İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/898 E. 2025/1040 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/898
- Karar No
- 2025/1040
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/898 Esas KARAR NO : 2025/1040
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 04/06/2024 KARAR TARİHİ : 26/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosyasına vaki itirazın 120.065,74-TL asıl alacak açısından iptali ile takibin 10.11.2023 tarihinden itibaren alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.10.2023 tarihinde, maliki ..... ve sürücüsü ....... olan ..... plakalı aracın % 100 kusurlu kaza neticesinde, .... Sigorta A.Ş. tarafından ......numaralı hasar dosyası ile kazada zarar gören araç malikine 240.065,74 TL tazminat ödendiğini, ..... plakalı aracın trafik sigortasından 120.000,00-TL tahsil edilmiş olup trafik sigortası teminat limitini aşan 120.065,74 TL tazminatı davalıya rücu etmek için dava açtıklarını, davalıya Çerkezköy İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Çerkezköy İcra Dairesi ..... E. sayılı dosyasına vaki itirazın 120.065,74-TL alacak açısından iptali ile takibin 10.11.2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiz ile birlikte devamına, işbu dava ile derdest durumda bulunan Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi ..... Esas sayılı dava dosyası arasında bağlantı bulunmakta olup HMK.166/1 gereğince iki davanın birleştirilmesine, davalının en az %20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; sigorta şirketinin sigortalısına ödediği tazminat nedeniyle halefiyete dayalı olarak kazanın diğer tarafının araç sürücüsü ve malikine karşı açtığı icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar karşılığında davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki icra takibinin sigorta şirketi davacının sigortalısına ödediği tazminatın halefiyete dayalı olarak kazanın diğer tarafı araç sürücüsü ve malikinden tahsili isteminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli .... Esas ve .... Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gereklidir. Davacı sigorta şirketi meydana gelen haksız fiil niteliğindeki trafik kazası sonucunda oluşan hasar sebebiyle ödemiş olduğu tazminatın halefiyet ilkelerine göre davalı diğer araç sürücüsü ve malikinden tahsilini talep etmekte olup davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası niteliğinde olduğu ve mutlak ticari davalardan olmadığı, yukarıda da belirtildiği üzere işbu davanın halefiyet ilkelerine göre açılmış olması sebebiyle sigorta davası olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Nispi ticari dava yönünden ise Mahkememizce davacının sigortalısı .....'ın tacir olup olmadığı araştırılmış ve incelenmiştir. Mahkememizce TTSG ilanlarından ve İTO'dan davacının sigortalısı .........'ın tacir olarak ticaret sicilde kaydının bulunup bulunmadığı sorgulanmış olup, sigortalı .........'ın tacir olarak ticaret sicilde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce davacının sigortalısı .........'ın UYAP sistemi üzerinden vergi kaydı sorgulanmış olup, herhangi bir işletme yönünden vergi kaydının bulunmadığı, sigortalı ......... üzerine kayıtlı bir işletmenin olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının sigortalısı ......... adına kayıtlı araç kayıtları sorgulandığında; aracın gayri ticari araç niteliğinde kayıtlı binek otomobil olduğu, aracın ticari bir araç olmadığı gibi, araç maliki sigortalı .........'ın 30.06.2017 doğumlu olduğu ve dava dilekçesinde sunulan belgelere göre özel gereksinimli çocuk raporu ile aracın davacının sigortalısı ......... adına kayıtlı olduğu, bu hususlar gözetildiğinde davacının sigortalısı .........'ın yaşı itibariyle ve doktor raporu gözetildiğinde tacir olmasının ve kendi adına ticari işletmesinin olmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde eldeki davanın her iki tarafı da tacir olan nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Ticari olmayan haksız fiilden kaynaklanan davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-Mahkememiz kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de BAKIRKÖY .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK 22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM .... HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY ..... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'nin tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 5-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 6-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/09/2025 Katip .... E¸
Hakim .....