta son varış yerine güzergah değişikliğinin sağlanması" şeklinde olduğunu, 26.11.2024 tarihli Manila-İstanbul parkurlu uçuşta havacılık otoritelerince yayımlanan notam nedeniyle aksaklık yaşanmış olup davanın esastan reddi gerektiğini, dava konusu ihtilafta müvekkili ortaklığın hiçbir kusuru olmayıp kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olduğunu, müvekkili Ortaklığın SHY Yolcu Yönetmeliğinin 6/4 maddesi hükümlerine göre tazminat ödeme borcundan muaf olduğunu, işbu durumun Anayasa’nın 90. maddesine göre kanun hükmünde olan Montreal Protokolü'nde de benzer şekilde düzenlenmiş olduğunu, Montreal Protokol'ünün 19. Maddesine göre: “Taşıyıcı; yolcuların, bagaj ve kargonun hava yoluyla taşınmasındaki gecikmelerde meydana gelen hasardan sorumludur. Bununla birlikte taşıyıcı, eğer kendisinin ya da çalışanlarının ve acentesinin hasardan kaçınmak için gerekli kılınabilecek bütün önlemleri aldıklarını veya kendisi ya da çalışanları ve acentaları için bu tedbirleri almanın olanaksız olduğunu ispatlarsa, gecikmeden kaynaklanan hasar için sorumlu olmayacaktır.” şeklinde olduğunu, yolcuların, bagaj ve kargonun hava yoluyla taşınmasındaki gecikmeden taşıyıcıyı sorumlu tutan protokol maddesini bir sonraki cümlede ise bunun istisnasını belirlemiş olduğunu, buna göre taşıyıcının, zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduğunu veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa, sorumlu olmayacağını, müvekkili Ortaklığın yolcuya kesintisiz bilet ücret iadesi ve/veya ücretsiz parkur/rezervasyon değişim hakkı tanıyarak üzerine düşen sorumluluğu SHY Yolcu Hakları Yönetmeliğine göre yerine getirmiş olup yolcuya ödenmesi gereken bir ücret bulunmadığını, müvekkili Ortaklığın ayrıca müşteri memnuniyeti kapsamında yolculara ikram hizmeti de sağlamış olduğunu beyanla; ayrıca delil sunma ve beyanda bulunma hakları saklı kalmak üzere davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı tarafından gerçekleştirilmesi gerekli uçuşun iptali nedeniyle yaşanan gecikme ve maddi zararlar kapsamında ulaşım masraflarının iadesi ve maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için mutlak ticari davalardan olması ya da tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda Mahkememizce yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin alacağın devri hükümleri uyarınca dava dışı gerçek kişiden devraldığı uçuş haklarından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirketin alacağı devraldığı kişi gerçek kişidir. Davacı şirket işbu davayı dava dışı gerçek kişiden devralmış olduğu uçuş haklarının iptalinden kaynaklı tazminat talebi ile işbu davayı açmış olduğundan mutlak ticari dava olduğu kabul edilemez. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı maddesinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Bu durumda davacı tarafın talep ettiği işlemin niteliği nazara alındığında bir tüketici işleminin söz konusu olduğu ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi .... Esas-... Karar Sayılı ilamı ), taraflardan birinin hava yolu işletmecisi olmasının iş bu davayı mutlak veya nispi ticari dava haline getirmeyeceği, talebin tüketici işlemi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığından görevsizlik karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/01/2026
Katip ..... Hakim ..... ¸e-imzalıdır